20. bölüm · Güneş'in Ateşi

20. Bölüm Teşekkür

Eslem 💫💜

Ateş yüzüne yediği yumrukla sinirle ona dönüp bir yumruk da o Yalın'a geçirdi. Yakup karşısındaki adamı yere sermiş. Üstüne oturup art arda yumruk atıyordu. Uğur ise yerden yere savuruyordu.
Yalın, Ateş'in karnına tekme geçirdiğinde,
"Ateş!"
Diye bağırıp yanlarına koştum.
Arkada film izler gibi bizi izleyen Yalın'ın tarafında olan koruma ordusuna sinirle baktım.
"Yardım edin de ayıralım!"
Dedim.
Beni umursamamışlardı. Nefes verip Ateş ile Yalın'ın yanına gittim.
"Ateş! Yalın! Durun!"
Dedim.
Ateş'in kolundan yakalayıp asıldım. Ateş bana dönüp,
"Güneş, git buradan!"
Dediğinde ilk defa bana bağırıyordu.
Biliyordum, sinirliydi ama şu anda onun dövülmesine müsaade edemezdim.
"Bana bağırma! Ben sizin malınız değilim. Beni kazanmak için oynayamazsınız. Kumar masasında değiliz!"
Dediğimde Ateş kolunu benden kurtarıp ,
"Güneş, lütfen git."
Dedi ve Yalın'ın yüzüne yumruğu indirdi. Yalın'ın dudağı patlamıştı.
Sinirle yerimde tepindim. Neden kimse beni dinlemiyordu ki?!
Yalın, Ateş'in yakasını yakaladığında Yalın'ın kollarını tutup asıldım.
"Bırak Ateş'i sapık herif! Ne oldu, Derya'nın senin ne bok olduğunu anlayıp seni bırakması ve herkese şerefsiz olduğunu yayması sinirlerini mi bozdu!? Canım kankam az bile yapmış, keşke yüzüne de tükürseydi!"
Dediğimde Yalın,
"Güneş! Sinirlerimi bozma benim, siktir git!"
Dedi.
Kollarına tırnağımı geçirdiğimde Yalın acıyla kollarını çekti. Tırnaklarımın izi çıktığında,
"Kedi misin sen be!?"
Dedi.
"Yüzünü de tırmalamamı istemezsen defol git! Seni beyinden eksik gerizekalı varlık ! Sen kimsin de Ateş'i dönüyorsun he ! Seni kendini bir bok sanan budala !"
Dedim.
Sanırım biraz fazla sövmüştüm ve bu Yalın'ın sinirlerini daha çok bozmasına sebep olmuştu.
Yalın arkadaki 30 kişiye işaret verdi. Hepsi bize doğru geldiğinde Uğur,
"Hile ama bu amk!"
Dediğinde sinirle,
"Ben size demiştim! Dinleyen kim!?"
Dedim.
Hepsi Ateş'in üçe üç yapacağız lafına kanmasının suçuydu! Kim inanırdı ki arkasında sülalesiyle gelenin üçe üç savaşacağını?!
Yalın beni gösterip,
"Kenara çekin şunu, ayak altında dolaşmasın!"
Dediğinde kaşlarım çatıldı.
"Bana bak, bana ne hayvan muamelesi ne de eşya muamelesi yapamazsın, tamam mı!? Ben senin oyuncağın değilim. Git dediğinde gidip, gel dediğinde gelecek bir kişi hiç değilim!"
Dedim.
Yalın bu dediğime göz devirip Ateş'e döndü.
Tabii ki de direnememişler. Ateş'in üç kişi, Yakup ve Uğur'u 2 kişi tuttuğunda 2 kişi de bana doğru geldi.
"Gelmeyin! Gelmeyin bak gebertirim sizi"
Dedim.
Ah, haydi ama Güneş ne kadar büyük bir tehdit !
Ama dinlememişlerdi. İkisi de koluma girip beni savaş alanından çekip çıkardıklarında çırpındım.
"Bırakın beni! Ateş!"
Dedim.
Hepsini yakalamışlardı. Yalın, Ateş artık tutulduğu için rahat rahat yüzüne indirmeye başlamıştı. Bağırıp duruyordum. Kolumu asıldım ve,
"Bırakın beni! Yeter!"
Dedim.
Ateş'in hem kaşı hem de dudağı patlamıştı. Diğerlerinde de durum farklı değildi.
Bu böyle olmazdı. Bir şeyler yapmalıydım.
Solumdaki kişinin karnına en sağlamından tekme attım. Kolumu bıraktığında hızla sağımdaki kişinin yüzüne indirdim. İkisi de kısa süreli bir acı geçirdiği için bunu fırsat bilip Ateş'e doğru koştum.
Telefonumu çıkardım. Ateş'in önüne geçip,
"Şimdi gitmezseniz çok kötü şeyler olacak!"
Dediğimde Yalın beni küçümsercesine süzüp,
"Ne olacakmış bakalım kedicik?"
Dediğinde Ateş arkamdan,
"Orospu çocuğu!"
Dedi.
Bunu demesinin sebebi Ateş'in de bana kedicik demesiydi.
"Sen bilirsin şimdi gitmezseniz olacaklardan ben sorumluyum." dedim.
Yalın bana küçümser bir bakış attığında çenemi havaya dikip telefonumu çıkardım. Rakam tuşluyormuş gibi yaptım ve kulağıma tuttum.
"Alo polis mi? Size bir adres vereceğim. Burada okulun erkekleri kavgaya tutuştular. Bildiğin bıçaklı sopalı bir saldırı."
Dedim.
Yalın'ın gözleri korku dolduğunda kafamı sallayıp,
"Tamam, hemen vereyim."
Dedim sanki gerçekten birisiyle konuşuyormuş gibi. Buranın adresini verdim.
Sonra telefonu kapattığımda Yalın,
"Allah'ın cezası! Geri çekiliyoruz! Polisler geliyor!"
Dedi.
"Aha öyle geri çekilirsin beyinden yoksun! Bir daha kime bulaştığına dikkat et "
Ne kadar korkaklardı.
Arkalarına bile bakmadan kalmışlardı.
Hepsi topuklayarak kaçtığında Ateş'e döndüm.
"Ateş! İyi misin?!"
Dediğimde Ateş,
"Neden polisi çağırdın!?"
Dedi.
Sinirle bir tane de ben kafasına indirdim.
"Senin pestilini çıkaracaklardı, şükret ben vardım burada! Ve senin kadar kararlısın değilim polisi aramadım. Polisi arıyormuş gibi yaptım! Kalkın, yüzlerinize bak!"
Dedim.
Yakup ve Uğur da yanımıza geldi.
Uğur,
"Yengem be! Diva!"
Dedi.
Yakup sırıtıp,
"Yengemiz olmasa harbi gebermiştik." dedi.
Nefes verip Ateş'e kınayıcı bir bakış attım.
"Sana ne dedim! Hayır de dedim, dimi!? Sen ben sanki bir malmışım gibi kazanan Güneş'i alır, kabul ettin."
Dedim.
Onu bir güzel azarladığımda Yakup,
"Valla yenge haklı, o kadar dedi!"
Dediğinde onlara da döndüm.
"Hele size hiçbir şey demeyeceğim. Ateş kendi bokunu yese siz de mi yiyeceksiniz? İnsan bir der, 'Akıllı ol, mal mısın Ateş?!' diye."
Deyip onları da azarladığımda Ateş,
"Şu hallerin varya çok iyi, kedicik."
Dedi.
Göz devirip,
"Kalkın da şu tipinizi düzeltelim."
Dedim ve ekledim.
"Kediciğim diye masum sanma beni ! Sende de var salaklık."
Dedim.
***
Ateş'in evine gitme kararı almıştık ama Yakup ve Uğur gelmemişti. Nedenini anlamamıştım ama itiraz da etmemiştim.
"Evde annen ve babana gerçeği söyleyeceksin! Seni bu halde görünce delirecekler!"
Dediğimde Ateş,
"Evde değiller ki."
Dediğinde kaşlarım çatıldı.
"Neredeler peki?"
Dediğimde Ateş omuz silkip,
"Şu anda yurt dışındalar, yarın gelecekler."
Dedi.
Ofladım. Telefonumu çıkarıp anneme mesaj attım. Merak etmemesi içindi. Kızlarla bir süre takılacağımızı yazmıştım.
Eve geldiğimizde anahtarı Ateş'ten alıp açtım. Odasına ilerledik.
"Sana demiştim! Beni dinleseydin bunlarla uğraşmazdık!"
Dedim kırkıncı kez.
"Ne yapsaydım Güneş, sözde bile olsa sevgilime yavşamış, yavşamayacaktı."
Dediğinde göz devirdim.
"Sende hemen fırsat bu fırsat, çıkışa çağırayım, döveyim mi dedin gerizekalı!"
Dedim.
Ateş benimle baş edemeyeceğini anlamış olmalı ki sustu.
Odasına girdiğimizde yatağa oturdu.
"Gazlı bez ve buz lazım bana."
Dediğimde Ateş,
"Buz, buzdolabında vardır. Gazlı bez ise ilk çekmecemde."
Dedi.
Çekmeceye yönelip 5, 6 tane gazlı bez çıkardım. Ateş'in yanına koydum. Ateş, yatağın başlığına dayandığında yatağın ucuna oturdum.
Gazlı bezi kaşına bastırdığımda Ateş'in yüzü buruştu.
"Acıtıyorsun!"
Dediğinde sinirle,
"Acısın! Az bile sana!"
Dedim.
Güldü ve,
"Tamam doktorum. Sen ne dersen o."
Dedi.
Bastırmaya devam ettim. Odağım full kaşında olduğum için Ateş ile ne kadar yakın olduğumuzu anlamamıştım. Aramızda 5 parmak vardı.
Ateş ile gözlerimiz kesiştiğinde Ateş en çapkınından gülümsedi. Hızla arkamı dönüp başka bir gazlı bez alıp dudağının kenarına bastırdım.
"Birazdan dudağının da kanı durunca aşağıdan buz alıp tutacağız. Bu sayede morarmayacak da şişmeyecek de."
Dedim.
Ateş'in rahatına diyecek yoktu zaten. Adamın her şeyiyle ilgileniyordum.
"Çok yakınımdasın Güneş Kızı, bir ateşe 10 santimden fazla yaklaşılmaz bilmiyor musun?"
Dediğinde yutkundum.
Ateş kolunu belime sarıp kendine çekince ona doğru gittim. Dudaklarımız arasındaki mesafe azaldığında dudağına bastırdığım gazlı bezi çektim.
"Hem evde de kimse yokken bence hemen halledebiliriz."
Dedi.
Bakışları dudaklarıma indiğinde hızlıca kalkınıp,
"Dövülmüşsün hâlâ öpme derdindesin , bekle burada, ben buz alıp geleyim."
Dedim.
Hızlıca odadan çıktığımda arkamdan güldüğünü duymuştum.
Mutfağa girip buzdolabının buzluğundan buzu çıkardım. Etrafına havlu sarıp geri odasına gittim.
Ateş geri geldiğimi görünce gülümseyip,
"Az önce nasıl ahkâm kesiyordun, hepimizi ipe dizmiştin ama biraz bile bana yaklaşınca kaplandan kediye dönüşüyorsun. Bu huyuna bayılıyorum."
Dedi.
Göz devirip,
"Kediye dönüşmüyorum!"
Dedim.
İnanmadığı her halinden belliydi.
Yanına geri oturup buzu kaşına bastırdım.
"Tut buzu."
Dediğimde Ateş itiraz etmeyip tuttu.
Biraz geriye kaçıp,
"Şimdi nasılsın, iyi misin?"
Dediğimde Ateş,
"Aslan gibi doktorum var, iyiyim tabii. Hem bu kadar meraklanma Güneş. İlk defa dayak yemiyorum."
Dedi.
Sinirle soluyup,
"Bende senin beynin nerede deyip duruyordum. Meğersem seni döve döve beynini küçültmüşler."
Dedim.
Ateş,
"Laf sokmadan duramazsın dimi!?"
Dedi ve ciddileşti.
"Şaka bi yana, cidden bizi kurtardığın için teşekkürler."
Dediğinde yüzüme gülümseme yerleşti. Sevindiğim için çocuksu bir heyecanla,
"Ne demek, rica ederim."
Dedim.
"O anın stresiyle polisi arıyormuş gibi yapma fikrini basıl buldun acaba ? Beyninin nasıl çalıştığını merak etmeye başlıyorum. "dediğinde omuz silkip,
"Sinirden beynim çalıştı. Hepsi senin suçun ! Senin o salak davranışların yüzünden ! Sana kaç kere dedim 'Ateş yapma!' diye sen ne yaptın umuruna bile takmadın . Oh olsun sana azıcık dövdüler ya iyi oldu. Bu da sana ceza olsun. " dedim.
Ateş sırıtıp,
"Tamam Güneş , valla anladım . Hepsi benim suçum. 100. söyleyişin. " dediğinde kafamı sallayıp,
"100. söyleyişim çünkü haklıyım. Suçlusun. " dedim.
Ateş aniden yüzünü buruşturup kaşına uzandığında sinirli bakışlarım anında yumuşadı.
"Ne oldu ?! Acıyor mu!? İyi misin?! Başka bir yerine birşey mi oldu ?! Cevap versene !" dedim hızlıca.
Ateş acıyla dudak büzüp,
"Bilmiyorum ki Güneş Kızı. Sanırım senin tekniğin işime yaramadı. Öperek geçirebilirsin ama yaralarını " diye imalı imalı baktığında yumuşayan bakışlarım tekrardan sertleşti.
"Ateş şuradan bir tane de ben geçiririm diğer kaşını da ben patlatmış olurum sinirlerimi bozma." dedim.
Ateş kahkaha atıp,
"Bir de hemen iyi misin dermiş. Seni eve doktor olarak atıyorum. Her saniye beni iyileştirirsin. Zaten ilacım belli ." deyip dudaklarıma baktığında elimle başını diğer tarafa çevirip,
"O ilacı asla alamazsın. Asla! " dedim.
Ateş sırıtıp,
"Büyük konuşma derim Güneş Kızı" dedi.
Nefes alıp,
"Sen de boş yapma derim Ateş Bey" dedim.
Ateş kafasını bazaya yaslayıp bana baktı.
Bugün sanırım biraz Ateş'e bakmam gerekecekti. Sorun değildi.
Tabii beni her saniye öpmeye çalışmazsa...
Bu da zarın 7 gelmesi gibi birşeydi.
Yani imkansızdı.

GÜNEŞ ABLAMIZ OLMASA NANAYLARDI KXKSSKSJSKKDNRN
EVEET SİZCE NASILLLDII BÖLÜMM