28. bölüm · İntikam Oyunu

26.BÖLÜM:YENİ UMUTLAR

Uwu Kizi

GECE KARAASLANDAN;
Uyandığımda ilk gördüğüm beyaz duvarlardı beyaz ışıklar ve lanet olsaı ilaç kokusu

Elimle karnımı yokladım sargı bezleri vardı,bunu fark ettiğim anda içimi bir korku kapladı

Bebeğim,bebeğim iyi miydi

“Gece?”

Aydın’ın sesi. Sağ tarafımdan geliyordu. Başımı çevirdim. Onu gördüm. Gözleri kızarmıştı.

“Aydın…” dedim kısık bir sesle. “Bebeğimiz… iyi mi?”

Bir an sustu. Dudakları titredi. Gözlerini kaçırdı.

“Aydın.” Sesim yükseldi. “Bebeğimiz nerede? İyi mi? CEVAP VER!”

Yutkundu. Elini tuttuğumu bile fark etmemiştim. Parmaklarım bembeyaz olmuştu, o kadar sıkı tutuyordum ki.

“Gece… güzelim…” dedi boğuk bir sesle. “Bebeğimiz… bebeğimiz…”

“NE?!” diye haykırdım. “NE OLDU AYDIN?!”

Gözlerinden yaşlar süzüldü. Ağlıyordu. Aydın ağlıyordu.

“Kaybettik,” dedi fısıltıyla. “Bebeğimizi kaybettik Gece.”

O an… Dünya durdu.

“Hayır,” dedim başımı iki yana sallayarak. “Hayır, yalan söylüyorsun. Kaybetmedik. O iyi. O yaşıyor. HİSSEDİYORUM ONU!”

“Gece…”

“HAYIR!” Bağırdım. Öyle bir bağırdım ki camlar sallandı.

"Şşş,sakin ol güzelim" dedi beni sakinleştirmeye çalıştı ama onun da sesi titriyordu

"OLAMAM,sakın falan olamam ben bebeğimi kaybettim Aydın,onu daha kucağıma alamadım,kokusunu içime çekemedim,daha ona senin aldığın tulumu giydirecektik,giydiremedim,daha senin ona aldığn bilekliği takacaktık, ama olmadı bebeğimi kaybettim!!" Diye ağlıyordum

Aydın bana sarılınca onu ittim "Git İstemiyorum seni,hiçbirinizi istemiyorum git başımdan yalnız bırak beni,dışardakilere söyle kimse gelmesin"

"Gece..."

"ÇIK DEDİM SANA GİT" diye haykırdım

Aydın birşey söylemedi,yavaşça kalkıp kapıya gitti çıkmadan önce bana baktı ama ben ona bakmadım bile

Aydın gittiğinde oda da yalnız kaldım

Sadece ben vardım, artık bebeğim yoktu,ben ve şu lanet olası ilaç kokusu başka birşey yoktu benim için

Duvarlar beyazdı herşey beyazdı ama benim için ışık yoktu artık, umut yoktu içimde artık sadece bir boşluk vardı içimde

"Neden?,Neden ben?,Neden benim bebeğim gitti?,Ben şu dünyada birazcık mutlulu olmayı hak etmiyor muyum?,Neden tam mutlu olduğumda herşey maffoluyor?"

Cevap yoktu sadece sesizlik vardı

~
Birkaç saat sonra kapı aralandı kimin geldiğine bakmadan

"Lütfen git yalnız kalmak istiyorum" dedim sesim fısıltı gibi çıkmıştı

"Gece..."

Gelen kişi Laraydı,onun sesini duyunca onun yüzüne bir anlık baktım sonra yine kafamı çevirdim kimseyi istemiyordum

"Gece,çektiğin acıyı anlıyorum, çünkü aynısını bende yaşıyorum,bende bir bebeğimi kaybettim" dediğinde acıyla güldüm

"Senin hala şansın var bir bebeğin öldü ama diğeri hayatta,benim tek bebeğim öldü,biz fatklıyız tamam mı,sen anne olabilirsin bebeğin hala hayatta ama ben bebeğimi kaybettim,sen beni anlayamazsın!" Diye çıkıştım ona

Lara'nın gözünden yaşlar boşaldı "Gece biliyorum çektiğimiz acı tam olarak aynı değil,ama benim de bir bebeğim öldü senin acını gemayet iyi anlıyorum"

"Anlıyorsun öyle mi?,Anlıyorsun,o zaman git buradan Lara beni yalnız bırak git başımdan"

"Gece..."

"GİT DEDİM SANA!" Diye haykırdım Lara birşey demeden çıktı

Belki onu üzmüştüm,belki onu kırmıştım,ama amacım bu değildi ben kötü değilim amacım kimseyi üzmek değil ben sadece acı çekiyorum,ve yalnız kalmak istiyorum

LARA DENİZ KOYAL (ERDEM) DEN
Odadan çıktığımda içim ysnıyordu Gecenin acısını iyi biliyordum onu anlıyordum bende bebeğimi kaybetmiştim

Odaya geri döndüğümde Poyraz bana "Lara,iyi misin" diye sordu endişeyle

"İyi olmaya çalışıyorum" dedim

"Gece nasıl?" Diye sordu

"Berbat halde,kimseyi istemiyor,canı yanıyor onu anlıyorum"

"Eminim zamanla iyileşecektir, canı yanmaya devam edecektir ama zamanla toparlanacak"

"Umarım" dedim

Poyraz elimden tutup destekleyerek "biraz uzanman lazım"

"Gecenin yanında olmayı tercih ederdim" dedim "Ama o beni istemiyor"

"Zamanla güzelik,zamanla düzelecek" deyip beni yatağa yatırdı

Tam o sırada Mina geldi Mirada yanındaydı "Lara abla bugün nasıldın"

"İyi olmaya çalışıyorum diyelim"

Mira bana "Lara abla izin verirsen seninle konuşmak istiyorum" dedi

"Tamam" dedim

Mira Poyraza bakıp "Yalnız konuşmak istiyorum başja kimse olmadan"

Poyraz ona "Niye bana bakarak söyledin ki?"

"Poyraz ağbi sen bilnezsin,psikologlar ve hastalar arasında konuşulanlar özeldir"

"Sen ne ara psikolog oldun da bana akıl veriyorsun"

"1 Sene sonra olacağım,ama nasıl yapılacağını biliyoruz herhalde şimdi dışarı"

Poyraz hiç istemesede "Tamam ama birşey olursa çağırın"

Mira göz devirip "Birşey olmayacak şimdi dışarı" dedi otoriter bir sesle

Poyraz söylenerek dışarı çıktı

Mira yanına oturup "Anlat bakalım, dinliyorum Lara abla"

"Ne anlatayım"

"Ne hissettiğini" dedi yumuşak bir şekilde

"Karmaşık hissediyorum bir yanım üzgün çünkü bir bebeğimi kaybettim diğer yanımsa mutluluktan havalara uçacak gibi çünkü diğer bebeğim yaşıyor, açıkçası ne hissedeceğimi bilmiyorum" dedim dürüst bir şekilde

"Yaşadıklarını anlıyorum,duyguların karmaşık yani içsel çatışma yaşıyorsun,hem mutlusun hem üzgünsün,diğer bebeğin öldü ama diğer bebeğin için daysnmalısın, ayrıca duygularını içinde tutma o zaman daha kötü olursun ne hissediyorsan direkt söyle"

Mira’nın sözleri içime işledi. Derin bir nefes aldım.

“Peki ya Gece?” dedim. “Ona nasıl yardım edebilirim? Beni yanına bile yaklaştırmıyor.”

Mira başını hafifçe eğdi. “Gece abla şu anda yas sürecinde. Öfke aşamasında. Aslında sana değil, kaderine kızgın. Ama sen ve Aydın ağbi yakını olduğunuz için öfkesini size yöneltiyor.”

“Ne yapmalıyım?”

“Sabret,” dedi Mira. “Zamanla geçecek. Ama ona hissettir ki yanındasın. Uzakta bile olsa. Kapısının önünde beklemek bile bazen yeterlidir.”

“Peki ya Aydın? O nasıl başa çıkacak?”

Mira derin bir nefes aldı. “Aydın abi de çok üzgün. Ama o, Gece abla için güçlü görünmeye çalışıyor. Aslında onun da içi parçalanmış durumda. Biraz zaman tanımalıyız herkese.”

“Teşekkür ederim Mira,” dedim. “İyi geldin.”

Mira gülümsedi. “Rica ederim Lara abla. Unutma, duygularını bastırma. Ağlaman gerekiyorsa ağla. Bağırman gerekiyorsa bağır. Ama içinde tutma.”

"Teşekkür ederim Psikolog hanım" diye takıldım ona

"Daha olmadım,hala okuyorum"

"Bence çoktan olnuşsun,sen iyi bir psikolog oldun bile bence"

"Teşekkür ederim ve sende benim dinlediğim ilk kişi oldun yani ilk hastam"

"Bu benim için bir onurdur" dedim gülerek

"Neyse ben çıkayım da sen dinlen,Poyraz ağbiye birşey söyleme,hemen psikolog mu oldun diye dalga geçiyor sonra"

"Tamam aramızda" dedim gülerek

GECE KARAASLANDAN
Kapı hafifçe aralandı "kimseyi istemiyirum gidin" dedim umursamazca gelen Miraydı

"Sadece 5 dakika konuşmak istiyorum"

"Konuşmak istemiyorum" dedim yine umursamazca ama bu kızın gitmeye niyeti yoktu

"Seni anlıyorum" dedi sıcakkanlı bir şekilde

"Nasıl anlayabilirsin ki,çocuksun sen daha beni anlayamazsın sen sevdiğin birini kaybettin mı de konuşuyorsun"

"Birincisi teknik olarak 20 yaşındayım yani çocuk değilim,ikincisi evet bende sevdiğim insanları kaybettim küçük yaşta annemi kaybettim,babam Kemal Aksoy canavarın tekiydi,dayımı zaten söylemiyorum Murat ağbimden bahsetmek dahi istemiyorum,benim sadece ablam var başka kimsem yok Poyraz ağbi hariç benim ićin sadece ikisi var başka kimsem yok" dedi sonra devam etti "Yani şunu söylemek istiyorum seni anlıyorum sen bebeğini kaybettin ben ise annemi kaybettim, kaybettiklerimiz fatklı olsa bile acılarımız aynı"

Onun gözlerine baktığımda yaş yoktu ama o yeşil gözmerde derin bir okyanus olduğunu biliyordum

"Anlat bakalım dinliyorum,ben anlattım sıra sende hadi bakalım" dedi

"Canım yanıyor, kimseyle konuşmak istemiyorum, çünkü konuşursam bu sinirle birilerinin kalbini kırmaktan korkuyorum,bu sınırın kalbimdekibu acı istemediğim şeyler yaptırıyor"

"Ama eğer kendini böyle odaya kapatıp kimseyle konuşmazsan acın azalmayacak aksine artacak"

"Kimseyle konuşamam,Aydını üzdüm Larayı kovdum kimse benimle konuşmaz"

"Emin misin,Aydın ağbi seni dışarda bekliyor,sen çağırsan kimseyi dinlemeyip gelir"

Bunu duyduğum anda kendimden nefret ettim ben ne yapmıştım,beni çok seven bir adamı yanımdan kovmuştum

"Onu görebilir miyim" diye sordum

"İstersen görebilirsin, ayrıca bu odada konuştuklarımız sadece bu oda da kalacak söz veriyorum"

"Teşekkür ederim"

Mira odadan çıktıktan birkaç dakika sonra Aydın geldi

Kapı aralandığında içim parçalanıyordu. Aydın’ın yüzü solgundu, gözlerinin altı morarmıştı. Benden daha kötü görünüyordu.

"Gece..." dedi boğuk bir sesle. Kapının eşiğinde bekliyordu, içeri girmeye cesaret edemiyor gibiydi.

“Gel,” dedim fısıltıyla.

Bir an tereddüt etti. Sonra yavaş adımlarla yanıma geldi. Sandalyeye oturmadı. Doğrudan yatağın kenarına ilişti. Elini uzattı, tam dokunacakken çekti. Sanki dokunmaya korkuyordu.

“Ben…” dedim, sesim titriyordu. “Ben sana çok kötü şeyler söyledim, değil mi?”

“Önemli değil.”

“Önemli,” dedim başımı iki yana sallayarak. “Çok önemli. Sen benim her şeyimsin Aydın. Senden başka kimsem yok. Ve ben… seni kovdum. Bağırdım sana. Nasıl yaptım bunu?”

Aydın’ın gözleri doldu. “Gece, sen bebeğimizi kaybettin. Ağlasan bağırsan beni ittirsen de yine gelirim. Her zaman gelirim. Anladın mı? Her zaman.”

Artık dayanamadım. Kendimi ona doğru attım. Aydın kollarını açtı, beni sardı. Sımsıkı sardı.

“Çok üzgünüm,” diye hıçkırdım. “Çok üzgünüm Aydın. Onu kucağıma alamayacağım. Ona sarılamayacağım. Onu öpmeyeceğim. Ona ismini söylemeyeceğim. Meleğim olmayacak.”

Aydın’ın omuzları titriyordu. O da ağlıyordu. Ama sustu. Sadece sarıldı.

“Başaramadım,” dedim fısıltıyla. “Onu koruyamadım.”

“Senin suçun değildi.”

“Benim suçumdu!” diye haykırdım. “Kaçmasaydım… bekleseydik… belki…”

“Gece,” dedi Aydın, ellerini yüzüme götürüp gözyaşlarımı sildi. “Bak bana. Bu senin suçun değildi. O heriflerin suçuydu. Murat’ın suçuydu. Cemal Erdem’in suçuydu. BİZİM SUÇUMUZ DEĞİLDİ.”

Gözlerimin içine baktı. O bal rengi gözleri, bu sefer korkuyla değil, inatla doluydu.

"Lütfen kendini suçlama artık lütfen Gece yalvarıyorum sana yapma bunu kendine"

Aydın’ın gözlerinin içine baktım. O kadar çok acı vardı ki orada… Ama aynı zamanda o kadar çok sevgi vardı ki… Kendimi suçlamaya devam edemezdim. Ona daha fazla acı çektiremezdim.

“Tamam,” dedim fısıltıyla. “Söz veriyorum… kendimi suçlamayı bırakacağım. Ama bu kadar kolay olmayacak biliyorsun.”

“Biliyorum,” dedi Aydın, alnını alnıma dayayarak. “Ama yanındayım. Her adımda. Her an. Ne kadar zor olursa olsun.”

O an ikimiz de sustuk. Susmak bazen en iyi ilaçtı. Bazen söylenecek hiçbir şey yoktu, sadece sarılıp kalman gerekiyordu.

Uzun bir süre öylece kaldık. Aydın’ın kalp atışlarını duyuyordum. Düzenli, güçlü, hayatta olduğumu hatırlatan.

“Aydın,” dedim başımı kaldırmadan.

“Efendim güzelim.”

“O tulumu ve bilekliği ne yapacaksın?”

Bir an sustu. “Saklayacağım,” dedi sonunda. “Bir gün… belki kendimiz bakmaya dayanamayız. Ama şimdilik… saklayacağım.”

“Peki ya bir daha… bir daha denemek ister misin?”

Aydın başını geriye çekti, yüzüme baktı. Gözlerinde şaşkınlık vardı. “Gece… şu anda bunu konuşmak için çok erken.”

“Biliyorum,” dedim hıçkırarak. “Ama bir gün… belki… kaybettiğimiz bebeğimiz bizi affeder mi?”

Aydın’ın dudakları titredi. “Affeder,” dedi. “Çünkü o, bizim bebeğimizdi. Ve biz onu çok sevdik. Daha doğmadan. Daha kucağımıza almadan.”

“Onu hiç unutmayacağım,” dedim.

“Ben de,” dedi Aydın. “Asla unutmayacağım.”

Biraz daha sustuk. Sonra Aydın’ın aklına bir şey geldi sanki. Yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. İlk kez.

“Lara’yı gördün mü?” diye sordu.

Başımı iki yana salladım. “Geldi… ama ben onu kovdum.”

“Neden?”

“Çünkü… onun hâlâ bir bebeği var. Benimkisi gitti. Ona bakınca… kıskandım. Kendimden nefret ettim ama kıskandım,eminim çok üzülmüştür ya beni affetmez de"

"Afeder güzelim,o senin acı çektiğini biliyor onunla konuş seni anlayacaktır"

"Şimdi nerede"

"Odasında"

"Aydın beni onun yanına götürür müsün?"

Aydın başını salladı beni tekerlekli sandalyeye oturutup Laranın odası a kadar getirdi

"Seninle gelmemi ister misin"

"Yok, yalnız gireyim"

Aydın başını eğip alnımdan öptü. “Ne olursa olsun, seni seviyorum Gece.”

“Ben de seni seviyorum.”

Kapıyı tıklattım. İçeriden Poyraz’ın sesi geldi.

“Kim o?”

"Benim Gece, içeri girebilir miyim .”

Bir an sessizlik oldu. Sonra kapıyı Poyraz açtı. Yüzünde şaşkınlık vardı. Ama bir şey söylemedi. Sadece başını hafifçe eğip dışarı çıktı. Yanımdan geçerken omzumu sıktı.

“O çok üzgün,” dedi fısıltıyla. “Ama seni görmek isteyecektir.”

İçeri girdim. Lara yatakta yarı oturur pozisyondaydı. Başını bana çevirdiğinde gözlerinin ne kadar kızardığını gördüm. Ağlamıştı. Çok ağlamıştı.

“Gece…” dedi sesi kısılmıştı.

“Lara…”

Bir an öylece durduk. Söyleyecek kelime bulamıyor gibiydik. Sonra Lara elini uzattı.

“Gel,” dedi. “Yanıma gel.”

Tekerlekli sandalyeyle yanına gittim onun elini tutup

“Beni affet,” dedim hıçkırarak. “Sana çok kötü şeyler söyledim. Kıskandım ben… senin hâlâ bir bebeğin olduğu için. Kendimden nefret ettim ama… kıskandım.”

“Gece…”

“Hayır, dinle,” dedim gözyaşlarımı silerek. “Ben… bebeğimi kaybettim. O kadar mutluydum ki… Aydın’la hayalini kurduğumuz o küçük kız… pembe bileklik… beyaz tulum… hepsi gitti. Bir anda gitti. Ve sen… senin hâlâ bir şansın varken… benim hiçbir şeyim kalmamıştı.”

Lara bana sarılıp "Seni anlıyorum,acını anlıyorum ikimizde aynı acıyı yaşıyoruz, onları acıyla söylediğini biliyorum özür dilemene gerek yok"

"Ama ben seni..."

"Şşş hayır konuşma,senin benden özür dilemene gerek yok sadece iyileşmeye odaklan tamam mı"

"Tamam teşekür ederim"

"Ne için?"

"Yanımda olup beni anladığın için"

"Her zaman"

Ben Gece Günal Karaaslan bebeğimi kaybetmiş olsam bile itileşmeye çalışacaktım ve kaybettiğim bebeğimi kucağıma alamamış olsam bile çok sevecektim

BİR HAFTA SONRA-LARA DENİZ KOYAL (ERDEM) DEN;

Hastanede birkaç gün daha kaldıktan sonra taburcu olmuştum,bir süre evde dinlenmem söylenmişti tabi Poyraz izin verirse sürekli peşimden dolaşıyor,beni bir dakika yalnız bırakmıyordu

Şimdi bir dakikalığına balkona çıkmıştım sadece nefes almak için

Ama Poyraz sanki hissetmiş gibi anında yanıma geldi "Lara güzelim,eve geç üşüyeceksin"

"Sadece nefes almak istiyorum" dedim

"Oda da cam açarız güzeller güzeli savcım hadi gel"

"Poyraz cidden abartıyorsun artık eve geldiğimden beri odamdan dışarı çıkmama izin vermiyorsun,hadi ona tamam diyelim ya yemekleri benden önce deneyip tadına bakman ne olacak,hayır sanki zehirleneceğim"

"Önlem alıyorum canım,senin ve bebeğimizin sağlığı için"

"Poyraz bak ben iyiyim bebeğimiz iyi artık biraz rahat ol olur mu bak sen gergin olunca beni de geriyorsun"

"Gergin misin, tamam şimdi odaya geç rahatlamaya çalış ben Minayı arayayım"

Yok artık ben ne diyorum bu adam ne anlıyor ya of bu adam delirtecek beni

"POYRAZ!" Diye bağırdım derin nefes alarak "Yani kocacığım ben sana sakinleş diyorum ama sen daha da geriliyorsun lütfen ama"

"Tamam sakinim,herşey normal" dedi sakinlerek

"Şimdi odaya gidiyoruz yatıp uyuyoruz ve sen sabah olduğunda sakinleşiyorsun tamam mı aşkım"

"Denerim aşkım şimdi uyku zamanı"

"Tamam"

Poyraz beni kucağına alınca "Poyraz ne yapıyorsun"

"Karımı odasına götürüyorum"

"Manyaksın sen" dedim gülerek

"Senin manyağınım" deyip beni odaya getirdi ysnıma yatıp kolunu dikkatle belime doladı

"İyi geceler aşkım" diye fısıldadı

"İyi geceler canım" dedim uykulu bir sesle

GECE GÜNAL KARAASLANDAN;
Sabah yine erken kalkmıştım son zamanlarda çok erken uyanıyordum şu anda her zamanki sabah rutinimi yapıyordum

Sebze doğruyordum

Birden belimde iki güçlü kol hissettim"Güzelim yine erkencisin"

"Bugünlerde erken kalkmayı seviyorum canım,karnının aç mı, kahvaltı neredeyse hazır"

"Güzelim,İnan çok isterdim ama gitmek zorundayım"

"Yetimhaneye mı"

"Evet" bir an düşündüm belki küçük çocuklarla ilgilenmek bana iyi gelebilirdi

"Şey Aydın bende seninle gelsem olur mu belki küçük çocuklarla ilgilenmek bana iyi gelebilir"

Aydın gülümsedi "Tabi ki olur hadi hazırlan ben bekliyorum seni"

"Tamam bir dakikaya geliyorum" deyip hızla odaya gidip üstümü değiştirdim biraz değişiklik yapmak için saçlarımı toplayıp atkuyruğu yaptım

Aşağı indiğimde Aydın hazırda beni bekliyordu saçlarımı toplu görünce bir an şaşırdı

"Saçlarını toplamışsın"

"Evet,biraz değişiklik yapmak istedim kötü mü olmuş bekle açayım" deyip elimi saçlarıma götürdüğümde Aydın elimi tutu

"Bence çok güzel olmuş,topluyken de güzel açıkken de güzele ne yakışmaz ki"

"Yalakalık yapma geç kalacağız" dedim gülümseyerek

~

Yetimhaneye geldiğimizde bizi geçen seferki gibi Dilek hanım karşıladı ama bu sefer kucağında bir bebek vardı Aydına baltım yüzünde hayret vardı beli ki bebeği o da hiç görmemişti

Aydın Dilek hanıma "Günaydın Dilek hanım bu minik melek te nereden çıktı"

"Dün hastaneden getirdiler annesi bebeği istememiş bırakıp gitmiş"

Beneğe baktığımda içim acıdı kendi bebeğim aklıma geldi ben o hayatta olsun doğsun kucağıma alayım diye canımı verebilecekken bir kadın daha yeni doğmuş bebeğini nasıl hastane köşelerinde terk edip gidebilirdi

Dilek hanımın gözleri bana bakıyordu, yüzümdeki ifadeyi okuyordu.

“Gece, iyi misin?” diye sordu.

Cevap vermek istemedim. Ama Aydın’ın elini sıktığımı hissettim. O da anlamıştı.

“İyiyim,” dedim zorla. “Sadece… bebek çok tatlı.”

Dilek hanım gülümsedi. “Adı yok daha. Anneleri koymadan gitmiş. Hastaneden getirdiklerinde ‘7 numara’ yazıyordu üzerinde. Öyle kaldı işte.”

“Yedi numara mı?” dedim sesim titreyerek. “Bebeğe rakam mı denir?”

“Ne yazık ki,” dedi Dilek hanım. “Ama biz ona bir isim bulacağız elbette. Henüz ne koyacağımıza karar vermedik.”

Bebeğin yüzüne baktım. Minicik bir yüz. Gözleri kapalıydı, huzur içinde uyuyordu. Onun bir annesi vardı ama onu bırakmıştı. Onu kimse istememişti. Tıpkı benim gibi.

“Gece,” dedi Aydın yumuşak bir sesle. “İçini okumak zor değil. Bakma öyle.”

“Nasıl bakıyorum?”

"Bebeğe üzüldüğünü biliyorum ama buradakilerin kaderi bu güzelim"

Cevap vermedim. Dilek hanıma döndüm.

“Bebeği bana verir misiniz?”

Dilek hanım bir an tereddüt etti, sonra bebeği yavaşça kucağıma bıraktı. O kadar hafifti ki… O kadar küçüktü ki… Kollarımın arasında adeta bir kuş tüyü gibiydi.

Bebeğin kokusunu içime çektim. O masum, tertemiz bebek kokusu… İçim parçalanıyordu. Ama aynı zamanda bir şeyler de iyileşiyor gibiydi.

Gözlerim doldu. “Merhaba küçüğüm,” diye fısıldadım. “Ben Gece. Senin adın ne?”

Kimse cevap vermedi. Bebek uyumaya devam etti.

Aydın yanıma geldi, bebeğin minicik elini tuttu. “Merhaba bebek,” dedi yumuşak bir sesle. “Ne kadar küçüksün öyle.”

Bebek parmağını Aydın’ın avucuna doğru açtı. Aydın’ın yüzünde tarif edemediğim bir ifade belirdi. Acı mıydı? Özlem miydi? Yoksa umut muydu?

Dilek hanım sessizce izliyordu. Sonra konuştu.

“Gece kızım, biliyorum yaşadıklarını. Aydın anlattı. Ne dediğimi yanlış anlama ama… belki bu bebek sana iyi gelir.”

Başımı kaldırdım. “Ne demek istiyorsunuz?”

Dilek hanım derin bir nefes aldı. “Bu bebeğe bakacak birini arıyoruz. Henüz resmi olarak evlat edindirme falan değil, geçici bir koruyucu aile düşünüyoruz. Sonrasında resmi süreç başlayabilir. Ama bunu düşünmek için çok erken tabii. Sadece… bir seçenek olarak aklınızda bulunsun istedim.”

Aydın'a baktım yüzünde hayret vardı ama ikimizinde içinde aynı şey olduğunu biliyorduk, bu bebeğin eilesi olmak istiyorduk

Biz bebeğimizi kaybetmiştik bu bebeğin annesi yoktu neden birbirimize iyi gelmeyelim ki

Aydınla ikimizde birbirimize gülümsedik Aydın Dilek hanıma "Dilek hanım biz Geceyle bu bebeğe koruyucu aile olmak istiyoruz"

Dilek hanım gülümsedi "İşlemleri en kısa zamanda halledeceğiz emin ki bu bebek ikinize de iyi gelecek" dediğindinde Aydınla ikimizde gülümseyip bebeğe baktık

Bu bebek asla benim ölen bebeğimin yerini dolduramazdı,ama ona güzel bir hayat güzel bir yuva verebilirdik

KADER KAYADAN ;

Gece ve Lara zamanla toparlanıyorlardı zaman herşeyi düzeltemezdi zaman herşeyin ilacımıymış

Ne ironi ama

Ben şahsen buna inanmayanlardanım zaman madem herşeyin ilacıydı o zaman benim annem niye mezardaydı

Zaman bazı şeyleri düzeltmiyordu tıpkı benim acımı düzeltmeyeceği gibi

Birden odanın camı tıklayınca irkildim bu satte kim olabilirdi,ve neden evine kadar gelip cama vuruyordu

Sinirle pencereyi açtığımda kafama taş çarptı

"Ah!" Diye hafif inledim

Taşı atan kişiye bakrığımda çok şaşırdım

"Hayvan herif?!" Dedim hayretle

"Kusura bakma Asi Şey çok acıdı mı"

Ona sinirle bakıp "Lan sen evimin önünde ne arıyorsun"

"Geçen sefer seni arabaya bindirsiğimde birşey düşürmüşsün onu getirdim açsana kapıyı"

"Bekle geliyorum umarım değecek birşeydir yoksa kafanı kıracağım"

Cidden kafasını kırmak mı istiyorsun?

Ah tabi birde bu var sinir bozucu iç sesim şimdilik onu duymazdan geleceğim

O sinirle iki dakikada kapıyı açtım "Ne düşürmüşüm ver hadi sonrada git"

Cidden gitmesini mı istiyorsun?

Sen kes sesini dedim içimden

Fırat cebinden bir bileklik çıkardı, o bileklik annemin bana küçkken verdiği bileklikti,benim için çok değerliydi

"Bunu düşünmüşsün o yüzden geldim"

"Teşekkür ederim" dediğimde sesini ben bile tanıyamadım

"Sana bu halimle ne kadar güzel olduğunu söyleyen oldu mu"

"Anlamadım!!" Diye bağırdım ona

"Çok güzelsin diyorum, sadece bu hdlinle değil her halinle"

Ne diyordu bu böyle ve ben neden buna karşılık veremiyorum

Birden yanaklarım kızardı,sıcak bastı bana neler oluyordu?

Onu seviyorsun

Gıcık iç sesim yine devrede anlaşılan

Onu seviyorsun Kader kabullen şunu

Sevmiyorum

Seviyorsun!

Sevmiyorum!!

"Asi Şey iyi misin?"

"Evet iyiyim herşey yolunda" dedim toparlanarak

"Kader" dedi gayet ciddi bir sesle "sen çok başka bir kızsın bunu seni ilk gördüğüm anda anladım sen kimseye benzemiyorsun,Kader ne zaman oldu bilmiyorum ama ben seni seviyorum"

Gözlerim fal taşı gibi açıldı,daha ne olduğunu anlamadan Fırstın dudakları benim dudaklarıma deydi

Aman Tanrım bu hayvan herif şu anda beni öpüyordu ve tuhaf olan şey bu değil tuhaf olan şey benim de nedenini anlamadığım şekilde Fıratı sevmemdi

Onu seviyorsun

Sevmiyorum

Seviyorsun Kader

Haklısın iç ses Seviyorum

Ama bir sorun vardı ben o Cemal Erdemin ağbidi olacak Caner Erdemin kızıydım ve bunu kimse bilmiyordu,bu sırrım ortaya çıkar ve bu sır ortaya çıkarsa neler olacağını bilmek bile istemiyorum

Bu sır ortaya çıkarsa ne olur bilmiyorum,tek bildiğim şey ben bu Fırat Demir denen herife aşık olmuştum

Evet bir bölümün daha sonuna geldik umarım beğenirsiniz düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim okuduğunuz için teşekkür ederim ♥️ 🥰 🌹