8. bölüm · Güneş'in Ateşi

8. Bölüm Öpücük

Eslem 💫💜

Giderdi Hoşuma-Yaşlı Amca şarkısı ile dinlemenizi öneriyorum.
Hızlıca ilerliyordum ama dudaklarım ateş içindeydi. O abla olmasaydı belki de o beni cidden öpmüştü ve ben de buna kendimi hazırlamıştım. Salaksın Güneş !
Hangi akıllı varlık sözde sevgili çocuk onu öpmek için yaklaştığında yüzüne tokadı indirmek yerine kendini hazırladı ki ?!
Buyurun işte karşınızda , Güneş Korkmaz.
“Güneş! Alo! Kızım, bir dur!”
Ateş'in sesini duymak istemiyordum. Ada kendi ağzıyla demişti. 'Kaç kere öptün, sarıldın, seni seviyorum dedin.'diye. Neden yalan söylesin ki? Çok saçmaydı. Ona bu kadar âşıkken onu benimle, sözde bile olsa, aldatması bok gibi bir şey olmalıydı.
Ateş geliyor mu diye durup arkama dönmüştüm ki kimsenin olmadığını gördüm. Kalbim kırılırsa da uzak durması daha iyiydi. Arkamdan gelmemesi Ada'nın haklı olduğu anlamına gelirdi.
Puf, zaten bir erkekten anca bu beklenirdi.
Önüme dönüp ilerleyecektim ki karşımda gördüğüm Ateş ile korktuğum için çığlık basıp yere yapıştım.
Ateş, yere düşen bana bir süre bakıp kocaman bir kahkaha patlattı.
“Lan, o nasıl düşüş? Çok komikti!”
Deyip kahkaha atmaya devam edince alttan ona dik bakışlarımı attım.
“Hahahaha, çok komik.” dedim sinirle.
Gülmeye devam edip elini uzattı.
“Komikti de benim açımdan. Gel, kaldırayım.”
Uzattığı ele bombastic bir şekilde bakıp yerden destek alarak kalktım.
“Gerekmez.” dedim.
Elini geri çekip,
“Asi kızla devam mı diyorsun? Tamam, okey.” dedi.
Ona işaret parmağımı sallayıp,
“Beni rahat bırak, git Ada'dan özür dile. Kim bilir ne kadar üzülmüştür?!” dedim ve ilerlemeye başladım.
Arkamdan oflayıp,
“Beni dinlemeyeceksin, değil mi?” dedi.
Kafamı sallayıp,
“Asla.” dedim.
Sert adımlarla eve ilerliyordum ki Ateş yine önüme geçip belimden kavrayarak beni sırtladığında baş aşağı döndüm. Yine mi ya ?!
“ATEŞ, BAK! ÜÇÜNCÜ OLUYOR!” dedim.
Ateş sırıtıp,
“Allah'ın hakkı üçtür.” dedi.
İlerlediğinde,
“Nereye götürüyorsun beni, gerizekâlı?” dedim.
Ateş,
“Evime.” dedi.
Hızla ayaklarımı ve ellerimi salladım.
“O lanet eve bir daha girmem ben! Bırak beni!” dediğimde Ateş hızla,
“Aaa, neden lanet ev diyorsun? Ne güzel sevgili olmamıza vesile oldu.” dedi.
Sinirle,
“Yalandan sevgili.” diye onu düzelttim.
Omuz silkmeye çalıştı ama omzunda ben varken pek olmamıştı.
“Bu kadar taktıysan sözde sevgili olmamıza, gerçekten oluruz, Güneş Kızı.” dediğinde gözlerim açıldı.
İman, edep nerede bu şahısta!?
“Ve dinlemek istediğinde sana Ada olayını güzelcene anlatacağım ama ilk olarak bu asi kızdan çıkman lazım.” dediğinde ensesine bir tane indirdim.
Cevap niteliğinde yapmıştım ama Ateş ayrı bir kafadaydı.
“Bugün cuma, enseni kapa yaptın ama bugün cuma değil, çarşamba, Güneş Kızı. Sanırım benim yakışıklılığım senin zaman algını kapattı.” dediğinde göz devirip,
“Olabilir. O kadar tipsizsin ki dayanamadı beynim.” dedim.
Kıkırdadığında,
“Ateş, indir beni. Eve gideceğim.” dedim.
Cıkladı.
“O kadar ağlamışsın ki annen hemen anlar. Bizim eve gider, bir moralini düzeltiriz. Hem parkta yarım kalan şeyi yaparız. Yarın okulda da sana sonucu açıklarım, bir şeyler var mı yok mu diye.” dediğinde sırtına bir tane geçirdim.
“Bence bana değil, sana yapmalıyız o testi. Bayağı istekliymişsin o testi yapmaya, hayvan herif!” dedim.
Yine kıkırdayıp,
“Diyorsun!” dedi.
Kafamı sallamaya çalıştım, baş aşağı ne kadar oluyorsa artık.
“He, bu arada bayağı da hazırladın kendini. Böyle gözlerini falan kapattın.” dediğinde yumruğumu sıktım.
Anlamıştı tabii. Aşk uzmanı Ateş Akyurt! Bir bokuda anlamasa şaşırırdım.
“Ne o, Ada'dan mı öğrendin?” dediğimde oflayıp,
“Ebenden öğrendim, Güneş. Üç lafından biri Ada, kızım be! Ada bile kendini bu kadar anmamıştır. Sen boş ver Ada'yı da testi düşün.” dedi.
Tekrardan,
“Ada'ya da yaptın, değil mi, bu testi? Bu yüzden bu kadar profesyonelsin.” dediğimde Ateş durup beni indirip belimden kavradı.
Kaçamadığım için somurturken Ateş çok ciddi bir hâlde,
“Bir daha Ada dersen, o Ada Ada Ada deyip duran dudağını öyle bir öperim ki konuşmayı unutursun, Güneş.” dedi.
Böyle bir şey beklemediğim için öylece kalakaldım. Ne demişti o ?! Beni geri omzuna attığında konuşamadım. Bu deliye belli olmazdı, öperdi falan.
“Ne oldu, korktun mu öpeceğimden?” dediğinde sinirle,
“Sus, hayvan herif.” demekle yetindim.
“Hayvan herife de alıştın he. Bayağı durup durup hayvan herif diyorsun.” dedi.
Kafamı sallamaya çalışıp,
"Hayvan bir herif olduğun için olabilir mi Ateş Bey ?" dedim.
Cıklayıp,
"Ben ve hayvanlık çok zıt kelimeler Güneş Kızı . Ben çok nazik biriyimdir. " dediğinde buna gülerdim işte.
"Sen ve naziklik zıt kelimelere asıl. Beni üçüncü kez omzuna yük gibi atıyorsun ! Çok (!) naziksin beyefendi anlatamam. " dedim.
Ateş'in kıkırtısını duydum.
"Birincisi , üçüncü kez değil. Dördüncü kez az önce seni öpmekle tehdit ettikten sonra tekrar attım. İkincisi , seni yük gibi taşımama değilde kucağıma almana takılmalısın. Koca Ateş Akyurt seni dördüncü kez taşıyor. Ve son olarak da çok ağır olmana rağmen seni yürütmüyorum yani nazik biriyim. " dediğinde göz devirdim. Ego yığınıydı.
"Ben kilolu değilim ve sana beni taşı diyen olmadı. " dedim.
Ateş,
"Sanki kucaklamasam kendin geleceksin." dediğinde hızla,
"Gelmiyecektim. Neden geleyim ki?" dedim.
"Sevgilin olduğum için ?"
"Gerçek sevgilim değilsin ama."
"Ben senin yerinde olsam ve beni her saniye taşıyan Ateş Akyurt gibi yakışıklı , karizmatik , komik bir erkek olsa ben sözde sevgili olmamızı siklemezdim. " dediğinde sırtına indirmek istedim ama yapamadım bende götüne bir tane geçirdiğimde Ateş ,
"Aa , çok ayıp! Nerelerime vuruyorsun? Ben senin götüne vursam bana demediğini bırakmazdın. Sapık , şerefsiz , hayvan , orangutan , eksik kromozomlu ne varsa kötü derdin . " dedi.
"Tabii ki de derdim. Orası özel bölge çünkü ! "dediğimde Ateş,
"Seninki özel bölge de benimki ne?! Güvenli bölge mi amk ? " dedi.
Ama bu komikti. Kendimi zorlasam da başaramadım ve kahkaha patlattım.
Ateş sözlü olarak değil , fiziksel olarak cevap verme kararı almış olmalı ki götüme yediğim şaplakla kahkaham kesildi.
"Sen ne hakla götüme vuruyorsun lan !" dediğimde Ateş,
"Al bak , asla az önce kendisi benim götüme vurmamış gibi bir de rolleniyor." dedi.
"Ateş sen sapıksın dimi ?! Yetişin a dostlar beni kaçırıyorlar ! " diye bağırdığımda Ateş hızla ,
"Lan sus , bütün mahalleli sokağa dökülecek şimdi. Rezil olacağız." dedi.
Bağırmaya devam ettim. Ateş'in ofladığını duydum.
"Seni camiye bırakma zamanı gelmiş."
Bağırmam kesilmişti. Çünkü bunu demesini beklemiyordum.
"Ben berbat bir insan mıyım yani ne demeye çalışıyorsun? Beni bırakacağın caminin minaresi sana girsin be !" dedim.
Ateş son söylediğime kahkaha ile cevap verdi.
O kahkaha atmaya devam ederken bende saçlarımın yere değip değmediğini hesaplamaya çalışıyordum.
Değiyorsa , gelsin bu saçları o yıkasın sanki çok kolaydı.
Değmiyorsa, bir problem yoktu ama beynim baş aşağı durmaktan fazla kan gittiği için kriz geçirecekti.
"Bedduaların çok yaratıcı , ben bunu kullanırım mesela " dedi.
Cevap vermedim. Vermeyeceğimi anlayınca da kendi kendine şarkı söylemeye başladı. Seçtiği şarkı ise ne diyebilirdim ki harikaydı.
“Ne giyerse giderdi hoşuma
Öyle tatlı belaki başıma
Darlamasa bir de her durumda
Öyle bir seveceğim ki sonra”
Sesi o kadar güzeldi ki dinlemeye dalmıştım. Biliyordum, şu anda kaçmam lazımdı ama şarkıyı o kadar güzel söylüyordu ki istek parça isteyebilirdim.
Hani erkeklerin sesleri iğrenç olurdu. Ya da şarkı seçimleri.
Ateş öyle güzel söylüyordu ki büyülenmeme az kalmıştı.
Ateş görmese de kaşlarım çatıldı.
Ne diyordum lan ben ?!
Allahım tövbe ettim. Ne büyülenmesi?
Ne bu cadı mı da büyülüyor.
Tövbe !
Onun sesini dinleye dinleye evlerine gittik.

Evett AtGün dinamiği hakkında düşünceleriniz neler ? Yorumlara bekleyenzi 🙃