9. bölüm · Güneş'in Ateşi
9. Bölüm Cilveli
Evlerine gelesiye kadar Ateş full şarkı söylemişti. İstemsizce de olsa onun sesiyle rahatlamıştım.
Adam beni sadece şarkı söyleyerek rahatlatıyordu.
Ya o anormaldi yada ben .
Hoş ikimizde de vardı biraz.
Eve geldiğimizde Ateş cebinden anahtarını çıkarıp kapıya soktu. Kapı açıldığında içeri girdi. Kapıyı ardımızdan kapatıp tekrar kilitlediğinde soludum. Bütün kaçış yollarımı kapatıyordu.
Anahtarı tekrar cebine atıp beni omzundan indirdi.
“Sesin soluğun çıkmıyor, bakıyorum. Ne oldu, sesimi mi sevdin?” dedi.
Omuz silkip,
“Kötüydü. Hiç sarmadı.” dedim.
Bir kaşı alayla kalktı.
“İğrenç bir yalancısın. Hadi ilerle.” dedi.
İçeri doğru ilerledim.
“Ailen evde mi?” diye sordum yavaşça.
“Değiller. İki katlı, mükemmel villada baş başayız ve saat daha dokuz. Okul çıkışından beri de bende olduğunu düşünürsek altı ila yedi saat beraberiz, Güneş Kızı.”
Bana dönüp muzipçe sırıttı.
“Yani rahat rahat testi yapabiliriz.” dedi.
Ona döndüm. Ciddi duruyordu.
"Tek amacın buymuş gibi davranıyorsun?" demiştim ki Ateş beklemeden,
"Öyle zaten." dedi.
O kadar rahat söylemişti ki gerilmiştim.
Cidden beni öpüp ona karşı bir şey hissedip hissetmediğimi mi test edecekti?
Ve altı saat beraber miydik ?!
İki ihtimal vardı.
1. Sıçtım.
2. Sıçtım.
“Bu kadar gerilme. Hemen bir dakikacık.” dediğinde aldığı keyiften nefret ettim.
“Maşallah, dakikasına kadar biliyorsun. Ad—”
Ateş işaret parmağını dudaklarıma götürünce cümlem yarıda kaldı.
“Bir harf daha eklemeni tavsiye etmem, Güneş Kızı.” dedi.
Parmağını çekti.
Tam Ada diyecektim. Ya deseydim? O zaman beni gerçekten öpecekti. Şaka yapmıyordu.
Cevap vermeden koltuklara yöneldim. Evleri oldukça genişti. Televizyon da bayağı büyüktü. Burada çok güzel sinema keyfi yapılırdı. Eminim ki her odası da gepgenişti. Akıllı biri olduğum için kendi evimle kıyaslamak gibi bir hataya düştüm. Muhtemelen bizim bütün ev onların sadece oturma odasıyla eş değerdi. Zenginlik cidden bu muydu yani ?
Harikaydı. Kendimi burada oturup film izlerken düşünemiyorum da sinema diye birşeye ihtiyaç duymazdım.
İlerleyip koltuğun en köşe yerine oturdum. Ateş de karşımdaki tekli koltuğa oturduğunda bir süre sadece birbirimizi izledik.
Ben nasıl bakıyordum, hiçbir fikrim yoktu ama Ateş isminin hakkını veriyordu.
Sanırım altı saat içinde bir şekilde beni öpmeye çalışacaktı.
“Kahve lekesi çıkmış mı, bir haber var mı?” dedi.
Cıklayıp,
“Yok.” dedim.
Sohbet edesim yoktu ama benim aksime Ateş bayağı istekliydi.
“Bu arada kuaför paran geldi. Nasıl o kadar para tutturdun? Bu büyük bir beceri. Bence kurs açmalısın. Diğer kızlar sevgilisinden intikam almak için parasını nasıl bitirebileceğini öğrenmeli.” dedi.
Sinirle,
“Sen benim sevgilim değilsin.” dedim.
Omuz silkti.
“Evet, sözde sevgiliyiz ama mantıkken sevgiliyiz.” dedi.
"Ama sözde sevgiliyiz !" dedim.
Ateş halime bir beş saniye bakıp,
"Güneş , sözde sevgiliyiz tamam ama sevgiliyiz işte." dedi
İnatçılık seviyesi sinirlerimi bozuyordu.
Sinirle soludum.
“Ona yazık ediyorsun. O seni gerçekten seviyor. Sen de onu seviyorsun, sadece benimle onun yerini dolduruyorsun.” dedim.
Ateş hemen karşı çıktı.
“Bu, senin kafanda kurduğun bir düşünce. Ve hayır, ben onu sevmiyorum. O da beni sevmiyor.”
Hızla,
“Kendi ağzıyla ‘Beni kaç kere öptün, bana sarıldın, seni seviyorum dedin.’ dedi. Yalanlama , boş yere. öpüp sarıldığın eski sevgilinle yarım kalmış bir ilişkiniz var. Onu üzme. Nasıl bu kadar şerefsiz olabilirsin ki ?!” dedim.
Ateş saçlarını dağıtıp,
“Beni dinlemiyorsun ki anlatayım. Hem hadi ama Güneş, şurada güzel güzel konuşmak varken neden Ada'yı konuşuyoruz? Bu hayatta Ada'dan daha önemli şeyler var. Geçmişte kalmış biri o sadece. Bende artık bir değeri yok. Bana Ada hariç bir şeyler söyle. Mesela en sevdiğin çiçek ne?” dedi.
Yüzüne iğrenerek baktım.
O kızı benimle aldatıyordu şu an.
“Sanane, hayvan herif.” dedim.
Oflayıp,
“Yakınında durmayınca kaplan kesiliyorsun, sana yaklaştığım an kediye dönüşüyorsun. Ne yapacağız bu hâlini?” dedi.
Kollarımı göğsümde birleştirdim.
“Ben sen bana yaklaştığında kediye dönüşmüyorum. Uydurma. ” dedim.
Şunu demesinden nefret ediyordum.
Neymiş ? Kediye dönüşüyormuşum !
O da o zaman köpeğe dönüşüyordu.
Kaşları kalktı.
“Dönüşmüyorsun. Tamam.” deyip ayağa kalktı.
Ve bana doğru yaklaştı.
Olduğum yerde kıvrandım. Ateş yanıma oturduğunda ona doğru döndüm. Böyle duracağını sanmıştım ama yanılmıştım.
Ateş arkasındaki koltuğun koluna elini yaslayıp beni koltukla arasında bıraktı. Yeniden yaklaşıp yüzüme baktığında yutkunmamak ve nefesimi tutmamak için zor duruyordum.
Kediye dönüşmüyordum bir kere.
İyice yaklaştığında dudaklarını ıslatıp hafifçe nefes verdi. Kokusu her yere yayılmıştı. Çok ferah ve güzel bir kokuydu.
Bana yaklaşacağını düşündüğüm için gözlerim otomatik olarak kapandı.
Ama birkaç saniye sonra Ateş'in üzerimdeki gölgesi geri çekildi.
Gözlerimi açtığımda önüme gelen bir tutam saçı alıp kulağımın arkasına tıkıştırdığını gördüm.
“Ne kadar fesatsın. Sana yaklaşacağımı sandın ve gözlerini kapatıp hazırlandın. Oysa ben önüne gelen saçı düzeltecektim.” dedi.
Şuan Ateş kapak çekseydi. Muhtemelen Dünya'da değil , evrende yankılanırdı.
Ama o çekmese de ben o kapak sesini duymuştum.
Zort olmuştum.
Kediye dönüştüğümü kanıtlamıştı.
Bunun verdiği mutlulukla,
“Nefes al biraz, öleceksin.” deyip tekrar tekli koltuğuna yöneldi.
Nefesimi tuttuğumu yeni fark etmiştim.
"Ölürsem umurunda olacakmış gibi davranma." dediğimde Ateş,
"Umurumda olmayacağını nerden çıkardın?" dedi.
Cidden Ada olan ilişkisi yokmuş gibi davranması iğrençti.
"Ateş! Çünkü sen beni sevmiyorsun , biz sözde sevgiliyiz , ve sen ona aşıksın. İşte bu üç sebep gayette yeterli." demiştim ki Ateş sinsi gülüşüyle bana bakmasıyla otomatik sustum.
Niye öyle bakıyorsun acaba ?! Komik olan ne ?!
"Kime aşığım?" dediğinde hızla cevap vermek için ağzımı açmıştım ki bana tuzak kurduğunu farkettim.
Ada demem için benim ayarlarımla oynuyordu. Ada dersem sonuçlarını düşünmek istemiyordum bile.
Yurkunup "O işte ! Anlamıyormuş gibi davranma !" dedim.
Ateş anlamamış gibi omuz silkti.
"Anlamadım alla alla kime aşıkmışım ben?" dedi.
Ateş'e mal bakışı atıp,
"Salağa yatma! Salak değilsin!" dedim.
Ateş,
"Eee Güneş Kızı ? Seninde bir dediğin diğerini tutmuyor ki ? Bir diyorsun 'Salaksın , malsın.' . Bir diyorsun 'Salak değilsin.' Şimdi ben anlamadım . Ben salak mıyım değil miyim ? " diye her zaman ki dalgasını da geçti.
Göz devirip,
"Sanki değilsin desem akıllı olacaksın be!" dedim.
Kafasını sallayıp,
"Olmayacağım çünkü ben zaten akıllıyım."
dedi. Tekrardan göz devirmemek için zor durdum.
"Baya (!) akıllısın. Çok bile sana! " dedim.
Ateş sırıtıp,
"Ne yapalım Allah senden almış bana vermiş." dedi.
Her cümleyi nasıl çevirttirebiliyordu !
Ben cevap vermeyince,
"Ee demedin kimmiş benim aşık olduğum o şanslı kadın ?"dediğinde sinirle,
"Eben! Nasıl ama beğendin mi ? "dedim.
Ateş üç kez cıklayıp,
"Lütfen ebemi bu işe karıştırma. Ebelere adalet ! " dedi.
Cümlesini tamamladığı gibi de kahkaha patlattı.
Yüzüne boş boş baktım.
Harbi maldı. Daha fazla Ateş tarafından zort edilmek istemiyordum.
Hızla ayaklanıp mutfak olduğunu düşündüğüm odaya yöneldim.
“Mutfağa neden gidiyorsun?” dedi.
“Senden kaçmak için.” diyemediğimden,
“Acıktım. Kendime sandviç hazırlayacağım.” dedim.
Onaylayan bir ses çıkardı.
Mutfağa girdiğimde direkt onun beni göremeyeceği bir yere geçip duvara yaslandım.
Kalbim çok hızlı atıyordu.
Derin derin nefes alıp verdim.
Bu böyle olmazdı.
Her on dakikada bir beni öpmek için yaklaşırsa biterdim. Anahtarı alıp gitmeliydim.
Ama nasıl alacaktım ki?!
Ona çaktırmadan almam imkansızdı.
Malum kendisi 30 gözlü bir gözlemci olduğu için her hareketimi anlayabiliyordu.
Ama bu şekilde olmazdı.
Bir süre beyin fırtınası yaptıktan sonra planımı hazırlamıştım.
Ama biraz Güneş Korkmaz cilvesi yapmalıydım.
Sadece iki saatliğine cilveli olursam bu evden kurtulabilirdim.
Hem şöyle bakılırsa Ateş cilveme karşılık verip kanardı.
Güneş Korkmaz cilvesi zamanıydı.
GÜNEŞ KORKMAZ CİLVESİ ZAMANIII !
SİZCE DİĞER BÖLÜM NELER OLACAK ?
Yorumlara bekliyorummm 🙃💜
