14. bölüm · ÎKLA
15. Bölüm: Emir
Sarayda o gün kimse yüksek sesle konuşmadı.
Duvarlar bile dinliyordu.
İsyanlar, yağmalar ve geceleri kaybolan adalet artık saklanamaz hâle gelmişti.
Hırsızlar “kargaşa” diyerek evlere girmiş,
katliamcılar “temizlik” diyerek insanları hedef almıştı.
Devlet çökerken, suç da cesaret bulmuştu.
Sultan tahtta doğrulduğunda salonda nefesler tutuldu.
Yüzünde öfke yoktu.
Bu, daha korkutucuydu.
> “Merhamet,” dedi sakin bir sesle,
“düzen varsa anlamlıdır.”
Kimse itiraz etmedi.
Çünkü herkes neyin geleceğini hissediyordu.
Sultan’ın emri kısa ve netti:
Suç ispatlanacak,
ayrım yapılmayacak,
kaos bitirilecekti.
Muhafızlar şehre yayıldı.
Bu bir intikam yürüyüşü değildi.
Bir temizlik de değildi.
Bu, kontrolün geri alınmasıydı.
Yağmaya karışanlar toplandı.
Kargaşada insanlara zarar verenler ayrıldı.
Kimse meydanlarda bağırmadı,
kimse gösteri yapmadı.
Her şey sessiz ilerledi.
Şehir sabah uyandığında,
gece olanları anlatan fısıltılar vardı.
Ama sokaklarda yağma yoktu.
Kapılar kırık değildi.
Korku geri gelmişti.
Ama bu kez düzensiz değil,
yönlendirilmişti.
Bilge Tarkan Sultan’ın yanına geldi.
> “Halk korkuyor,” dedi.
Sultan başını eğmedi.
> “Korku geçer,” dedi.
“Ama düzensizlik kalırsa
devlet kalmaz.”
O gün İkla’da suç durdu.
Ama umut da durdu.
İnsanlar evlerine çekildi.
Kimse konuşmadı.
Kimse itiraz etmedi.
Sultan, devleti ayakta tutmuştu.
Ama bedelini biliyordu.
Çünkü bazı emirler vardır ki
devleti kurtarır
ama halkın kalbinde
derin bir iz bırakır.
Ve İkla artık şunu anlamıştı:
> Devlet yıkılmaktan dönmüştü…
ama eskisi gibi olmayacaktı.
