14. bölüm · İkiz | BxB
13 bölüm | Toprak alır mı o bedeni? |
İyi okumalar.
(Dersler, çeşitli etkinlikler vs vs olduğu için geç gelen bölüm oldu. Sorry guys)
_
İçim de gerçek beni yok ede ede hastaneye gidiyorduk.
Maran sessizdi. Depodan çıktığımızdan beri de hiç konuşmamıştı.
Akıp giden yolu izliyordum.
"Al su iç" önüme uzatılan suya baktım.
Başımı sallayıp elinden aldım ve sudan iki yudum alıp geri verdim. "Nasıl hissediyorsun?" Bana bakan gözlere baktım kısaca. Omzumu silktim.
Bilmiyordum ki, galiba hiçbir şey hissetmiyordum.
Sessizliğimi anlayıp başını salladı ve suskunluğuna geri dönüp yola devam etti.
Çok geçmeden hastanenin önüne gelmiştik. Boğazıma düğümlendi. Yutkunmaya çalıştım. Maran kapıyı açıp arabadan indiğin de ben de onu bekletmeden arabadan indim.
Ağzıma metalimsi tat geldiğin de yutkunup alt dudağımı serbest bıraktım. Isırmaktan kanatmıştım.
Kapıyı kapattığım da Maran da yanıma gelmişti.
Gözleri dudağıma ilişti, yutkundu ama bir şey demedi.
"Hadi içeri girelim" dediğin de gözlerine baktım.
Derin nefes alıp verdi ve parmaklarıyla saçımı geri tarayıp "Hadi gel" dedi ve elini omzuma koydu. Yutkundum ve sessizliğimi koruyarak Maran'ın yönlendirmesiyle ana kapıya yürüdük.
İçeri girdiğimiz de Maran resepsiyona bişeyler sordu ve yanıma gelerek elimi sıkıca tuttu.
İç çekip beni yönlendirmesine izin verdim.
Binanın eksi katlarına inerken içim daralmaya ve nefesim düzensizleşmeye başladı.
Daha sıkı tuttum parmaklarıma kenetlenen eli.
Maran yüzüme mimiksiz yüzüyle göz gezdirdi ve önüne döndü.
Üzerin de morg yazılan yere geldiğimizde bacaklarım titredi. Yanaklarımı ıslatan damlaların ne zamandan beri orda olduğunu bilmiyordum fakat yeni değillerdi.
"Sakin ol. Yanındayım" bana döndü ve saçımı okşayıp yanağımdaki nemliği sildi.
Başımı salladım sadece.
Midem bulanıyordu, kalbim acıyordu. Veda etmek istemiyordum.
İçeri girdiğimiz de ürperdim. Soğuk vücudumu ele aldığın da Maran'a sığındım.
Hemşirelerden biri soğutucunun kapağını açtı ve annemi çıkardı. Çenem titredi. Kendimi tutmayarak anneme taraf ilerledim. Üstündeki örtüyü aşağı çekip solmuş ve zayıflamış yüzüne baktım.
Alnımı alnına yasladım, hıçkıra hıçkıra ağladım.
Dayanamıyordum. İçim yanıyordu.
Belime sarılan ellere teslim ettim kendimi. Maran beni göğsüne çekip sarıldığın da sıkıca yaslandım ona.
Görevliler annemi indirip önceden hazırlanan tabuta yerleştirdiler.
Titremeye başladığım da Maran'ın yutkunma sesini duydum. Başımı kaldırıp ona baktığım da gözlerinden dökülen incilerin yanağını ıslattığını gördüm.
Hıçkırıp elimi kaldırarak yanağına koydum. Yüzünü sildim. Bana baktı sessizce. Sesini çıkarmıyordu.
Dudağımı bir birine bastırdım.
Bakmadım yüzüne daha fazla. Bakışlarımı anneme çevirdim.
Tabutun kapağını kapattılar ve dışarıdan adamlara seslendiler. Maran beni odadan dışarı çıkardığın da adamlar tabutu alıp dışarıya çıktılar.
Arka kapıya gittiklerin de biz de arkalarından gidiyorduk.
Onu cenaze arabasına bindirdiklerin de içimden bir şeyler söküldü sanki. Derin nefes aldım.
Maran arabaya ilerleyince elinden tuttuğum için ben de peşinden sürüklendim.
Arabaya bindiğimiz de sessizce göz yaşlarımı silip yan aynalardan cenaze arabasını izliyordum. Maran yan tarafa geçip bana taraf uzandı. Kemerimi taktı.
Çenemden tutup beni kendine çevirdi. Gözleri kızarıktı.
"Üzülme demeyeceğim ama kendini harap etme. Düşmanlarını kendine güldürme. Ağla ama sakla. Çünkü sen zayıf düşersen kardeşini bulamazsın, peşine düştüğün intikamını alamazsın" yutkundu.
Yakınlaştı ve alnıma dudağını bastırdı. Sıcaklığı içimi ısıttı. İç çektim.
"Senin arkanda durabilmem için önce senin dik durman gerek Atlas'ım" dudakları yukarı doğru kıvrıldı.
Dudağımı yaladım. Başımı salladım. "Tamam" dedim çatallaşmış sesimle.
Tebessüm edip arabayı çalıştırdı.
Benim gözlerim ondan ayrılıp yeniden anneme kavuştu.
Mezarlığa kadar da gözümü çekmedim annemden. O lanet olası arabadan hiç ayrılmadı gözlerim.
Durulmuştum, ağlamıyordum ama çökmüştüm.
Mezarlığa girdiğimiz de bom boş araziyi görünce titredim. O kadar akrabamız vardı, ister anne tarafım ister baba tarafım. Kimse yoktu, gelmemişti.
Bir baba kendi kızının cenazesine gelmeyi reddetmişti.
Hahladım. Yazık, çok yazık.
Maran biraz ilerledikten sonra arabayı sağa çekip durdu. O da üzgündü ama dik duruyordu işte. İmrenmiştim.
Arabadan indiğin de ben de indim. Öndeki karaltıları gördüğüm de gözlerim yine doldu.
Arkadaşlarım ve aileleri. Maran'ın ailesi burdaydı. Bana yabancı ailem burdaydı.
Burnumu çektim. Maran'a baktım. Yanıma gelip yanaklarımı avuçlarına hapsetti. "Yanındayım. İhtiyacın olduğu an bana bakman yeterli. Çünkü ben gözümü senden bir saniye bile ayırmam"
Başımı salladım.
Annemi arabadan indirdiklerin de arkadaşlarım benden önce tabuta koştular. Dört bir yanından omuzlarına alıp bana baktılar.
Bu çaresizlik, bu an.
Elimin tersiyle yanağımı silip tabutun önüne geçtim ve iki elimle destek durdum.
Kendimi tutmayarak sesli ağlamaya başladım.
Bu acıyı tarif edemezdim, o kadar zordu ki benim için. Sanki canlı canlı derimi yüzüyorlardı.
Yavaş yavaş hareket edip kazılmakta olan mezar yerine geldik.
Toprağa bakıp içli içli ağlarken dizlerim titredi.
Tabutu dikkatle yere indirdik. Toprağı kazanlardan biri elindeki küreği bana uzattı.
Titreyen ellerimle küreğin sapını sıkıca kavradım.
Yanağımı omzumla silip adamın yerine geçtim.
Kader de annemin mezarını kazmakta varmış diye geçti içimden.
Ne kader dövse de sövse de anneydi sonuçta. Düştüğünde kaldırıp yaranı saran, hastalandığın da başından ayrılmayan, sağlığına kavuştuğun da ise bununla mutluluk duyup bir daha hasta olmamanla tehditler eden.
Anne bazen yara, bazen yarabandıydı.
Bazen yaralayanın ta kendisiyken, bazen ise seni yaralayanlara beddua eden.
Anne hayattan bir parçaydı. O parçan koptuğu anda yarım kaldığın.
Toprağı kazarken sadece öksüz kalışım değil, kardeşim dahil yanım da kimsenin kalmadığı doluşuyordu zihnime.
Annemle beraber sanki herkes uzaklaşmıştı benden.
Arkadaşlarım ve en başındaysa kız kardeşim.
Artık dayanamayınca dizlerim üstüne çöktüm. Tabuta baktım.
Annem orda uyuyordu, sonsuz bir uykuya dalmıştı ama ben. Bense onun yatağını hazırlıyordum.
Başımı kaldırıp Maran'a bakınca gözleri kızarık şekilde sadece bana bakıyordu.
Ona bakmamla hemen yanıma geldi. Kolumun altından tutup kaldırdı ve küreği İsmet'e uzattı.
İsmet benim yerime geçince beni ordan uzaklaştırdı.
Beni göğsüne saklarmışçasına sarılıp saçlarıma bastırdı dudağını. "Tamam yanındayım sakin ol" saçlarımı okşamaya başladı.
"İzin verir misin?" Emir'in sesini duyduğum da Maran'dan ayrıldım ve Emir'e baktım.
Gözleri ağlamaktan şişmişti onunda.
Maran'dan uzaklaşıp ona taraf adımladım ve o ağzını açmadan boynuna sarıldım.
Bana sıkıca sarılıp kafasını boynuma gömdü.
"Sana sahip çıkamadığımız için özür dilerim. Arkanda duramadığımız için özür dilerim"
Göz yaşları boynumu ıslatırken boğuk mırıltıları kulağıma ulaştı. Burnumu çekip ayrıldım ve yüzüne baktım.
Çökmüştü.
"Namazını kılıp yolcu edelim artık. Hadi" Arkadan hocanın sesini duyduğum da çenem titredi.
Herkes tabutun arkasına geçip namazın kılınmasına eşlik etti.
Göz yaşlarım süzülürken canımı yakıyordu artık.
Annemi bırakmak istemiyordum ama mecburdum.
Namaz bittikten sonra tabutu mezara yerleştirdiler ve üstüne toprak atmaya başladılar. Küreği elime alıp üstü kapanana kadar toprak atamaya devam ettim.
Arkamda beni durdurmaya çalışanları bile görmezden geldim, ittim. Uğurluyordum annemi. İlk ve son toprağını bile ben atmalıydım.
Kızı yoktu burda, tektim. Sorunluluğumu üstlenmeliydim.
"Atlas dur artık" Maran arkamdan koluma yapışınca bakışlarımı topraktan çekip ona baktım.
"Onu uğurlamama izin ver" dedim boğuk sesle.
"Sen uğurladın. Yapman gerekeni yaptın. Şimdi izin ver de diğerleri yapsın. Hadi gel" dedi ve beni kendine çekti.
"Ama ben yapmalıyım Maran. Anlamıyorsun" dememe rağmen beni bırakmadı ve arkamızda bizi bekleyen Emir'e uzattı elimden aldığı küreği.
Beni mezardan uzaklaştırdı ve çam ağacının altına sürükledi.
Onun ailesinden olanlar bana yakınlaştılar.
Bora ve Aslan başları eğik şekilde önüm de durduğun da çenem titredi ama kendimi zorla durdurmaya çalıştım.
"Nasıl hissettirdiğini anlıyoruz. Bu acının tarifi çok zor. Ama alışacaksın. Başka çaren kalmıyor bir süre sonra. Başın sağ olsun" Bora elini omzuma koyup sıkarken konuşmaya başlamıştı.
"Başın sağ olsun Ali" Aslan Bora'ın arkasın da durmuş ellerini bir birine kenetlemiş ve buruk sesle konuşmuştu.
"Sağolun" dedim ve Maran'a taraf yaslandım. Çünkü takatim tükeniyor gibi hissediyordum.
Üçüzler bana taraf baktığın da bakışlarımı çektim. Benden hoşlanmıyorlardı zaten, gelmelerine bile minnettardım.
"Başın sağ olsun Ali" üçüzlerden büyüğü söyleyince diğerleri de üzgün ifadeyle başlarını salladılar.
"Sağolun" dedim yine. Başka ne denirdi bilmiyordum ki.
Onlardan yanımdan uzaklaştığın da ben de Maran'a taraf döndüm.
Gözlerini benden çekmiyordu.
Dikkatle beni izliyordu. Tepkilerimi kontrol ediyordu.
Ağlamaktan kızarmış ve kısılmış gözlerle ona baktım ve iç çektim.
Bana bu kadar yardımı niye yapıyordu? Neden? Aramızda hususi bir ilişki bile yoktu.
"Neden yapıyorsun?" Dedim gözlerine bakarak.
"Neyi Atlas?" Fısıltıyla söylemişti. Hipnoz olmuş gibiydi. Gözlerini gözlerimden çekmiyordu.
"Bana bu kadar iyiliği niye yapıyorsun? Niye düşmeyeyim diye dayak duruyorsun bana? Neden?"
"Çünkü.."
Ona yaslanan vücudumu geri çektim ve biraz uzaklaştım.
Yutkundu.
"Çünkü ben senin gibiyken kimse benim arkamda durmadı. Kimse kucağını açmadı bana. Kardeşlerim bile. Senin de aynı şeyleri yaşamanı istemiyorum" dedi.
"Neden istemiyorsun?"
Gözlerini kaçırıp toprağa baktı. "Bilmiyorum" diye mırıldandı.
Açtığım mesafeyi geri kapatıp beni göğsüne bastırdı. Sıkıca sarıldı.
"Seni yalnız bırakmayacağım. Hep bir adım arkan da olacağım. Söz Atlas, söz"
Ağzımı açıp bir şey diyecektim ki sağ üst tepedeki karaltıya ilişti gözüm.
Kaşlarımı çatıp dikkatle baktığım da karaltının insan olduğunu farkettim.
Maran'dan ayrılıp daha dikkatle bakmak için biraz ileri adımlamıştım ki adamlar benim hareketimle hemen dağılmaya başladılar.
Ve orda.
O adamların için de kıpırdamadan beni izleyen sarı saçlı kızı gördüm.
Lara.
Dilim tutuldu.
Nasıl olabilirdi? Kaçırılmamış mıydı? Peki orda ne işi vardı?
"Lara" yüzümde oluşan aptal tebessümle ona taraf yürüdüm.
Koşmaya başladım.
"Atlas nereye?" Arkamdan bağıran Maran'ı umursamadan Lara'ya koştum.
Ancak tepeye yaklaşmama az kalmışken birisi beni omzumdan iterek yere düşürdü.
Dizim acısa da umursamadım ve düşürene bakmadan tepeye koşmaya çalıştım.
Ama yine birisi beni itti. Kafamı çevirip baktığım da tanımadığım birisi sırıtarak bana bakıyordu.
Kaşlarım çatık vaziyette adama baktım. "Ne yapıyorsunuz?" Dedim.
"Oraya gidemezsin!" Sert sesi umrumda dahi değildi.
"Sana ne lan?!" Onu arkamdan bırakıp koşmaya hazırlanıyordum ki kolumdan sıkıca tuttu.
Eş zamanlı telefon çaldı.
Baktığım da Maran bana taraf koşuyordu.
Maran'ın sinirli yüzü beni ilk defa rahatlatmıştı.
O yaklaşıp adamın üstüne yürüyeceği anda sesini duydum.
"Sevgili abicim?"
Lara'm.
Adamın elinden hemen telefonu alıp kulağıma tuttum.
"Abicim. Kurban olduğum nerdeydin sen? İn aşağı hadi" ona taraf döndüm yüzümü.
Arkada ki yumruk sesini umursamadan tepeye taraf adımladım.
"Gelme abi" dedi soğuk sesle.
"Ne? Abicim ne diyorsun sen hadi gel aşağıya" dememe rağmen sertçe bana bakıyordu.
"Güzelim noluyor? Niye inmiyorsun? Neden böyle soğuksun? Gel buraya" dedim ama umrunda değilmiş gibiydi.
"Demek o kadının da sonu böyle olacaktı ha? Neden kendini paralıyorsun?" Dediğin de şaşkınlıkla gözlerim açıldı.
"Yavrum ne diyorsun sen?"
"Yalan mı abi? Bu kadın annelik mi yaptı bize? Sinirlenip kemerle dövmüyor muydu? Bana sınav yüzünden kızıp bıçaklamadı mı bu kadın? Ha?! Ne bu göz yaşları? Kimin için? Bu kadın için mi?" Sesi titredi.
"Lara o bizim annemiz. Ne yapmış olursa olsun" dedim. Evet içimdeki yaralar tazeydi. Kapanmamıştı hiç. Ama annemdi. Annem.
"Öyle değil işte abi. O kadın ölürken bile sizden kurtuldum diye bize bize küfürler ediyordu. Ben o kadına hakkımı helal etmiyorum abi" sesindeki sinir tüylerimi diken diken etmişti.
"Tamam aşağı gel evimize gidelim" dedim ama sanki hiç oralı değildi.
"Olmaz abi gelemem"
"Neden? Nerde kalıyorsun? Kiminlesin? Söylesene!" Sonlara doğru sesim yükseliyordu.
"Söyleyemem zorlama abi. Unut beni, farz et ki sevgili annenle birlikte toprağa verdin beni" dedi.
"Lara güzelim ne diyorsun sen. Allah aşkına yanıma gel. Ya da ben geleyim" dedim ve adımlamaya başladığım da "Gelme abi. Bundan sonra bana gelme. Arama beni" dedi.
"Lara.."
"Abi son bir şey söyleyeceğim sana" dedi.
"Söyle ama aşağıya gel nolur. Ben sensiz ne yaparım abicim? Nolur gel"
"Göz yaşını o kadın için heba etme. İki gün ağlar unutsun zaten de o kadının bedenini alır mı bu toprak? İnanmam. Ve abi hayatına devam edeceksin. Çünkü sen her zaman üstesinden geldin. Yaparsın yani merak etme" arkasını dönüp birisine baktı ve başını salladı.
"GBK Abi. Hoşçakal" telefonu kapattı.
"Lara!" Bağırdım ama arkasına bakmadı.
Yanına gelen adam onun kolundan tutup ağaçlığa taraf yürüdüklerin de arkasından koşmak için adımlıyordun ki bu defa da Maran tuttu beni.
"Bırak Atlas"
"Bırakamam! LARA!"
Bağırdım ama onlar gözden kayboluncaya kadar Maran beni bırakmadı.
"Kardeşin tarafını seçmiş Atlas. Zorlama artık" dediğin de başımı olumsuzca salladım. Ne tarafı ya? Ne tarafı? O kız karanlığı anımsatıyor diye siyah şeyler giymezken sim siyah giyinip gelmişti buraya.
Saçma sapan şeyler söylemişti.
"Atlas yeter artık" o beni çekiştirirken kolumu kurtarmaya çalışıyordum.
"Bırak beni kardeşimi kurtarmam gerek! Bırak!" Bağırsam da bırakmadı.
"İstemediğini açık açık söyledi. Neyi zorluyorsun?" Dedi. Yüzüne bakıp güldüm.
"Sağır mısın sen? Gel beni kurtar abi dedi. Onu kurtarmam lazım" aniden beni kendine çekip elini ağzıma yapıştırdı.
Sıkıca beni sarıp kulağıma eğildi. "Sus artık. Her taraftan gözetimdesin. Kardeşini de kendini de yakacaksın. Sus ve gittiğini kabullenmiş gibi yap" dedi ve saçıma öpücük kondurdu.
Şifreli konuşmasından zorda olduğu belliydi ama dinlenmem.. Durum düşünülenden daha ciddiydi.
Bu durum artık beni parçalamaktan öteye gidiyordu.
Ne yapacağımı bilmiyordum.
Elim kolum bağlanmış gibiydi. Kardeşim, annem. Silinen ailem.
Dizlerim beni taşımazken Maran'a sıkıca sarıldım. Onunla birlikte yere çöktüm.
O bana sarılmışken ben de ona tutundum.
Bir yabancıya tutunup dayanmaya çalıştım.
Ailemi kurtarmalıydım.
Kendimi kurtarmalıydım.
Ve hayatta kalmalıydım.
_
Gelecek bölüm çabuk gelir inş
