İkiz | BxB kitap kapağı

8. bölüm / 27

İkiz | BxB

7 bölüm | Sallanan ayaklar |

Vaveyla Yazarı: Viri ..

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: 7 bölüm | Sallanan ayaklar |

İyi okumalar..

Medya; Lara

-

Boş yolda tam gaz gidiyordum, aklımda dakikalar önce yaşadığım cinsel gerilim vardı.

Ben bir katili, matematik öğretmenimi öpmüştüm.

Pişman mıydım emin değildim lakin olmaması gereken bir hareket yapmıştım. Bir anlık hataydı ve tekrarlanmayacaktı.

Bir daha olmazdı.

Zaten beni öptükten hemen sonra sızmıştı.

Arkada o mışıl mışıl uyurken ben navigasyonu açmış eve gidiyordum.

Diğer yandan ise aklım annemlerde kalmıştı. Bütün gece yalnız kalmışlardı. Biraz daha hızlandım.

Onun bir saatten uzun geldiği yolu yarım saate sürmüştüm ve birazdan yaşadığım mahalleye giriş yapacaktım.

Arkadan mırıltı sesleri gelince aynadan baktım. Ayılıyor muydu yoksa uykusun da mı konuşuyordu bilmiyordum.

Onu boş verip hızımı azalttım ve mahalleye girdim. Az kalmıştı.

Dudağımı ısırdım. İçimde huzursuzluk vardı. Midem kasıldı.

Derin nefes alıp verdim. Sonunda apartmanın önünde durdurdum arabayı.

Arabadan hızla indim. Kapıyı kapatıp gidecektim ki, arka koltukta kıpırdanan beden dikkatimi çekti.

Onu tabiki eve götürmeyecektim. Ne münasebet?!

Arabanın anahtarını çıkardım ve her iki camdan iki parmak kadar boşluk bıraktım. Dışarıdan kapıyı kapattım ve kilitledim. Anahtarı ise penceremin aralığından içeri attım.

Son defa bakıp koşarak apartmana girdim. Hızla kendi katımıza çıktım ve arka cebimden anahtarımı çıkarıp evin kapısını açtım.

Ev karanlık ve sessizdi. Demek ki hala uyuyorlardı. Derin bir oh çekip arkamdan kapıyı kapattım. Kabanımı çıkardım ve askılığa astım. Sessizce odama ilerledim ancak koltukta bacaklarını kendine çekip oturmuş bedeni gördüğüm de korkuyla irkildim.

"Sonunda gelebildin" dedi kısık sesle. Başını kaldırıp bana baktı.

Lara'nın bu görüntüsü hiç hoşuma gitmemişti.

Saçları dağınık, gözleri şişmişti. Anneme mi bir şey olması düşüncesi beni kuşağına aldığın da kalbim hızla çarpmaya başladı. Korkuyla annemin odasına koştum.

Kapıdan baktığım da annemin gayette sakin ve huzurlu bir uykunun kollarında olduğunu gördüm.

Derin bir oh çekip salona döndüm.

Geçip Lara'nın yanına oturdum. Elimi saçına atıp okşadım biraz. "Neden uyanıksın bu saatte?" Diye sordum ama Lara'nın bana dönen bakışların da bir terslik olduğunu anlamam uzun sürmedi. Bir şey olmuştu.

"Nerdeydin abi?" Tamamen bana taraf döndü.

Yutkundum.

"İşim vardı. Uzun sürdü ama hemen dönmeye çalıştım" dedim ve yüzünü inceledim. Söylediklerim onu tatmin etmemişti ama ilgilendiğini de pek söyleyemezdim.

"Sen gittikten sonra birisi geldi" dediğin de oturduğum yerde dikleştim.

"Ne demek o? Kim geldi?" Sordum tedirginlikle.

"Tanımıyorum abi. Kapıyı çaldı, ama ben tanımayınca açmadım. Zaten kapı dışarıdan kilitliymiş zorlayıp açamayınca çıkıp gitti" dedi.

Aldığım nefes bir yerlerime girmişti.

Hata yapmıştım. Evden gitmemeliydim. Ne olursa olsun bu evden çıkmamalıydım.

"Neye benziyordu? Yüzünü gördün mü peki?" Alnımda biriken terler şakağıma yol alıyordu. Ellerimi bir birine kenetledim. Dudağımı talan eden dişlerim umrumda bile değildi.

"Hayır abi. Karanlık olduğundan yüzü pek görünmüyordu. Sadece gözlerini gördüm" söylediği şeyle beklentiyle yüzüne baktım.

Belki bulabilirdim.

"Ne renkti abicim?"

"Yeşil"

Başımı salladım ağır ağır. Etrafımda yeşil gözlü sadece bir iki kişi vardı ki onlarda böyle bir şey yapacak göt yoktu. Sikerdim!

Ayağa kalktım. Bir şeyler düşünmeliydim. Korkuyla yaşayamazdık, her gece bu evin kapısını acaba kim çalacak, kim evimize izinsiz girecek ya da anneme o zıkkımı kim sattıysa onun bizi de bu boka dahil etmesini bekleyemezdim.

Bıkkınca nefes aldım, peki ne yapacaktım? Çevrem yoktu. Güvenebileceğim kimse yoktu. Ve en kesin kararımsa arkadaşlarımı bu işe dahil etmeyeceğimdi.

Onlar güvende olmalıydı.

Derin nefes aldım. Pencereye yaklaştığım da dikkatimi çeken Maran'ın arabasıyla dilimi dudağımda gezdirdim.

Hayır, zaten ona bir teklif sunmuştum. O bana uyuşturucunun kime ait olduğunu, anneme onu kimin verdiğini bulacaktı.

Pencereden uzaklaştım.

"Abi ne yapacağız şimdi peki?" Lara ayağa kalkıp yanıma geldi. Sıkıca sarıldı vücuduma. Karşılık verdim hemen.

Saçını okşadım. "Ben düşüneceğim bir şeyler merak etme sen. Hadi odana git uyu" desem de omzumu silkti.

"Abi korkuyorum" gözleri doldu. Alnına dudağımı bastırdım.

"Korkma abicim. Benim odama git uyu o zaman. Uyumayacağım zaten, uykum yok" dedim burnunun ucuna vurduğum sırada.

Burnunu çekip başını salladı. Saçımı kırıştırıp "İnek yalamış sanki" gülümsediğin de bende güldüm.

O benden ayrılıp odama gittiğin de koltuğa geri oturdum. Stresten sıcaklamıştım. Kazağı bir çırpıda çıkarıp yanıma attım. Şimdi yarı çıplaktım.

Pantolonun cebinden sigarayı çıkardım ve dalından birini dudaklarım arasına yerleştirdim. Kutusunun içine attığım çakmakla da yakıp yanıma attım.

Duman ciğerlerimi parçalarken benim aklımda bu işten nasıl canımızı kurtaracağımızdaydı.

Ne yapacaktım? Plan? Çözüm? Kime göre? Ne için?

Ben kime göre plan yapıyordum? Kimi yakalamak istiyordum? Ben günler önce birisini vurdu diye elleri terleyen çocuk değil miydim? Ya değildim? O kişiyi bir saat önce öpmüştüm.

Ben ne yaşıyordum?

Sigaranın ısısı elimi yakınca tıslayıp pencereden aşağı attım izmariti.

Yenisini yaktım, şafak sökene kadar içtim.

Güneş doğdu, mahalle canlandı ama ben hala düşüncelere boğulmuş şekilde şafağın soğuyla titresem dahi yerimden kıpırdamadım.

Bir yol, bir çözüm aradım.

Ama bulamadım çünkü ne yapacağımı bilmiyordum.

Belki, belki babam ölmeseydi bunlar başımıza gelmezdi. Ama ölmüştü işte, içten içe kabullenme zamanı gelmişti. Benim babam ölmüştü.

Oflayıp avuç dışımı alnıma yasladım. Beynimdeki sesler bile yorulmuştu artık.

Derin derin nefesler alıp verdim.

Telefonun zil sesini duyduğum da arkama döndüm ve masanın üstünde duran telefonu alıp arayana bakmadan açtım.

"Hele şükür ya! Oğlum nerdesin sen?!" Onur'un bağırışıyla yüzümü buruşturdum. Başım ağrıyordu zaten.

Geri yerime döndüm.

"Evdeyim" dedim. Başka ne diyecektim?

"Oğlum gece o kadar aradım niye açmadın? Gece sen nereye gittin? O bindiğin araba kimindi?" Diye sorduğun da vücuduma bir telaş dalgası yayıldı.

"Sen nerden gördün?" sorusuna soruyla cevap vermekten ve sorudan kaçınmam lazımdı.

"Halısahadan dönüyordum birisinin arabasında önde oturmuştun. Kimdi o?!" Sinirli sesi benim de sinirlerimi bozmuştu?

"Sesinin tonuna dikkat et Onur. Karşın da çocuk mu var senin? Hem kimse kim, sana ne? Seni ne ilgilendirir? Ben sana soruyor muyum okulun kazandairesinde kimlerle sürtüşüyorsun diye?!" Sesim onun tonuna nazaran sert ve kalındı.

Benim tersimi ve sinirli halimi iyi bilirdi, gözümün kimseyi görmeyeceğini ve sorgulanmayı hazmedemediğimi de bilirdi ama inadına yapıyordu. Burnumdan sert nefes verdim.

"Ali! Doğru konuş lan. Ben senin için endişelendim! Bana verdiğin cevaba bak" sesinin tonu düşmüştü. İyi olmadığımı biliyordu çünkü. Yoksa bağırmazdım biliyordu.

"Onur sağol kardeşim. Eyvallah endişelenmişsin. Çok sağol Allah razı olsun. Ama gece zırt pırt aramak yerine sabah adam gibi bir kere arayıp sormak varken niye adamı dellendiriyorsun it?!" Elimde tuttuğum sigaranın küllerinin yere düşüşünü izlerken gözüme takılan kişiye baktım.

Maran.

"Neyse oğlum uzatma. İyi misin? Bu gün gel okula konuşalım" dedi ama gitmeyecektim.

Ailemi yalnız bırakamazdım.

"Gelmeyeceğim" dedim ama karşı çıktı hemen. "Bu gün sınav var saçmalama. Sene sonu puanını etkileyecek. Burs sınavı oğlum bu" dediğin de ofladım.

Hassiktir ya!

"Bakarım" dedim sadece ama Onur'un ısrarı sonucu sadece sınavın geçirileceği derse girip sonra eve dönmeyi kabul etmiştim. Daha fazla dışarıda kalmak istemiyordum.

Telefonu kapatıp kenara koydum.

Sigaradan bir duman daha çektim. Son dumanlardı çünkü sigaram bitmişti.

Bakışlarım aşağıdan bana beni delecekmiş gibi bakan adama çevirdim. Çok dikkatle bakıyordu.

Anlık olarak gözlerim dudaklarına kaydı. Ama hemen kendimi toparladım.

"Hatırlıyor musun acaba?" Kısık sesle söylediğim şeyin farkına varınca istemsizce dudağımı ısırdım. İt oğlu it ne hale sokmuştu beni.

Eğer onu öptüğüm ortaya çıkarsa o işten ben de okuldan atılırdım. Bu istediğim en sonunca şey bile değildi.

Telefonunu çıkarıp bir şeyler kurcaladı ve kulağına tuttu.

Eş zamanlı telefonum çaldığın da ekranda yazan Maran adına baktım. Telefonu açıp kulağıma tuttum ve yüzüne diktim bakışlarımı.

"At şu elindeki zıkkımı!" Bastıra bastıra söylemişti.

Sikimden aşağı Kasımpaşa. Al sana zıkkım.

Sigarayı işaret ve orta parmağımın arasına koydum ve nah çekermiş gibi yüzüne taraf salladım.

"Aldın mı cevabını?" Sırıttım.

"Çocuk musun?" Kaşlarını çatmıştı.

"Beğenmedin mi? Adı Nah Sigarası. Ben keşfettim az önce" gülmeye başladım. Güldüğüm zaman başıma sancı girdi ama pek umursamadım.

"Üstüne bir şeyler giyin gel aşağıya konuşalım" dedi ama omzumu silktim. "Olmaz" dedim. Sinirleniyordu.

Napim.

"Neyse hocam hadi hayrola. Ben kaçar" telefonu yüzüne kapatıp pencereden ona taraf el salladım ve izmariti aşağı attım.

Geri çekilip pencereyi kapattım ve odama ilerledim. Lara yastığıma sarılıp uyuyordu.

Yanına uzanıp biraz dinlenmek adına kardeşime sarıldım. Gözlerini açıp ben olduğumu görünce kollarını açıp boynuma sarıldı ve tekrar uykuya daldı.

Sınav saatine kadar uzandım, saçlarını okşadım. Kulağına onun en sevdiği şarkıyı fısıldadım. Korkuyordu, vücudu tetikteydi. İrkilerek uyuyordu.

Kolumdaki saate baktım, 20 dakika sonra sınav başlayacaktı.

Kardeşimin yanından kalkıp banyoya gittim. İşlerimi hallettikten sonra odama gelip bir uzun kollu tişört giydim.

Lara gözlerini açıp bana baktığın da yatağın önünde diz çöktüm.

Saçını geri tarar gibi okşayıp "Güzelim okulda acil sınav varmış. Hemen gidip geleceğim. Elimden geldiğince çabuk döneceğim"

Başını salladı. Alnına dudağımı bastırdım. "Dikkatli ol, herkese kapıyı açma. Annem uyandığın da kısa mesaj at" dedim ve ayağa kalkıp odadan çıktım. Telefonu ve sırt çantamı alıp evden çıktım ve kapıyı kitledim.

Hızlı olmaya çalışarak okula yürüdüm. Uzak olmaması işime yarıyordu zaten.

Okula vardığım da koşarak üst kata çıktım.

Teneffüstü, birazdan başlayacaktı sınav. Sınıfa girdiğim de sanki herkes beni bekliyormuş gibi bana baktı. Emir'ler beni farkedince hemen ayağa kalktılar. Yanlarına gidip sırama oturdum.

Stresten elim terlemişti.

"Kanka nasılsın?" Emir sırama yaslandı.

"İyi sayılır sen nasılsın?" Dedim ama sesimin hiç iyi çıktığı söylenemezdi.

İsmet elini omzuma koyduğun da irkilsem de arkamı dönmedim. Biliyorlardı, terslik olduğunu sezemeyecek kadar salak değillerdi.

En sonun da Onur bana taraf döndü.

"Konuş Ali. Ne oluyor? Tutamıyorum artık kendimi. Konuşmayalım, kendisi canı isterse söylesin diye anlaştık ama ben dayanamıyorum. İçim patlayacak sanki. Konuş Ali! Neler oluyor?"

Kaşlarını çatmış sinirle söyleniyordu.

Derin nefes alıp verdim. Hiç konuşmak gelmiyordu içimden. Sadece defolup gitmek istiyordum burdan. Eve gitmek istiyordum.

Cevap veremediğimi gören İsmet ve Emir konuyu değişmek için şekilden şekile girmişlerdi.

"Annem hasta" dedim direkt. Üçü de sustu. Çok konuşuyorlardı ve benim başım harbi çatlayacak gibi ağrıyordu.

"Ciddi mi? Allah acil şifalar versin" İsmet'in söylediğine sadece başımı salladım.

Cevaplarını almış gibi konuyu değiştirdiler. Sınavdan konuşmaya başladılar.

Zaten biraz sonra zil çalmış ve Halil hoca kağıtları dağıtmıştı.

Önümdeki soruların absürtlüğüne baktım. Matematik zor değildi, sırayla hepsini çözdüm ve emin olamadıklarımı ise Allah yar ve yardımcım olsun diyerek işaretlemiştim.

Kırkbeş dakikalık sürenin yarım saatini kullanmıştım. Evet şimdi gitme zamanıydı.

"Hocam bitirdim" dedim elimi kaldırarak. Halil hocam gülümseyerek yanıma gelip kağıda baktı ve başını sallayıp yerine geçti.

"Hocam çıkabilir miyim?" Dediğim de "Hayır" dedi. "Ama hocam acelem var" diye diretsem de umursamadı. Gitmeme izin vermedi pezevenk.

Onur bana yandan baktığını farketsem de o tarafa bakmadım. Bu sırada cebimde telefon titreyince hocaya çaktırmadan cebimden çıkardım.

Arayı görünce kalbim sıkıştı. Lara arıyordu.

Öğretmeni bile siktir edip telefonu kulağıma tuttum titreyen elimle. Anneme bir şey olma korkusu iliklerime kadar işliyordu. Ancak başka problem vardı.

"Abi! Abi çabuk gel!" Lara'nın ağlak çıkan sesiyle ayağa kalktım hızla. Sert kalkmış olacaktım ki, oturduğum sandalye yeri boylamıştı.

"Noldu?! Hemen geliyorum" bir adım atmıştım ki ahizenin diğer tarafından gelen çığlık sesiyle bütün vücudum titredi.

"Alo! Lara?!" Bağırdım. Ama telefon kapandı.

"Kapat o telefonu!" Önüm de bana bağıran hocayı yeni farkediyordum. Yanından geçip gidecekken kolumdan yapıştı.

"Eğer bu sınıftan çıkarsan-" lafını yarıda kesen şey kolumu elinden kurtarıp titreyen vücudumla sınıftan dışarıya koşmamdı.

Kalbim ağzımdan çıkacaktı sanki.

Merdivenleri inerken çarptığım kişiye bile dönüp bakamadım. Eve gitmem lazımdı.

Bir şey olmuştu. Kahretsin bir şey olmuştu!

Koşarak okulun bahçesinden çıktım ve o yolu nefeslenme ihtiyacı bile duymadım.

Sonunda apartmana yaklaşmıştım ki apartmanın kapı kilidinin kırık olduğunu gördüm. Hızımı artırdım. Merdiven basamaklarını üçer beşer çıkarak kendi katımıza geldim.

Kapı kapalıydı. Cebimden kilidi çıkardım ve elimi desteğe attım.

Açıldı. Kapı açıldı! Kapıyı sabah kitlememe rağmen açıktı. Titreyen elimle kapıyı açtım.

Açtığım anda gördüğüm manzara kafamdan aşağı kaynar su dökülmesinden daha acı verici bir şeydi.

Annem!

Annemin ayakları göz hızamdaydı.

Tavandan asılan bir ip ve o ipin ucunda kıpırdamadan sallanan annem..

-

Bu bölüm biraz travmatik oldu, gelecek bölüm görüşelim ~~İyi okumalar..

Medya; Lara

-

Boş yolda tam gaz gidiyordum, aklımda dakikalar önce yaşadığım cinsel gerilim vardı.

Ben bir katili, matematik öğretmenimi öpmüştüm.

Pişman mıydım emin değildim lakin olmaması gereken bir hareket yapmıştım. Bir anlık hataydı ve tekrarlanmayacaktı.

Bir daha olmazdı.

Zaten beni öptükten hemen sonra sızmıştı.

Arkada o mışıl mışıl uyurken ben navigasyonu açmış eve gidiyordum.

Diğer yandan ise aklım annemlerde kalmıştı. Bütün gece yalnız kalmışlardı. Biraz daha hızlandım.

Onun bir saatten uzun geldiği yolu yarım saate sürmüştüm ve birazdan yaşadığım mahalleye giriş yapacaktım.

Arkadan mırıltı sesleri gelince aynadan baktım. Ayılıyor muydu yoksa uykusun da mı konuşuyordu bilmiyordum.

Onu boş verip hızımı azalttım ve mahalleye girdim. Az kalmıştı.

Dudağımı ısırdım. İçimde huzursuzluk vardı. Midem kasıldı.

Derin nefes alıp verdim. Sonunda apartmanın önünde durdurdum arabayı.

Arabadan hızla indim. Kapıyı kapatıp gidecektim ki, arka koltukta kıpırdanan beden dikkatimi çekti.

Onu tabiki eve götürmeyecektim. Ne münasebet?!

Arabanın anahtarını çıkardım ve her iki camdan iki parmak kadar boşluk bıraktım. Dışarıdan kapıyı kapattım ve kilitledim. Anahtarı ise penceremin aralığından içeri attım.

Son defa bakıp koşarak apartmana girdim. Hızla kendi katımıza çıktım ve arka cebimden anahtarımı çıkarıp evin kapısını açtım.

Ev karanlık ve sessizdi. Demek ki hala uyuyorlardı. Derin bir oh çekip arkamdan kapıyı kapattım. Kabanımı çıkardım ve askılığa astım. Sessizce odama ilerledim ancak koltukta bacaklarını kendine çekip oturmuş bedeni gördüğüm de korkuyla irkildim.

"Sonunda gelebildin" dedi kısık sesle. Başını kaldırıp bana baktı.

Lara'nın bu görüntüsü hiç hoşuma gitmemişti.

Saçları dağınık, gözleri şişmişti. Anneme mi bir şey olması düşüncesi beni kuşağına aldığın da kalbim hızla çarpmaya başladı. Korkuyla annemin odasına koştum.

Kapıdan baktığım da annemin gayette sakin ve huzurlu bir uykunun kollarında olduğunu gördüm.

Derin bir oh çekip salona döndüm.

Geçip Lara'nın yanına oturdum. Elimi saçına atıp okşadım biraz. "Neden uyanıksın bu saatte?" Diye sordum ama Lara'nın bana dönen bakışların da bir terslik olduğunu anlamam uzun sürmedi. Bir şey olmuştu.

"Nerdeydin abi?" Tamamen bana taraf döndü.

Yutkundum.

"İşim vardı. Uzun sürdü ama hemen dönmeye çalıştım" dedim ve yüzünü inceledim. Söylediklerim onu tatmin etmemişti ama ilgilendiğini de pek söyleyemezdim.

"Sen gittikten sonra birisi geldi" dediğin de oturduğum yerde dikleştim.

"Ne demek o? Kim geldi?" Sordum tedirginlikle.

"Tanımıyorum abi. Kapıyı çaldı, ama ben tanımayınca açmadım. Zaten kapı dışarıdan kilitliymiş zorlayıp açamayınca çıkıp gitti" dedi.

Aldığım nefes bir yerlerime girmişti.

Hata yapmıştım. Evden gitmemeliydim. Ne olursa olsun bu evden çıkmamalıydım.

"Neye benziyordu? Yüzünü gördün mü peki?" Alnımda biriken terler şakağıma yol alıyordu. Ellerimi bir birine kenetledim. Dudağımı talan eden dişlerim umrumda bile değildi.

"Hayır abi. Karanlık olduğundan yüzü pek görünmüyordu. Sadece gözlerini gördüm" söylediği şeyle beklentiyle yüzüne baktım.

Belki bulabilirdim.

"Ne renkti abicim?"

"Yeşil"

Başımı salladım ağır ağır. Etrafımda yeşil gözlü sadece bir iki kişi vardı ki onlarda böyle bir şey yapacak göt yoktu. Sikerdim!

Ayağa kalktım. Bir şeyler düşünmeliydim. Korkuyla yaşayamazdık, her gece bu evin kapısını acaba kim çalacak, kim evimize izinsiz girecek ya da anneme o zıkkımı kim sattıysa onun bizi de bu boka dahil etmesini bekleyemezdim.

Bıkkınca nefes aldım, peki ne yapacaktım? Çevrem yoktu. Güvenebileceğim kimse yoktu. Ve en kesin kararımsa arkadaşlarımı bu işe dahil etmeyeceğimdi.

Onlar güvende olmalıydı.

Derin nefes aldım. Pencereye yaklaştığım da dikkatimi çeken Maran'ın arabasıyla dilimi dudağımda gezdirdim.

Hayır, zaten ona bir teklif sunmuştum. O bana uyuşturucunun kime ait olduğunu, anneme onu kimin verdiğini bulacaktı.

Pencereden uzaklaştım.

"Abi ne yapacağız şimdi peki?" Lara ayağa kalkıp yanıma geldi. Sıkıca sarıldı vücuduma. Karşılık verdim hemen.

Saçını okşadım. "Ben düşüneceğim bir şeyler merak etme sen. Hadi odana git uyu" desem de omzumu silkti.

"Abi korkuyorum" gözleri doldu. Alnına dudağımı bastırdım.

"Korkma abicim. Benim odama git uyu o zaman. Uyumayacağım zaten, uykum yok" dedim burnunun ucuna vurduğum sırada.

Burnunu çekip başını salladı. Saçımı kırıştırıp "İnek yalamış sanki" gülümsediğin de bende güldüm.

O benden ayrılıp odama gittiğin de koltuğa geri oturdum. Stresten sıcaklamıştım. Kazağı bir çırpıda çıkarıp yanıma attım. Şimdi yarı çıplaktım.

Pantolonun cebinden sigarayı çıkardım ve dalından birini dudaklarım arasına yerleştirdim. Kutusunun içine attığım çakmakla da yakıp yanıma attım.

Duman ciğerlerimi parçalarken benim aklımda bu işten nasıl canımızı kurtaracağımızdaydı.

Ne yapacaktım? Plan? Çözüm? Kime göre? Ne için?

Ben kime göre plan yapıyordum? Kimi yakalamak istiyordum? Ben günler önce birisini vurdu diye elleri terleyen çocuk değil miydim? Ya değildim? O kişiyi bir saat önce öpmüştüm.

Ben ne yaşıyordum?

Sigaranın ısısı elimi yakınca tıslayıp pencereden aşağı attım izmariti.

Yenisini yaktım, şafak sökene kadar içtim.

Güneş doğdu, mahalle canlandı ama ben hala düşüncelere boğulmuş şekilde şafağın soğuyla titresem dahi yerimden kıpırdamadım.

Bir yol, bir çözüm aradım.

Ama bulamadım çünkü ne yapacağımı bilmiyordum.

Belki, belki babam ölmeseydi bunlar başımıza gelmezdi. Ama ölmüştü işte, içten içe kabullenme zamanı gelmişti. Benim babam ölmüştü.

Oflayıp avuç dışımı alnıma yasladım. Beynimdeki sesler bile yorulmuştu artık.

Derin derin nefesler alıp verdim.

Telefonun zil sesini duyduğum da arkama döndüm ve masanın üstünde duran telefonu alıp arayana bakmadan açtım.

"Hele şükür ya! Oğlum nerdesin sen?!" Onur'un bağırışıyla yüzümü buruşturdum. Başım ağrıyordu zaten.

Geri yerime döndüm.

"Evdeyim" dedim. Başka ne diyecektim?

"Oğlum gece o kadar aradım niye açmadın? Gece sen nereye gittin? O bindiğin araba kimindi?" Diye sorduğun da vücuduma bir telaş dalgası yayıldı.

"Sen nerden gördün?" sorusuna soruyla cevap vermekten ve sorudan kaçınmam lazımdı.

"Halısahadan dönüyordum birisinin arabasında önde oturmuştun. Kimdi o?!" Sinirli sesi benim de sinirlerimi bozmuştu?

"Sesinin tonuna dikkat et Onur. Karşın da çocuk mu var senin? Hem kimse kim, sana ne? Seni ne ilgilendirir? Ben sana soruyor muyum okulun kazandairesinde kimlerle sürtüşüyorsun diye?!" Sesim onun tonuna nazaran sert ve kalındı.

Benim tersimi ve sinirli halimi iyi bilirdi, gözümün kimseyi görmeyeceğini ve sorgulanmayı hazmedemediğimi de bilirdi ama inadına yapıyordu. Burnumdan sert nefes verdim.

"Ali! Doğru konuş lan. Ben senin için endişelendim! Bana verdiğin cevaba bak" sesinin tonu düşmüştü. İyi olmadığımı biliyordu çünkü. Yoksa bağırmazdım biliyordu.

"Onur sağol kardeşim. Eyvallah endişelenmişsin. Çok sağol Allah razı olsun. Ama gece zırt pırt aramak yerine sabah adam gibi bir kere arayıp sormak varken niye adamı dellendiriyorsun it?!" Elimde tuttuğum sigaranın küllerinin yere düşüşünü izlerken gözüme takılan kişiye baktım.

Maran.

"Neyse oğlum uzatma. İyi misin? Bu gün gel okula konuşalım" dedi ama gitmeyecektim.

Ailemi yalnız bırakamazdım.

"Gelmeyeceğim" dedim ama karşı çıktı hemen. "Bu gün sınav var saçmalama. Sene sonu puanını etkileyecek. Burs sınavı oğlum bu" dediğin de ofladım.

Hassiktir ya!

"Bakarım" dedim sadece ama Onur'un ısrarı sonucu sadece sınavın geçirileceği derse girip sonra eve dönmeyi kabul etmiştim. Daha fazla dışarıda kalmak istemiyordum.

Telefonu kapatıp kenara koydum.

Sigaradan bir duman daha çektim. Son dumanlardı çünkü sigaram bitmişti.

Bakışlarım aşağıdan bana beni delecekmiş gibi bakan adama çevirdim. Çok dikkatle bakıyordu.

Anlık olarak gözlerim dudaklarına kaydı. Ama hemen kendimi toparladım.

"Hatırlıyor musun acaba?" Kısık sesle söylediğim şeyin farkına varınca istemsizce dudağımı ısırdım. İt oğlu it ne hale sokmuştu beni.

Eğer onu öptüğüm ortaya çıkarsa o işten ben de okuldan atılırdım. Bu istediğim en sonunca şey bile değildi.

Telefonunu çıkarıp bir şeyler kurcaladı ve kulağına tuttu.

Eş zamanlı telefonum çaldığın da ekranda yazan Maran adına baktım. Telefonu açıp kulağıma tuttum ve yüzüne diktim bakışlarımı.

"At şu elindeki zıkkımı!" Bastıra bastıra söylemişti.

Sikimden aşağı Kasımpaşa. Al sana zıkkım.

Sigarayı işaret ve orta parmağımın arasına koydum ve nah çekermiş gibi yüzüne taraf salladım.

"Aldın mı cevabını?" Sırıttım.

"Çocuk musun?" Kaşlarını çatmıştı.

"Beğenmedin mi? Adı Nah Sigarası. Ben keşfettim az önce" gülmeye başladım. Güldüğüm zaman başıma sancı girdi ama pek umursamadım.

"Üstüne bir şeyler giyin gel aşağıya konuşalım" dedi ama omzumu silktim. "Olmaz" dedim. Sinirleniyordu.

Napim.

"Neyse hocam hadi hayrola. Ben kaçar" telefonu yüzüne kapatıp pencereden ona taraf el salladım ve izmariti aşağı attım.

Geri çekilip pencereyi kapattım ve odama ilerledim. Lara yastığıma sarılıp uyuyordu.

Yanına uzanıp biraz dinlenmek adına kardeşime sarıldım. Gözlerini açıp ben olduğumu görünce kollarını açıp boynuma sarıldı ve tekrar uykuya daldı.

Sınav saatine kadar uzandım, saçlarını okşadım. Kulağına onun en sevdiği şarkıyı fısıldadım. Korkuyordu, vücudu tetikteydi. İrkilerek uyuyordu.

Kolumdaki saate baktım, 20 dakika sonra sınav başlayacaktı.

Kardeşimin yanından kalkıp banyoya gittim. İşlerimi hallettikten sonra odama gelip bir uzun kollu tişört giydim.

Lara gözlerini açıp bana baktığın da yatağın önünde diz çöktüm.

Saçını geri tarar gibi okşayıp "Güzelim okulda acil sınav varmış. Hemen gidip geleceğim. Elimden geldiğince çabuk döneceğim"

Başını salladı. Alnına dudağımı bastırdım. "Dikkatli ol, herkese kapıyı açma. Annem uyandığın da kısa mesaj at" dedim ve ayağa kalkıp odadan çıktım. Telefonu ve sırt çantamı alıp evden çıktım ve kapıyı kitledim.

Hızlı olmaya çalışarak okula yürüdüm. Uzak olmaması işime yarıyordu zaten.

Okula vardığım da koşarak üst kata çıktım.

Teneffüstü, birazdan başlayacaktı sınav. Sınıfa girdiğim de sanki herkes beni bekliyormuş gibi bana baktı. Emir'ler beni farkedince hemen ayağa kalktılar. Yanlarına gidip sırama oturdum.

Stresten elim terlemişti.

"Kanka nasılsın?" Emir sırama yaslandı.

"İyi sayılır sen nasılsın?" Dedim ama sesimin hiç iyi çıktığı söylenemezdi.

İsmet elini omzuma koyduğun da irkilsem de arkamı dönmedim. Biliyorlardı, terslik olduğunu sezemeyecek kadar salak değillerdi.

En sonun da Onur bana taraf döndü.

"Konuş Ali. Ne oluyor? Tutamıyorum artık kendimi. Konuşmayalım, kendisi canı isterse söylesin diye anlaştık ama ben dayanamıyorum. İçim patlayacak sanki. Konuş Ali! Neler oluyor?"

Kaşlarını çatmış sinirle söyleniyordu.

Derin nefes alıp verdim. Hiç konuşmak gelmiyordu içimden. Sadece defolup gitmek istiyordum burdan. Eve gitmek istiyordum.

Cevap veremediğimi gören İsmet ve Emir konuyu değişmek için şekilden şekile girmişlerdi.

"Annem hasta" dedim direkt. Üçü de sustu. Çok konuşuyorlardı ve benim başım harbi çatlayacak gibi ağrıyordu.

"Ciddi mi? Allah acil şifalar versin" İsmet'in söylediğine sadece başımı salladım.

Cevaplarını almış gibi konuyu değiştirdiler. Sınavdan konuşmaya başladılar.

Zaten biraz sonra zil çalmış ve Halil hoca kağıtları dağıtmıştı.

Önümdeki soruların absürtlüğüne baktım. Matematik zor değildi, sırayla hepsini çözdüm ve emin olamadıklarımı ise Allah yar ve yardımcım olsun diyerek işaretlemiştim.

Kırkbeş dakikalık sürenin yarım saatini kullanmıştım. Evet şimdi gitme zamanıydı.

"Hocam bitirdim" dedim elimi kaldırarak. Halil hocam gülümseyerek yanıma gelip kağıda baktı ve başını sallayıp yerine geçti.

"Hocam çıkabilir miyim?" Dediğim de "Hayır" dedi. "Ama hocam acelem var" diye diretsem de umursamadı. Gitmeme izin vermedi pezevenk.

Onur bana yandan baktığını farketsem de o tarafa bakmadım. Bu sırada cebimde telefon titreyince hocaya çaktırmadan cebimden çıkardım.

Arayı görünce kalbim sıkıştı. Lara arıyordu.

Öğretmeni bile siktir edip telefonu kulağıma tuttum titreyen elimle. Anneme bir şey olma korkusu iliklerime kadar işliyordu. Ancak başka problem vardı.

"Abi! Abi çabuk gel!" Lara'nın ağlak çıkan sesiyle ayağa kalktım hızla. Sert kalkmış olacaktım ki, oturduğum sandalye yeri boylamıştı.

"Noldu?! Hemen geliyorum" bir adım atmıştım ki ahizenin diğer tarafından gelen çığlık sesiyle bütün vücudum titredi.

"Alo! Lara?!" Bağırdım. Ama telefon kapandı.

"Kapat o telefonu!" Önüm de bana bağıran hocayı yeni farkediyordum. Yanından geçip gidecekken kolumdan yapıştı.

"Eğer bu sınıftan çıkarsan-" lafını yarıda kesen şey kolumu elinden kurtarıp titreyen vücudumla sınıftan dışarıya koşmamdı.

Kalbim ağzımdan çıkacaktı sanki.

Merdivenleri inerken çarptığım kişiye bile dönüp bakamadım. Eve gitmem lazımdı.

Bir şey olmuştu. Kahretsin bir şey olmuştu!

Koşarak okulun bahçesinden çıktım ve o yolu nefeslenme ihtiyacı bile duymadım.

Sonunda apartmana yaklaşmıştım ki apartmanın kapı kilidinin kırık olduğunu gördüm. Hızımı artırdım. Merdiven basamaklarını üçer beşer çıkarak kendi katımıza geldim.

Kapı kapalıydı. Cebimden kilidi çıkardım ve elimi desteğe attım.

Açıldı. Kapı açıldı! Kapıyı sabah kitlememe rağmen açıktı. Titreyen elimle kapıyı açtım.

Açtığım anda gördüğüm manzara kafamdan aşağı kaynar su dökülmesinden daha acı verici bir şeydi.

Annem!

Annemin ayakları göz hızamdaydı.

Tavandan asılan bir ip ve o ipin ucunda kıpırdamadan sallanan annem..

-

Bu bölüm biraz travmatik oldu, gelecek bölüm görüşelim ~~

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

95okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18