İkiz | BxB kitap kapağı

5. bölüm / 27

İkiz | BxB

4 bölüm | Sakin ol küçük |

Vaveyla Yazarı: Viri ..

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: 4 bölüm | Sakin ol küçük |

İyi okumalar..

-

Tuvaletten çıkmış sırtımı fayanslara yaslayıp dakikalar önce olanları düşünüyordum.

Ben böyle birisi değildim, bunları yapacak kadar açık sözlü değildim. Ama şartlar da doğru değildi.

O adam benim gözümün önünde birini öldürmüştü. Benim sınıfıma girip kendini öğretmen gibi tanıtmıştı. Yüzsüz gibi bana şantaj yapmaya kalkışmıştı.

Bir şeyler yapmalıydım. O adam bana zarar vermemeliydi, gözüne girmeliydim.

Bıkkınca oflayıp ellerimle şakaklarımı ovdum. Başım çatlıyordu. Bu sırada tıklanan kapıyla irkildim.

"Ali iyi misin?" Sesini hemen tanımıştım.

Onur'du.

Ayağa kalkmadan kapının kilidini açtım ve geri yerime sindim. Söyleyecektim. Benim yanımda duracağını da biliyordum.

Onur kapıyı açıp sakince içeri girdi. Direkt bana baktı. Önümde eğildi ve pis olmasını umursamadan yere oturdu. Ellerini dizime bastırdı. Alttan alttan yüzüne baktım. Kızacak mıydı acaba bana?

"Niye öyle bakıyorsun?" Diye sordu. Omzumu silktim. Ses tonu hiçte sinirli değildi. Sakindi.

"Konuşmayacak mısın benimle?" Sordu be defa başını biraz daha eğip gözlerime bakarken. Omzumu silktim yine.

O böyle sakin konuşunca boğazım düğümlendi. Ağlayasım geldi. Elini saçıma atması da son nokta olmuştu. İçimde sıkışıp kalmış bütün duygular bir anda patlak verdi. Elimle yüzümü kapattım ve ağlamaya başladım.

Elimde değildi, ağlamayı çok sevmezdim de zaten. Ama son aylarda yaşanan olaylar ve saatler öncesinde şahit olduğum şey bütün enerjimi sömürmüş gibiydi. Hatta gibi değildi öyleydi.

Onur bir eliyle saçımı okşamaya devam ederken diğeri ile ellerimi tuttu. Vücudum sarsılıyordu. Ve bu hiç hoşuma gitmemişti.

Onur aniden beni kendine çekip sarıldığın da elimi yüzümden çekip sıkıca sarıldım ona. Kalp atışımı sanki onunkiymiş gibi hisseder gibi sarıldım. O bir yandan sırtımı sıvazlıyor diğer yandan saçımı okşuyordu. Beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

"Sakinleş Ali. Ali'm" boynuma konan öpücükle bedenim sarsıldı. Başımı boyun girintisine sokup burnumu çektim.

"Çok yoruldum ben Onur. Babasızlıktan, annesizlikten" dedim hıçkırarak. Onur daha sıkı sardı beni.

"Anne derken?" Diye sordu.

Boynundan ayrılıp nemli gözlerle yüzüne baktım. "Onur annem kendini öldürmeye çalışıyor. Ve ben buna engel olamıyorum" içimdeki her şeyi ona dökmeye başladım.

"Babam gittiğinden beri annelik duygusunu yitirdi. Eve gitmeyi bile istemiyorum Onur. Babama alışamamışken annem bizi terk etmek için hazırlanıyor. Dayanamıyorum Onur" ağzımdan hıçkırık kaçtığın da Onur dolmuş gözlerini kırpıp yüzümü avuçladı.

Baş parmaklarıyla yanağımdaki incileri sildi.

"Ağlama, ağlamak çözüm değil ki bebeğim" burnunu çekti. Her yanağımı iki kere öpüp geri çekildi.

"Kurban olurum ben sana, düşen her göz damlana. Ağlama kurban olurum sana" burnumu öpüp sıkıca sarıldı ve kulağımın üstünü öptü.

Susmak istemiyordum, konuşmaya başlamışken devam etmek istiyordum.

"Onur ben bu gün bir şey gördüm" dedim mırıltı gibi sesle.

Beni kendinden ayırmadan hımladı. Omzu sarsıldığın da burnumu çekip ayrıldım kollarından.

Ağlıyordu.

Burnumu çekip "Sen niye ağlıyorsun?" Sordum kısılmış sesle.

"Çünkü sen ağlıyorsun" dedi başını eğerek.

Kollarımı boynuna doladım ve kendime çektim. O mükemmel kokusunu içime çekip art arda boynuna öpücük kondurdum. Onur benim canımdı. Kardeşten daha fazlasıydı. O benim her şeyimdi.

"Senin yerine ben ağlarım ama sen ağlama. Benim için bile ağlama. Nolur ağlama" kalbime hançer batıyormuş gibi hissediyordum. Onur'u ilk defa böyle görüyordum. Ve bu benim canımı fazlasıyla yakmıştı.

Geri çekilip yüzüme baktı. Yüzünde buruk bir gülümseme vardı.

Kızarmış burnuna dokundum. Ben gülümseyince oda gülümsedi büyükçe. "Güya beni teselli edecekti, ben seni susturuyorum be" sitem eder gibi konuştum.

Güldü.

O gülünce ben de güldüm.

Burnunu çekti, saçımı parmaklarıyla tarar gibi geri taradı.

"Sen ne söyleyecektin bana?" Diye sordu.

Yutkundum. Tamam demin yürek yemiş gibi konuşuyor olabilirdim ama şimdi söyleyip söylememek arasında mekik çekiyordum.

Ya o orospu çocuğu söyledim diye Onur'a bir şey yaparsa?

Dudağımı ısırdım. Tam ağzımı açıp söyleyecektim ki kapı çaldı.

"Ali içerde misiniz?" İsmet'in endişeli sesiyle rahat bir nefes verdim. Onur hiç kapıyı duymamış gibi yüzüme bakıyordu. "Söyle" dedi sakin tında.

"Kapıdalar sonra" dedim ama başını olumsuzca salladı.

"Boş ver onu. Söyle hadi" dedi.

Yutkundum ve "Sadece seni gerçekten sevdiğimi söyleyecektim. İyi ki varsın" eğilip yanağına küçük bir buse kondurdum. Ayağa kalktım. Onur hala yerdeydi. Derin nefes alıp ayağa kalktı o da.

Kapının kilidini açtım, Onur ben farketmeden bağlamış olmalıydı.

İsmet ve Emir endişeyle bana bakıyordu. Burnumu çektim ve kapının önünden çekildim. İkisi de içeri girdiğin de lavaboya yakınlaşıp yüzümü yıkadım.

Aynı zamanda Onur çocukların sorularını cevaplıyordu.

"Ne olmuş buna? Niye ağladı?" Soran Emir'e Onur "Dolmuş işte, sıkıntılarını paylaşamayınca da içinde patlak vermiş" geçiştirir gibi cevapladı.

Peçeteyle yüzümü silip çocuklara yakınlaştım. İsmet beni kolunun altına alıp saçımı karıştırdı. "Oğlum biz neyiz?" Diye sordu.

"Bilmem İsmet neyiz?" Alay ederek cevapladım.

"Fuckbody" Emir'in lafıyla kafasına inen şaplak eş zamanlı olmuştu.

"Bir derdimiz olduğun da biz sana geliyoruz da, sen niye bize gelmiyorsun oğlum? Bir arkadaş, kardeş değil miyiz? Sevincimiz bir, kederimiz bir değil mi?" Yüzüne baktım burukça.

"Öküzsünüz ama seviyorum sizi ha. Eşolu eşekler" yüzüne sırıttım. Onlar da bana güldüklerin de artık keyfimiz yerine gelmişti.

Tuvaletten çıkarken aklıma gelen şeyle ofladım. Telefonu almamıştım. İt oğlu it kurcalamıştır da kesin.

"Telefonum Maran hocada kaldı ya" dedim bıkkınca. İsmet ve Emir alttan alttan kıkırdarken Onur ciddi surat ifadesiyle izledi beni.

"Orospu çocukları sizin yüzünüzden. Bok vardı da gruba yazdınız. Yazışmaları bile okudu ya" saçımı geri attım.

"Şifresini açamaz ki kanka" Emir rahat tavırla elini beline koymuş bilmiş bilmiş konuşurken kafasına vurdum.

"Elimden aldığın da şifresi açıktı" dediğim anda Emir yerinde dikleşti.

"Babanı sikeyim ben öldüm" Emir'den çıkan sesle ona baktık.

"Niye noldu?" Onur sorunca ölmeye hazır kurbanlık koyun gibi yüzüme bakıp "Ben gruba öğretmen öğrenci pornosu atmıştım" dedi.

İlk bir iki saniye söylediği cümleyi algılamaya çalıştım.

Porno mu? Gruba mı?

"Kanka ben sen okuyorsun sanmıştım vallaha. Yoksa niye atayım?" Emir ağlak tonda söyleyip köpek bakışları attı bana. Oflayıp "Siktir git kanka ya. Bir bu eksikti" saçımı geriye attım.

Emir'in yüzüne baktım.

"Git al lan" dedim direkt.

"Ne?"

"Git telefonumu al gel hadi. Yediğin bokun cezası olsun sana. Git al gel hadi"

İsmet gülerek Emir'in kolundan çıkıp kendinden uzaklaştırdı.

Yüzüme acındırmak için bakışlar atsada hiç umursamadım. Karşılaşmak istemiyordum onunla. Midemi bulandırmıştı piç.

Emir son çare Onur'a baksa da pek olumlu yanıt almamıştı ki kendine küfür ede ede öğretmenler odasına gitmişti. Biz kenardan onu izliyorduk şimdi.

Kapıyı çaldı ve içeri girdi. Onur omzuma dokunup beni kendisine çekti. Sırtım göğsüyle buluştuğun da burnumdan güldüm. Sırtımdan tikim vardı benim, gıdıklanırdım. Çıplakken sırtıma kendim bile dokunamıyordum, kendimi kaybediyordum.

Sırtımı ondan ayırdım ve dikkatle kapıya baktım. Niye çıkmamıştı bu it? Ne yapıyordu ki içerde.

Çok geçmeden kapı açıldı. Rengi atmış şekilde üstümüze gelen Emir'le dikkatle ona baktık.

Emir dolu gözlerle bana baktı. "Telefonu vermedi. Gelsin kendisi alsın dedi, beni de dersten bırakacağını söyledi. Hemde dönem sonuna kadar" dudağını ısırıp İsmet'e sırnaştı.

Oflayıp ayağımı yere vurdum. "Ben alırım" arkadan gelen sesle omzumun üstünden Onur'a baktım. "Kanka kendisi gelmezse mesajları müdüre göstereceğini söyledi" Emir'e bakmamızla İsmet'e daha çok yakınlaştı. "Götüme girecen artık amına koyayım. Çekil" İsmet çocuğu kendinden uzaklaştırmaya çalışsada pek beceremedi.

"Of! Ağzına sıçayım senin Emir ya!" Ayaklarımı yere vura vura odaya yöneldim. "Siz bekleyin alıp çıkacağım" dedim ve odaya yakınlaştım.

Odanın kapısını iki kere tıklattım. Komutunu beklemeden içeri girdim. Masasında oturmuş telefonuma bakıyordu. Kapıyı kapatıp önüne gittim. Elimi ona uzattım.

"Telefonumu verir misiniz?" Dedim. Yüzüme bakmadı. "Çok utanmaz çocuksun" dedi ama umursamadım. "Telefonumu geri verir misiniz? Bir daha olmayacak söz veriyorum"

"Ama olmaz ki b-" başını kaldırıp yüzüme bakmasıyla sözü yarıda kesildi.

"Ağladın mı sen?" Dedi şaşkın ses tonuyla.

Sana ne!

"Sizi ilgilendirmez hocam. Telefonumu verin"

Ayağa kalktı, önüme gelip tam karşımda durdu.

"Niye ağladın?" Sordu. Sesimi çıkarmadım. Boğazım düğümleniyordu. Dudağımı ısırdım sertçe.

Elini çeneme attı. "Isırma dudağını. Niye ağladın?"

Çenemi elinden kurtardım ve bir adım geriye çekildim. "Hocam verin lütfen. Gitmek istiyorum" dememe rağmen hiç oralı olmadı. Aksine aramızdaki mesafeyi kapattı ve daha çok yakınlaştı bana.

"Önce söyle. Vereceğim telefonunu" bakışlarım yüzüne çıktı.

Dudağımı daha sert ısırdım. Konuşamıyordum. Ağlayacakmışım gibi geliyordu. Yutkundum ve gözlerine baktım.

"Çünkü-"

Dudaklarım titredi. Bu pezevenkin önünde ağlamamalıydım. Yutkundum.

"Evet?"

"Çünkü bana iznim olmadan dokundunuz" dedim.

Güldü. "İznim olmadan mı? Emin misin? Dudağımdan gözünü çekmeyen kimdi acaba. Beni kışkırtan kimdi peki?"

Daha da yakınlaştı. Sırtım rafa çarptığın da o benimle göz göze gelmek için eğildi. Yutkundum.

"Hem sen benden hoşlanmıyor muydun?" Diye sordu.

Başımı sağa sola çevirdim.

İki elini de rafa yasladı. Şimdi tamamen kafeslemişti beni.

Bana yakınlaştı, burnu burnuma değdi. Nefesim hızlandı. Sıcaklamıştım. Dilimi yaladım. Ve bu büyük yanlıştı çünkü gözleri dudağıma kaymıştı. Yutkundum.

Eş zamanlı o da yutkunmuştu.

Nefesim o kadar hızlanmıştı ki bayılacağımı sanmıştım. Yanağım da el hissettiğim de tuttuğum nefesi bıraktım.

"Şşht. Sakin ol küçük"

Yutkundum. Dilim damağım kurumuştu. Başımı geriye çektim mümkünü varmış gibi. Burnundan gülüp geri çekildi. Masanın üstünden telefonu alıp bana uzattı. Hala transtan çıkmamıştım.

Gözlerim acıyordu.

Sırtımı raftan ayırdım ve elinde tuttuğu telefonu aldım. Yüzüne baktım. Dudağıma bakıyordu.

Geri çekilip ondan uzaklaştım. Kapının kulpunu tuttuğum da ona döndüm hala bana bakıyordu.

İçimde kalan son güçle gözlerine bakıp "Bunu bir daha yapmayın. Ben eşcinsel değilim" dedim ve kulpu indirip odadan çıktım.

Kapının önünde beni bekleyen üçlüye baktım. "Aldın mı?" Soran İsmet'e başımı salladım.

Ben yürüdüğüm zaman onlar da beni takip ettiler. Aniden durup arkamı döndüm ve üçüne konuştum.

"Bundan sonra Maran öğretmenle aramıza mesafe koyuyoruz. Ders harici ağzınızı açıp tek kelime etmiyorsunuz onunla. Anladınız mı?" Dedim.

Üçü de şaşkın bakışlarını gizleyemese de onayladılar beni.

"Tamam kardeşim sen nasıl istersen"

Merdivenlerden çıktık ve sınıfa girdik.

Artık onu ve saçma hareketlerini düşünmeyecektim. Sabahki olayı da unutma kararı almıştım.

Böylesi benim için daha sağlıklıydı.

-

Gelecek bölüme kadar kendinize iyi bakın 🤍
Viri öptü sizi. Yaladı yuttu dölslxİyi okumalar..

-

Tuvaletten çıkmış sırtımı fayanslara yaslayıp dakikalar önce olanları düşünüyordum.

Ben böyle birisi değildim, bunları yapacak kadar açık sözlü değildim. Ama şartlar da doğru değildi.

O adam benim gözümün önünde birini öldürmüştü. Benim sınıfıma girip kendini öğretmen gibi tanıtmıştı. Yüzsüz gibi bana şantaj yapmaya kalkışmıştı.

Bir şeyler yapmalıydım. O adam bana zarar vermemeliydi, gözüne girmeliydim.

Bıkkınca oflayıp ellerimle şakaklarımı ovdum. Başım çatlıyordu. Bu sırada tıklanan kapıyla irkildim.

"Ali iyi misin?" Sesini hemen tanımıştım.

Onur'du.

Ayağa kalkmadan kapının kilidini açtım ve geri yerime sindim. Söyleyecektim. Benim yanımda duracağını da biliyordum.

Onur kapıyı açıp sakince içeri girdi. Direkt bana baktı. Önümde eğildi ve pis olmasını umursamadan yere oturdu. Ellerini dizime bastırdı. Alttan alttan yüzüne baktım. Kızacak mıydı acaba bana?

"Niye öyle bakıyorsun?" Diye sordu. Omzumu silktim. Ses tonu hiçte sinirli değildi. Sakindi.

"Konuşmayacak mısın benimle?" Sordu be defa başını biraz daha eğip gözlerime bakarken. Omzumu silktim yine.

O böyle sakin konuşunca boğazım düğümlendi. Ağlayasım geldi. Elini saçıma atması da son nokta olmuştu. İçimde sıkışıp kalmış bütün duygular bir anda patlak verdi. Elimle yüzümü kapattım ve ağlamaya başladım.

Elimde değildi, ağlamayı çok sevmezdim de zaten. Ama son aylarda yaşanan olaylar ve saatler öncesinde şahit olduğum şey bütün enerjimi sömürmüş gibiydi. Hatta gibi değildi öyleydi.

Onur bir eliyle saçımı okşamaya devam ederken diğeri ile ellerimi tuttu. Vücudum sarsılıyordu. Ve bu hiç hoşuma gitmemişti.

Onur aniden beni kendine çekip sarıldığın da elimi yüzümden çekip sıkıca sarıldım ona. Kalp atışımı sanki onunkiymiş gibi hisseder gibi sarıldım. O bir yandan sırtımı sıvazlıyor diğer yandan saçımı okşuyordu. Beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

"Sakinleş Ali. Ali'm" boynuma konan öpücükle bedenim sarsıldı. Başımı boyun girintisine sokup burnumu çektim.

"Çok yoruldum ben Onur. Babasızlıktan, annesizlikten" dedim hıçkırarak. Onur daha sıkı sardı beni.

"Anne derken?" Diye sordu.

Boynundan ayrılıp nemli gözlerle yüzüne baktım. "Onur annem kendini öldürmeye çalışıyor. Ve ben buna engel olamıyorum" içimdeki her şeyi ona dökmeye başladım.

"Babam gittiğinden beri annelik duygusunu yitirdi. Eve gitmeyi bile istemiyorum Onur. Babama alışamamışken annem bizi terk etmek için hazırlanıyor. Dayanamıyorum Onur" ağzımdan hıçkırık kaçtığın da Onur dolmuş gözlerini kırpıp yüzümü avuçladı.

Baş parmaklarıyla yanağımdaki incileri sildi.

"Ağlama, ağlamak çözüm değil ki bebeğim" burnunu çekti. Her yanağımı iki kere öpüp geri çekildi.

"Kurban olurum ben sana, düşen her göz damlana. Ağlama kurban olurum sana" burnumu öpüp sıkıca sarıldı ve kulağımın üstünü öptü.

Susmak istemiyordum, konuşmaya başlamışken devam etmek istiyordum.

"Onur ben bu gün bir şey gördüm" dedim mırıltı gibi sesle.

Beni kendinden ayırmadan hımladı. Omzu sarsıldığın da burnumu çekip ayrıldım kollarından.

Ağlıyordu.

Burnumu çekip "Sen niye ağlıyorsun?" Sordum kısılmış sesle.

"Çünkü sen ağlıyorsun" dedi başını eğerek.

Kollarımı boynuna doladım ve kendime çektim. O mükemmel kokusunu içime çekip art arda boynuna öpücük kondurdum. Onur benim canımdı. Kardeşten daha fazlasıydı. O benim her şeyimdi.

"Senin yerine ben ağlarım ama sen ağlama. Benim için bile ağlama. Nolur ağlama" kalbime hançer batıyormuş gibi hissediyordum. Onur'u ilk defa böyle görüyordum. Ve bu benim canımı fazlasıyla yakmıştı.

Geri çekilip yüzüme baktı. Yüzünde buruk bir gülümseme vardı.

Kızarmış burnuna dokundum. Ben gülümseyince oda gülümsedi büyükçe. "Güya beni teselli edecekti, ben seni susturuyorum be" sitem eder gibi konuştum.

Güldü.

O gülünce ben de güldüm.

Burnunu çekti, saçımı parmaklarıyla tarar gibi geri taradı.

"Sen ne söyleyecektin bana?" Diye sordu.

Yutkundum. Tamam demin yürek yemiş gibi konuşuyor olabilirdim ama şimdi söyleyip söylememek arasında mekik çekiyordum.

Ya o orospu çocuğu söyledim diye Onur'a bir şey yaparsa?

Dudağımı ısırdım. Tam ağzımı açıp söyleyecektim ki kapı çaldı.

"Ali içerde misiniz?" İsmet'in endişeli sesiyle rahat bir nefes verdim. Onur hiç kapıyı duymamış gibi yüzüme bakıyordu. "Söyle" dedi sakin tında.

"Kapıdalar sonra" dedim ama başını olumsuzca salladı.

"Boş ver onu. Söyle hadi" dedi.

Yutkundum ve "Sadece seni gerçekten sevdiğimi söyleyecektim. İyi ki varsın" eğilip yanağına küçük bir buse kondurdum. Ayağa kalktım. Onur hala yerdeydi. Derin nefes alıp ayağa kalktı o da.

Kapının kilidini açtım, Onur ben farketmeden bağlamış olmalıydı.

İsmet ve Emir endişeyle bana bakıyordu. Burnumu çektim ve kapının önünden çekildim. İkisi de içeri girdiğin de lavaboya yakınlaşıp yüzümü yıkadım.

Aynı zamanda Onur çocukların sorularını cevaplıyordu.

"Ne olmuş buna? Niye ağladı?" Soran Emir'e Onur "Dolmuş işte, sıkıntılarını paylaşamayınca da içinde patlak vermiş" geçiştirir gibi cevapladı.

Peçeteyle yüzümü silip çocuklara yakınlaştım. İsmet beni kolunun altına alıp saçımı karıştırdı. "Oğlum biz neyiz?" Diye sordu.

"Bilmem İsmet neyiz?" Alay ederek cevapladım.

"Fuckbody" Emir'in lafıyla kafasına inen şaplak eş zamanlı olmuştu.

"Bir derdimiz olduğun da biz sana geliyoruz da, sen niye bize gelmiyorsun oğlum? Bir arkadaş, kardeş değil miyiz? Sevincimiz bir, kederimiz bir değil mi?" Yüzüne baktım burukça.

"Öküzsünüz ama seviyorum sizi ha. Eşolu eşekler" yüzüne sırıttım. Onlar da bana güldüklerin de artık keyfimiz yerine gelmişti.

Tuvaletten çıkarken aklıma gelen şeyle ofladım. Telefonu almamıştım. İt oğlu it kurcalamıştır da kesin.

"Telefonum Maran hocada kaldı ya" dedim bıkkınca. İsmet ve Emir alttan alttan kıkırdarken Onur ciddi surat ifadesiyle izledi beni.

"Orospu çocukları sizin yüzünüzden. Bok vardı da gruba yazdınız. Yazışmaları bile okudu ya" saçımı geri attım.

"Şifresini açamaz ki kanka" Emir rahat tavırla elini beline koymuş bilmiş bilmiş konuşurken kafasına vurdum.

"Elimden aldığın da şifresi açıktı" dediğim anda Emir yerinde dikleşti.

"Babanı sikeyim ben öldüm" Emir'den çıkan sesle ona baktık.

"Niye noldu?" Onur sorunca ölmeye hazır kurbanlık koyun gibi yüzüme bakıp "Ben gruba öğretmen öğrenci pornosu atmıştım" dedi.

İlk bir iki saniye söylediği cümleyi algılamaya çalıştım.

Porno mu? Gruba mı?

"Kanka ben sen okuyorsun sanmıştım vallaha. Yoksa niye atayım?" Emir ağlak tonda söyleyip köpek bakışları attı bana. Oflayıp "Siktir git kanka ya. Bir bu eksikti" saçımı geriye attım.

Emir'in yüzüne baktım.

"Git al lan" dedim direkt.

"Ne?"

"Git telefonumu al gel hadi. Yediğin bokun cezası olsun sana. Git al gel hadi"

İsmet gülerek Emir'in kolundan çıkıp kendinden uzaklaştırdı.

Yüzüme acındırmak için bakışlar atsada hiç umursamadım. Karşılaşmak istemiyordum onunla. Midemi bulandırmıştı piç.

Emir son çare Onur'a baksa da pek olumlu yanıt almamıştı ki kendine küfür ede ede öğretmenler odasına gitmişti. Biz kenardan onu izliyorduk şimdi.

Kapıyı çaldı ve içeri girdi. Onur omzuma dokunup beni kendisine çekti. Sırtım göğsüyle buluştuğun da burnumdan güldüm. Sırtımdan tikim vardı benim, gıdıklanırdım. Çıplakken sırtıma kendim bile dokunamıyordum, kendimi kaybediyordum.

Sırtımı ondan ayırdım ve dikkatle kapıya baktım. Niye çıkmamıştı bu it? Ne yapıyordu ki içerde.

Çok geçmeden kapı açıldı. Rengi atmış şekilde üstümüze gelen Emir'le dikkatle ona baktık.

Emir dolu gözlerle bana baktı. "Telefonu vermedi. Gelsin kendisi alsın dedi, beni de dersten bırakacağını söyledi. Hemde dönem sonuna kadar" dudağını ısırıp İsmet'e sırnaştı.

Oflayıp ayağımı yere vurdum. "Ben alırım" arkadan gelen sesle omzumun üstünden Onur'a baktım. "Kanka kendisi gelmezse mesajları müdüre göstereceğini söyledi" Emir'e bakmamızla İsmet'e daha çok yakınlaştı. "Götüme girecen artık amına koyayım. Çekil" İsmet çocuğu kendinden uzaklaştırmaya çalışsada pek beceremedi.

"Of! Ağzına sıçayım senin Emir ya!" Ayaklarımı yere vura vura odaya yöneldim. "Siz bekleyin alıp çıkacağım" dedim ve odaya yakınlaştım.

Odanın kapısını iki kere tıklattım. Komutunu beklemeden içeri girdim. Masasında oturmuş telefonuma bakıyordu. Kapıyı kapatıp önüne gittim. Elimi ona uzattım.

"Telefonumu verir misiniz?" Dedim. Yüzüme bakmadı. "Çok utanmaz çocuksun" dedi ama umursamadım. "Telefonumu geri verir misiniz? Bir daha olmayacak söz veriyorum"

"Ama olmaz ki b-" başını kaldırıp yüzüme bakmasıyla sözü yarıda kesildi.

"Ağladın mı sen?" Dedi şaşkın ses tonuyla.

Sana ne!

"Sizi ilgilendirmez hocam. Telefonumu verin"

Ayağa kalktı, önüme gelip tam karşımda durdu.

"Niye ağladın?" Sordu. Sesimi çıkarmadım. Boğazım düğümleniyordu. Dudağımı ısırdım sertçe.

Elini çeneme attı. "Isırma dudağını. Niye ağladın?"

Çenemi elinden kurtardım ve bir adım geriye çekildim. "Hocam verin lütfen. Gitmek istiyorum" dememe rağmen hiç oralı olmadı. Aksine aramızdaki mesafeyi kapattı ve daha çok yakınlaştı bana.

"Önce söyle. Vereceğim telefonunu" bakışlarım yüzüne çıktı.

Dudağımı daha sert ısırdım. Konuşamıyordum. Ağlayacakmışım gibi geliyordu. Yutkundum ve gözlerine baktım.

"Çünkü-"

Dudaklarım titredi. Bu pezevenkin önünde ağlamamalıydım. Yutkundum.

"Evet?"

"Çünkü bana iznim olmadan dokundunuz" dedim.

Güldü. "İznim olmadan mı? Emin misin? Dudağımdan gözünü çekmeyen kimdi acaba. Beni kışkırtan kimdi peki?"

Daha da yakınlaştı. Sırtım rafa çarptığın da o benimle göz göze gelmek için eğildi. Yutkundum.

"Hem sen benden hoşlanmıyor muydun?" Diye sordu.

Başımı sağa sola çevirdim.

İki elini de rafa yasladı. Şimdi tamamen kafeslemişti beni.

Bana yakınlaştı, burnu burnuma değdi. Nefesim hızlandı. Sıcaklamıştım. Dilimi yaladım. Ve bu büyük yanlıştı çünkü gözleri dudağıma kaymıştı. Yutkundum.

Eş zamanlı o da yutkunmuştu.

Nefesim o kadar hızlanmıştı ki bayılacağımı sanmıştım. Yanağım da el hissettiğim de tuttuğum nefesi bıraktım.

"Şşht. Sakin ol küçük"

Yutkundum. Dilim damağım kurumuştu. Başımı geriye çektim mümkünü varmış gibi. Burnundan gülüp geri çekildi. Masanın üstünden telefonu alıp bana uzattı. Hala transtan çıkmamıştım.

Gözlerim acıyordu.

Sırtımı raftan ayırdım ve elinde tuttuğu telefonu aldım. Yüzüne baktım. Dudağıma bakıyordu.

Geri çekilip ondan uzaklaştım. Kapının kulpunu tuttuğum da ona döndüm hala bana bakıyordu.

İçimde kalan son güçle gözlerine bakıp "Bunu bir daha yapmayın. Ben eşcinsel değilim" dedim ve kulpu indirip odadan çıktım.

Kapının önünde beni bekleyen üçlüye baktım. "Aldın mı?" Soran İsmet'e başımı salladım.

Ben yürüdüğüm zaman onlar da beni takip ettiler. Aniden durup arkamı döndüm ve üçüne konuştum.

"Bundan sonra Maran öğretmenle aramıza mesafe koyuyoruz. Ders harici ağzınızı açıp tek kelime etmiyorsunuz onunla. Anladınız mı?" Dedim.

Üçü de şaşkın bakışlarını gizleyemese de onayladılar beni.

"Tamam kardeşim sen nasıl istersen"

Merdivenlerden çıktık ve sınıfa girdik.

Artık onu ve saçma hareketlerini düşünmeyecektim. Sabahki olayı da unutma kararı almıştım.

Böylesi benim için daha sağlıklıydı.

-

Gelecek bölüme kadar kendinize iyi bakın 🤍
Viri öptü sizi. Yaladı yuttu dölslx

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

96okunma 7beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18