13. bölüm · Güneş'in Ateşi

13. Bölüm Ateş Akyurt Tarzı

Eslem 💫💜

Eve vardığım gibi derin bir nefes verdim. Annemler evde yoktu. Babam zaten çok nadir evde olurdu. Annem de muhtemelen komşumuz Elmas Ablalara gitmişti.
Odama girip okul çantamı köşeye fırlattım.
“Mal mısın sen Güneş? ‘Neyini seveyim ben senin?’ deyip adamın bütün iyi özelliklerini saydın.”
Kendi kendime söylenip yatağa çöktüm.
Ateş’in sesi kulaklarımda tekrar çınladı.
“Mutlu değil miydin?! Asıl en çok benimle mutluydun. Git bak, okul grubuna gönderilen videoya gülüp duruyordun.”
Haklıydı.
Çünkü o sırada sadece eğlenmek istemiştim. Ama hayır, bizden olmazdı.
Her konuda haksız olabilirdim ama bizden olmayacağı konusunda haklıydım.
Telefonumun çalmasıyla oflayıp ekrana baktım. Kızlar arıyordu.
Açıp,
“Alo?” dedim.
Derya’nın sesi telefondan patladı.
“O VİDEO, O FOTOĞRAF NE KIZIM?! Biz seni evde yatıyor sanıyoruz, sen plajlarda sözde sevgiliyiz dediğin Ateş’le mıncırlaşıyorsun!”
Gözlerimi devirdim.
“Mıncırlaşmıyoruz! Sadece gerçekten sevgiliymişiz gibi davranalım mı dedi bir süreliğine, ben de tamam dedim.”
Feyza hemen lafa girdi.
“Ve sen de balıklama atladın! Kızım, bu kadar istekliysen ne bizi ne de onu uğraştırsana. Git yapış dudağına, ‘seni seviyorum’ de. Şöyle videolara bakınca zaten evet der. Üç çocuk yapar, hayatınıza devam edersiniz.”
Gözlerim açıldı.
“Oha Feyza! Cinsiyetlerini, evlenme tarihimizi falan da seç hemen. Ne alaka ya?! İstedi, ben de kabul ettim, o kadar.”
Derin bir nefes verdim.
“Artık sözde de sevgili değiliz. Kapandı. Bende Ateş Akyurt konusu kapandı.”
Ama içimde bir yerlerde, bok kapanır diye bir his vardı.
Zaten Ateş’in hiç itiraz etmeden evinden gitmeme izin vermesi epey şüpheliydi.
Yani Ateş, kapıyı kilitler, anahtarı bahçeye fırlatır, yine de beni çıkarmazdı o evden. Ama yine beni şaşırtmıştı.
Feyza,
“Üç deyince inanıyoruz sana. Bir, iki, dört…” dedi.
Sinirle,
“Feyza! Kapandı diyorum, ne diye dalgaya alıyorsun?” dedim.
Derya güldü.
“Eminim sen bile içinden ‘bok kapanır’ demişsindir. Hem bence Ateş o kadar hızlı bırakmaz.”
“Neden bırakmasın ki?! Ben onun bir şeyi değilim.”
Feyza hemen atladı.
“Ateş Akyurt’tan bahsediyoruz. Sana kafayı takmasaydı en başından ‘sevgili değiliz’ diyebilirdi. Ama ne yaptı? Elini tutarak o okula girdi. Favori eniştem be! Derya kızma ama senin o şerefsiz Yalın bile seni Ateş’in Güneş’i sahiplendiği kadar sahiplenmemiştir.”
Derya hemen karşı çıktı.
“Yalın’a laf etme gerizekalı. Sevgilime laf yok. Hem bir kere Yalın’ın elimi tutmasına gerek yok, ismi bile yetiyor bana.”
Feyza kahkaha attı.
“İsmi bile yetiyor çünkü beraber olduğunuz bir an yok. Tabii ismiyle yetineceksin. Neyse, konu Yalın değil. Güneşcim, çok beklersin canım. Neyse ben kapatıyorum. Samet ‘Dışarı çıkalım mı?’ yazmış.”
Güldüm.
“Tamam o zaman, sevgilini bekletme sen. Aramızda aşk hayatı en normal sen varsın, seni de bozmayalım.”
Feyza konuşmadan çıktı.
Derya ise hâlâ telefondaydı.
“Kız! O parktaki fotoğraf neydi öyle?! Cidden öpüştünüz mü?”
Hızla,
“Aman Allah korusun! Öpüşmedik. Çok şükür,” dedim.
Derya onaylayan bir ses çıkardı.
“Neyse, yarın okulda detaylı anlatırsın. Kapatıyorum.”
O da çıktı.
Tam telefonu bırakacakken yeni bir bildirim geldi.
Yine okul grubundandı.
Homurdanarak,
“Bu da azıttı iyice. Zırt pırt bir şey gönderip duruyor. Kim paylaşıyorsa bunları işsizlik seviyesi arşa çıkmış olmalı. Az kaldı engelleyeceğim,” dedim.
Bildirime bastım.
Fotoğrafa girdiğimde gözlerim açıldı.
Bu, Ateş’in kendi hesabından paylaştığı bir hikâyeydi.
@Atesakyurt00
Dikleşip ekrana baktım.
Bu bendim.
Bahçede koşarken arkamdan çekilmiş bir fotoğrafımdı.
Üzerine de bir şey yazmıştı.
“Şu anda benden kaçıyor olabilirsin Güneş Kızı ama bu, yarın tekrar beraber olmayacağımız anlamına gelmiyor.”
Yanında kırmızı kalp ve öpücük emojisi vardı.
Bir de beni etiketlemişti.
@Güneşkorkmazz45
Bakışlarımı ekrandan ayıramadım.
Bu benim hesabımı nereden biliyordu ki?!
Korkulurdu bundan.
Ama asıl sıkıntı yazdığı yazıydı.
Benim peşinden gelmemesinden, beni komple bırakacağını sanmam saçmalıktı.
Ateş Akyurt yine bildiğini yapmıştı.
Ekran görüntüsünü aldım.
Bunu benim de görmemi sağlayan admin her kimse, sanırım benim göt gibi kalmamdan keyif alıyordu.
Adminin yazdığı başlığa baktım.
“Ateş’ten mükemmel bir hikâye!”
Şaşalı bir başlık yazmamıştı çünkü gerek yoktu.
Ateş o görevi zaten üstlenmişti.
Yorumlara girdim.
Yağmur: Abooo, Ateş yıkmış geçmiş.
Biraz daha aşağı indiğimde Ateş’in en yakın arkadaşlarından biri olan Uğur’un yorumunu gördüm.
Uğur: Güneş’in üstündeki alt ve üst Ateş’in lan!
Yorumu okumamla soludum.
Nereden gördün onu Uğur? Keskin nişancı mısın?!
Uğur’un yorumundan sonra zaten yorumlar patlamıştı.
Herkes “ship”, “çift”, “aşk” falan yazıp duruyordu.
Telefonu kapatıp yatağa bıraktım.
“Allah belanı versin diyeceğim, Ateş de verir falan. Başka paylaşacak fotoğraf ve yazacak söz mü bulamadın?!”
Sanırım birazcık gebermiştim.
Yere bakarken üzerimde hâlâ Ateş’in kıyafetlerinin olduğunu fark etmemle sıçrayarak ayağa kalktım.
“Ben hâlâ bunlarla mı duruyorum?!”
Burnuma gelen o tanıdık, ferah kokuyla elimi alnıma vurdum.
Değiştirmemiştim.
Bütün odam, hatta belki ben bile Ateş kokuyordum.
Hızlıca üzerimi değiştirdim.
Kıyafetlerini katlamak için elime aldığımda burnuma yeniden o koku geldi.
Bir an duraksadım.
Kokusu bile mi rahatlatırdı?
İlk önce etrafta biri varmış gibi sağa sola baktım.
Sonra kıyafeti yavaşça burnuma yaklaştırdım.
Kokuyu içime çektiğim anda ne yaptığımı fark edip hızla kıyafeti kendimden uzaklaştırdım.
“Ne alaka? Ben neden onun kokusunu koklayayım?”
Bir an düşündüm.
“Ben kendi kokum sinmiş mi diye baktım. Sindiyse üzerine yıkayıp kokumu onun kıyafetlerinden çıkaracaktım. Ne alaka!”
Kafamı salladım.
Kendi uydurduğum yalana kendim inanmıştım.
Kıyafetlerini bir poşete koyup hazırda beklettim.
İnşallah yarın Ateş beni okulda rezil etmezdi.
Ama içimde kötü bir his vardı.
Çünkü söz konusu Ateş Akyurt olduğunda, onun bir şey yapmaması bile başlı başına şüpheliydi.
Yarın olduğunda hazırlanıp okula gittim. Çok stresliydim. Neden acaba!? O hayvan herif Ateş yüzünden herkese rezil olmuştum. Hayır, ne olurdu, öyle bir hikâye paylaşmayıverseydi. Ama hayır, Ateş Akyurt hayatta sabit duramazdı. Haydi fotoğraf çektin. Bari düzgün bir cümle yaz. “Şu anda benden kaçıyor olabilirsin Güneş Kızı ama bu yarın tekrardan beraber olmayacağımız anlamına gelmiyor.” ne demekti?!
Okula yaklaşmıştım ki yanımda bir araba durdu. Camları açıldığında içinde Ateş'i gördüm.
“Günaydın, naber!” dediğinde sesinde eğlenen bir tını vardı.
Yüzümü buruşturup “Seni gördüm, kötü oldum. Sen?” dediğimde Ateş 3 kere cıklayıp “Aaa,” dedi, kınayan bir sesle.
“Çok ayıp, hiç insan sevgilisini görünce kötü mü olur? Hem de sevgilin benim gibi biriyse... Ama sen de haklısın, ben olsam ben de benimle sevgili olur, süründürürdüm. Yapıyorsun bu sporu!” dediğinde göz devirdim.
Dün, eğer orada onu gömeceğim diye övmeseydim bu kadar gevşek olmazdı.
Ben ilerleyince o da arabasını sürmeye başladı ama nasıl bir yetenekse, altında BMW varken bir insanla aynı hızda gidiyordu.
“Dünkü kaçış mükemmeldi bu arada,” dediğinde sinirle “Sen salak mısın Ateş?! Senden kaçmışım, sen mükemmel kaçış diyorsun. Hem o hikâye ne ya! Ben seninle artık sevgili falan değilim. Benden uzak dur!” dediğimde arabadan Uğur'un sesi yükseldi.
“Yenge, bunu diyen kişi ben olmak istemem ama seven sevdiğinden kaçar. Hem de üzerinde sevgilim değilsin dediği erkeğin kıyafetleriyle...” dedi ve gür bir kahkaha patlattı.
Soludum. Uğur burada harcanıyordu. Ateş'in paylaştığı hikâyede kim üzerimdekilerin Ateş'in olduğunu anlayabilirdi ki? Tabii ki de UĞUR SOYKAN. Keskin nişancı olması gereken biriydi.
Cevap vermedim çünkü verecek bir cevabım yoktu.
Arabanın içinden Ateş'in diğer kankası olan Yakup Durağan'ın sesi geldi. Arabaya baktığımda Ateş'in yanında Yakup oturuyordu. Arkada Uğur oturuyordu. Muhtemelen Uğur önde oturunca Ateş'in bütün dikkatini dağıttığı içindi. Annemin söylemiyle götü kurtluydu.
Yakup hafif kafasını eğip bana baktı ve “Valla yenge, Ateş'ten kaçacağım diye Ateş'e geri geldin,” dedi.
Ateş ve Ateş'in kankalarının en büyük eğlencesi benimle dalga geçmekti sanırım.
Okulun girişi gözüküyordu. Ateş'e dönüp “Sence okul, arabayla gelip gitmene rağmen beni yürütmene nasıl tepki verir Ateş Bey?” dediğimde Ateş düşünüp “Hatırlattığın iyi oldu. Senin güzelliğin aklımı karıştırdı,” dediğinde bana iltifat etmesini umursamadan “Senin aklın mı vardı ki karışsın? Mantık hatası var,” dediğimde Uğur “Of, ağır soktu. Deli kız & Deli erkek ilişkisi yaşasın!” dedi.
Ateş, Uğur'un dediğine göz devirdi ve arabayı kenara çekti.
Normalde beklemeyecektim ama ne yapacağını merak ettiğim için beklemeye başladım.
Arabadan indiklerinde Ateş yanıma geldi ve diğerlerinin duyamayacağı bir sesle “Elini tutabilir miyim? Dün benden nefret ediyordun, hâlâ öyleyse ve elini tutmamdan rahatsız olacaksan tutmayacağım. Sevgili rolü yapmamız sana saygı göstermeyeceğim anlamına gelmez Güneş Kızı,” dediğinde şaşkınlıkla ona baktım.
Bu güzel düşüncesi içimi ısıtmıştı. En azından diğer, dağ ayılarıyla kapışan cinsten kadınları aşağılayıp kendilerini yükseklerde gören eksik kromozomlu erkeklerden değildi.
Ama hayır, elimi tutmamalıydı.
“Hayır,” dediğimde kafasını sallayıp önüne döndü.
“Boy farkları çok komik lan.”
Uğur'un arkamızdan gelen sesiyle kendimi gülmemek için zor tuttum. Çünkü bu komikti.
Okulun bahçesine girdiğimizde insanlar bize baktı ve geri önlerine döndü. En azından bizi gösterip fısıldaşmıyorlardı, yani hepsi değil. Hâlâ o kendini benden daha güzel gören o kısa saçlı kız ve grubu aynı bakışlarıyla duruyordu.
“Kıyafetlerimi almaya geleceğim okul çıkışı.”
Ateş'e döndüm.
“Sen neden geliyorsun be?! Görevli birini göndersene işte,” dediğimde Ateş “Nedenmiş o? Ben sevgilimin yanına gidemez miyim?” dedi.
Göz devirip kısık bir sesle “Biz sevgili değiliz,” dediğimde Ateş de göz devirdi.
“Of Güneş, anladık kızım. Sevgili değiliz. Ama insanlar öyle sanıyor. Ve her dediğim lafa sevgili değiliz biz deyip sinirlerimi bozma. Benden kurtuluşun yok,” dediğinde benim katıma gelmiştik.
Ona döndüm ve “Neden hiç sinir olmuyorsun bana?! Seni suçluyorum, bilmiyordun diyorsun. Senden kaçıp nefret ediyorum senden diyorum, gelip elimi tutmak için izin istiyorsun. Neden sen de benden nefret etmiyorsun? Sana saç ve makyaj için bir sürü para ödettiriyorum. Öderiz, sıkıntı yok diyorsun. Neden?” dedim.
Bu soru çok kafama takılıyordu. Yani bütün nefret edilmelik şeyler yapıyordum ama o inatla bana kızmıyor ve saygı duyuyordu.
Ateş gülümseyip “Bunlar senden nefret etmemi sağlayacak şeyler değil Güneş. Ben sadece ihaneti, aldatmayı ve saygısızlığı, en çok da sevdiklerime yapılan saygısızlıkları asla affetmem. Ve sen de bunlardan birini yapmadın. İçinle dışın bir. Kendini saklamıyorsun. Kendini koruyabileceğini biliyorum ama içinde hâlâ küçük Güneş var, açığa çıkıyor. Ve sen bunu saklamıyorsun,” dedi ve bana göz kırpıp “Kızlar arkanda seni bekliyor, bekletme onları. Ve çıkışta beni bekle,” dedi.
Cevap vermemi de beklemeden Uğur ve Yakup ile merdivenlerden çıkıp gözden kayboldu
Olduğum yerde durmaya devam ettim.
Beni çok fena gözlemlemişti. Ve bana göz kırpmıştı.
Demek bu yüzden nefret beslemiyordu.
Neyi affetmediğini iyice kafama kazıdım.
İhanet, aldatma ve saygısızlık.
Kızlara döndüğümde Feyza “Göz kırptı, değil mi? Ben kör değilim, gördüm,” dediğinde Derya benim sesimi taklit ederek “Ben de Ateş Akyurt konusu kapandı bir kere!” dedi ve kapak çekip “Nah kapanmış,” dedi.
Sadece Ateş, Uğur ve Yakup zorbalasa yine okeydi ama kankalarım bile beni zorbalıyordu.
“Ne konuştunuz? Gayet ciddi duruyordu. Hem dün neler oldu, her detayıyla anlat!” dediğinde Derya sınıfa girip oturduk.
Anlatmaya başladım. Zaten anlatmazsam kellemi havaya uçurabilirdi Derya.

Yeni karakter kilidi açıldı !!!
Uğur ve Yakup hakkında ne düşünüyorsunuz
Yorumlara bekliyorumm 🙃🤙