17. bölüm · İntikam Oyunu
15.BÖLÜM: KÜÇÜK KISKANÇLIKLAR VE CİDDİ DURUM
LARA DENİZ KOYAL (ERDEM)' DEN
Elvan’ın bulunmasının üzerinden iki gün geçmişti. Evde görünürde bir sakinlik vardı ama…
Bu evde “görünürde” kelimesi hiçbir zaman masum değildi.
Salonda dosyalarla uğraşıyordum. Poyraz telefonla konuşuyordu.
“Tamamdır Selin Hanım”
Selin Hanım mı?
Başımı yavaşça kaldırdım.
Ses tonu… Gereğinden fazla yumuşaktı.
“Tabii, memnuniyetle yardımcı olurum.”
Kaşlarımı çattım memnuniyet bu adam ne zamdn memnuniyetle yardım etmeye başladı
Telefonu kapatığında bakışları bana kaydı
"Niye öyle bakıyorsun Sakar şey"
"Nasıl bakıyormuş ben"
"Sanki bir hata yapmışım gibi bakıyorsun"
"Birşey yok Bay Ukala"
"Olmuş öt bakalım"
"Olmadı dedim sana"
"Olmuş"
"Offf" deyip sinirle ona baktım "Selin hanım kim"
"Sakar Şey benim lisede Matematik öğretmeni olduğumu biliyorsun değil mi"
"Evet"
“Arayan çalıştığım okuldan bir kadın öğretmen. Daha yeni başladı. 24 yaşında. Öğretmenlikte acemi olduğu için sınav notlarını okurken yardım istiyor.”
“Yardım mı istiyor?” dedim kaşımı kaldırarak. “Sınav notu okumak için mi seni arıyor?”
"Evet dedim ya daha yeni başladı üst sınıflarınkini okurken zorlanıyor"
"Başka öğretmen mi yok"
"Var ama o matematik öğretmeni üst sınıflara bakmıyor"
"Bir zahmet onu arasaydı da o baksaydı"
"Ne oluyor Sakar Şey"
"Birşey olmuyor"
"Bir tık kıskandın sanki"
"Hayır"
"İyi tamam,bu arada yarın benimle gelmek zorundasın"
"Nedenmiş o"
"Senin güvende olduğundan emin olmam için bir günlüğüne benimle geleceksin"
"Okul yönetimi sence buna izin verir mi"
"Çoktan izin aldım, yani karar kesin yarın benimle geliyorsun ben ders anlatırken sesizce bir köşede oturup beni dinliyorsun"
"Okul yönetimini nasıl ikna ettin Bay Ukala"
"Özel bir durum dedim onlarda kabul etti"
"İyi tamam ama sadece bir günlüğüne"
"Anlaştık zaten sadece senin güvende olduğunu bilmek için yapıyorum"
~
Sabah erken kalktığımda bu sefer adliyeye değil Bay Ukalanın çalıştığı okula gidiyordum aman ne harika
"Hazır mısın Bay Ukala dersine geç kalacaksın" diye seslendim
"Daha 2 saat var biraz sabret geliyorum"
"Hızlı olsan diyorum"
"Tamam 5 dakika"
Of of harika birde bunun hazırlanmasını bekleyeceğim
Ben beklerken Meltem geldi beni bu erken saatte kapının önünda bulunca şaşırıdı
"Lara" sonra saattine baktı "adliye bu saatte mı açılıyordu"
Sinirle söylendim "Hayır adliye bu saatte açılmıyor Bay Ukala'nın çalıştığı yere gitmek zorundaymış kendileri öyle emretti"
Tek kaşını kaldırdı "Bay Ukala?"
"Senin şu işe yaramaz sinir bozucu kardeşin olacak Poyraz işte"
Tam o sırada Poyraz aşağı indi
"İltifat için teşekkür ederim Sakar Şey"
"Sonunda" bir dakika bu herif kendine hep böyle özeniyor muydu ya yoksa normal halide ben mi bilmiyorum
"Hadi bakalım gidelim Sakar Şey"
Meltem şaşkınlıkla ona baktı "Sakar Şey mı?"
"Evet kendisi oldukça sakat çünkü"
Sinirle ona döndüm "Bana Birdaha öyke de-" lafımı bitirmeden ayaklarım birbirine dolandı ve kendimi yerde buldum
Poyrazın gülme sesini duydum Melteme bsktım gülmemek için dudaklarını bastırıyordu
Meltem yanıma gelip "Gel hadi,gerçekten sakarsın biraz" sonra Poyrazla bana "İkinizde birbirinize yakışan lakaplar bulmuşsunuz tebrik ediyorum ve ben şirketw geçiyorum belki babamla ilgili birşeyler bulurum birşey bulursam guruba yazarım hadi size kolay gelsin"
Poyraz bana bakıp "Hadi Sakar Şey gitmeliyiz yoksa biryerini sakatlayacaksın"
Sinirle ayağa kalktım,dışarı çıkıp arabaya bindim
~
Okula yarım saatte gelmiştik okul koridorunda koşuşturan öğrenciler ve öğretmenler vardı
İlk zil çaldığında Poyraz bana bakıp "Hadi Sakar Şey,ilk dersim 9 sınıflarla"
"Tamam peşindeyim"
Sınıfa girdiğimizde Poyraz öğretmen masası ve tahta arasındaki sırada olan bir öğrenciyi kakdırıp "Esra arka sıraya geç"
"Ama hocam benim gözlerim net görmüyor"
Poyraz biraz düşündü sonra ön tarafta oturan başka bir öğrenciye "Tamam şöyle yapalım Arda arka sıraya geç, Esra şu taraftaki ön sıraya geç hadi bakalım"
Esra hrmen kabul etti "Tamam Poyraz hocam"
Arda biraz homurdandı ama kabul etti
Bir dakika,bir dakika az önce bu Bay Ukala gerçekten sıraf ona yakın olayım diye sıra düzenini mı degiştirmişti yoksa bana mı öyle geliyordu
Saçmalama Lara bu düşünceleri unut ve şu Bay Ukalanın dersini dinle
Ders bittiğinde sınıfa genç güzel bir kadın geldi "Poyraz Bey bana sınav notlarında yardım edeceğinizi söylemiştiniz"
"Tabi buyrun" kadın resmen Poyraza sokuldu yuh adam evli görmüyor musun be kadın, parmağında yüzük var görmüyor musun
Hızla onların arasına girdim "Merhaba" dedim sakin olmaya çalışarak
Kadın beni görünce affaladı "Şey tanışıyor muyuz"
"Ah pardon kendimi tanıtmadım" sonra Poyraza döndüm "Sevgilim benden bahsetmedim mı"
Kadına bakıp "Ben Savcı Lara Deniz Erdem,Poyraz Erdemin eşiyim" kadın anında geri çekildi
"Şey ben sonra gelirim"
Hah işte böyle şimdi bas git buradan senin yerin uzakta sakın bir daha gelme
Sonra kendime kızarak "Saçmalama Lara"
Poyraz bana bakıp"Sakar Şey ne yaptın sen ya"
"Ne yapmışım"
"Kadın senden korktu da gitti"
"Bana ne"
"Sen kıskanıyorsun bence"
"Saçmalama"
Yoksa gerçekten kıskandım mı? Bilemiyorum?
GECE GÜNAL (KARAASLAN)'DAN
Şu saçma evliliğe hala alışamamıştım sinirimi de her zamanki gibi mutfaktan çıkarıyordum diğer türlü kafayı yerdim
Daha dün sabah dolapları sert şekilde açıp kapamış aradığımı bulamayınca kafayı yemiştim
Şu anda ise aynı domatesi altıncı kez doğramıştım.
Artık salata değil, domates çorbası kıvamına gelmişti.
“Domates sana ne yaptı acaba?”
Arkamdan gelen o rahat sesle gözlerimi devirdim.
“Konuşma Aydın.”
“Konuşmayayım mı? Karım sabah sabah sebze katliamı yapıyor, ben sessiz mi kalayım?”
Bıçağı tezgâha biraz sert bıraktım.
“Sinirimi bozma.”
Aydının telefonu çalınca Aydının yüzü aydınlandı "Efendim Dilek hanım"
Dilek mı?
Kim bu Dilek?
"Evet bugün geliyorum merak etmeyin son zamanlarda biraz işimi aksattım ama hepsini telafi edeceğime emin olabilirsiniz"
Nereye gidiyordu bugün bu?Kim bu Dilek hanım?
Tamam Gece sakin ol sana ne bundan kiminle konuşursa konuşsun
Farkında olmadan domatesleri daha sert doğramaya basladım Aydın konuşmayı bitirdiğinde bana bakıp "Domatesin ne suçu vardı ya maffettin"
"Susmazsan kaderin ona benzeyecek"
"Kıskandın galiba Arıza Makinesi"
"Ne alaka"
"Kısksndın"
"Dilek hanım kim,Çaylak Mafya"
"İş arkadaşım"
"Demek öyle"
"Sen benim işimi bilmiyirdun değil mi"
"Bilmiyorum ve merakta etmiyorum"
"O zaman öğreneceksin hazırlan çıkıyoruz Arıza Makinesi"
"Ben gelmiyorum"
"O zaman kıskanıyorsun bu da bal gibi belli kıskançlıktan gelmek istemiyorsun"
"5 dakikaya geliyorum,arabada bekle" deyip hızla odaya çıktım
Neden bunu söyleyince böyle tepki verdiğimi anlamıyordum yoksa gerçekten kıskanmış mıydım?
Yok daha neler kendine gel Gece
Üstümü dışarı çıktım Aydın arabanın önünde beni bekliyordu "Beklediğimden hızlı oldu"
"Ben öyle fazla özen göstermem"
"Gösterme zaten doğal halin de güzel"
Bir an ne diyeceğimi bilemedim bu herif bana az önce iltifat mı etmişti
"Ne dedin" diye sordum net bir sesle
"Pardon yanlış zamanda oldu hadi arabaya bin gitmeliyiz"
Arabaya bindikten sonra hâlâ aklımda tek bir şey vardı:
Dilek Hanım.
“Geldik,” dedi Aydın.
Etrafa baktım.
… Yetimhane.
Kaşlarım çatıldı.
“Burada ne işimiz var?”
Aydın anahtarı cebine koydu.
“Benim işim burada.”
Bir saniye yüzüne baktım.
“Şaka yapıyorsun.”
“Hayır Arıza Makinesi ben burada çalışıyorum haftanın 5 günü asıl işim korumalık ama bacağımın durumu belli o yüzden korumalık yapamıyorum.”
İçerden orta yaşlı bir kadın çıktı "Aydın Bey hoşgeldiniz çocuklar sizi çok özeldi"
"Ne yalan söyleyeyim Dilek hanım ben de onları çok özledim "
Dilek hanım bana bakıp "Kızım sen kimsin"
Aydın bir anda elimi tutup "Tanıştırayım Dilek hanım kendisi benim karım Gece Karaaslan"
Dilek hanım bize bakıp "Aydın Bey evlendin de niye haber vermiyorsunuz ama kızda pek güzelmiş"
Utangaç bir şekilde gülümsedim "Teşekkür ederim ben Gece sizinle tanıştığıma memnun oldum Dilek hanım"
İçeri girdiğimizde anda bahçeden bir kız çocuğu çığlık attı "AYDIN ABİ GELDİ"
Daha ne olduğunu anlamadan üç çocuk Aydının üstüne atladı
Aydın geri çekilir sandım ama tam tersine çocukların üçünede sarıldı
Aydın kızıl saçlı bir kızı kucagına alıp "Minik Bela bugün nasılsın"
"Ben minik bela değilim"
"Bence öylesin"
"İndir beni kucağından küstüm sana" dedi dudak büzerek
"Takılıyorum prensesim takılıyorum sana,oh kıyamam sana"
Gün boyunca Aydın çocuklarla ilgilendi onlarla oyun oynuyor onlara ders anlayıuordu bazen çenesi kasılıyordu kimseye çaktırmadan sağ bacağını ovuşturuyordu ama ben görüyordum acı çekiyordu ama kimseye göstermiyordu
Tam o sırada küçük kız — az önce “Minik Bela” dediği — eteğimi çekti.
“Abla sen Aydın abinin karısı mısın?”
Bir an duraksadım.
“Evet.”
Kız gözlerini kocaman açtı.
“Şanslısın.”
“Niye?” dedim istemsizce.
“Çünkü Aydın abi kimseyi bırakmaz. Hep korur.”
Kalbim bir an tuhaf attı.
Küçük kızın boyuna eğilip "Senin ismin ne"
"Gizem"
"Gizem,ismin çok güzelmiş"
"Teşekkür ederim abla,senin adın ne"
"Gece"
"Senin ismin de çok güzel abla"sonra çekingen bir sesle "Abla birşey sorabilir miyim"
"Sor tabi"
"Aydın abinin bacağı mı acıyor"
"Biraz acıyor ama o çok güçlü bir o kadar da inatçı"
"Evet"
Aydının sedi duyuldu "Minik Bela ne yapıyorsun orada gel hadi"
"Ya bana öyle deme" demesine rağmen Aydının kucağına koştu
Aydın onu kucağına aldığında sanki tüm acısı gitmiş gibiydi çocuklar ona iyi geliyordu
~
"Pekala minikler Aydın abininizin mesaisi bu kadardı ben gidiyorum"
Çocuklarla vedalıştıktan sonra yanıma geldi "Evet Arıza Makinesi gitme vakti geldi"
Birden durdum "Aydın"
"Efendim Arıza Makinesi"
"Bacağın ağrıyor değil mi, ver şu anahtarları hastaneye gidiyoruz,gerek yok cevabını kabul etmiyorum"
"Gerek y-"
"Gerek yok cevabını kabul etmiyorum demiştim"
Hızla hastaneye sürdüm hastanede doktor bacağın durumunu anlattı
"Bacağınıza fazla yük bindirmeyin demiştim Aydın Bey durum kötüleşebilir hatta eğer böyle devam ederse tekrar ameliyat gerekebilir"
"Yine mi söylesene doktor 4 yıldır beni kaç kez ameliyat ettin,hepsi de bana ağrıların geçecek zorlanmadan yürüyebilecekdin dedin bana boş ümitler verdin sonu ne oldu bu aptal metal destekleyici 4 yıldır bir yol bile alamadım eğer bu metal destekleyiciden kurtalacağım bu olmadan yürüyebileceğim bir ameliyat varsa yap yoksa yapma"
Doktor durdu derin bir nefes aldı "Bacagının iyileşeceğine garanti veremem"
Aydın net bir sesle
"Gerisine gerek yok" deyip odadan çıktı
Onun peşinden gittim ama bacağında destekleyici olsa da hızlı yürüyordu
"Biraz yavaşla"
"Çok yavaşsın Arıza Makinesi"
Ona yetiştim tak konuşacağım sırada beni susturdu
"Aydın-"
"Sakın bir kelime etme" sesi çok sert çıkmıştı sesizce arabaya bindik ikimizde konuşmuyorduk
Eve geldiğimizde ikimizde hala sesizdik Aydın sigara paketinden bir sigara çıkarıp yaktı
Birşey demeden odaya gittim sesizce ışığı kapattım sesizce düşünüyordum
Neden umudunu kaybetmişti?Bu kadar mı kötüydü?
Bunları düşünürken ne ara uyuduğumu hatırlamıyorum Aydının kapı açma sesine uyandım ama gözlerimi açmadım
Aydın başucuma geldi beklemediğim bir şekilde saçlarımı okşadı ve kulsğıma fısıldadı "Seni çok seviyorum keşke sende beni sevsen ama bu imkansız,sen benden nefret etsemde ben seni hep çok seveceğim seni seviyorum Gece Karaaslan"
Evet bir bölümün daha sonuna geldik umarım beğenirsiniz düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim okuduğunuz için teşekkür ederim ♥️ 🥰 🌹
