12. bölüm · ÎKLA
13. Bölüm: Yıkılışın Eşiğinde
İkla sabaha yarım uyandı.
Surlar duruyordu.
Ama içi boşalmıştı.
Sarayın bazı kuleleri yanmıştı.
Meclis salonu kullanılmaz hâldeydi.
Emirler ulaştırılamıyordu.
En kötüsü buydu:
Kimse kime itaat edeceğini bilmiyordu.
Bazı mahalleler kendi düzenini kurdu.
Bazıları kapılarını kapattı.
Bazıları Arkhon’la anlaşma fısıltıları yaydı.
Devlet tek değildi artık.
Alpar, harita odasında durdu.
İkla tek parça görünüyordu.
Ama bu, sadece çizimdi.
Gerçekte,
devlet çatlamıştı.
Bilge Tarkan yavaşça konuştu:
> “Bir devlet yıkılmaz,” dedi.
“Terk edilir.”
Bu söz ağırdı.
Ama doğruydu.
Halk devleti terk ediyordu.
Asker tereddüt ediyordu.
Düşman bekliyordu.
Ve Arkhon,
ilk kez acele etmiyordu.
Çünkü düşmanın kılıcı değil,
çözülüşü kazanıyordu.
Alpar pencereden şehre baktı.
Bu şehir için savaşmıştı.
Ama şimdi soru başkaydı:
> “İkla’yı kurtarmak mı?”
“Yoksa onu yeniden mi kurmak?”
İki cevap da
aynı yolu göstermiyordu.
Ve işte o an,
İkla şunu anladı:
> Yıkım bazen bir sonuç değil,
bir başlangıçtır.
Ama hangi başlangıç olacağını,
henüz kimse bilmiyordu.
