2. bölüm / 27
İkiz | BxB1 bölüm | Bordo |
Bölümler 27Şu an: 1 bölüm | Bordo |
- 1 0 bölüm | Prolog |50 kelime
- 2 1 bölüm | Bordo |1.115 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2 bölüm | Dövme|1.292 kelime
- 4 3 bölüm | Çok Yakın |2.057 kelime
- 5 4 bölüm | Sakin ol küçük |3.013 kelime
- 6 5 bölüm | Bana yardım et|1.800 kelime
- 7 6 bölüm | Öp beni |1.872 kelime
- 8 7 bölüm | Sallanan ayaklar |3.657 kelime
- 9 8 bölüm | Bul |1.681 kelime
- 10 9 bölüm | Benimle Kal|1.863 kelime
- 11 10 bölüm | Mutlu mutsuzluk|2.180 kelime
- 12 11 bölüm | Tahta Kapı |4.342 kelime
- 13 12 bölüm | Ölümün Eşiği |1.935 kelime
- 14 13 bölüm | Toprak alır mı o bedeni? |1.962 kelime
- 15 14 bölüm | Onlar tahta değil duygular |1.190 kelime
- 16 15 bölüm | İlizyon |1.566 kelime
- 17 16 bölüm | Masum Dokunuş |1.943 kelime
- 18 17 bölüm | Bir Kika Eksilişi |1.518 kelime
- 19 18 bölüm | Karanlık |1.645 kelime
- 20 19 bölüm | Yeni Bir Yıkım |1.334 kelime
- 21 20 bölüm | Yetim ve Öksüz Ali Atlas|1.601 kelime
- 22 21 bölüm |Atilla|2.571 kelime
- 23 22 bölüm | Aynadaki Yabancı |1.288 kelime
- 24 23 bölüm |Çakma Mafya Masası|1.288 kelime
- 25 İkiz BxB7 kelime
- 26 24 bölüm |Ateş, Baston ve Aile|1.765 kelime
- 27 25 bölüm |Kazadan Töreyen Güven|1.265 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okuyun ha
Medya : Ali
"Bazı erkekler geç olgunlaşır,
Tâ ki, hayatlarının anlamını oluşturan şeyi,
Kaybettikleri,
Ya da, kaybetmek üzere oldukları ânâ kadar "
∆
Alarmın lanet sesiyle gözlerimi açtım.
Şaka şaka
Kafamın üstünde durmadan dırdır eden annemle bıkkınca ofladım. Sabahın köründe kalkmış ve benim odamda temizlik yapıyordu.
Yastığı kafamdan çekip yatakta oturur pozisyona geldim.
"Anne niye ya? Allah aşkına niye? Sen uyuduğun da biz bunları yapsak doğurduğuna pişman edersin bizi?" Oflaya oflaya konuşuyodum ki alnıma gelen terlikle yatağa geri düştüm.
Anlık hissetmemiştim ancak, sonradan vücuduma hızla yayılan acıyla bedenim kasıldı. Elimi alnıma dayadım hızla.
Alnım yanıyordu.
"Size çektiğim onca eziyetin karşılığı bu mu? Tch. Tch. Tch"
"Anne valla ben davetiye göndermedim" içeriden gelen sesle dilimi ısırdım. İşte şimdi fişi çekilmişti.
İçimden 'geber it' desem de kız kardeşimdi. Kıyamazdım.
Kıyardım.
"Aldır dediklerin de aldırsaydım keşke de, şimdi böyle olmasaydı"
Uzandığım yerden kalktım hemen. Lara'nın en hassas noktasıydı. Hep yüzüne vurulurdu. İster annem, ister akrabalar tarafından.
Gözlerimi anneme dikip "Anne ne yapıyorsun ya? Kaç kez konuştuk" dedim ancak hiç oralı olmadı.
"Ölse umrumda değil"
Bu ağırdı.
Sinirle ayağa kalkıp yanından geçtim. Siktiğimin bir günü de güzel başlamıyordu ki, gülerek odadan çıkayım.
Odadan çıktığım anda kapının önünde gördüğüm bedenle yerimde dondum. Göz yaşları yanağından parkeye damlıyordu. Beni görünce hızla arkasını dönüp odasına girdi. Sinirle yumruğumu sıktım.
Bir şey demedim, birazdan toparlanıp gelecekti sonuçta.
Banyoya girip yüzüme soğuk su çarptım. Alnımda hello mother fucker diye bağıran kızarılığa baktım. Soğuk suyu üstünde tuttum bir müddet.
Bu gün okula hiç gidesim yoktu. Zaten erken kalkmıştım, hayattan soğutmuşlardı bir kaç dakikada. Dişlerimi fırçalayıp saçımı da taradıktan sonra banyodan çıkıp mutfağa geçtim.
Lara üniformasını giymiş, saçını da özenle toplamıştı. Beni gördüğünde büyükçe gülümseyip masayı gösterdi.
Gülümsemesine karşılık verip tebessüm ettim ve her zaman ki yerime oturdum. Hızla gelip kucağıma oturdu ve sağ elini bana taraf uzattı.
Kaşımın tekini kaldırdım. "Ne var?" Dedim reçele uzanırken. Parmaklarını katlayıp açtı, anlamamış gibi kaşlarımı çatıp "Ne istiyorsun kızım açık açık söyle" çaydan yudum alıp alttan alttan ona baktım.
"Money ver"
"Yok"
"Gece gördüm vardı ver"
"Gece Luke Skywalker çaldı. Yalvardım abi bırak diye, bırakmadı" işaret parmağımı alnıma götürüp hâlâ acıyan yeri gösterdim. "Hatta dövdü kızım. Acımadı bana, fak fakir halime" başımı sallaya sallaya zeytin attım ağzıma.
"Tamam anladım. Pardon bir daha istemem. Kendim çalışırım, kazanırım" bana Mara Jade bakışı attığın da ofladım.
"İyi pantolonumun cebinde. 200 al, fazla alırsan ağzını yırtarım" kötü kız gülüşü atarak odama uçtu. Koşmadı uçtu.
Yemeğimi sakince kimseyle didişmeden yedim ve odama geçip üstümü değiştirdim. İçini yılda bir iki kere açtığım ve defterlerimin içinde küf bağladığı çantamı sırtıma atıp odadan çıktım.
Mutfakta bizden ayrı yemeğini yiyen anneme bakış atıp, "Çıkıyoruz" dedim. Yanıt bile vermedi. Umursamadı bile. Sanki biz yokmuşuz gibi davranıyordu.
İç çekip arkama döndüm. Lara çantasını sırtına atmış ayakkabılarının bağcıklarını bağlayıp ayağa kalktı ve kapıyı açıp benden önce çıktı.
Bu evde yaşamaya dayanamıyordu ama yaşı gereği de evden ayrılamıyordu.
Kapıyı kapatıp arkasından merdivenlerden indik. Merdivenlerin sonunda sohbet ederek beni bekleyen arkadaşlarımı gördüğüm de, yüzümde tebessüm belirdi. Sabah ki ruhsuzluğumu çekip almışlardı benden sanki. İsmet beni görünce hemen el salladı.
"Ali naber aşkım" kucağıma atlayan Onur'la bedenim kasıldı. Orospunun hareketlerine kaç yıldır hala alışamıyordum. İğrenerek kendimden ayırmaya çalıştım onu.
"Onur yolarım seni in kucağımdan. Oğlum 2 gün görmedin lan"
Kollarını sıkıca boynuma dolayıp omzunu silkti. "Aşkım valla 2 gün 2 saat gibi geldi. Çok özledim Allah cezamı vermesin."
"Onur in lan çocuğun kucağından! Sülük gibi yapışıyorsun adama" ona bağıran Emir'e baktım.
Hepsine toplu "Günaydın " dediğim de onlar da bana karşılık vermişlerdi. Artık kucağımda ki salağı takmayarak kapıyı açtım. Dışarı çıktığım da diğerleri de benim arkamdan geldiler. Onur başını kaldırıp yandan yüzüme baktı. Ona döndüm yavaşca.
Gözü alnıma takıldı. "Alnına noldu lan? Dipper küreyi kafanda mı kırdı ne yaptı? Evrenler arası geçişin ilk izleri açılmış resmen"
"Sabah annem terlik fırlattı " dedim bıkkınca. Gülmeye başlayınca suratına yalandan tokat attım. "Helal lan yusufi. Hedefi tam tutturmuş valla" hâlâ gülüyordu pişkin pişkin.
Umursamadım, o da gülerek yeniden kolunu boynuma dolayıp arkadakilere döndü. Sohbet etmeye başladı.
Genellikle sohbetlerine pek katılmazdım, çünkü çok konuşmazdım. Konuşmayı sevmezdim bir kere. Konuşturtmasınlar yıllarca susardım. Eskiden böyle değildim. Şimdi daha iyiydi benim için.
"Ali indirsene şunu kucağından oğlum, size bakıyor millet" Emir'e baktım yandan. Sinirli gözüküyordu. "Ben mi aldım kucağıma? İndirebiliyorsan indir" dedim.
Sinirle Onur'un poposunu cimcikledi, Onur irkilip bacağını yere attı. Kucağımdan tamamen inmiş, poposunu sıvazlayan eliyle çocuklara bakıyordu.
Lara'nın kısık gülme sesi gelse de dönüp bakmadım. Onlar 'götünü elletmediğine dua et' kavgası yaparken ben ellerim cebimde herkesten soyutlanarak karşıya bakıyordum.
Eskiden böyle değildim evet, ancak babam vefat ettikten sonra büyük yük üstüme kalmıştı. Şikayetçi değildim ancak, değişen annem, depresyondan aylardır çıkamayan kız kardeşimle bir başımıza kalmıştık.
Okul haricin de çalışmak zorunda kalmıştım, herkesten soyutlanmış, ne kadar arkadaşlarım destek olsa da içimdeki boşluk beni hep yalnızlığın en ücra köşelerine sürüklemişti.
Arkamda atışarak gelen dörtlüye dönecekken gözüme değen karaltıyla yolun diğer tarafına dikkat kesildim.
Bordo kazak giymiş arkası bana dönük olan uzun boylu birisi, karşısın da titreyerek ellerini kaldırmış yaşlı adama silah doğrultmuştu.
Biraz daha ilerledikçe adamın elinin tetiğin üstünde olduğunu çok net görüyordum. Yutkunup duraksasam da yürümeye devam ettim.
Elinin üstünde kurt dövmesi vardı.
Aniden tetiği çekmesiyle irkildim.
Koluma değen elle hızla soluma döndüm. Lara bana anlamaz gözlerle bakıyordu. Gülümseyip önüme döndüm. Yandan diğer tarafa baktım. Yaşlı adamın alında delik açılmış ve oluk oluk kanlar akıyordu. Silahın ateş sesi çıkmamıştı ama adam vurulmuştu. Korkudan ellerim titremeye başladı. Vücudumdaki bütün kanın çekildiğini hiss ettim. Aniden bana dönen bakışlarla kendimi kaybederek arkamı döndüm.
"Noldu lan?" Diyen İsmet'e dişlerimi göstererek gülümsedim.
"Akli dengesi bozuk aldırma. Ee nerde kalmıştık. Mukaddes varya karşı apartmanda ki, ha işte onun kızını gece kaçırmışlar yaa" Onur ağzındakı çekirdekle Lara'nın koluna girdi.
İsmet'e bakıp "Hiç öyle dönesim geldi" dedim ve tekrar önüme döndüm. Sağa baktığım da kimse yoktu. Duvardaki kan izinden başka.
İsmet sağıma geçip elini alnıma koydu. "Oğlum rengin niye attı senin? İyi misin? Terlik iç kanama mı yaptı? Kağıttan farksızsın"
Yutkunup başımı olumsuzca salladım.
Önüme dönüm, bir daha da o tarafa bakmadım.
Bütün yol adamın titreyişi ve tetiğin çekilme anı gözümün önünden gitmedi.
Okula varmış hatta sınıfa gelmiştik. En arka sıraya, Emir'in yerine geçip, Emir'i kendi sırama postalamıştım. Olayları bir şekilde beynimden delete yapmam lazımdı.
Çünkü o adam beni görmüştü.
Beni bulursa sağ bırakmazdı. Alnımda delik açardı.
Annemin açtığı yolu, adam genişletirdi.
"Buna bir şeyler olmuş Allah cezamı vermesin" Onur'un beni dürtmesiyle kendime geldim ve başımı kaldırdım.
"Dalmışım" dedim sadece.
"Birazdan yeni hoca gelecek" dedi önlerden birisi.
Matematik hocamız doğum iznine ayrıldığı için geçici öğretmen atamışlardı.
Arkama yaslandım, zil çaldığın da oflayarak pencereden dışarıyı seyretmeye başladım.
Kapı açılıp örtüldüğün de gelen yeni hocaya baktım.
Gözüm yok ol.
İliklerime kadar donup kaldım.
Sebepse bordo kazak giymiş o adamdı.
∆
İlk bölüm hayırlı uğurlu bol küfürlü bol kaoslu bol ağlamalı ve bol ölüp öldürmeli olsun. Bye 💅🏻
Bölüm etkileşimi
