5. bölüm · İntikam Oyunu
3.BÖLÜM:GÖLGESİZLERİN PLANI VE YIKICILAR
Depodan ilk ben çıktım.
Kapı arkamızdan ağır bir metal sesiyle kapandı.
Gece ayazı yüzüme çarptı.
Ama içimdeki ateşi söndürmeye yetmedi.
Hisar montunun yakasını kaldırdı.
“Artık geri dönüş yok,” dedi.
Sesinde heyecan yoktu. Sadece kesinlik.
"Geri dönüşü olsaydı bu yola hiç girmezdik" diye cevap verdim tüm gölgesizlere bakıp
"Yarın sabah herkes görev yerinde olacak,iletişimden ve meraktan kaçının gerektiği zaman kendinizi koruyun"
Mert sakin bir sesle "İletişim için ortak WhatsApp grubunu kullanacağız gerekmedikçe kimse kimseyi aramayacak" diye açıkladı
"Son olarak her akşam saat 22:30 da öğrendiklerinizi burada oturup konuşacağız gelemiyorsanız öğrendiniz bilgileri mesaj olarak gruba atacaksınız" dedim her zamanki sert sesimle
Saatler sonra depo tamamen boşaldı.
Herkes kendi karanlığına doğru dağıldı.
Ben arabaya bindiğimde motoru çalıştırmadım.
Direksiyonun başında bir süre öylece oturdum.
Camdan yansıyan yüzüme baktım.
Sekiz yaşındaki Lara hâlâ oradaydı.
Ama direksiyonun başındaki kadın o değildi direksyonun başındaki kadın 25 yaşında intikam isteyen bir kadındı o 8 yaşındki masum kız değildi.
Motoru çalıştırdım.
ERTESİ GÜN-SAAT 07:10
Mert,Elvan ve ben adliye binasındaydık Merte ve Elvana dönüp "Alt kattaki Arşiv odasından
Cemal Erdemle ilgili olan tüm dosyaları alıp gelin"
Elvan kaşını hafifçe kaldırdı.
“Resmî mi, gayriresmî mi?”
“İkisi de,” dedim.
“Kapalı dosyalar, açılmadan kapananlar, eksik imzalı olanlar…
Ne varsa.”
Mert başını salladı.
“Yarım saat,” dedi.
“En fazla.”
Ardından ikisi birlikte uzaklaştı.
Adliye koridoru sabah saatlerine rağmen soğuktu.
Bu bina adaleti temsil ediyordu ama ben artık biliyordum:
Duvarlar gerçeği değil, sessizliği saklardı.
Savcı odama girdim.
Kapıyı kilitledim.
Perdeleri kapattım.
Masama oturur oturmaz bilgisayarımı açtım.
Ekranda yıllardır el sürmediğim bir klasör vardı.
C.E – ÖZEL
Şifreyi girdim.
Parmaklarım tereddüt etmedi.
Dosyalar tek tek açıldı.
Rüşvet iddiaları.
Kayıp tanıklar.
“Delil yetersizliği” gerekçesiyle kapatılan davalar.
Ama bir dosya vardı ki…
Diğerlerinden çok farklıydı.
Vefa Karabağ – 2012
Dosyayı açtığım anda mideme bir yumruk yemiş gibi oldum.
Silah kayıtları.
Balistik rapor.
İntihar denmişti.
Ama raporun altındaki tarih ile imza uyuşmuyordu.
“Zorlanmış,” diye fısıldadım kendi kendime.
“Bu rapor zorla yazdırılmış.”
Kapı tıklatıldı.
“Gir.”
Elvan içeri girdi.
Elinde kalın bir dosya vardı.
Ardından Mert.
Dosyaları masama bıraktılar.
Mert kapıyı tekrar kilitledi.
“Elimizdekiler bunlar,” dedi.
“Ve söyleyeyim… hiçbiri temiz değil.”
Dosyaları tek tek açtık.
Saatler ilerledikçe tablo netleşti.
Cemal Erdem sadece bir suçlu değildi.
O bir sistemdi.
Onunla ilgili pek çok şey biliyordum ailesini ve işlediği tüm suçları
Ama bazı şeyleri yeni öğreniyordum ve öğrendikçe ondan daha çok nefret ediyordum ondan daha çok tiksiniyordum
Mert en sonunda dayanamayıp dosyayı sertçe masaya vurdu "Bu dosyalarda hiçbir şey yok ya hepsi delil yetersizliği yüzünden kapatılan dosyalar yada yalancı tanıklar başka hiçbirşey yok"
Elvan bir dosyaya dikkatle baktı sonra gözlerinde yıllardır görmediğim bir şey gördüm hayret yıllardır sertlikten başka birşey olmayan gözlerde şu anda hayret vardı
"Ne? Yok artık? Daha neler?"
"Elvan ne oluyor ne gördün" diye sordum
Elvan dosyayı biraz daha kendine çekti.
Sayfayı çevirdi.
Bir kez daha baktı.
Sonra yavaşça nefes verdi.
“Bu… tesadüf olamaz,” dedi.
Masadan kalkıp dosyayı bana doğru çevirdi.
Parmağıyla bir satırı işaret etti.
“Bak. Tanık beyanı.”
Eğildim.
Okudum.
Tanık: Poyraz Ateş Erdem.
Yaş: 14
Beyan: Olay yerinde bulunmadım. Babamın evde olmadığını biliyorum.
Bir an odadaki hava çekildi sanki.
Nefes almak zorlaştı.
“Poyraz Ateş Erdem…” diye tekrarladım.
İsim boğazımda ağırlaştı.
Mert donup kalmıştı.
“Cemal Erdem’in oğlu,” dedi kısık sesle.
“Lisede… matematik öğretmeni olan.”
Elvan başını salladı.
“Ve tanık olarak dosyaya sokulmuş. Çocuk yaşta.
Bakın şu tarihe.”
Dosyadaki tarih, Vefa Karabağ’ın dosyasıyla birebir örtüşüyordu.
Bir yapboz parçası yerine oturdu.
Sonra bir diğeri.
Sonra bir diğeri daha.
“Bu çocuk…” dedim yavaşça,
“Babasının pisliğini örtmek için kullanılmış.”
Mert dişlerini sıktı.
“Ya isteyerek… ya zorla.”
Elvan dosyayı kapattı.
“Hangisi olursa olsun,” dedi.
“Bu adam masum değil.”
Oturduğum yerde dikleştim dosyaları kapattım.
Derin bir nefes aldım.
“İşte bu yüzden ikinci yolu seçtik,” dedim.
“Adam bir şekilde adaletten kurtulmanın yolunu buluyor”
KADER KAYA-ERDEM HOLDİNG
KADER KAYANIN AĞZINDAN;
Cam kapılar sessizce açıldı.
Topuk seslerim mermer zeminde yankılanırken kimse bana bakmadı.
Bakmazlar.
Sekreterler görünmezdir.
Ve görünmezlikte benim en iyi bildiğim şeydir
Masama oturdum.
Bilgisayarımı açtım.
Takvim, toplantılar, mail kutusu… her şey sıradandı.
Ama bu binada sıradan olan hiçbir şey masum değildi.
Meltem Nisa Erdem üst kattaydı.
Her sabah olduğu gibi 08.30’da gelecekti.
Her sabah olduğu gibi yanında kimse olmayacaktı.
Çantasını masasına bıraktığında odasının kapısı açıktı.
İçeriden sesi geliyordu.
“Bugünkü toplantıyı iptal edin,” dedi. “Sadece Cemal Bey gelsin.”
Bilgisayardan toplantıların hepsini iptal ettim sadece 1 saat sonra Cemal Erdem geldiğinde ondan her ne kadar nefret etsemde sakin olmaya çalıştım
"Günaydın Kader"
"Günaydın Cemal Bey Meltem hanım sizi odasında bekliyor"
Hafifçe başını salladı Meltem Erdemin odasına girdiğinde ne konuştuklarını bilmiyorum ama ikisininde yüzü oldukça gergindi odaya girdiklerinde gizlice onları dinledim odaya sırtım dönüktü dosyaları düzenliyormuş gibi yapıyordum ama onları dinliyordum
Meltem Erdem bir anda bağırdı "Ne yapacağız şimdi baba bazı insanlar seni mahfetmeye çalışıyor açılmamış davalar yeniden açıldı ve birileri şirketten bilgi sızdırıyor"
"Sevgili kızım Yıkıcılar bunun için var biliyirsun eğer beni bitirmeye çalışan bir örgüt varsa bizimde kendi örgütümüz var ve örgütün lideri en güvendiğim kişi"
"Poyraz değil mi"
"Elbette sevgili oğlum Poyraz Ateş Erdem"
Adını duyduğum an içimdeki her şey buz kesti.
Poyraz Ateş Erdem.
Cemal Erdemin oğlu lisede matematik öğretmenliği yapan Poyraz Ateş Erdem anlaşılan aynı zamanda Yıkıcılar isimli grubun lideriydi
Meltem babasına "Poyraz bu işin ne kadar içinde"
Cemal Erdem güldü
"Sandığından daha çok içinde Yıkıcıları o kurdu ben sadece önünü açtım"
O an anladım biz gölgesizler olarak Cemal Erdemi bitirmeye çalışacaktık ama Yıkıcılar bizi durdurmaya çalışacaktı
Onlar toplamtıyı bitirdiğinde bende onlara çaktırmadan yerime geri döndüm ve ajandamı açıp öğrendiklerimi yazdım
-Cemal Erdem onu bitirmek isteyen birileri olduğunu biliyor
-Yıkıcılar Grubu
-Grubun lideri Cemal Erdemin oğlu
Poyraz Ateş Erdem
HİSAR KARABAĞ-CEMAL ERDEMİN YANINDA
Cemal Erdem holdingkten çıktığında ondan her ne kadar ölesiye nefret etsemde her ne kadar ona katlanamasamda sesimi sakın tutmaya çalıştım
Arabasının kapısını açıp
"Buyrun Cemal Bey"
"Sen yeni misin"
"Evet"
"İsmin ne"
"Gazel"
Beni baştan aşağı süzdü "Gazel ilginç ama güzel isim"
"Teşekkür ederim efendim"
"Eski korumaya ne oldu"
"Ayrıldı"
"Sebep"
Kendisini dövüp hastanelik ettim şu anda canıyla cebbeleşiyor
"Bilmiyorum özel bir sebep olduğunu söyledi"
“Özel sebepler tehlikelidir,” dedi sonunda.
“Özellikle benim etrafımda.”
Başımı hafifçe eğdim.
“Ben sadece işimi yaparım,” dedim.
“Korurum. Susarım. Emirlere uyarım.”
Bu cevap hoşuna gitti.
Çünkü Cemal Erdem, kendisine karşı soru sorulmayan insanları severdi.
Arabanın arka kapısını kapattım.
Direksiyonun arkasına geçtiğinde aynadan
bana baktı.
“Gölge gibi ol,” dedi.
“Var olduğunu hissettirme.”
İçimden güldüm.
Senin yüzünden yıllardır gölge oldum sen kime ne anlatıyorsun pislik herif
Cemal Erdem telefonla birini aradı "Alo Poyraz akşam Yıkıcıları topla seninle ve ekibimle konuşmam gereken şeyler var"
Yıkıcılar?
Bu Yıkıcılar her kimse kinuşmalardan anladığım kadarıyla Poyraz Ateş Erdeme çalışıyorlardı
GECE GÜNAL-ERDEM KONAĞI
Erdem Konağı dışarıdan bakıldığında huzurluydu.
Beyaz duvarlar.
Geniş pencereler.
Bakımlı bahçe.
Ama ben biliyordum.
Bu evde huzur yoktu.
Sadece iyi saklanmış sırlar vardı.
Demir kapı açıldığında ilk adımımı attım.
Üzerimde sade bir elbise vardı.
Saçlarım topluydu.
Yüzümde yumuşak bir ifade.
Aşçı böyle görünmeliydi.
“Hoş geldiniz,” dedi güvenlik.
Başımı eğdim.
“Gece Günal. Aşçı.”
İsmimi duyan kimse durup düşünmedi.
Çünkü bu evde isimler önemli değildi.
Sadakat önemliydi.
Beni içeri alan kadın kısa talimatlar verdi.
“Yemekler saatli. Sorulmaz. Dinlenmez. Konuşulmaz.”
Gülümsedim.
“Anlaşıldı.”
İlk günümde fazla konuşmadım.
Çok soru sormadım.
Çok bakmadım.
Ama çok dinledim.
Akşam yemeği için hazırlık yaparken merdivenlerden sesler geldi.
Cemal Erdem’in sesi
"Bu evde birşeyler ters"
Meltem Erdem araya girip "Abartıyorsun baba, kim bize ne yapabilir ki"
İçinden güldüm
Hayatını mahffetiğin 6 kişi 6 gölgesiz mesela sana zarar verebilir Cemal Erdem
Akşam evin kapısı sertçe açıldı içeri uzun boylu göz rengi benimk gibi bal rengi gözlü bir adam girdi
Poyraz Ateş Erdem
Cemal Erdemin oğlu lisede matematik öğretmeni ama sadece bununla kalmadığına eminim Poyraz Ateş Erdem babasına "Beni çağırmışsın baba ne oldu"
"Yıkıcılar nerede"
"Onlar gece yarısı gekecekler" sonra servisleri açan bana bakıp"Sen yeni aşçı mısın"
"Evet"
"İsmin ne"
Gülümsemeye çalıştım
"Gece Günal"
“Gece…” dedi yavaşça.
“Güzel isim.”
“Teşekkür ederim,” dedim.
Başımı hafifçe eğdim.
Sesimi yumuşak tuttum.
Gölgesizlerin kuralı buydu: fark edilmemek.
Arkamı dönüp mutfağa geçtim.
Ama kalbim…
Kalbim hızlanmıştı.
Bu adam.
Cemal Erdem’in oğlu.
Ve Yıkıcıların lideri.
Çantamda taşıdığım ajandayı çıkarıpb büyük harflerle yazdım
-POYTAZ ATEŞ ERDEM SİSTEMİN İÇİNDE BABASI CEMAL ERDEMDEN DAHA ZEKİ VE DAHA TEHLİKELİ
Erdem Konağı’nın arka kapısından çıktığımda saat 21.40’tı.
Hava serinlemişti.
Sokak lambaları titrek bir ışık yayıyordu.
Adımlarımı yavaşlattım.
Arkamdan gelen ayak sesleri…
Benimkilerle aynı ritimdeydi.
Bir tesadüf değildi.
Paniklemedim.
Panik, hata yaptırırdı.
Çantamdan telefonumu çıkarmadım.
Laranın numarasını tuşladım tekefon ikinci çalışında açıldı
"Gece?"
"Markete gidiyorum birşey istiyor musun" bu bir şifreydi eğer takip ediliyorsak takip edildiğimizi bu şekilde söylüyorduk
Lara bir dakika sonra "Anladım takip ediliyorsun çok mu yakınında" arkama bakmadım ama adım seslerinden anladığım kadarıyla fazla yakında değildi
"Yok şeker vardı evde"
"Anladım fazla yakında değil ama yine de dikkatli ol gerekirse kendini korumak için zarar vermekten çekinme"
"Tamam merak etme geç kalmam"
Telefonu kapatıp çantama attım bu adamdan bir şekilde kurtulmam gerekiyordu
Adımlarımı biraz hızlandırdım bir sokaktan geçtim burada ışık azdı bir köşeye saklanıp adamı beklemeye başladım adam benim girdiğim sokağa girince
"Hay başlayayım böyle işe ya nereye gitti bu kız şimdi"
Bir sopa alıp dikkatli adımlarla arkasına geçtim ve aniden adamın kafasına sert bir darbe indirdim
Adamın dizlerinin bağı çözüldü yere yığıldı
Eğilip nabzını kontrol ettim nabzı atıyordu hayataydı ama kafası kanıyordu galiba biraz fazla sert vurdum
İçimden gülerek
Acemi şey birde beni takip etmeye çalışıyor önce takip edeceğin kişiden gözünü ayırmamayı öğren
Adamın ceketini kurcaladım kimlik arıyordum kimdi bu adam aradığımı buldum kimliğine baktım
Aydın Karaslan
Cebinden bir kart daha çıktı bir daire sembolü ve bildiğim o isim
Yıkıcılar
çalan telefonla irkildim Lara arıyordu telefonu açtım
"Gece hala takip ediliyor musun"
"Hayır adamı hallettim"
"Nasıl?Gece ne yaptın adamı mı öldürdün"
Lara’nın sesi telefonda ilk kez çatladı.
Bu panikti.
Ve Lara kolay kolay paniklemezdi.
"Hayır öldürmedim sadece bayılttım ama galiba biraz fazla sert vurdum adamın kafası kanıyor"
"Emin misin"
"Eminim nabzı var ayrıca adam yıkıcılardan kimliğine ve cebinden çıkan karta baktım"
"Çabuk oradan uzaklaş,iz bırakma ve eski depoya gel"
"Tamam yarım saate oradayım"
Telefonu kapattım kimliği ve kartı ceketine sıkıştırdım sopayı çöpe atıp oradan uzaklaştım
ESKİ DEPO-22:30
LARA DENİZ KOYALİN AĞZINDAN;
Eski depoya girdiğimde tüm Gölgesizler toplanmıştı
"Evet elimizdeki bilgiler nedir" diye sordum sertçe
Mert ve Elvan aldıkları raporlara baktı
Mert "Cemal Erdemi Adalet yoluyla durdurmamız imkansız adam bir şekilde paçayı kurtarıyor sadece bu değil adam oğlunu küçük yaşta tanık olarak kullanmış"
Elvan "Poyraz Ateş Erdem 14 yaşında babasını korumak için ifade vermiş"
Kader ajandasını çıkarıp okumaya başladı
"-Cemal Erdem onu bitirmek isteyen birileri olduğunu biliyor
-Yıkıcılar diye bir grup var
-Grubun lideri Cemal Erdemin oğlu Poyraz Ateş Erdem"
Gece ajandasını çıkardı büyük harflerle yazdığı şey okudu
"POYRAZ ATEŞ ERDEM SİSTEMİN İÇİNDE BABASI CEMAL ERDEMDEN DAHA ZEKİ VE DAHA TEHLİKELİ"
Hepimiz topladığımız bilgilere,dosyalara ve aldığımız notlara baktık hepsinde tek bir örgüt tek bir isim vardı
Yıkıcılar ve Poyraz Ateş Erdem
"Artık bu bir intikam savaşı değil bu artık bir hesaplaşma oluyor Gölgesizlerin ve Yıkıcıların hesaplaşması"
"Peki ne yapacağız" diye sordu Gece
"Zamanı gelince onlarla hesaplaşacağız o zamana kadar toplayabildiğimiz kadar bilgi toplayacağız"
Depoda sessizlik vardı.
Ama bu sessizlik huzurlu değildi.
Bu, yaklaşan bir çarpışmanın sessizliğiydi.
Masaya yayılan dosyalara baktım.
İsimler.
Tarihler.
Kanla değil ama yalanla yazılmış hayatlar.
Poyraz Ateş Erdem.
Bu isim artık sadece bir dosya değildi.
Bir tehdit.
Bir akıl.
Bir karşı hamleydi.
Başımı kaldırdım.
Hepsinin gözleri bendeydi.
“Şunu bilin,” dedim. “Cemal Erdem’i devirdiğimizi sandığımız an… asıl savaş başlayacak.”
Hisar yumruğunu sıktı. “Çünkü oğlu var.”
“Elinde sistem var,” diye devam ettim. “Yıkıcılar var. Ve biz fark edilmeden ilerlemek zorundayız.”
Gece sessizce konuştu. “Bizi izliyorlar.”
“Evet,” dedim. “Ve ilk kez biz de onları izliyoruz.”
Kader gözlerini kaldırdı. “Bu bir satranç,” dedi. “Ve karşı tarafta amatör yok.”
Elvan dudak büktü. “İyi,” dedi. “Ben zaten kolay zaferlerden hoşlanmam.”
Mert derin bir nefes aldı. “Poyraz’ın en büyük hatası ne biliyor musun?” diye sordu "Rakiplerini küçümsüyor”
Başımı salladım. “Bizide küçümseyecektir gücümüzü bilmiyor”
Masaya doğru eğildim. Avucumu dosyaların üzerine koydum.
“Bugün bir karar alıyoruz,” dedim. “Bundan sonra kimse tek başına hareket etmeyecek. Herkes kendini koruyacak ve kimse göze batmayacak.”
Gözlerim tek tek üzerlerinde gezindi.
“Biz karanlıkta kalacağız,” dedim. “Onlar ışıkta yürürken.”
Depoda bir anlık sessizlik oldu.
Sonra Hisar konuştu. “Sorun şu,” dedi. “Poyraz bizi fark etti mi?”
Cevap vermedim. Cebimden telefonumu çıkardım. Ekranı masaya bıraktım.
Bilinmeyen numara.
Tek bir mesaj
"Benimle uğraşmayın savcı hanım sizin canınız yanar"
Bir saniye bile düşünmedim. Telefonu kapattım.
“Evet,” dedim. “Bizi fark etti.”
Gece’nin yüzü gerildi. “Peki şimdi?”
Dik durdum. Omuzlarımı geriye attım.
“Şimdi,” dedim, “oyunu onun kurallarına göre değil…
kendi kurallarımıza göre oynayacağız.”
Dosyayı kapattım. Işıkları söndürdüm.
Kapıya doğru yürürken son kez konuştum:
“Unutmayın,” dedim. “Biz gölgesiziz. Ve gölgeler fark edilmez…
ta ki boğaza yapışana kadar.”
Kapı kapandı.
Ve savaş…
Yavaş yavaş başlıyordu
Evet bir bölümün daha sonuna geldik umarım beğenirsiniz düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim okuduğunuz için teşekkür ederim ♥️ 🥰 🌹
