12. bölüm · İntikam Oyunu

10.BÖLÜM: DÜŞMANA AŞIK OLMAK

Uwu Kizi

Merhaba sevgili okurlarım başlamadan önce bir uyarı bölümün başı Lara nın ağzından olacak ama sonrasında bir Yıkıcı'nın ağzından olacak bilim bakalım kim tahmini yorumlarda bekliyorum hadi size bir ipucu Poyraz değil
Keyifli okumalar dilerim

LARA DENİZ KOYALDEN;
Silahlar çekilmişti önce hangimiz ateş ederse diğeri karşılığını verecekti bir süre sesizlik oldu sonra Poyraz Ateş Erdem bağırdı "Yıkıcılar saldırın"

Yıkıcılar aynı anda silahlarına davrandı bizde hazır durumdaydık bizim bir kuralımız vardı

Düşmanı önce etkisiz hale getir sonra saldır

Gece birden Aydının üzerine koştu silah tutan elini aniden kavrayıp silahı düşürmesin sağladı sonra tek hamlede onu yere yatırıp "Naber acemi şey,özledin mı beni" dedi gülerek onu bu hale getirmek Geceyi keyiflendiriyordu

"Özlemez miyim aman ne özledim,ne özledim" dedi Aydın şakayla karışık sonra ciddileşti "Bırak lan beni"

"Yok bırakamam daha yeni başladık" deyip Aydının karnına tekme savurdu

Hisar Sonere yönelmiş onun kolunu büküp etkisiz hale getirmişti ve ona "sana hiç yakışmadı hiç,öğrenemedin mı hala silah tutmayı" deyip elini ters çevirdi

Kader çatışma olacağını duyduğu anda koşup gelmişti gözlerini ona bakan iri adama kestirdi ve onun üstüne çuvlandı

Elvan ona bakan onun yaşlarındaki gencin üstüne yürüyüp elindeki silahı düşürnesini sağladı ve tek hareketle adamı yere devirdi

Geriye sadece Meltem Nisa Erdem ve Poyraz Erdem kalmıştı ondan sonra Cemal Erdem savunmasız kalacaktı

Mert,Meltem Nisa Erdem kadın olduğu için ona dokunamazdı ama ben bal gibi dokunurdum

Mert,Poyraz Ateş Erdemin bende Meltem Nisa Erdemin üstüne yürüdüm

Mert Poyraz Ateş Erdemin silahını sadece tek hamlede kaptı ve onu yere yatırdı Poyraz Ateş Erdemde etkisizdi şimdi sadece Meltem Nisa Erdem kaldı

Onun silahını almam zor oldu çok güçlü bir kadındı az kalsın beni boğuyordu

"Siz kimsinizde babamı bitirmek istiyorsunuz" diyen sinirli sesi geldi

Elini boğazından çekince zorlanarak nefes aldım

"Biz babanın hayatını mahffettiği insanlarız intikam istemek elbette hakımız" dedim soğukkanlı bir şekilde zorda olsa silahını ondan aldım ve onu yere yatırdım

Yıkıcılar etkisiz hale gelmişti sıra Cemal Erdemde

Ama arkamızı döndüğümüzde o çoktan
kaçmıştı

"Lan nasıl kaçtı bu herif" diye sinirle hiddetlendi Mert

"Biz Yıkıcılarla boğuşurken kaçmıştır"

"Şimdi ne yapacağız bunlara" diye sordu Elvan

"Bence hepsini vuralım hem Yıkıcılardan kurtulmuş oluruz" diye mırıldandı Hisar

Tam silahlarınızı kaldırdığımız anda uzaklardan siren sesi duydum polis geliyordu gitmekten başka çaremiz yoktu ama şu Poyraz Ateş Erdem denen herife bir hediye vermeden gitmeyecektim

Silahımı kaldırıp bir el ateş ettim tam isabet omzundan vurmuştum Poyraz acıyla bağırdıktan sonra bana döndü "Sen..."

Eğilip kulağına fısıldadım "Senden nefret ediyorum Poyraz Ateş Erdem"

Son gücüyle fısıldadı"Duygularımız... Karşılıklı... Savcı hanım"

Hızla o evden uzaklaştık

AYDIN KARAASLANIN AĞZINDAN;
Eve doktor çağrılmıştı,Poyrazın omzundaki kurşun çıkmıştı ama dinlenmesi gerekiyordu bense şu an balkonda oturmuş düşünüyordum

Bir kız beni nasıl devirebilmişti üstelik bir değil,iki değil,üç değil,tam dört kere bunu nasıl yapmıştı

Karnım hala acıyordu kız o tekmeyi çok fena atmıştı

O kız

Gece

Aslında güzel kızdı düşmanım olmasa ona aşık bile olabilirdim

Saçmalama lan kendine gel düşmanın o senin Aydın,beni kaç kere yere yatırdı birde ona aşık mı olacağım yok daha neler

Gözlerimi kapatığımda yine onu gördüm onun o güzel siyah hafif dalgalı saçlarını,onun o bal rengi gözlerini

Lan ne oluyor bana niye hep bu kızı düşünüyorum Allahım kafayı sıyıracağım artık biri bana yardım etsin

Tam o sırada balkon kapısı açıldı ve aramızdaki en genç Yıkıcı geldi

Çağlar Karahan

Çağlar bana bakıp "ne oldu Aydın abi niye üzüldün"

"Şu berbat güne üzülüyorum bundan daha kötü bir gün olabilir mi"

"O Gölgesizler yüzünden mi"

"Evet Çağlar"

"Abi bazen düşünüyorum da acaba biz yanlış tarafta mıyız"

"Ne diyon lan sen"

"Pardon ağbi,Hadimi aştım ama seni sanki başka birşey üzüyor gibi anlatmak ister misin"

Oflayarak paketinden bir sigara çıkardıp yaktım anlatmak zorundaydım çünkü anlatmasam bu herif peşimi bırakmazdı

"Evet abi dinliyorum"

"Sen hiç aşık oldun mu Çağlar"

"Neden ki"

"Nedenini ne yapacaksın lan söyle işte aşık oldun mu olmadın mı"

"Hiç olmadım"

"O zaman işime yaramazsın yürü git"

"Ama aşkın nasıl hissetirdiğini biliyorum"

"Tamam o zaman soruyorum bir kız var böyle naif görünüyor ama oldukça sert,gözümü kapatığım anda onun yüzü geliyor aklıma gözümü açtığım anda yine onu düşünüyorum söyle tanımın nedir sevgili bay aşk doktoru"

Çağlar bir an sustu sonra cevap verdi

"Tebrik ederim abi aşık olmuşsun ne zaman gideriz kızı istemeye"

“Ulan Çağlar sen manyak mısın kızın elinde olsa beni boğarak öldürecek ne diyorsun sen”

Çağlar sırıtıp omuz silkti.
“Abi aşk dediğin şey zaten biraz ölmek değil mi?” dedi gayet ciddi bir sesle.

Döndüm, sert sert baktım.
“Bak bunu bir daha söylersen seni aşağı atarım.”

“Abi,” dedi Çağlar bu sefer daha temkinli,
“Düşman diye ezberlediğimiz herkes gerçekten düşman mı?”

Cevap vermedim.
Çünkü aklıma Gece’nin bana tekmeyi savurduğu an geldi.
Dişlerini sıkışı.
Gülüşü.
“Yeni başladık” deyişi.

Acaba Çağlar haklı mı?Acaba ben gerçekten bu kıza aşık mı oluyorum?

Yeter artık lan unut yok et imha et bu fikri Aydın öyle birşey yok

Gözlerimi kapattım

Gece.

Silahını tutan eli kararlıydı.
Yüzünde korku yoktu.
Sadece meydan okuma.

O an fark ettim.
Beni etkileyen güzelliği değildi.
Beni etkileyen…
benden korkmamasıydı..

"Yeter ama artık" diye düşüp kendime küfür ettim

Yapmamalıyım o kıza aşık olamam
Biz düşmanız
Ben ondan nefret ediyorum
O benden nefret ediyor

Kendimi buna inandırmaya çalıştım ama olmuyordu o kızda farklı birşey vardı beni kendine çeken bir şey

Her ne kadar inkar etmeye etmeye çalışsamda olmuyordu duygularımı bastıramıyordum her ne kadar inkar etsem de

Ben Gece Günala aşık olmuştum ve sonu iyi olmayacaktı

Bunu itiraf etmek içimi daha da daralttı.
Sanki biri göğsümün ortasına yumruğunu dayamış, yavaş yavaş bastırıyordu.

Aşk mı?
Benim gibi biri için komik bir kelimeydi bu.
Ben tetik çekmeyi bilirdim.
Sadakati bilirdim.
İtaati… korkuyu… kanı…

Ama özlemek?
Birinin yüzünü istemsizce hatırlamak?
Gözlerini düşününce sinirlenmek yerine susmak?

Bu bambaşka bir savaştı.
Sigaramı balkon korkuluğuna bastırıp söndürdüm.

“Bitti,” dedim kendi kendime.
“Bu saçmalık burada bitecek.”

Ama bitmedi.
Çünkü o an telefonum titredi.
Ekrana baktım.

Bilinmeyen Numara
Açmadım.
Bir daha titredi.
Sonra mesaj geldi.

“Karnına biraz sert vurdum galiba bir dahaki sefer senin için daha acısız bir son hazırlarım söz Gece Günal sözü.”

Nefesim kesildi

Mesaja tekrar tekrar baktım yüzümde aptal bir sırıtış belirdi

"Ben şu aptal kalbimi artık ya" diye geçirdim içimden

Beynim hayır diyordu olmaz diyordu ama kalbim beni dinlemiyordu

Aşkla ilgili kalple beyin çatışır derlerdi de inanmazdım şimdi resmen ben aynısını yaşıyorum

Peki şimdi ne yapacaktım? kalbimi mı yoksa beyni mı dinleyecektim? bilemiyordum

Evet bir bölümün daha sonuna geldik umarım beğenirsiniz düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim okuduğunuz için teşekkür ederim ♥️ 🥰 🌹