6. bölüm · İntikam Oyunu
4.BÖLÜM:ASIL HESAPLAŞMA VE İKİ YARALI GÖLGESİZ
POYRAZ ATEŞ ERDEMİN AĞZINDAN;
Babamın adı masamın üzerinde duruyordu.
Bir dosyanın kapağında.
Soğuk, düz ve resmi.
Cemal Erdem.
İnsanlar bu ismi ya korkuyla fısıldardı ya da menfaat için yüksek sesle söylerdi.
Ben ise bu isimle büyüdüm.
Onun gölgesinde değil…
Onun bıraktığı boşlukta.
Babam bazı insanları incitmişti ama ablam Melteme ve bana geçerli sebepler sunardı
Düşmanındı
Öldürmesem o öldürecekti
Ben ailemizi korudum
Ben çocuklarımı korudum
Ama hangi adam türlü türlü cinayet işler sonra daha 14 yaşındaki oğlunu kendini korusun diye tanık olarak kullanırdı ki
Benim babam yapmıştı ona göre bu ailemizi korumaktı ablamda ben de buna inanıyorduk
Bize göre babam masum o ölenler hatalıydı
Babam sadece kendini ve bizi ailesini koruyordu
Babam hapisten çıkmıştı.
Ama dışarıda olması, özgür olduğu anlamına gelmiyordu.
Ondan intikam isteyenler vardı
İsimlerini öğrenmiştim kendilerine Gölgesizler diyolardı
Masadaki tableti elime aldım
DOSYA ADI:GÖLGESİZL
DURUM: VARLIKLARI DİĞRULANDI
LİDER:LARA DENİZ KOYAL
Lara Deniz Koyal
Bu ismi nerede duymuştum ben çok tanıdık geliyordu
İnternette arattım karşıma bir haber sitesi çıktı
Lara Deniz Koyal yine başardı genç savcı adaleti yine sağladı
Demek savcı ha işte bu ilginç ama benimle uğraşmaman gerektiğini öğrenmelisin Savcı hanım sanırım şimdilik bir uyarı yeterli olur
Biryerden numarasını bulup ona küçük bir uyarıda bulundum
"Benimle uğraşmayın savcı hanım sizin canınız yanar"
Bu Gölgesizker kimdi tam olarak bilmeden bile tek bildiğim şey onların kazanmasına izin vermeyecektim
LARA DENİZ KOYALİN AĞZINDAN;
"Benimle uğraşmayın savcı hanım sizin canınız yanar" geceden beri bu mesajı düşünüyordum bu bir tehdit mıydı yoksa uyarı mı bilmiyorum ama kimin gönderdiğini adım gibi biliyordum
Poyraz Ateş Erdem
Onun gönderdiğine adım gibi emindim beni korkutmaya çalışıyordu ama bilmiyordu ki artık benim canımı yakabilecek hiçbirşey yoktu
Sabah Merte mesajı gösterince kaşlarını çattı normalde soğukkanlı olurdu ama bu mesaj onun biraz paniklemesine neden olmuştu "Lara bak artık gerçekten çok daha dikkatli olmamız gerekiyor adam seni resmen açık açık tehdit etmiş"
"Etsin ne olacak ki benim kaybedecek hiç birşeyim yok artık Mert"
"Tehdit edildiğinin farkındasın umarım"
"Evet farkındayım ama bundan sana ne" dedim soğuk bir sertlikle
"Acaba kuzenim olduğun için endişelenmem normal değil mi"
"Merak etme başımın çaresine bakarım"
"İyi tamam"
Dün sabah olduğu gibi yine üçümüz adileyede dosyaları inceleyecektik
Dosyaları incelerken aniden telefonuma mesaj geldi
Yine aynı numara "Dikkatli ol savcı hanım ateşle oynayan bedeline katlanır"
Bu sefer cevap yazdım
"Benden ne istiyorsun"
Cevap gecikmeden geldi
"Cemal Erdem davasından vazgeç ve ondan uzak dur"
"Çok beklersin Gölgesizler vazgeçmez"
Mert, masanın diğer tarafından bakıyordu.
“Bu tehlikeli bir adım, Lara…” dedi.
“Poyraz Ateş Erdem… O sadece bir çocuk yaşta tanık olarak kullanıldı, ama şimdi… şimdi sistemin parçası. Çok tehlikeli.”
Elvan başını salladı gözkerinde her zamanki sertlik vardı "Zaten bunun olacağı belliydi tehlikeli olabilirler ama bizde öyleyiz"
Elvan’ın sözleri odada asılı kaldı.
Haklıydı tehlikelilerdi.
Ama bu bizi durdurmazdı.
"Diğerlerinden haber var mı?" diye sordum
Mert "Kader şu an holdingte olup bitenleri mesaj atıyor holdingte gerginlik var,Hisar Cemal Erdemin yanında son olarak Gece de evde olup bitenleri dinliyor"
"Yani herkes görev yerinde"
"Evet"
Telefon çaldı.
Bilinmeyen numaraydı.
Açtım.
“Bir arkadaşın bizde,” dedi tanıdık bir ses.
Poyraz.
“Ne saçmalıyorsun sen" dedim.
"Gece Günaldan bahsediyorum şu an elimizde"
"Ne istiyorsun Allah'ın belası"
“Basit,” dedi sakin bir tonla.
“Cemal Erdem’den uzak duracaksın.”
“Ya durmazsam?”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra tek bir cümle:
“Onu sana parça parça geri yollarım.”
Telefon kapandı.
Soğukkanlı davranmaya çalıştım "Mert Hisar ve Kadere haber ver,Geceyi alacağız"
"Nasıl daha nerede olduğunu bilmiyoruz bile"
"Gerekirse tüm Eskişehiri talan edeceğiz ama Geceyi bulacağız ona bir zarar gelmemeli"
Eğer Geceye birşey olursa o Poyraz Ateş Erdemi yaşatmazdım
"Eğer bu savaşın sonunda Geceye yada herhangi bir Gölgesize zarar gelirse..." Dedim içimden "Senin celladın olurum Poyraz Ateş Erdem"
GECE GÜNALIN AĞZINDAN;
Uyandığımda başım zonkluyordu bir süre ne olduğunu hatırlayamadım sonra yavaş yavaş hstırladım biri benim başıma vurmuştu sonra aldım darbeden dolayı gözüm kararmıştı
Şu an eski bir depodaydım soğuk rutubetli bir depo ellerim arkadan bağlıydı
Ağzım açıktı ama bağırmadım bağırmanın bir işe yaramayacağını biliyordum
"Uyanmışsın" dedi sert bir erkek sesi kim olduğunu biliyordum
Poyraz Ateş Erdem
"Benden ne istiyorsun" diye sorduğumda sesim düşündüğümden kısık çıkmıştı
"Merak etme seni öldürmeyeceğim sen sadece o Savcı hanımı buraya çekmem için yensin"
Laradan bahsediyordu
"Lara sizin tuzağınıza düşmez"
"Öyle mi ama çoktan düştü bile" deyip dışarı çıktı
Ellerimi zorladım açmaya çalıştım hayır benim yüzümden kimseye bir zarar gelmemeliydi ipleri biraz zorladıktan sonra ellerim serbest kaldı kurtulmuştum ama bu kolay kısımdı zor kısım buradan çıkmak olacak camdan dışarı baktım fazla yüksek değildi atlayabilirdim
İçeri bir adam girdi bu benim geçen gün bayıltığım adamdı
Aydın Karaslan
beni fark edince "Sen nasıl kurtuldun" birden bana yaklaşmaya çalışınca bileğini kavrayıp büktüm onu yere yatırıp kolunu çevirdim
Birden Çatırt sesi geldi galiba adamın kolunu kırmıştım adam acıyla bağırdı "AHHHH" elimle ağzını kapattım "diğer kolunu da kaybetmek istemiyorsan sus" belinden silahını alıp ensesine vurup onu bayıltım
Pencereye yöneldim dikkatle etrafa baktım kimse yoktu pencerenin pervazına tırmanıp aşağı atladım ah bileğim galiba bileğimi burktum ama umurumda değil en azından depodan çıktım
Ayağa kalktığımda bir ses duydum
"GECE" bu Laranın sesiydi beni bulmuşlardı geliyorlardı uzaktan gördüm onu Gölgesizler arkasaındaydı beni fark edince adımları hızlandı bende onlara gitmeye çalıştım koşamıyordum bileğim çok fena acıyordu toplayarak onlara gitmeye çalıştım
Sonra bir ses
Silah sesi
Ve sol tarafımda Keskin bir acı
Vurulmuştum
Yere yığılmadan önce son duyduğum ses
Hisarın sesiydi
"GECE"
Sonra sesler gitti gözlerim bulanıklaştı ne yani ölüm bu muydu ölüyor muydum şimdi
İçimden şunu düşündüm;
"Eğer ölüyorsam ölüm soğukmuş"
Ben Gece Günal kimse tarafından sevilmeyen taktir edilmeyen kız
Gölgesizlerin bir üyesi
Ve galiba benim için yolun sonu
Benim kaderim buymuş demek ki
Düşman kurşunuyla ölmek
Oysa ben daha yaşamak istiyordum
Ama anlaşılan benim için...
Bu kadarmış...
LARA DENİZ KOYALDEN;
Gece yerde kanlar içinde yatıyordu onun yanına gittiğimde konuşacak dernanım yoktu sanki o mutfak kspısında anne ,babasının uyuduğunu sanan Lara geri dönmüştü
"Gece..." Diye fısıldadım nabzını kontrol ettim "Nabzı atıyor ama çok zayıf"
Hisar hemen yanımıza geldi yere çöktü üstündeki siyah ceketi çıkarıp Gecenin yarasına bastırdı "hayır... hayır... hayır sakın sakın yapma bunu sen ölmeyeceksin sen yaşayacaksın yaşamak zorundasın duyuyor musun Gece sen ölürsen..." yutkundu "Hayır hayır ölmeyeceksin hayır izin vermeyeceğim ölmeyeceksin!" Diye haykırdı gözleri hep sert bakan kız duygusunu saklayan kız şu anda duygularını saklamaktan çekinmiyordu
Benim gözlerimde yine tanıdık öfke parladı bakışlarımı Poyraz Ateş Erdeme çevirdim
Benim kardeşim gibi gördüğüm en masum en vicdanlı gölgesizimi vurmuştu
Sinirle onun olduğu tarafa yürüdüm Mert beni durdurmaya çalıştı ama nafileydi öfkem taşmıştı
Onun yanına gidip silahımı ona doğrultum
"Sen benim kardeşim gibi gördüğüm kıızı vurdun" diye haykırdım
"Ona kardeşim mı diyorsun" diye sordu sesi de merhamet yoktu
"Gölgesizler benim kardeşlerim eğer birine bile zarar gelse senin canını okurum ve sen benim en masum Gölgesizimi vurdun"
Bunu asla sesli dile getirmezdim Gölgesizler beni duygusuz olarak biliyordu bu halime onlarda şaşırıyorlardı
Poyraz Ateş Erdem silahını bana doğrultup tetiğe bastı aniden bastığı için tepki verecek fırsatım olmamıştı ama önüme biri geçmişti
Mert
Hayır hayır hayır "MERT!" Sesim hayatımda ilk defa bu kadar yüksek çıkmıştı
Kuzenim,en büyük destekçim,birlikte büyüdüğüm kişi ben vurulmayayım diye önüme geçmiş ve göğüsünden vurulmuştu
Elvana baktım donup kalmıştı ama gözlerinde yıllardır görmediğim birşeyler vardı korku ve panik
"ABİ"
Elvan koşarak yanımıza geldi onu anne babasının ölümünden sonra ilk kez böyle görüyordum yıllardır Merte 'ağbi' dememişti ona soğuk ve mesafeli davranmıştı
Ama şimdi o mesafeli ve soğuk kız gitmiş yerine ağbisi için korkan bir kız gelmişti
ELVAN KARACANIN AĞZINDAN;
Ambulans çağırmıştık geliyorlardı ama ya ağbime yada Geceye birşey olursa
Ya abim de anne babam gibi giderse
Hayır hayır bunu düşünmemeliyim abim iyi olacak Gecede öyle ikiside iyi olacak ikiside iyileşecek
Kendimi rahatlatmaya çalışıyordum ikna etmeye çalışıyordum ama olmuyordu işte olmuyordu bu düşüncelerden kurtulamıyordum
Abime yıllardır abi demiyordum onunla arama mesafe koymuştum ama abimi öyle kanlar içinde görünce o korku beni ele geçirdi
İçimden dua etmeye başladım
"Allahım lütfen abimi benden alma lütfen bu Erdemler yüzünden abim de gitmesin"
POYRAZ ATEŞ ERDEMDEN;
Tanrım ben ne yaptım böyle amacım onları sadece yaralamaktı ama birini sol tarafından vurmuştum diğerini ise göğüsünden o salak ta ne diye Savcı hanımın önüne geçtiyse ben sadece Savcı hanıma uyarıda bulunacaktım of of
"Umarım ikiside iyi olur"
Tanrım ne düşünüyorum ben kendine gel Poyraz Ateş Erdem kendine gel sen acımasızsın sen kimseye merhamet etmezsin onlara mı merhamet edecektim
Babamın sesi çınladı kulaklarımda
Sakın düşmanına acımayı düşünme bile düşmana karşı acımasız olacaksın anlıyor musun Poyraz
Evet anlıyordum yıllardır babamın söylediklerini yapıyordum yıllardır onun söylediği gibi kimseye acımamıştım ve merhamet duygusundan arınmıştım
Peki şimdi şimdi ne oldu da bu Gölgesizler denilen gruba acıyordum
Kendi kendime "Sakın Poyraz sakın onlara acıma sakın gsrdını düşürme" diye mırıldandım
LARA DENİZ KOYALDEN;
Hastaneye geldiğimizde Geceyi ve Merti ameliyata aldılar panik içinde bekliyorduk
"Allahım lütfen ikiside iyi olsun"
Elvan bir köşeye geçmiş sesizce ağlıyordu Hisarın gözlerinde ilk defa korku vardı Kader bir duvara yaslanmış bekliyordu bense burada oturmuş sesizce onlara birşey olmasın diye dua ediyordum
Elvan ayağa kalkıp "Ben lavaboya gidiyorum"
"Bende seninle geliyorum" deyip peşinden gittim Elvan kabinlerden birine girdi ben kendime gelmeye çalışıyordum avucuna su alıp yüzüme çarptım kendime gelmek zorundaydım kendine gelmessem Yıkıcılar bundan faydalana bilirdi
Elvanın ağlama sesini duyduğumda irkildim kapıyı tıkladım "Elvan?" Elvan kapıyı açtığında yüzünü gördüm gözleri kızarmıştı
Ağlıyor
Beklemediğim bir anda bana sarıldı "Lara abla" 'abla' çocukken bana böyle sesleniyordu sonra bırakmıştı ama anlaşılan şu anda yanımda o soğuk,mesafeli kadın yoktu şu an yanımda çocuk Elvan vardı herşeyden korkan korkunca bana yada Mert'in yanına koşan Elvan
Ona sarılıp "Tamam geçecek abin iyi olacak"
"Ya abimde annem,babam gibi giderse o zaman ne yaparım ben"
"Olmayacak merak etme abin iyi olacak"
"Nereden biliyorsun iyi olacağını"
"Sen abiniı tanımıyor musun o inatçı kolay kolay vazgeçmez"
"Peki ya Gece?"
"O da iyi olacak bize belli etmiyor ama aslında çok güçlü ve bir o kadar da inatçı Karadeniz inadı var o da kolay kolay vazgeçmez şimdi sakinleş tamam mı"
"Tamam Lara abla teşekkür ederim"
Hisar ve Kaderin yanına döndüğümüzde Hisarın gözünde saklaması zor bir heyecan vardı Hisar heyecanla "Lara,Elvan Gecenin ameliyatı bitti"
"Durumu nasıl" diye sordum
"Kurşunu çıkarmışlar ama durumu hala kritik diyolar yoğun bakıma götürdüler"
"Peki ya abim o ameliyattan daha çıkmadı mı" diye sordu Elvan
"Hayır daha değil ama o da birazdan çıkar" dediği sırada ameliyathaneden bir doktor çıktı Elvan doktorun yanına koştu "Doktor ağbim Mert Karaca durumu nasıl"
"Kurşunu çıkardık çok az bir mesafeyle kalbini ıskalamış durumu kritik yoğun bakıma alacağız"
"Peki onu görebilir miyim"
"Şu an için imkansız ama yiğun bakım camından baka bilirsiniz"
Hepimiz yoğun bakım tarafına gittik yoğun bakım camından Geceye ve Merte bakıyorduk aptal kablolar bağlıydılar onlar sayesinde nefes alıyorlardı
Sonra bir anda birşey oldu yüreğimizi ağzınıza getirecek birşey
BİPPP
Kalp durma sesi Gece nın kalbi durmuştu Hisar aniden panikledi "Hayır hayır hayır hayır doktor,doktor" doktor hemen geldi Gecenin kalbini çalıştırmaya çalıştılar kalp masajı,elektro şok verdiler
Sonra başka bir kalp durma sesi
BİPPP
Mert'in kalbi durunca Elvan bir anda bağırmaya başladı "Abi,abi hayır" başka bir doktor geldi Mert'in kalbini çalıştırmaya çalıştı
O odada iki kalp durdu duran iki kalp yeniden çalışır mıydı? ikiside iyi olacak mıydı?
Hemşirenin sesi geldi kulaklarımıza
"Hocam hastayı kaybettik"
Hayır Gece...
Evet bir bölümün daha sonuna geldik umarım beğenirsiniz düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim okuduğunuz için teşekkür ederim ♥️ 🥰 🌹
