22. bölüm / 27
İkiz | BxB21 bölüm |Atilla|
Bölümler 27Şu an: 21 bölüm |Atilla|
- 1 0 bölüm | Prolog |50 kelime
- 2 1 bölüm | Bordo |1.115 kelime
- 3 2 bölüm | Dövme|1.292 kelime
- 4 3 bölüm | Çok Yakın |2.057 kelime
- 5 4 bölüm | Sakin ol küçük |3.013 kelime
- 6 5 bölüm | Bana yardım et|1.800 kelime
- 7 6 bölüm | Öp beni |1.872 kelime
- 8 7 bölüm | Sallanan ayaklar |3.657 kelime
- 9 8 bölüm | Bul |1.681 kelime
- 10 9 bölüm | Benimle Kal|1.863 kelime
- 11 10 bölüm | Mutlu mutsuzluk|2.180 kelime
- 12 11 bölüm | Tahta Kapı |4.342 kelime
- 13 12 bölüm | Ölümün Eşiği |1.935 kelime
- 14 13 bölüm | Toprak alır mı o bedeni? |1.962 kelime
- 15 14 bölüm | Onlar tahta değil duygular |1.190 kelime
- 16 15 bölüm | İlizyon |1.566 kelime
- 17 16 bölüm | Masum Dokunuş |1.943 kelime
- 18 17 bölüm | Bir Kika Eksilişi |1.518 kelime
- 19 18 bölüm | Karanlık |1.645 kelime
- 20 19 bölüm | Yeni Bir Yıkım |1.334 kelime
- 21 20 bölüm | Yetim ve Öksüz Ali Atlas|1.601 kelime
- 22 21 bölüm |Atilla|2.571 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 22 bölüm | Aynadaki Yabancı |1.288 kelime
- 24 23 bölüm |Çakma Mafya Masası|1.288 kelime
- 25 İkiz BxB7 kelime
- 26 24 bölüm |Ateş, Baston ve Aile|1.765 kelime
- 27 25 bölüm |Kazadan Töreyen Güven|1.265 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi mi okumalar?
-
Maran'ın evinin önünde durdurdum arabayı.
Arabadan inip arka koltukta yatan vücudu kucağıma aldım.
Uyuyordu benim güzelim. Hiç bir şey olmamıştı ona. Abisini yanlız bırakmazdı ki o. Kıyamazdı bana.
Kucağımdaki vücuduna baktım. Başı geriye düşmüş, kolları sarkıyor..
Yanağımda yerini kuraklığa vurmuş izler tekrar nemlendi.
Canım acıyordu çünkü canıma kıymışlardı.
Yavaş adımlarla eve adımladım.
Camlardan beni görenler hemen kapıya çıkmış dikkatle beni izliyordu. Maran da çıkmıştı. Dehşetli gözlerle bana bakıyordu.
Yüzüne baktım. İçimde ona karşı öfke vardı. Nefret vardı.
Bana yalan söylemiş ve vakit kaybetmeme sebep olmuştu. Onunla uyumasaydım, şimdi kardeşim yaşıyor olacaktı. Ona güvenmiştim. Halleder diye beklemiştim.
Devran doğruyu söylüyordu.
Kimseye güvenmemeliydim. Bundan sonra sadece Devran vardı.
Yavaş ve aksak adımlarla onlara yaklaştım. Maran bana yakınlaştığın da ve elini omzuma atmak istediğin de hamlesinden kaçındım. Bana dokunsun istemiyordum.
Yüzünü bile görmek istemiyordum.
Herkes beni pür dikkat izlerken ben kardeşimi bırakmadan içeri girdim. Merdivene yöneldim. Arkadan "Ali" diyen Bora'nın sesini duydum ama dönüp bakmadım bile.
Atilla'nın odasının önüne geldiğim de kapıyı çalma zahmetine bile girmedim. Tekmeyle kapıyı açtım. Kardeşim kollarım da sallansa da değişen bir şey yoktu. Hepsi onların suçuydu.
Gürültüye Atilla oturduğu koltuktan ayağa kalktı.
Beni süzdü başdan aşağı. Kanla kaplanan yüzümü, ellerimi, kollarımın sardığı cansız bedeni.
Beklemiyordu. Ben de orda ölürüm sanıyordu.
"Beklemiyordun galiba Atilla bey?" Alaycıl ses tonuma daha da kasıldı. Anlamıştı. Bildiğimi anlamıştı.
Yandaki L koltuğa kardeşimi ona zarar vermeden yatırdım. Solmuş tenine baktım. Üstünde kanı daha kurumamış saçını okşadım.
"Neden?" diye fısıldar gibi sordum.
Gözlerimi ona diktim.
Boynundaki kravatı gevşetmişti. Gözleri kapıya kaydığın da arkamı döndüm. Herkes bize bakıyordu.
Umrumda değildi.
Bunun hesabını herkes verecekti ve bu fırsatı bana kendisi vermişti.
"Ne neden Atlas?" Maran'ın sesini duydum ama tepki vermedim. Onun sesini dahi duymak istemiyordum. Kim bilir belki de babasıyla birlik olmuştu. Bana da bu yüzden yakınlaşmıştı.
"Konuşalım" dedi Atilla.
"Ne konuşacaksın? Küçük bir kıza nasıl işgence ettirdiğini mi anlatacaksın bana?" Sinirle bağırdım.
Herkes sus pus bize bakıyor, dinliyordu.
İşaret parmağımla Lara'yı gösterdim. "Ne yaptı sana? Biz seni tanımıyorduk bile. Ne yaptı da sana bunu ona reva gördün?!" Boğazım acımıştı bağırmaktan.
Masanının önüne yürüdüm.
Yutkundu.
"Ölmeyecekti sadece öğrenmek istediği-" lafını bitirmeden masanın üstüne çıktım ve üstüne atladım.
Yüzüne attığım yumrukla boynu sola düştü. Yakasından tuttum. Eş zamanlı diğerleri sırtımdan ve kollarımdan tutmuştu.
"Ne ulan?! Ne yaptı. Küçük bir kız ya! Allah belanı versin!" sinirle beraber yüklenen duyguyla ağlamaya başladım.
Edis yakamdan tutup beni vuracakken Maran Edis'i durdurdu ve itti.
Maran dönüp ellerini yüzüme yasladı.
İğrenir gibi ittim onu kendimden. Ama bırakmadı tekrar tuttu. "Atlas kendine gel" dedi. Ama ben çıldırmış gibi ağlıyordum ve önüme geleni itiyordum.
Atilla yerden kalkıp yüzüme baktı.
Sanki pişmandı ama inanmıyordum.
Gözlerinin içine baktım. "Gözlerin açık uyu. Çünkü gördüğün son yüz benim yüzüm olacak"
Maran'ı ittim sertçe. Sırtı masaya çarpsa da umursamadım. Hepsinin parmağı vardı bu işte hepsinin.
Yanaklarımdaki yaşları silip Lara'ya yürüdüm. Koltuğun önünde diz çöktüm. Omzuma konan eli umursamadım. Herkes etrafımı çevrelemiş ve kardeşime bakıyordu.
"Nasıl oldu bu?" Soran Bora'ydı.
"İşgence etmişler. Kollarım da can verdi" dedim sesim kısıldı. Boğazım acımaya başladı.
"Başın sağolsun Ali" omzumu sıktı Enis. Başımı kaldırıp yüzlerine baktım.
"Başım mı kaldı sağolsun. Bu hayatta beni bağlayan tek insan da artık yok" dedim kısılan sesimle. Kanlı saçlarını, saç uçlarını okşadım.
"Babanız yaptı. Önce Kika'larla anlaştı. Kaçırttı. Sonra da Kuzgun'lara verdi kardeşimi işgence için" duyduğum ses kayıtları ve görüntüler beynime doldukça vücudumu öfke ele geçiriyordu.
Flashback
Lara'yı yere yasladım. Başının altına üstümden çıkardığım hırkayı büküp yerleştirmiştim. Dışarda kalan adamlardan biri sesleri duyup içeri girmişti.
Beni gördüğün de silahını çıkarıp ateş edecekti ama ben ondan önce davranıp bıçağı fırlattım. Silah tutan eli, bileğinden kesildi. Silah yeri boyladı. Acıyla bileğini tutmuştu.
Yanına yürüyüp yüzüne yumruk attım. Dişi kırılmıştı. Ağzından kan akıyordu. Ensesinden tuttum. "Burası kimin?" Diye sordum.
Önce konuşmadı. Ama bileğini kesen bıçağı boğazına yaslayıp küçük çizik atınca hemen ötmeye başladı.
"Musa Kuzgun'un" dedi. Kaşlarımı çattım.
"O kim?" Sordum.
"Bu bölgedeki silah ve uyuşturucu ticaretinin başı. Sistemi o ve ortakları yönetiyor" dedi. Bıçağı daha sert bastırdım.
"Ticaretin başı Atilla Ertürk değil mi?"
"O Kuzgun'lara bağlı küçük ortaklardan biri" dedi.
Demek ki intikam alacağım şahıs Kuzgun'ların patronuydu.
"Seninle işim bitti" dedim ve tam bıçağı boğazına saplayacaktım ki "Dur dur yapma nolur. Daha fazla şey biliyorum" diye yalvarmaya başladı.
"Ne gibi?" Sonra öldürürdüm.
"Kaçıranı, niye kaçırttığını" dedi ve bıçağın altından yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı. Ensesinden tuttum. "Bana bak eğer oyun çevirirsen, kafanla vücudunu ayırırım" dedim. Gözlerinin içine ciddiyetle bakıyordum.
"Beni serbet bırakacaksan kanıtları da gösteririm" dedi.
"Tamam" dedim. İşime yarasında sonrasına bakardım.
Bıçağı çektim. Ensesinden tuttum. Önden yürüyüp üst kata çıktı. Arkasından bir odaya girdik. Odada büyük masa vardı. Masayı çevreleyen 7 sandalye ve her sandalye de ağaçtan yapılma hayvan figürleri yer almaktaydı.
Kurt oymalı olana yürüdü ve eğilip masanın altından bir kutu çıkardı. Kutuyu önüme koydu.
"Bu ne?" sordum. Kutuyu açıp "Kuzgun herkesin sırrını kendi kutusuna yerleştirir. Daha sonra ihanet etmeye cüretleri yetmesin diye. Aradığın her neyse bunun içinde" dedi ve flashbellekler, dosyalar, CD'ler çıkardı.
Flashbelleği kenarda duran tableti alıp yerleştirdi.
Ses kayıtlarıydı.
Atilla'nın kardeşim üzerine yaptığı pazarlığın kaydı.
⏺️⏩️
Atilla: Kız ev de yalnız. Akşama kadar almak zorundasınız.
X: Tamam efendim ama biliyorsunuz iş prinsipimiz gereği evden alıp teslimat yapmıyoruz. Hani çanta sayısını 2 mi yapsak?
Atilla: Uzatma tamam. Kızı alın ve bana haber edin
Diğer ses kaydına tıkladım.
X: Kızı aldık Atilla bey. Ama abisi kaçırıldığını anladı. Şimdiden polise gitmiştir bile.
Atilla: Merak etmeyin ben hallettim. Polis bu işe karışmayacak. Geliyorum ben
Ses kaydı kesildi.
Diğerine tıkladım. Bir sürü ses kaydı vardı. Her dinlediğim de ve onun sesini duyduğum da vücudum titriyordu. Bana yardım eden adam kardeşimi kaçırmıştı.
Bu adam neydi? Kimdi? Beni, bizi nerden tanıyordu?
Ses kaydına tıkladım ama bir süre ses çıkmadı. İki tarafta konuşmuyordu.
Sonra aniden tanımadığım bir ses konuştu. Muhtemelen Musa'ydı.
Musa: Aldınız mı kızı? Konuştu mu?
Atilla: Aldıkta konuşmuyor
Musa: Ne demek konuşmuyor. Bana bak Atilla o kız konuşacak. Konuştur sonra da bana getir.
Atilla: Dedim ya konuşmuyor. İşgence edersek ölür
Musa: Ölsün o zaman
Atilla: Ama-
Musa: Aması yok! Konuşacak ya da ölecek!
Ses kaydı bitti.
Yanımda beni pür dikkat izleyen ve ses kayıtlarını merakla dinleyen adama baktım.
"Senin bunlardan haberin var mıydı?" yüzüne baktım.
"Bir çok kısmının evet. Ben her bütün ortakların tetikçisiyim" dedi.
Ama uyuşmayan şey vardı.
"Ama ihanet ettin" dedim.
Omuz silkti. "Çünkü 7 kişiden 4 tane kaldı. Ben de güçlünün yanında duracağım" dedi.
Anlamaz gözlerle baktım. "Güçlü?"
"Siyah maskeli düşman. Her kimse 2 aydır kara bela gibi üstümüze çöktü. Ne ticaret bıraktı ne hasilat. İş yapmaya korkar oldular. 3 kişi öldürüldü biri de Kika'ların patronuydu" dedi.
Bu adamı Devran'a götürsem iyi olacaktı. Onun işine yarardı.
Bense öğrendiğim gerçeklerle yıkılmıştım sadece.
İçerde kardeşimin cansız bedeni, elim de bana yardım ettiğini düşündüğüm kişinin aslında kardeşimin katili olması.
Yanımdakine baktım. "Bana lazımsın" dedim. "Ne vaat ediyorsun?" Diye sorunca "Güç" dedim.
Odada ne kadar dosya, kutu varsa hepsini topladım.
Devran bunu hallederdi.
"Arabaya götür" diyerek odaya koştum. Kardeşimi kucağıma aldım ve onunla beraber evden çıktım.
Flashback end.
"Babam yapmaz" diyen Bora'ya baktım.
Nasıl da yapmaz, etmez dediğimiz şeyleri yapıyorlardı ama. Biz de mal gibi kalıyorduk.
Lara'ya döndüm ve alnına öpücük kondurdum.
Ayağa kalkıp Atilla'ya taraf yürüdüm.
"İhanet edeceksin" dedim. Tüm ciddiyetimle.
Kaşları çatıldı. "Hayır yapamam" dediğin de yakasına yapıştım. Omzumdan tutup ayırmak isteyenleri umursamadım.
"Yapacaksın yoksa onun yapmak için ihanetini beklediği belgeleri ben ortaya çıkarırım. Sadece seni değil, herkesi yakarım!" sertçe ittim.
"Yapamazsın" kendinden emin konuşması daha da sinirlendiriyordu beni.
"Belki ben yapmam. Tamam. Ama Devran yapar!"
Kaşları kalktı.
"Bana zaman ver" yutkundu.
Omuzlarım düştü. Sert davranmaya çalışıyordum ama içimde kırılanlara artık dayanamıyordum.
"Cenaze bitene kadar vaktin var" dedim ve arkamı döndüm. Bizi dinleyenleri yarıp kardeşime taraf yürüdüm.
Kucağıma aldım ve kapıya taraf yürüdüm.
"Nereye Atlas?" Kısık sesle koluma yapışan iki yüzlüye baktım.
Kolumu çektim.
"Mezarlığa" dedim ve odadan çıktım.
Onlarsa arkamdan bakmakla yetindiler.
-
Abi niye böyle oldu bu? Aniden araları bozuldu ben de şoktayımİyi mi okumalar?
-
Maran'ın evinin önünde durdurdum arabayı.
Arabadan inip arka koltukta yatan vücudu kucağıma aldım.
Uyuyordu benim güzelim. Hiç bir şey olmamıştı ona. Abisini yanlız bırakmazdı ki o. Kıyamazdı bana.
Kucağımdaki vücuduna baktım. Başı geriye düşmüş, kolları sarkıyor..
Yanağımda yerini kuraklığa vurmuş izler tekrar nemlendi.
Canım acıyordu çünkü canıma kıymışlardı.
Yavaş adımlarla eve adımladım.
Camlardan beni görenler hemen kapıya çıkmış dikkatle beni izliyordu. Maran da çıkmıştı. Dehşetli gözlerle bana bakıyordu.
Yüzüne baktım. İçimde ona karşı öfke vardı. Nefret vardı.
Bana yalan söylemiş ve vakit kaybetmeme sebep olmuştu. Onunla uyumasaydım, şimdi kardeşim yaşıyor olacaktı. Ona güvenmiştim. Halleder diye beklemiştim.
Devran doğruyu söylüyordu.
Kimseye güvenmemeliydim. Bundan sonra sadece Devran vardı.
Yavaş ve aksak adımlarla onlara yaklaştım. Maran bana yakınlaştığın da ve elini omzuma atmak istediğin de hamlesinden kaçındım. Bana dokunsun istemiyordum.
Yüzünü bile görmek istemiyordum.
Herkes beni pür dikkat izlerken ben kardeşimi bırakmadan içeri girdim. Merdivene yöneldim. Arkadan "Ali" diyen Bora'nın sesini duydum ama dönüp bakmadım bile.
Atilla'nın odasının önüne geldiğim de kapıyı çalma zahmetine bile girmedim. Tekmeyle kapıyı açtım. Kardeşim kollarım da sallansa da değişen bir şey yoktu. Hepsi onların suçuydu.
Gürültüye Atilla oturduğu koltuktan ayağa kalktı.
Beni süzdü başdan aşağı. Kanla kaplanan yüzümü, ellerimi, kollarımın sardığı cansız bedeni.
Beklemiyordu. Ben de orda ölürüm sanıyordu.
"Beklemiyordun galiba Atilla bey?" Alaycıl ses tonuma daha da kasıldı. Anlamıştı. Bildiğimi anlamıştı.
Yandaki L koltuğa kardeşimi ona zarar vermeden yatırdım. Solmuş tenine baktım. Üstünde kanı daha kurumamış saçını okşadım.
"Neden?" diye fısıldar gibi sordum.
Gözlerimi ona diktim.
Boynundaki kravatı gevşetmişti. Gözleri kapıya kaydığın da arkamı döndüm. Herkes bize bakıyordu.
Umrumda değildi.
Bunun hesabını herkes verecekti ve bu fırsatı bana kendisi vermişti.
"Ne neden Atlas?" Maran'ın sesini duydum ama tepki vermedim. Onun sesini dahi duymak istemiyordum. Kim bilir belki de babasıyla birlik olmuştu. Bana da bu yüzden yakınlaşmıştı.
"Konuşalım" dedi Atilla.
"Ne konuşacaksın? Küçük bir kıza nasıl işgence ettirdiğini mi anlatacaksın bana?" Sinirle bağırdım.
Herkes sus pus bize bakıyor, dinliyordu.
İşaret parmağımla Lara'yı gösterdim. "Ne yaptı sana? Biz seni tanımıyorduk bile. Ne yaptı da sana bunu ona reva gördün?!" Boğazım acımıştı bağırmaktan.
Masanının önüne yürüdüm.
Yutkundu.
"Ölmeyecekti sadece öğrenmek istediği-" lafını bitirmeden masanın üstüne çıktım ve üstüne atladım.
Yüzüne attığım yumrukla boynu sola düştü. Yakasından tuttum. Eş zamanlı diğerleri sırtımdan ve kollarımdan tutmuştu.
"Ne ulan?! Ne yaptı. Küçük bir kız ya! Allah belanı versin!" sinirle beraber yüklenen duyguyla ağlamaya başladım.
Edis yakamdan tutup beni vuracakken Maran Edis'i durdurdu ve itti.
Maran dönüp ellerini yüzüme yasladı.
İğrenir gibi ittim onu kendimden. Ama bırakmadı tekrar tuttu. "Atlas kendine gel" dedi. Ama ben çıldırmış gibi ağlıyordum ve önüme geleni itiyordum.
Atilla yerden kalkıp yüzüme baktı.
Sanki pişmandı ama inanmıyordum.
Gözlerinin içine baktım. "Gözlerin açık uyu. Çünkü gördüğün son yüz benim yüzüm olacak"
Maran'ı ittim sertçe. Sırtı masaya çarpsa da umursamadım. Hepsinin parmağı vardı bu işte hepsinin.
Yanaklarımdaki yaşları silip Lara'ya yürüdüm. Koltuğun önünde diz çöktüm. Omzuma konan eli umursamadım. Herkes etrafımı çevrelemiş ve kardeşime bakıyordu.
"Nasıl oldu bu?" Soran Bora'ydı.
"İşgence etmişler. Kollarım da can verdi" dedim sesim kısıldı. Boğazım acımaya başladı.
"Başın sağolsun Ali" omzumu sıktı Enis. Başımı kaldırıp yüzlerine baktım.
"Başım mı kaldı sağolsun. Bu hayatta beni bağlayan tek insan da artık yok" dedim kısılan sesimle. Kanlı saçlarını, saç uçlarını okşadım.
"Babanız yaptı. Önce Kika'larla anlaştı. Kaçırttı. Sonra da Kuzgun'lara verdi kardeşimi işgence için" duyduğum ses kayıtları ve görüntüler beynime doldukça vücudumu öfke ele geçiriyordu.
Flashback
Lara'yı yere yasladım. Başının altına üstümden çıkardığım hırkayı büküp yerleştirmiştim. Dışarda kalan adamlardan biri sesleri duyup içeri girmişti.
Beni gördüğün de silahını çıkarıp ateş edecekti ama ben ondan önce davranıp bıçağı fırlattım. Silah tutan eli, bileğinden kesildi. Silah yeri boyladı. Acıyla bileğini tutmuştu.
Yanına yürüyüp yüzüne yumruk attım. Dişi kırılmıştı. Ağzından kan akıyordu. Ensesinden tuttum. "Burası kimin?" Diye sordum.
Önce konuşmadı. Ama bileğini kesen bıçağı boğazına yaslayıp küçük çizik atınca hemen ötmeye başladı.
"Musa Kuzgun'un" dedi. Kaşlarımı çattım.
"O kim?" Sordum.
"Bu bölgedeki silah ve uyuşturucu ticaretinin başı. Sistemi o ve ortakları yönetiyor" dedi. Bıçağı daha sert bastırdım.
"Ticaretin başı Atilla Ertürk değil mi?"
"O Kuzgun'lara bağlı küçük ortaklardan biri" dedi.
Demek ki intikam alacağım şahıs Kuzgun'ların patronuydu.
"Seninle işim bitti" dedim ve tam bıçağı boğazına saplayacaktım ki "Dur dur yapma nolur. Daha fazla şey biliyorum" diye yalvarmaya başladı.
"Ne gibi?" Sonra öldürürdüm.
"Kaçıranı, niye kaçırttığını" dedi ve bıçağın altından yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı. Ensesinden tuttum. "Bana bak eğer oyun çevirirsen, kafanla vücudunu ayırırım" dedim. Gözlerinin içine ciddiyetle bakıyordum.
"Beni serbet bırakacaksan kanıtları da gösteririm" dedi.
"Tamam" dedim. İşime yarasında sonrasına bakardım.
Bıçağı çektim. Ensesinden tuttum. Önden yürüyüp üst kata çıktı. Arkasından bir odaya girdik. Odada büyük masa vardı. Masayı çevreleyen 7 sandalye ve her sandalye de ağaçtan yapılma hayvan figürleri yer almaktaydı.
Kurt oymalı olana yürüdü ve eğilip masanın altından bir kutu çıkardı. Kutuyu önüme koydu.
"Bu ne?" sordum. Kutuyu açıp "Kuzgun herkesin sırrını kendi kutusuna yerleştirir. Daha sonra ihanet etmeye cüretleri yetmesin diye. Aradığın her neyse bunun içinde" dedi ve flashbellekler, dosyalar, CD'ler çıkardı.
Flashbelleği kenarda duran tableti alıp yerleştirdi.
Ses kayıtlarıydı.
Atilla'nın kardeşim üzerine yaptığı pazarlığın kaydı.
⏺️⏩️
Atilla: Kız ev de yalnız. Akşama kadar almak zorundasınız.
X: Tamam efendim ama biliyorsunuz iş prinsipimiz gereği evden alıp teslimat yapmıyoruz. Hani çanta sayısını 2 mi yapsak?
Atilla: Uzatma tamam. Kızı alın ve bana haber edin
Diğer ses kaydına tıkladım.
X: Kızı aldık Atilla bey. Ama abisi kaçırıldığını anladı. Şimdiden polise gitmiştir bile.
Atilla: Merak etmeyin ben hallettim. Polis bu işe karışmayacak. Geliyorum ben
Ses kaydı kesildi.
Diğerine tıkladım. Bir sürü ses kaydı vardı. Her dinlediğim de ve onun sesini duyduğum da vücudum titriyordu. Bana yardım eden adam kardeşimi kaçırmıştı.
Bu adam neydi? Kimdi? Beni, bizi nerden tanıyordu?
Ses kaydına tıkladım ama bir süre ses çıkmadı. İki tarafta konuşmuyordu.
Sonra aniden tanımadığım bir ses konuştu. Muhtemelen Musa'ydı.
Musa: Aldınız mı kızı? Konuştu mu?
Atilla: Aldıkta konuşmuyor
Musa: Ne demek konuşmuyor. Bana bak Atilla o kız konuşacak. Konuştur sonra da bana getir.
Atilla: Dedim ya konuşmuyor. İşgence edersek ölür
Musa: Ölsün o zaman
Atilla: Ama-
Musa: Aması yok! Konuşacak ya da ölecek!
Ses kaydı bitti.
Yanımda beni pür dikkat izleyen ve ses kayıtlarını merakla dinleyen adama baktım.
"Senin bunlardan haberin var mıydı?" yüzüne baktım.
"Bir çok kısmının evet. Ben her bütün ortakların tetikçisiyim" dedi.
Ama uyuşmayan şey vardı.
"Ama ihanet ettin" dedim.
Omuz silkti. "Çünkü 7 kişiden 4 tane kaldı. Ben de güçlünün yanında duracağım" dedi.
Anlamaz gözlerle baktım. "Güçlü?"
"Siyah maskeli düşman. Her kimse 2 aydır kara bela gibi üstümüze çöktü. Ne ticaret bıraktı ne hasilat. İş yapmaya korkar oldular. 3 kişi öldürüldü biri de Kika'ların patronuydu" dedi.
Bu adamı Devran'a götürsem iyi olacaktı. Onun işine yarardı.
Bense öğrendiğim gerçeklerle yıkılmıştım sadece.
İçerde kardeşimin cansız bedeni, elim de bana yardım ettiğini düşündüğüm kişinin aslında kardeşimin katili olması.
Yanımdakine baktım. "Bana lazımsın" dedim. "Ne vaat ediyorsun?" Diye sorunca "Güç" dedim.
Odada ne kadar dosya, kutu varsa hepsini topladım.
Devran bunu hallederdi.
"Arabaya götür" diyerek odaya koştum. Kardeşimi kucağıma aldım ve onunla beraber evden çıktım.
Flashback end.
"Babam yapmaz" diyen Bora'ya baktım.
Nasıl da yapmaz, etmez dediğimiz şeyleri yapıyorlardı ama. Biz de mal gibi kalıyorduk.
Lara'ya döndüm ve alnına öpücük kondurdum.
Ayağa kalkıp Atilla'ya taraf yürüdüm.
"İhanet edeceksin" dedim. Tüm ciddiyetimle.
Kaşları çatıldı. "Hayır yapamam" dediğin de yakasına yapıştım. Omzumdan tutup ayırmak isteyenleri umursamadım.
"Yapacaksın yoksa onun yapmak için ihanetini beklediği belgeleri ben ortaya çıkarırım. Sadece seni değil, herkesi yakarım!" sertçe ittim.
"Yapamazsın" kendinden emin konuşması daha da sinirlendiriyordu beni.
"Belki ben yapmam. Tamam. Ama Devran yapar!"
Kaşları kalktı.
"Bana zaman ver" yutkundu.
Omuzlarım düştü. Sert davranmaya çalışıyordum ama içimde kırılanlara artık dayanamıyordum.
"Cenaze bitene kadar vaktin var" dedim ve arkamı döndüm. Bizi dinleyenleri yarıp kardeşime taraf yürüdüm.
Kucağıma aldım ve kapıya taraf yürüdüm.
"Nereye Atlas?" Kısık sesle koluma yapışan iki yüzlüye baktım.
Kolumu çektim.
"Mezarlığa" dedim ve odadan çıktım.
Onlarsa arkamdan bakmakla yetindiler.
-
Abi niye böyle oldu bu? Aniden araları bozuldu ben de şoktayım
Bölüm etkileşimi
