26. bölüm · İntikam Oyunu
24.BÖLÜM:KÜÇÜK SÜPRİZ
POYRAZ ATEŞ ERDEM DEN;
Ambulans geldiğinde ben hala korkuyordum ablam,annemden sonra bana bakıp hep yanında duran kişi beni canı pahasına koruyan ablam şimdi vurulmuştu
Ellerim titriyordu. Sedye ile ambulansa taşınırken ablamın yüzü kül gibiydi. Gözleri kapalıydı. Omzundan sızan kan, ambulansın beyaz örtüsünde kırmızı bir leke bırakıyordu.
“Abla…” diye fısıldadım. Sesim çıkmıyordu.
Lara arkamdan yetişti. Eli omzuma dokundu. “Poyraz, ambulansa bin. Ben arkadan geliyorum.”
Başımı salladım. Söyleyecek kelime bulamıyordum.
Ambulans hareket ettiğinde ablamın elini tuttum. Soğuktu. Çok soğuk.
“Abla, duyuyor musun beni? Sakın bırakma beni. Sen bana hep ‘merak etme kardeşim, ben buradayım’ derdin. Şimdi ben buradayım abla. Sen de kal. Lütfen kal.”
Göz kapakları hafifçe kıpırdadı. Duymuş muydu? Bilmiyordum. Ama dua ettim. İlk defa belki de çocukluğumdan beri gerçekten dua ettim.
Hastaneye vardığımızda sedyeyi hızla içeri aldılar. Ben arkada kalakaldım. Koridorun ortasında öylece duruyordum. Etrafımda insanlar koşuşturuyordu ama ben hiçbirini duymuyordum.
Sonra bir el omzuma dokundu.
“Poyraz.”
Lara.
Arkamı döndüm. Onu görünce içimde bir şeyler çözüldü. Sıkıca sarıldım.
“Lara… ablamı kaybedemem. O benim her şeyim. Annemden sonra… O baktı bana. O korudu beni.”
"Kaybetmeyeceksin hem bak onun için uğraşıyorlar eminim iyi olacaktır o bırakmaz seni"
"Korkuyorum Lara... Ben çok korkuyorum" dedim ağkayarak bugüne kadar hiç ağlamamıştım sadece annem öldüğünde o gün son defa ağlamıştım ondan sonra hiç ağlamamıştım
Şu anda yıllar sonra ilk defa ağlıyordum içerdeki insan için,canım için,ablam için
"Poyraz iyi misin, bak rengin iyice soldu istersen bir acile gidelim serum falan taksınlar ha ne dersin"
"Olmaz buradan ayrılmayacağım,ablam her an ameliyattan çıkabilir"
"Tamam anlıyorum seni,o zaman bari lavaboya git yüzünü falan yıka kendine gel tamam mı"
İçime hiç sinmiyordu hiç gitmek istemiyordum ama haklıydı kendime gelmeliydim
Zorlukla lavaboya gidip yüzüme su çarptım aynaya bakıp "Kendine gel Poyraz" dedim kendime
"Poyraz" omzuma dokunan bir elle irkildim,refleksle elim silahıma gitti arkamı döndüm
"Hop hop hop sakin ol lan,zaten bir kere vurdun beni ikinciyi kaldıramam"
Merti karşımda görünce şaşırdım onu görmeyi beklemiyordum
Anlık bir şoktan sonra derin bir nefes verdim onu görünce ilk başta şasırsamda sonra rahatlamıştım
Mert bana bakıp "İyi misin?"
"İyi olmaya çalışıyorum"
"Merak etme Meltem güçlüdür kolay kolay pes etmez o"
"Nasıl bu kadar emin konuşabiliyorsun"
"Az çok tanıdım onu,ve şunu net bir şekilde söyleyebilirimki Meltem çok inatçı biri"
"Neden buraya geldim?" Diye sordum merakla
"O ne biçim soru lan, duymamış olayım,hem sadece ben değil herkes burada dışarda bekliyorlar,bende seni merak ettim ondan geldim"
"Teşekkür ederim" dedim içtenlikle ama onun yüzüne hala bakamıyordum bakacak yüzüm yoktu babam onun yıllarca çalışıp didindiği avukatlığını elinden almıştı,ben bu adamı vurmuştum ve bunun için hala kendimden utanıyordum
Mert bir süre sessiz kaldı. Sonra derin bir nefes aldı.
"Poyraz, bana bak."
Başımı kaldırdım. Gözlerinin içine bakmak zordu ama denedim.
"Öncelikle şunu söyleyeyim o baban olacak heriften hala nefret ediyorum hatta elinde olsa onu kendi elkerimle gebertirim" dedi gözlerinden nefret okunabiliyordu sonra devam etti
"Ama ben sana kin beslemiyorum," dedi Mert sakin bir sesle. "O gece... sen beni vurdun. Evet. Ama senin suçun değildi. Sen babana hizmet ettiğini sanıyordun. Gerçeği bilmiyordun."
"Bu bahanesi değil," dedim kısık bir sesle. "Sen sırf beni korumak için Lara'nın önüne atladın. Ben de seni vurdum."
Mert hafifçe güldü. "Vurdun işte, ne yapalım? Ölmedik ya. Hem bak," omzunu oynattı, "şimdi iyiyim. Hatta belki sana teşekkür etmeliyim."
"Ne?" dedim şaşkınlıkla.
"O kurşun yemeseydim, Elvan bana 'abi' demeye devam eder miydi sanıyorsun?" Gözlerinde hafif bir parıltı vardı. "Yıllardır bana mesafeli duran kardeşim, o gece sayende bana sarıldı. O gece sayende 'abi' dedi o kız bana yıllardır bir kere bile 'abi' dememişti desin diye çok uğraşmıştım ama demedi,sen beni o gece vurdun ya işte o gece benim kardeşim bana yıllar sonra 'abi' dedi sen beni vurmuş olsanda bana kardeşimi geri verdin,ve ben bunun için sana ne kadar teşekkür etsem az"
Bir an şaşkınlıkla baktım ne diyeceğimi bilemiyordum,onun yeri de başkası olsa bana çoktan kin beslemiş olurdu
Ama Mert farklıydı
Çok farklıydı
"Gidelim mi? dışarda bizi bekliyorlar" diye sordu Mert
Hafifçe başımı salladım
Dışarı çıktığımda Lara yanıma gelip elini tuttu "İyi misin?"
"Kötüyüm" dedim dürüstçe
"Merak etme Meltem iyi olacaktır,eminim birazdan doktorlar iyi haberlerle gelecektir"
"Unarım"
Laranın eli elimdeydi sıcacıktı,sanki bu dünyada tek ışığım oymuş gibiydi
Hepimiz endişeyle ameliyathane önünde bekliyorduk
Gece tırnaklarını yiyordu gergin olduğu belli oluyordu,Aydın onun kulağına birşey söyleyince biran sakinleşti ama hala gergindi
Hisar duvara yaslanmış bekliyirdu yüzünde huzursuluk vardı,anlaşılan hastane ortamı ona kötü hissettiriyordu Soner hemen yanındaydı konuşmuyordu ama ona yakın duruyordu
Kader bir köşede sesizdi,o zaten hep sesiz biriydi ama şimdiki sesizliği çok farklıydı sanki gözleri birşeyler söylüyordu,Fırat yanına gitti kulağına söylediği şeyle Kader önce biraz şaşırdı sonra başını salladı
Mina ve Miranın gözlerindeki endişeyse net bir şekilde görünüyordu,Tahir ve Tayfun onları sakinleştirmeye uğraşıyorlardı
Mert ise o hepinizden uzakta bekliyordu,lavaboda beni sakinleştiren adam şimdi çok gergindi
Elvan ise hem Meltem için endişeliydi hem de ağbisinin gerginliğini hissediyor onun için endişeleniyordu,Çağlarsa onu sakinleştirmeye çalışıyordu
İKİ SAAT SONRA
İki saat ameliyat tam iki saat sürmüştü ablam hala içerdeydi
Doktor sonunda ameliyathaneden çıktı
"Meltem Nisa Erdemin yakınları kim?"
"Ben kardeşiyim,durumu nasıl?" Diye sordum panikle
"Durumu iyi ameliyat başarılı geçti,kurşunu çıkardık birkaç gün hastanede gözetim altında kalacak,aynı zamanda merdivenden düşünce belini hafif incitmiş birkaç hafta istirahat edecek"
Allahım şükürler olsun şükürler olsun ablam iyi incinme bir şekilde geçer, hayatta kaldı bu benim için yeterliydi
Ablam normal odaya alındığında hemen yanına gittim,ablamı gördüğümde biraz daha rahatladım yüzü solgundu, gözleri kapalıydı ama hayataydı gerçekten hayattaydı
Sandalye çekip yanına oturdum elini tutum artık soğuk değildi
"İyi ki beni bırakmadın abla" diye fısıldadım "İyi ki hayata kaldın"
Lara arkamda duruyordu,eli onzumdaydı bu bile bana güç veriyordu
Bir süre sonra ablamın gözleri aralandı önce nerede olduğunu anlamadı sonra gözleri bize odaklandı
"Poyraz..." Dedi güçsüz bir sesle
"Abla" hemen doğruldum "Nasılsın?Bir yerin ağrıyor mu?Şu ister misin?"
Ablam hafifçe gülümsedi "o kadar süre nasıl cevap vereyim?" sonra cidileşti "O mu vurdu beni,babam mı"
"O artık babamız değil" dedim net bir şekilde
Diğerleri aniden içeri girince üçümüzde irkildik
Meltem herkese bakıp "Hepiniz mi geldiniz"
Mert cevap verdi "Sen vurulacaksın,hastaneye düşeceksin ve biz gelmeyeceğiz öyle mi rüyanda görürsün"
"Bence rüyasında bile göremez,öyle bir ihtimal yok" dedi Gece
Bir süre sonra herkesi zorda olsa gönderdim Mert hariç o gitmemekte karalıydı
Hisar ise hastane bahçesinde bekliyordu her ne kadar gitmesini söylesekte o kararlıydı
Diğerlerini ise yana yakıla,ısrarlarla zor ikna edip göndermiştim, özelikle Geceyi bir süre sonra uyuklamaya başlamıştı ama gitmemekte karalıydı onu Aydın zorla ikna edip eve götürmüştü
Bende ablamın başında saatlerdir bekliyordum
Ablam bana bakıp "Poyraz herkesi gönderdin ama sende uykulusun,bence sende eve git"
"Duymamış olayım ben burada bekleyeceğim"
"Lara ne olacak o da çok yorgun ama seni bırakmak istemediği için gitmiyor"
Koltukta uyuklayan Laranın gözleri bir anda açıldı "Kesinlikle hayır kabul etmiyorum,ben senin için buradayım" deyip gözlerini tekrar kapattı
"Bak görüyor musun ikiniz de sırf ben buradayım diye gitmiyorsunuz,şimdi gidin yarın sabah yine gelirsiniz"
"Asla" dedim net bir şekilde
Ablam Larayı işaret etti, benim güzeller güzeli savcım koltukta yeniden uyuya kalmıştı bile
"Tamam Larayı eve bırakırım ama sonra geliyorum"
"Poyraz hayır şu andan itibaren ablalık yetkimi kullanıyor ve sana eve gidip uyu diyorum"
Ablamın bu sözleriyle bir an duraksadım. O yetkili ses tonu... Çocukluğumdan beri hiç değişmemişti. Ne zaman inatlaşsak, en son bu cümleyi kurardı.
Gülümsedim istemsizce. "Bu yetki hâlâ geçerli mi?"
"Ölene kadar geçerli," dedi hafifçe gülümseyerek. Ama o gülümseme acıyla karışıktı. "Şimdi git. Lara'yı da al. Yarın sabah gelirsiniz."
Lara'ya baktım. Koltukta öylece uyuyordu. Başı hafifçe yana düşmüş, saçları yüzüne dağılmıştı. Bu halde bile güzeldi. Hem de çok güzeldi.
"Tamam," dedim sonunda. "Ama sen de söz ver, bir şey olursa hemen ara."
"Bir şey olmayacak. Hem burada Mert var. Hisar da bahçede."
Mert'e baktım. O da bize bakıyordu. Başını hafifçe salladı. "Merak etme, ben buradayım."
Lara'nın yanına gidip omzuna dokundum. "Lara, kalk gidiyoruz."
Gözlerini araladı, etrafa şaşkın şaşkın baktı. "Ne? Nereye?"
"Eve. Ablam gönderiyor."
Lara hemen doğruldu. "Hayır, ben kalırım—"
"Abla yetkisini kullandı," dedim gülerek. "Karşı çıkamayız."
Lara ablama baktı, ablam da ona hafifçe gülümsedi
Lara tereddüt etti ama sonunda kalktı
Git eden önce Merte bakıp "Ben gelene kadar ablama iyi bak,bir şey yememekte inat ederse zorla yedir"
"Ben kaç yıllık abiyim lan,sen kime akıl veriyorsun"
"Bunu merak etme olarak algılıyorum" dedim
"Doğru algılamışsın" dedi gülerek
Hastaneden çıktığımızda Hisarı gördük hala bekliyordu
"Hisar ben sana evine git dememiş mıydım" dedim
"Ve bende sana buradan öteye gitmeyeceğimi açık bir dille belirtmiştim"
Lara ona "Hisar gitsen iyi olacak hava soğuyor"
"Umurunda mı görünüyor Lara"
"Sen inatçının tekisin" dedi Lara sitemle
HİSAR KARABAĞ DAN;
Poyraz ve Lara beni göndermek için ısrar ediyorlardı ama karatım kesindi gitmeyecektim
Onlar gittikten bir süre sonra arkamda bir şey hissettim elim refleksle silahıma gitti
"Sakin ol sarışın yine ben"
Soner
Derin bir nefes aldım"Sen delirdin?Öyle sesiz sesiz gelinir mı? Seni vurabilirdim farkında mısın?"
"Farkındayım ama refleksleri güçlüymüş"
"Ben ne diyorum sen ne diyorsun,yürü git Allah aşkına" dedim sinirle
Soner bana bir kahve uzattı"Al şunu sarışın,hava soğuk"
"Yok istemem"
"Eve gitmiyorsun,kahve içmiyorsun bu ne inat arkadaş" dedi sitemle
"Bu seni ne ilgilendiriyor sen evine gitsene"
"İlgilendiriyor işte,boşver,al şu kahveyi"
İstemeye istemeye kahveyi aldım gerçekten bu herif neden benim burada olmamla bu kadar ilgilenmişti anlamıyorum
"Al şunu aç olduğunu biliyorum saattlerdir bir şey yemedim" dedi bana bir şey uzatarak
Uzattığı şeye bakmadan "istemem ben aç değilim"
"Emin misin bak çok şey kaçırıyorsun"
"Yok İstemiyorum sen ye"
"İyi demek ki kokoreç sevmiyorsun"
Kokoreç mi dedi o? Uzattığı şeye baktım, gerçekten kokoreçti.
Kalbim bir an hızlandı. Kokoreç benim en sevdiğim şeydi ama bunu nereden biliyordu?
"Sen... bunu nereden bildin?" diye sordum şaşkınlıkla.
Soner omuz silkti ama yüzünde o her zamanki sırıtış vardı. "Baloda dans ederken anlattın. Hatırlamıyor musun? İzmir'de en iyi kokoreççiyi anlatmıştın, çocukluğundan falan bahsetmiştin."
O anı hatırlamaya çalıştım. Balo... Maskeler... O gece her şey çok karmaşıktı. Ama evet, dans ederken bir ara İzmir'den bahsetmiştim. Ama o kadar detaylı anlatmış mıydım?
"Sen... her şeyi hatırlıyor musun yani?" diye sordum istemsizce.
Soner gözlerimin içine baktı. O yeşil gözlerinde garip bir parıltı vardı.
"Her şeyi," dedi alçak bir sesle. "O gece seninle ilgili her şeyi hatırlıyorum Hisar."
Bir an nefes almayı unuttum. Bu adamın bakışları... Bu kadar farklı bakmamalıydı. Biz düşmandık. Hâlâ düşman sayılır mıydık bilmiyorum ama kesinlikle böyle bakmamalıydı.
Kokoreç paketini elime sıkıştırdı.
"Ye şunu," dedi. "Sağlıklı olman lazım. O Cemal Erdem her an gelebilir."
Pakete baktım, sonra ona. "Sen neden buradasın Soner? Neden eve gitmiyorsun?"
"Sen buradayken ben nasıl giderim?"
Bu cümle... Öyle basit, öyle doğal söylemişti ki. Sanki dünyanın en normal şeyiymiş gibi. Ama değildi. Hiç de normal değildi.
"Sarışın, kızardın," dedi gülerek. "Yoksa seni kızdırmak daha zevkli oluyor."
"Ne kızarması!" diye çıkıştım ama yanaklarımın yandığını hissediyordor. Lanet olsun, neden bu adamın yanında hep böyle oluyordum?
Kokoreç paketini açıp bir lokma aldım. Gerçekten çok lezzetliydi. Hem de sıcacıktı.
Soner yanıma oturdu. Arada bir metre mesafe vardı belki ama sanki çok daha yakındı.
"Neden bu kadar inat ettin kalmak için?" diye sordu. "Meltem'le aran çok iyi değil bildiğim kadarıyla."
"İyi olması gerekmiyor. O bizim ekibimizden. Gölgesizler'in bir üyesi. Yani artık Yıkıcılar da ekibimiz sayılır ama... neyse işte. O bizden biri. Yalnız bırakamazdım."
"Anladım," dedi Soner. "Sen hep böyle misin? Ekip arkadaşlarını hiç yalnız bırakmayanlardan?"
"Sen değil misin?" diye sordum. "Şu an burada değil misin?"
Soner bir an sustu. Sonra başını hafifçe eğdi.
"Ben burada başka bir sebepten varım."
Kalbim yine hızlandı. Bu neydi Allahım? Neden bu adamın her sözü kalbimi böyle hoplatıyordu
Yoksa?acaba? Ben bu adam...
"Yok artık saçmalamadım iyice tabiki de hayır ona aşık falan olmuyorum yok et bu fikri imha et yok et sen bu herife aşık olmuyorsun aşık falan değilsin"
Dedim kendi kendime
Ama o zaman bu adamın yanında neden böyle oluyordum
GECE KARAASLANDAN;
Eve geldiğimizds bitkin haldeydim hamilelik sanırım böyle birşeydi
Aydın beni kolumdan tutup naxikçe odaya çıkardı "Gel güzelim,yavaş ol" deyip beni yatağa yatırdı yanıma yattığında başımı göğüsüne koydum o da saçlarımla oynuyordu
"Aydın" dedim uykulu bir sesle
"Efendim Kalbim"
"Birşey sorabilir miyim?"
"Sor güzelim"
"Ama kızmak yok"
"Ben ne zaman sana kızdım ki şimdi kızayım"
"Cevap vereceksin geçiştirmek yok" dedim,uykum iyice açılmıştı
"Bunun sonu nereye gidecek acaba,çok merak ediyorum" dedi gülümseyerek
"Neden hiç ailenden bahsetmiyorsun"
Aydının yüzü asıldı,gülüşü silindi "Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum" dedi sakin olmaya çalışarak
"Onlara bu kadar mı kızgınsın"
"Gece lütfen onlar hakkında konuşmak istemiyorum, bu konu bir daha asla açılmayacak anladın mı" sesi ilk defa bu kadar sert çıkmıştı
Başımı sallayıp ondan biraz uzaklaşıp sırtımı döndüm
Aydın sanki pişman olmuş gibiydi kolunu belime dolayıp "Özür dilerim Kalbim,seni korkuttun değil mi"
"Biraz"
"Çok üzgünüm,seni korkutmak istemedim sadece o konuda biraz hasasım"
"Hangi konuda ailen mi" diye sordum
Aydın bir süre sustu sonra cevap verdi "Evet"
Sesi titriyordu ağlıyormuş gibiydi ona dönüp yüzüne baktım gözyaşlarını saklamaya çalıştı ama görmüştüm
"Aydın ne oldu neden ağlıyorsun"
Aydın cevap vermedi onun gözyaşlarını silip "Özür dilerim galiba seni üzdüm"
"Hayır Kalbim,senin yüzünden değil sen beni üzemezsin"
"O zaman neden ağlıyorsun"
"Gece güzelim lütfen bu konuşmak istediğim bir konu değil"
Gözyaşlarını silip ona sarıldım "Tamam zorunda değilsin,ben buradayım tamam mı, istemiyor msan anlatmak zorunda değilsin"
"Teşekkür ederim kalbim"
Bir süre öyle kakdıktan sonra Aydın gözyaşlarını silip"Sana birşey gösterebilir miyim"
"Göster" Aydın ayağa kalkıp dolaba yöneldi dolaptan bir kutu çıkarıp yanıma geldi
Kutuyu açtığında içinde minik bir bileklik vardı pambe küçücük bir bileklik "Bak bunu bebeğimize aldım beğendin mı?"
"Çok güzel ama neden Pembe"
"Kızımıza Pembe yakışır beğenmese başka renklerde alırım ben"
"Ya erkek olursa"
"O zaman da mavisinden alırım" kutunun içine baktığımda bir şey daha gördüm beyaz bir şeydi
Aydın kutudaki beyaz şeyi çıkardı beyaz bir tulumdu çok şirin bir şeydi
"Aydın sen bunları hangi ara aldın"
"Dün aldım sonrada Bebek doğana kadar düzenli dursunlar istedim"
"Bebeğimiz çok şanslı olacak,harika bir babası var"
"Bencede bebeğimiz çok şanslı olacak,çünkü harika bir annesi olacak"
Gözlerim yavaştan yine kapanıyordu
"Uykun var değil mi güzelim, gel hadi uyuyalım artık'
"Tamam iyi geceler Aydın"
"İyi geceler Kalbim" sonra karnımı okşadı "İyi geceler bebeğim"
MELTEM NİSA ERDEMDEN -HASTANE 07:20
"Yahu çocuk muyum ben kendim yerim,zaten aç değilim ki" diye söylendim bana çorba içirmeye çalışan Merte
Mert bana bakıp "Çocuk değilsin ama öyle davranıyorsun,iç şu çorbayı"
"Aç değilimin neresini anlamadın acaba,aç değilim diyorum ya aç de-ği-lim" dedim heceleyerek
"Zorundasın,Poyraz bana kızar hadi iç şunu"
"Sal beni artık ya,ne olur sal beni artık"
"Seni salmamı istiyorsan iç şu çorbayı"
"Tarhanadan nefret ederim" diye söylendim
"En şifalı çorba bu, iç şimdi şunu"
"Hayır" diye direttim
"Benimle inatlaşma ben kazanırım"
"İçmiyorum, hadi içir içirebiliyorsan zorla mı içireceksin"
"Gerekirse evet"
"İçmiyo-" ben daha lafımı bitirmeden Mert ağzıma çorbayı zorla tıktı
Çorbayı tutup onun yüzüne baktım "ne yapıyorsun sen"
"Çorba içiriyorum"
"Zorla içiriyorsun"
"Çünkü diğer türlü içmiyorsun"
Çorbayı zorla içtikten sonra Mert'in yüzündeki zafer ifadesiyle iyice sinir oldum.
"Memnun musun şimdi?" dedim dişlerimi sıkarak.
"Çok," dedi sırıtarak. "Hem de pek memnunum."
"Senin yüzünden tarhanadan iyice soğudum."
"Olsun, şifalıydı işte."
Gözlerimi devirdim. Sonra birden aklıma bir şey geldi.
"Mert?"
"Efendim?"
"Neden buradasın? Yani... neden benimle ilgileniyorsun?"
"İstediğim için"
Ne? Ne dedi o az önce?
Birden yanaklarımın kızardığını hissettim,Mert bana baktı endişeli bir şekilde elini alnıma koydu
"Allah Allah, ateşin mı çıktı senin? Yanakların kıpkırmızı oldu"
"Olmadı" diye yüksdim birden
"Oldu,sen farkında değilsin galiba"
Cevap vermedim, Allah'ım bana neler oluyordu böyle neden Mertleleyken yanaklarım kızar dı ki?
LARA DENİZ KOYAL (ERDEM)'DEN 1-AY SONRA)
O olaydan bir ay geçmişti bir aydır Cemal Erdemden ses çıkmıyordu ve bu en tehlikelisiydi
Uyandığımda ilk hissettiğim sıcaklıktı Poyrazın kolu belimdeydi
Hafifçe gülümsedim galiba sevmek böyle bir şeydi her ne olursa olsun yanında olmak ,sevdiğin kişinin yanında huzur bulmaktı
Birden Poyrazın boynuma kondurduğu öpücükle içim ürperdi "Günaydın güzel Savcım"
"Günaydın Öğretmen Bey"
"Öğretmen Bey mı"
"Evet,sen bana 'Savcım' dersen bende sana 'Öğretmen Bey' derim,herşey karşılıklı Canım"
"Şahsen 'Canım' demeni daha çok seviyorum Canım"
Canım bu kelime ikimizin de içimize sıcaklık yayıyordu
"Gitmen gerekiyor okula geç kalacaksın" dedim
Poyraz beni bırakmamakta karalıydı kolu belimde sıklaştı "Hiç bırakmak istemiyorum seni"
"Öğrencilerin seni bekliyor" dedim
"Biraz daha beklesinler" deyip dudaklarıma hafif bir öpücük bıraktı "seni bırakmak istemiyorum"
"Sen uslanmaz bir yavşaksın" dedim sitemle ama gülüyordum
"Belkide öyleyimdir"
"Ciddiyim bırak beni adliyeye gitmeliyim"
Poyraz'la tatlı bir atışmanın içindeyken birden midemde garip bir dalgalanma hissettim. Öyle ani ve şiddetliydi ki, ne olduğunu anlamadan kendimi lavaboya zor attım.
Kusacak gibiydim ama bir şey çıkmıyordu. Sadece midem bulanıyor, başım dönüyordu.
"Lara? İyi misin?" Poyraz endişeyle arkamdan gelmişti, eli sırtımdaydı.
Birkaç saniye öylece lavabonun kenarında bekledim. Sonra yavaşça doğrulup yüzüme su çarptım.
"İyiyim," dedim nefes nefese. "Sadece... midem bulandı birden."
Poyraz'ın gözleri endişeyle doluydu. "Ne yedin sen sabah? Bir şey mi bozdu?"
"Hiçbir şey yemedim daha. Kalkar kalkmaz oldu."
Kaşlarını çattı. "Dün gece de iyi değildin. Halsizdin, erken uyudun."
Omuz silktim. "Yorgunumdur. Son günler çok yoğundu."
Ama Poyraz'ın bakışları ikna olmamıştı. Bir şey söyleyecek gibi oldu, vazgeçti.
"İzin al bugün evde dinlen belki iyi gelir."
Bir an itiraz edecektim ama sonra düşününce evet evde kalmak iyi gelebilirdi
Başımı salladım. "Tamam ama sen okula gitme için çıkmazsan, şimdi geç kalacaksın."
"Seni böyle bırakıp gitmek istemiyorum."
"Gideceksin," dedim gülümseyerek. "Ben büyük kızım, merak etme. Akşam görüşürüz."
"Görüşürüz canım" deyip zorlada olsa gitti
O gittikten sonra evde tek kaldım Meltem hala hastanedeydi,kahvaltı hazırlardım ama yumurtada bir tuhaflık vardı garip kokuyordu acaba bozulmuş muydu
Birden midem bunalınca kendimi lavaboda buldum
Cidden son zamanlarda bana ne oluyordu böyle
Yoksa acaba hamile olabilir miyim
Yok yok,abartıyorum hangi ara olmuş olabilirdi ki ama düşününce mantıklıydı
Ben bu ay hasta da olnamıştım,regl mı kaçırmıştım ama o stres yüzünden zaten düzensizdi
Bu böyle olmayacaktı evden çıkıp,en yakın eczaneye gidip hamilelik testi aldım
Testi yaparken heyecandan ölecegimi zannettim ellerim titriyordu bir ara testi düşüreceğimi bile zannettim
Pekala tek çizgiyse negatif
Çift çizgiyse pozitif
Birkaç dakika sonra testin sonucu belliydi
Çof çizgi hamileyim
Bir an yüzüme gülümseme yayıldı
Ama ya test bozuksa?
Tamam tek kesin çözüm kan tahlili
Yarım saatte hazırlanıp Mina nın çalıştığı hastaneye gittim tek güvenebildiğim kişi oydu
Mina kapıyı açtığında beni görünce şaşırdı "Lara abla bir sorun mu var"
"Şey sorun değil ama..."
"E o zaman ne oldu"
"Mina ben hamile olabileceğimden şüpheleniyorum" dedim
"NE?!" Diye bağırdığında panikle ağzını kapattım
"Bağırma,sadece şüphe bana kan tahlili yapabilir misin"
"Hemen yaparım"
Mina benden kan aldığında onun da elleri artık benimki gibi titriyordu
Test bir saatte çıktı Minaya baktım "Evet,sonuç ne?"
"Lara abla tebrikler 5 haftalık hamilesin"
Bunu duyduğumda şok geçirdim,ben gerçekten hamileydim
"Onu ultrasonda görmek ister misin"
İster mıydım? Bu heyecanı kaldıranilir miydim?
"Evet isterim"
Mina karnıma bir jel sürüp ultrasondan bebeğe baktı işte o an kalbim duracak gibiydi,siyahbeyaz bir görüntü ve o görüntünün içinde minicik bir nokta vardı
"Lara abla bak işte burada,çok güçlü görünüyor"
Mina bana ultrason fotoğrafını uzattı,gitmeden önce bana vitamin yazdı
Buna inanamıyordum,ben hamileydim,hamileydim
Eve gittiğim anda yatak odasına gittim,ultrason fotoğrafına baktım yüzümde bir gülümseme yayıldı ultrason fotoğrafını kalbime dayadım
Sevinçten ne yaptığımın farkında değildim,birden yatağa çıkıp zıplamsya başladım
"EVET,EVET,EVET,HAMİLEYİM!" diye bağırıyordum sonra ne yaptığımı anlayıp yataktan indim dikkatli olmalıydım ben Hamileydim!!
Karnımı okşayıp "Üzgünüm bebeğim,annem sevinçten ne yapacağını şaşırdı"
Poyraza söylemek için sabırsızmanıyordum acaba arasam mı?Yok bu haber telefonda verilmez
Poyrazın çıkmasına yarım saat vardı heyecanla bekliyordum
Yarım saat sonra kapı çaldığında karnımı okşayıp "Baban geldi bebeğim"
Kapıya koştum,kapıyı heyecanla açtım ama karşımda Poyraz yoktu
Karşımdaki kişi
Murat Aksoydu
Ben daha silahımı almadan silahıyla enseme vurdu son duyduğum onun sesiydi "İyi uykular Savcı hanım"
Evet bir bölümün daha sonuna geldik umarım beğenirsiniz düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim okuduğunuz için teşekkür ederim ♥️ 🥰 🌹
