16. bölüm · Güneş'in Ateşi

16. Bölüm Engelle

Eslem 💫💜

Kalbim öyle bir korkuyla atıyordu ki yerinden çıkabilirdi. Eğer babam Ateş'i görürse ona açıklama yapamazdım. Yapamadığım bir yana, babam bana hayatı zehir ederdi.
Babam içeri girdiğinde nefesimi tutup peşinden gittim. Kapı eşiğinde durduğumda babam odama göz gezdirdi. Tabii ki de bir şeyler karıştırdığımı anlamıştı.
Yatağın altına baktığımda orada olmadığını gördüm. Nereye saklanmıştı bu!?
Babam odaya bakmaya devam ederken derin bir nefes aldı ve kaşları çatıldı.
"Odan neden erkek parfümü kokuyor!?" diye sertçe sorduğunda aklıma gelen ilk yalana sığınmak zorunda kalmıştım.
"Ay baba, hiç sorma! Bizim mahalledeki keko Yusuf var ya, pencerem açıktı benim. Durdu pencerenin önünde, sıktı da sıktı parfümden. Şişeyi başından aşağı dökmediği kaldı bi. Pencereyi kapattım kokusu gelmesin diye ama nafile, geldi azıcık."
dedim.
Yusuf, babamın en nefret ettiği kişilerden biriydi. İsminden bile haz etmezdi. Hoş bende kendisini hiç sevmezdim. Keko kılıklı habeş maymunu !
Şu anda senin üzerinden yalan uydurduğum için özür dilerim Yusuf ama ben ve Ateş senden daha önemliydik.
Babamın çatık kaşları düzeldiğinde,
"Gösteririm ben ona. Camları falan aç, bir şey yap şu kokuyu gider. Sanırsın eve erkek atmış gibi kokuyor odan."
deyip yanımdan hızlıca geçtiğinde söylediği son söz içimde bir yerlerin parçalandığını hissettirmişti.
Eve erkek attığımı düşünecek kadar benden nefret ediyordu.
Başım sanki suçlu benmişim gibi eğildiğinde gözlerim dolmuştu.
Babam salona girmişti. Bir süre sonra televizyonun sesi geldiğinde oturup haber bakacağını anlamıştım.
Şimdi eğer Ateş çıkmazsa bir daha çıkamazdı.
Gözyaşlarımı hızla silip,
"Ben üzerimdekileri değiştireceğim, sonra çayını koyarım baba."
dedim.
Cevap vermedi. Vereceğini de düşünmemiştim zaten.
Odama girip kapıyı kapattım, üstüne de kilitledim. Babama belli olmazdı, odama dalabilirdi.
Odama dönüp nefes verdiğimde direkt dolaba yöneldim. Tek yer orasıydı.
Açtığımda köşede duran Ateş'i gördüm. Geriye çıkıp,
"Gel."
dedim.
Dolaptan çıktığında dolabın kapaklarını kapatıp ona döndüm. Kısık bir sesle,
"İyi misin? Şimdilik babamı hallettim ama hemen çıkmazsan yakalanacaksın. Şimdi ben bir plan kurdum. Şimdi şu şekilde yapacağız."
diye başlamıştım ki Ateş elini kaldırıp beni susturdu.
"Baban sana şiddet uygulamıyor değil mi!? Ayrıca eve erkek atmak da ne be!?"
dediğinde Ateş'in böyle bir şey sormasını beklemiyordum.
Cıkladım.
"Hayır."
dedim.
Yalan değildi. El kaldırmazdı ama bakışlarıyla, sözleriyle yerin dibine sokardı. Umursamazdı işte, alışmıştım.
"Emin misin? Doğru düzgün sormaktansa sert sert sorup durdu. Dolaptan çıkmamak için zor durdum."
dediğinde çıkmadığı için şükür ettim. Çıkmaması hepimiz için en iyisiydi.
"Evet, öyle bir şey yok. Sadece umursamaz."
dediğimde Ateş,
"Güneş, bu umursamazlık değil. Bayağı da umursuyor ama kötüleyip aşağılamak için."
dedi.
Cevap vermedim.
Ateş zorlamayıp,
"Tamam, planını anlat."
dedi.
Kafamı sallayıp,
"Babam şimdi bir bardak çay içtikten sonra banyoya girer. O zaman gideceksin. Ben şimdi çayı demleyeyim. Sen sakın odadan çıkma."
dedim ve kapıya yönelmiştim ki Ateş,
"Üzerini değiştirmedin, babana öyle dedin."
dediğinde ona döndüm.
"Sen geri dolaba girsene."
dedim.
Cıkladı.
"Çok dar, nefes alamıyorum. Bakmam ben sana, giyin sen."
dedi.
Sinirle soludum.
Düşünmeye vaktim yoktu. Dolabımdan rastgele kıyafetler çıkartıp Ateş'e döndüm.
"Arkanı dön!"
dediğimde Ateş gülüp arkasını döndü.
Ben de hızlıca üzerimden kıyafetimi çıkardığımda Ateş'in minik bir kıkırtısını duydum.
Dudaklarımı birbirine bastırıp kafamı arkaya çevirdim.
Evet gram utanmadan bana bakıyordu.
"Ateş ! " dedim sinirle.
Omuz silkip ,
"Beni bu görüntüden mahrum edemezsin." dedi.
Gördüğü tek görüntü de sırtımdı.
"Sırtım mı görmek için çırpındığın görüntü Ateş ! " dedim. Ve hemen kıyafetimi üzerime geçirip ona döndüm.
Ateş bana bakıp sırıttı.
Ona doğru nah çekip,
"Altımı çıkardığında göreceğini düşündüğün şeyi göremeyeceksin." dedim ve çok rahatça altımı çıkardım.
İçime giydiğim içlik beni kurtarmıştı.
Ateş somurttuğunda gülüp altıma eşofmanımı geçirdim.
"Ne oldu ? Bir modun düştü sanki. " dedim.
Keyifli halime kısa bir bakış atıp ,
"Sen varya sen , sen çok fenasın Güneş Kızı . " dedi.
Dediğine cevap vermeyip,
"Sakın ses çıkarma, geri geleceğim."
dedim ve kilidi açıp kapıyı da açtım.
Mutfağa geçip çayı ocağa koydum ve babama bu durumu bildirmek için bağırarak ,
"Çayı koydum!"
dedim.
"Başka bir isteğin var mı?"
Babam homurdanıp,
"Çeneni kapatıp susmanı istiyorum. Git odana, sus."
dediğinde dudaklarımı birbirine bastırdım.
Ateş şu anda burada olmasaydı bu kadar etkilenmezdim ama rezil oluyordum.
Ateş kesinlikle içinden, Ben cidden böyle bir babanın kızıyla mı sözde sevgililik oynuyorum? deyip beni yargılıyor olmalıydı.
Odama geri dönüp kapıyı kapattım.
Ateş bana dönüp babamın sesini taklit ederek,
"Susmanı istiyorum!"
dedi.
"Sustur kolaysa amına koyim."
Kafamı öne eğdiğimde poşeti kenara bırakıp yanıma geldi.
"Eğme başını be!"
dedi.
Kaldırmadım.
Yatağa oturduğumda yanıma oturdu.
"Benimle artık sözde bile sevgili olmak istemezsen anlarım."
dedim.
Kaşları çatıldı.
"Güneş, bana bak."
dedi.
Ona baktığımda güven verici bir sesle,
"Ben onunla sevgili değil, seninle sevgiliyim. Sözde bile olsa sen benim sevgilimsin. Banane yavrum senin babandan? Ben sana bakarım, bize bakarım. Lütfen başını eğme."
dedi.
Gözlerim dolduğunda sinirle,
"Ağlama kızım ya!"
dedi isyan ederek.
Gözyaşlarımı sildim.
"Her zaman mı böyle?"
dediğinde kafamı salladım.
"Annen hiç ses çıkarmaz mı?"
dediğinde cıkladım.
"Annem sessiz bir kadındır. Yani öyle olmaya zorlandığı için sessizleşti. Sesini asla çıkarmaz."
dedim.
Ateş dişlerini sıkıp,
"İsimleri ne?"
dedi.
"Pelin Korkmaz ve Erkan Korkmaz."
dedim.
Kafasını salladı.
Ellerimi tutup,
"İyi ol, tamam mı?"
dediğinde ona döndüm.
"Ellerimi tutuyorsun."
dedim olağanüstü bir şeymiş gibi.
Kafasını sallayıp,
"Evet, tutuyorum. Var mı diyeceğin?"
dediğinde güldüm.
"Ne demek, haddimize mi Ateş Bey?"
dedim.
***
Babam çayı içtiğinde, dediğim gibi banyoya girmişti. Su sesi gelesiye kadar beklemiştik.
Şimdi sadece 10 dakikamız vardı.
Odanın kapısını açıp Ateş'e gel işareti yaptım.
Ateş çıktığında dış kapıyı sessizce açıp ona döndüm.
"Görüşürüz."
dedim.
Kafasını sallayıp,
"Kendine iyi bak. Şunun yüzüne de bakma."
dedi.
"Şunun dediğin kişi babam ama Ateş."
dedim.
Ateş göz devirip,
"Baba gibi baba, maşallah (!)"
deyip göz devirdi.
"Haydi git artık!"
dedim aceleyle.
Dışarı çıkıp,
"Geldiğimde Instagram'dan sana yazacağım. Akşama kadar konuşacağız. Senin bu babayla aynı evde kafayı sıyırmana izin veremem. Tamam mı!? Sakın beni engellemeye çalışma, başka yerden ulaşırım."
dediğinde eve kısa bir bakış atıp,
"Tamam Ateş, git artık."
dedim.
Eve kısa bir göz gezdirip,
"Görüşürüz Güneş Kızı."
dedi.
Elimi sallayıp,
"Görüşürüz Ateş Bey."
dedim ve kapıyı kapattım.
Kapatmamla da su sesi kesilmişti.
Parmak ucumda koşarak odama girip kapıyı yavaşça örttüm.
Çalışma masama oturup önüme test kitabı çıkardım.
Babam şimdi içeri daldığında tek kızmayıp,
"Çok çalış, anca yaparsın zaten salak olduğundan."
demesi diğerlerine kıyasla daha az can acıtıyordu.
En azından ceza vermiyordu .
***
Babam televizyon karşısında sızmıştı. Odama girip yatağa yattım. Ateş evden gideli 10 dakika olmamıştı. Babam da uyuduğu için artık rahatlayabilirdim.
Telefonumu açtım. Hâlâ mesaj gelmemişti. Eve gidince mesaj atacağım, akşama kadar konuşacağız demişti gitmeden önce. Neden hâlâ atmıyordu?!
Pencereye döndüm. Saat akşam altıydı. Pencereden dışarıyı izlerken pencerenin önündeki komidinin üstünde duran poşetle kaşlarım çatıldı. Doğrulup yataktan kalktım ve poşeti elime aldım. İçine baktığımda elimle alnıma vurdum.
Kıyafetlerini götürmeyi unutmuştu.
Beni teselli edeceğim derken geri almayı unutmuş olmalıydı. Bu demek oluyordu ki tekrardan eve gelecekti. Ama bu sefer onu içeri hayatta sokmayacaktım. Bir daha babama yakalanma korkusu yaşayamazdım.
Okula götürüp orada vermek mantıklı gelmişti ki vazgeçtim. Zaten herkesin dilindeydim, bana giy diye verdiği kıyafetleri bir de herkesin gözü önünde ona veremezdim.
Poşeti dolabımın en dibine koydum. Babam yakalarsa geberirdim.
Telefonumdan gelen bildirim sesiyle yataktaki telefonumu heyecanla alıp yatağıma uzandım. Ateş'ten gelmiş olmalıydı.
Bildirimlere baktığımda bunun Trendyol'dan geldiğini gördüm.
Yüzümdeki sırıtış söndüğünde telefonumu yatağın diğer tarafına fırlatıp,
"Kesin eve gidince unuttu! Bir de akşama kadar konuşuruz diyordu, yalancı!"
diye kendi kendime kızdım.
Telefona sırtımı döndüm.
Yarın okulda görürdü o eksik kromozom!
Sözde bile sevgili olsak, yazacağım dediysen yazacaktı!
Göz devirip sırtüstü döndüm. Duvarla bakışma seansım başlamıştı. Duvar bana, ben duvara bakıyordum.
Tamam Güneş. Say 10'a kadar yazmazsa engelle.
Kararımı onaylayarak kafamı salladım.
"10" dedim.
Telefona kısa bir bakış attım.
"9" dedim.
Hâlâ ses seda yoktu. Onu kendi ellerimle süründürecektim.
"8"
İnşallah oturduğun o ev sana girer!
"7"
İnşallah her ayağa kalktığında öyle bir başın döner ki geri oturmak zorunda kalırsın.
"6"
İnşallah video izlerken çıkan X tuşuna her bastığında seni başka yere aktarır da videonu izleyemezsin.
"5"
İnşallah yastığının her iki yüzü de sıpsıcacık olur, sıcaktan uyuyamazsın.
"4"
İnşallah yürürken ayak serçe parmağın sehpanın köşesine çarparsın.
"3"
İnşallah evine misafir çocuğu gelir ve oyunundaki bütün ilerlemeni çöp eder.
"2"
İnşallah şehirler arası yoldayken tam en ıssız yerde benzinin biter de yolda kalır ve telefonun da çekmez.
"1"
İnşallah banyo yaparken hem sular hem de elektrikler kesilir, öyle göt gibi kalırsın.
"Ve..."
dedim, sustum.
Sıfır dediğim an bitecekti.
Tam ağzımı açmıştım ki gelen bildirimle telefona baktım.
Ateş mesaj atmıştı.
"Söylediğim her sözü geri alıyorum Ateş Bey, inşallah hayatın hep güzel geçer."
Dedim ve telefonu açıp mesajına baktım.
Ateş: Eve yeni geldim. Direkt sana yazdım, kıymetimi bil Güneş Kızı.
Mesajı okumamla sözlerimi tekrardan geriye aldım. Daha eve varamadığı için yazmamıştı. Boş yere günahını aldım çocuğun.
Vakit kaybetmeyip yazdım.
Ben: Çok incesiniz Ateş Bey.
Ateş: Ne demek, görevimiz. Ee ne yapıyorsun, baban sıkıntı çıkarmadı dimi?
Ben: Yok, yok. Banyodan çıkınca televizyonun karşısında uyuyakalmış.
Ateş: İnşallah da son uykusu olur.
Ben: Ateş! O benim babam, geri al sözünü.
Ateş: Senin baban, benim değil. İstediğimi derim.
Ben: Yani sırf ben istiyorum diye geri almaz mısın?
Ateş: Bu kişi baban olacak, o kişiyse hayır.
Ben: Engelleme tuşu neredeydi ya!?
Ateş: Lan lan dur dur, tamam demedik bir şey.
Ateş: Engelleme! Evini basarım bak, yaparım.
Ben: Bulamadım, yoksa engelleyecektim.
Ateş: Kesin bulamamışsındır, kesinnn.
Ben: Ksksksksks.
Ateş: Öyle mi gülünür psjrllsçzmfkepzjfnmlsş.
Ben: Klavyeye işkence eden koca yürekli Ateş.
Ateş: Bu bir onurdur.
Ben: Sıkıldım.
Ateş: Bende ya.
Ben: Sana bir şey soracağım.
Ateş: Sor.
Ben: Ama dürüst olacaksın.
Ateş: Ne o, bana mı açılacaksın?
Ben: Aa tesadüfe bak, engelleme tuşunu buldum.
Ateş: Beni her saniye böyle tehdit mi edeceksin?
Ben: Eğer kaşınırsan evet.
Ateş: Beni buradan engelleyebilirsin ama gerçek hayatta engelleyemezsin.
Ben: Maalesef.
Ateş: Ee haydi, soru soracaktın.
Ben: Aslında şeyi soracaktım...
Ateş: Sor artık!
Ben: Tamam be, mesajlaşmada hiç çekilmiyorsun.
Ateş: Dimi, arasam mı acaba seni? Sesini duyarım.
Ben: Babam uyanır, olmaz.
Ateş: Sevgilimle konuşuyorum, baba yat geri dersin ne olacak hahaah.
Ben: Denemek isterdim ama sonuçları ağır olur.
Ateş: Ben korurum seni.
Yanaklarımın kızardığını hissettim. Telefona kitlenmiştim.
Ateş: Ne oldu hahaha? Yüzünün ne hale girdiğini tahmin edebiliyorum.
Ben: Telefondan mı koruyacaksın beni?
Ateş: He yani, korumamda sorun yok.
Ben: Var desem ne değişir, yok desem ne değişir?
Ateş: Aslında hiçbir şey değişmez, hâlâ peşindeyim.
Ben: Ateş, harbi diyorum malsın.
Ateş: En azından beynimiz var da kullanmıyoruz, bazılarında beyin yok mesela bu mesajı okuyan o kişi.
Ben: Bana beyinsiz mi demek istedin!
Ateş: Gerçekler yavrum.
Ben: Bana yavrum deme!
Ateş: Çok beklersin, hep dicem YAVRUM.
Ben: Hayvan herif!
***
Saat 00.00
Ateş: Uykum geldi, senin?
Ben: Benim de, hayatımda hiç bu kadar konuşmamıştım.
Ateş: Uyuyalım o halde.
Ben: Tamammm. İyi geceler Ateş Bey.
Ateş: İyi geceler Güneş Kızı ❤️
Ben: Kırmızı kalp?
Ateş: Emoji değil mi, canım istedi attım.
Ben: Emojilerin de anlamı vardır Ateş.
Ateş: Ya öyle miymiş bilmiyorum ki ben. Hem altı üstü kalp emojisi attık, sanki kalbimin sahibi ol dedim.
Ben: Olmamı istemez miydin?
Ateş: Olmak ister miydin?
Ben: Engelleme tuşu mu parlıyor ne?
Ateş: Tamam tamam. İyi geceler, yarın görüşürüz Güneş Kızı.
Ben: Sana da iyi geceler Ateş Bey.
Telefonu kapatıp pencereye döndüm.
Sanırım bugün huzurla uyuyabilirdim.
Gülümseyip,
"Rüyanda beni ve engelleme tuşunu görürsün inşallah."
dedim.
Gözlerimi kapattım.

NASIL BİR BÖLÜMDÜ YORUMLARA BEKLİYORUMMM 😁😁
GÜNEŞİN MÜKEMMEL BEDDUALARINI ARTIK GERÇEK HAYATTA KULLANABİLİRSİNİZZ 😇