9. bölüm / 27
İkiz | BxB8 bölüm | Bul |
Bölümler 27Şu an: 8 bölüm | Bul |
- 1 0 bölüm | Prolog |50 kelime
- 2 1 bölüm | Bordo |1.115 kelime
- 3 2 bölüm | Dövme|1.292 kelime
- 4 3 bölüm | Çok Yakın |2.057 kelime
- 5 4 bölüm | Sakin ol küçük |3.013 kelime
- 6 5 bölüm | Bana yardım et|1.800 kelime
- 7 6 bölüm | Öp beni |1.872 kelime
- 8 7 bölüm | Sallanan ayaklar |3.657 kelime
- 9 8 bölüm | Bul |1.681 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 9 bölüm | Benimle Kal|1.863 kelime
- 11 10 bölüm | Mutlu mutsuzluk|2.180 kelime
- 12 11 bölüm | Tahta Kapı |4.342 kelime
- 13 12 bölüm | Ölümün Eşiği |1.935 kelime
- 14 13 bölüm | Toprak alır mı o bedeni? |1.962 kelime
- 15 14 bölüm | Onlar tahta değil duygular |1.190 kelime
- 16 15 bölüm | İlizyon |1.566 kelime
- 17 16 bölüm | Masum Dokunuş |1.943 kelime
- 18 17 bölüm | Bir Kika Eksilişi |1.518 kelime
- 19 18 bölüm | Karanlık |1.645 kelime
- 20 19 bölüm | Yeni Bir Yıkım |1.334 kelime
- 21 20 bölüm | Yetim ve Öksüz Ali Atlas|1.601 kelime
- 22 21 bölüm |Atilla|2.571 kelime
- 23 22 bölüm | Aynadaki Yabancı |1.288 kelime
- 24 23 bölüm |Çakma Mafya Masası|1.288 kelime
- 25 İkiz BxB7 kelime
- 26 24 bölüm |Ateş, Baston ve Aile|1.765 kelime
- 27 25 bölüm |Kazadan Töreyen Güven|1.265 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar~
Medya; Ali
Önceki bölümü okuyup okumadığınızı kontrol edin.
Bölüm Maran'ın ağzından. Ancak Maran'ın hayatı ve kişiliği hakkın da pek çok bilgi veremeyeceğim. Hikayenin akışı bozulmasın diye. Maran'ın hayatı ve yaşadıkları ileriki bölümlerde daha göze çarpan olacak.
-
Gözlerimi açtığım da karşılaştığım siyah tavanla gözlerimi kıstım. Başım çok ağrıyordu ve üşüyordum.
Yavaş yavaş ayağa kalkmaya çalıştığım da arabamın arka koltuğun da uzandığımı idrak etmem zor olmamıştı. Ben neden burda uyumuştum ki?
Tamamen oturur pozisyona geçtim.
Şakaklarımı ovduğum süreçte cebimden telefon titremeye başladı. Esneyerek telefonu çıkardım ve asistanın adını okuduğum gibi açıp kulağıma tuttum.
"Efendim istediğiniz verileri bulduk. İsterseniz pdf formatında size gönderelim" dediğin de sırtımı esnetip kapıyı açmaya çalıştım.
"Olur gönder" dedim açılmayan kapıya baktım.
Telefon kapandığın da cebime koydum ve tekrar denedim. Ön koltuklara baktığım da anahtarı gördüm.
Oflayıp anahtarı aldım ve kapıları açtım.
Kapıyı açıp dışarı çıktım.
Sırtımı esnetip etrafıma baktım. Burası neresiydi amına koyayım?
Büyük ve bazı binaların duvarları yıkık döküktü.
Yukarılara baktığım da gördüğüm yüzle yüzümde sırıtma oluşuverdi.
Ali'nin mahallesi.
Ali üstsüz bir şekilde pencereden dışarıyı seyrediyordu. Ancak sonradan çıkarıp dudakları arasına koyduğu dalı görünce kaşlarım çatıldı.
Bu yaşta sigara mı içiyordu bu pezevenk
Telefonu çıkarıp onu aradım.
Sırıtarak yüzüme bakıyordu. Sinirlerimi bozmultu iyice sabah sabah.
Telefonu açıp kulağına dayadığın da ona fırsat vermeden direkt konuştum.
"At şu elindeki zıkkımı!" Bastıra bastıra söylemiştim.
Yüzünde alaycı gülümseme oluştu.
Sigarayı işaret ve orta parmağının arasına koydu ve nah çekermiş gibi yüzüme taraf salladı. Ahlaksız.
"Aldın mı cevabını?" Dediğin de daha da sinirlendim.
"Çocuk musun?" Öfkeden deliye dönecek gibiydim. Hadsiz.
"Beğenmedin mi? Adı Nah Sigarası. Ben keşfettim az önce" gülmeye başladığın da apartmanın kapısına taraf yürüdüm. Ancak yüzünde farkettiğim kasılmayla durdum.
Çocukla çocuk olmayacaktım. Derin nefes alıp verdim.
"Üstüne bir şeyler giyin gel aşağıya konuşalım" dedim ama omzunu silkti.
Olmaz" dediğin de elimi belime yasladım. Annesine verilen uyuşturucu hakkında konuşacaktım.
"Neyse hocam hadi hayrola. Ben kaçar" telefonu yüzüme kapattı ve el sallayıp içeri girdi.
Sinirden artık elim ayağım titriyordu. Ben bunu sikerdim.
Başımın dehşet ağrısıyla yüzümü buruşturdum.
Apartmana gireceğim sıra da telefona gelen başka bir aramayla yerimde durdum.
Abim arıyordu.
"Efendim abi?" Dedim ahizenin karşısındakine.
"Maran hemen gönderilen adrese gel. Babam yüzünden şirketin önemli dosyalarından biri sızdırılmış" sesindeki bıkkınlık benim de canımı sıkmıştı.
"Tamam abi" dedim ve son defa onun penceresine bakıp arabama ilerledim.
Ön koltuğa oturup arabayı çalıştırdım ve mahalleden çıkmak için yola koyuldum.
Telefona gelen bildirim de konumu gönderilen mekana baktım. İyi ki uzakta değildi.
Artık abim de ben de bundan bıkmıştık. Annem ben daha bebekken vefat etmişti, babamsa onun yokluğunu kabullenemediği için bütün vaktini ve dikkatini işine yani şimdiki şirketine vermişti.
Bize zamanı yoktu, abimle ben bir birimizin hem annesi hem babası olmuştuk.
Aklımda dolanan düşünceleri kenara itip gaza köklendim. Acele edersem okula yetişirdim.
Bir de bu okul çıkmıştı başıma. Abimin hatası yüzünden geçici öğretmenlik yapıyordum. Hem de hiç anlamadığım konular üzerinden.
Lise de matematikten derece yaptığım için hiç düşünmeden parayı basarak matematik öğretmenliğine atamıştı beni.
Bana gönderilen konuma geldiğim de arabanın motorunu durdurmadım ve direkt indim. Girip çıkacaktım.
Kafenin kapısını açtım ve içeri girdim.
Ordaydı, tek başına oturmuş dosyayı okuyordu.
Direkt önüne gittim ve sırıtarak yüzüne baktım. Beni gördüğün de ani afallasa da tepkilerini hemen kontrol altına aldı.
Orospu çocuğu. Her bokun altından çıkmak zorundaydı sanki.
"Naber kuzen" sırıttı. Dosyanın kapağını kapatıp kenara koydu. Eliyle masayı gösterdi oturmak için. Oturup keyifli kavga etmek isterdim ama vaktim yoktu. Gitmeliydim.
"Yok kuzen ya kalsın. Sen elindekini bana ver ben gideyim" kolumdaki saate baktım. Derse az kalmıştı, üstümü de değiştirecektim.
"Neden?" Sırıttığın da kalan sabrım da taşmıştı artık.
"Kaplumbağa deden" yüzüne attığım kafayla başı geriye düştü. Masadaki dosyayı alıp kapıya ilerledim.
"İyi kafiyeymiş. Emir'e teşekkür etsem iyi olur" diyerek mekanı terk ettim.
Direkt arabama atlayıp okula sürdüm.
Arabayı okulun bahçesine parkedip çıktım ve bagajdan yedek temiz kıyafetlerimi alıp binaya girdim. Tuvalete girip üstümü değiştim.
Ders zili çaldığın da acele ederek hemen çıkmış ve sınıf defterini öğretmenler odasından alarak Ali'lerin sınıfına ilerlemiştim.
Sınıfta olmalıydı, böylelikle onunla rahatça konuşabilirdim.
Sınıf kapısını açıp içeri girdim.
Beni gören çocuklar hemen ayağa kalkıp selam vermiş ve yerlerine oturmuşlardı. Ali'nin oturduğu sıraya baktığım da gördüğüm boşlukla kaşlarımı çattım.
Yerime geçip oturdum.
Emir ve diğerlerinin de yüzü asıktı. Bir problem mi vardı acaba?
Boğazımı temizleyip yoklama almaya başladım.
"İsmet Arpacı" dedim onun adını ilk okuyarak. Sonuncu olmasına rağmen.
O da şaşırmış gibi elini yukarı kaldırdı ve "Burda" dedi. Anlamaz ifadeyle baktı ama ben devam ettim.
"Emir Kara Şengör" dediğim de Emir'in yüzünde oluşan piçimsi sırıtma benim yaptığım şeyi anlamışa benziyordu.
"Burdayım hocam" dedi arkasına yaslanarak.
"Ali Atlas Mehtioğlu" dedim burda olmadığını bilerek. Uzun ismine pofladım. Ali yerine Atlas'ı kullansa daha güzel olurdu da neyse bana ne.
Ses gelmeyince adını tekrar ettim.
"Gelmedi hocam" Emir bana imayla cevap verince burnumdan nefes verdim.
"Sebep?"
"Hasta hocam" dediğin de dudağımın kenarı kıvrıldı. Aynen hasta.
"Ara hemen dersime gelsin. On dakika içinde dersime gelmezse sene sonuna kadar bir daha bu sınıftan içeri adımını atamayacak!" Sesim gür çıktığın da İsmet başını salladı ve cebinden telefonu çıkarıp arkadaşını aradı.
O konuştuğu sırada ben yoklamayı bitirmiştim.
Omzu düşmüş şekilde bana yalvaran gözlerle bakan çocuğun ne diyeceğini anlayarak elimi sertçe masaya vurdum. Demek gelmiyordu ha? Ben ona bunun hesabını sorardım.
Dersin kalanını soru cevaplarla devam etmiş ve eve bir ton ödev verip dersi bitirmiştim.
Sınıfı terk edip öğretmenler odasına geçtim.
Kimseyle muhattap olmadan telefonuma gelen kişi bilgilerine baktım.
Orospu çocuğu. Yaşlı, çocuk demeden uyuşturucuyu satıyorlardı. Ve bundan gram pişmanlık duymuyorlardı. Aklımdan geçirdiklerime ani güldüm.
Oturduğum sandalyeden ayağa kalkmaya yeltendiğim de üstüme dökülen sıcaklıkla geriye kaçındım.
"Pardon hocam" Esra öğretmen panikle elindeki kahve bardağını masaya koyup üstüme eğildi. Nerden çıkardığını bilmediğim mendiliyle silmeye çalıştı.
Elini üstümden ittim.
"Üzgünüm aniden kalkınca döküldü" dedi ama sikimde bile değildi. Anasını satayım yedek kıyafetim yoktu. Oflayıp "Tamam dokunmayın hallederim" dedim ve odadan çıktım.
Merdivenlere gittiğim de üstüme bakıyordum. Orospu karı gömleği mahvetmişti. Ulan geberene kadar çalışsan bile bu gömleğin çakmasını alamazsın be!
Omzuma çarpan kişiyle ağzımı açıp küfür edecektim ki yüzü perişan halde olan Ali'yi görmemle donup kaldım.
Bana dönmeden hızla koşarak merdivenlerden indi. Ayağı burkulur gibi oldu ama hiç oralı olmadı. Telefonunu kıracakmış gibi tutuyordu ve hali hiç hoşuma gitmemişti.
Bakışlarımı ondan çekip basamağa yöneldim. İlk adımı atmıştım ki içimdeki o dürtü bana izin vermedi. Geri döndüm ve onun arkasından koştum.
Bahçeye çıktığım da kimse yoktu. Tazı mıydı amına koyayım? Hemen kaybolmuştu.
Arabama yöneldim ve motoru çalıştırıp okulun bahçesinden çıktım.
Gaza köklenip onun yaşadığı apartmana sürdüm.
Apartmanın önüne geldiğim de hemen indim. Kırık kapıyı gördüğüm de kaşlarım çatıldı.
Bir boklar dönüyordu. Torpidodan emaneti alıp belime yerleştirdim ve temkinli adımlarla apartmana girdim.
Kaçıncı katta oturduklarını dakikalar önce mesaj almıştım. Benim için avantajdı bu.
Dördüncü kata çıktım hızlı hızlı. Ancak duyduğum bağırışla tüylerim dikenledi.
"Anne!"
Ali'nin sesiydi bu.
Koşarak merdiveni çıkıp açık kapıya yaklaştım.
Ancak aralıktan gördüğüm manzarayla nefesim tekledi.
Ali tavandan sallanan kadının cansız bedenini ağlayarak yukarı kaldırıyor, ağırlık ve ağlayışları sebebiyle beceremiyordu.
Yutkundum.
Ona taraf yürüdüğüm de beni gördü.
"Annem öldü!" Diye haykırdığın da irkildim.
Şu an ne olduğunu kavrayamıyordum.
"Yardım et" öksürmeye başladı ama bırakmadı kadının ayaklarını. Omzuna çıkardı ayakları.
"Ali" ona taraf yaklaşıp omzuna dokundum.
Delirmiş gibiydi.
"Maran annem nefes almıyor. Öldü Maran!" Çığlık çığlığa ağlıyordu.
Annesinin cansız bedenine baktım.
Kadının yüzü oksijensiz kaldığı için morarmıştı. Muhtemelen üç ila beş dakika arası bir zaman diliminde ciğerleri iflas etmişti.
Dilimle dudağımı yaladım. Ali'nin omzuna dokunup kadından ayırmaya çalıştım.
Bırakmayınca "Ali bırak" dedim ama duymuyordu bile. 'Öldü' diye sayıklıyordu sadece.
"Ali kendine gel!" Kadının ayaklarını omzundan indirsem de hemen panikle beni itip annesinin ağırlığını üstüne alıp kaldırmaya çalıştı.
Sanki kaldırırsa annesi kendine gelecekti.
Annesi ölmüştü.
"Ali!" Omzunu sarstım. Gözlerinden damlalar çenesine ordan hareket halinde olan elime düştü.
"Maran" adımı sayıklayıp daha da sesli ağlamaya başladı.
"Ali bırak anneni" omzundan annesinin ayaklarını indirdim. Tekrar tutmaya kalkışınca omzundan tutup kendime çektim.
"Öldü! Öldü! Öldü! Öldü!" Çığlık attı durmadan.
Kriz geçiriyor gibiydi. Vücudu titriyordu ve dili dolanıyordu.
Yüzüne tokat attım ama tepki vermedi.
"Ali" adını seslendim ama ağzından 'Öldü' kelimesi dışında bir şey çıkmıyordu.
"Ali bana bak" yine bakmayınca sinir katsayım yükseldi ve kendimi tutamadan üstüne bağırdım.
"ATLAS!"
İrkildi. Vücudu atıldı.
Nemli gözleri gözlerimi buldu. Dudakları titriyordu. İç çekti.
"Kendine gel artık" yanağındaki yaşları sildim elimin tersiyle.
Dizi dizine çarptığın da onu kollarından tutup kendime çektim. Kollarını etrafıma doladığın da karşılık verdim.
"Maran dayanamıyorum! İçim yanıyor. Benim annem- annem öldü Maran" iç çeke çeke ağlıyordu. Başını boynuma gömdü.
Sırtında olan ellerimi hareket ettirdiğim de garip tepkiler vermeye başladı. Sırtı titredi, omzu sarsıldı.
Ondan ses gelmediğini duyumsadığım da başını boynumdan kaldırdım. Ağzını ayırmış nefes almaya çalışıyordu. Kesik kesik aldığı nefesle hızla ayağa kalktım. Onu da beraberimde kaldırdım.
Kendimden ayrıp masada sürahide duran suyu hiç düşünmeden yüzüne çarptım.
Derin nefes alıp gözleri kaydığın da hızla belinden tutum.
Bayılmıştı.
Onu sıkıca tutup telefonu çıkardım cebimden.
Polisi ve ambulansı aradım.
Atlas iç çekerek ayıldığın da onu kendimden uzaklaştırdım biraz. Tepkilerini ve vücut dilini anlamıyordum.
Çok garipti, bu çocuğu anlayamıyordum.
"Lara" diye bağırmaktan kısılmış sesiyle konuştuğun da "Lara?" Diye tekrarladım doğrulamak için.
"Lara yok" gözlerinden daha eskilerinin yerlerine düşen damlalarla yutkundum.
Onu yavaşça yere oturttum.
Kardeşine sonra bakardık. Muhtemelen okulda falandı.
Arka cebimden çıkardığım çakıyla kadının boynundaki ipi kestim ve ağır bedenini kucağıma kabul ettim.
Annesi tanrı şahit çok güzel bir kadındı, lakin kendi canına kıyacak kadar da nankördü.
Onu kucağımda yere eğilip yatırdım.
Annesini görünce hemen yanına süründü.
Saçlarını kokladı ilk önce, ardından yüzüne yasladı yanağını. Ağlayarak "Anne neden? Bizi neden yalnız bıraktın?" Gözünden damlayan yaş kadının gözünün üstüne düştü.
Kollarını sardı kadına, ambulans gelene kadar durmadan ağladı. Sakinleştirmek için yaklaşsam da sakinleştiremedim.
Ambulans geldiğin de Atlas'ı kadından zorla ayırdılar ve tıbbi işlemlerine başladılar.
Atlas'ı kendime çekip saçını okşadım.
İç çekişleri kulaklarım da yankılandı. Oda şimdi kalabalıktı. Lakin ben tek kişinin sesini duyuyordum. Kucağımda bana sinerek annesine bakan Atlas'ı.
Ancak sonra bir şey oldu, nefesi sıklaştı. Başını bana çevirip gözlerini gözlerime çıkardı. Dudakları titredi.
"Bunu yapanı bul" dediğin de anlamsız bakışla yüzüne bakıyordum.
"İntihar değil Maran. Bul!" Dedi lakin son gücünü kullanmış gibi gözleri geriye kaydı ve kucağımda bayıldı.
Bayıldığını gören hemşireler ona ilk yardım yapmış ve hastaneye götürmek için benim ısrarım sonucu arabama taşımışlardı.
Annesi ise siyah poşette ambulansa bırakmış ve hastaneye götürmüşlerdi.
O gün, bütün gün baygın kalan Ali, artık benim için Atlas'tı.
-
Yorumlarınızı okumak isterim, üç beş bir şey 😅
Bölüm etkileşimi
