2. bölüm / 10
Göz yaşıSenden ned'en vazgectigimi ögrendiginde'...
Bölümler 10Şu an: Senden ned'en vazgectigimi ögrendiginde'...
Gözyaşı — Bölüm 2
Aradan üç ay geçmişti.
Kız artık onun adını duyduğunda eskisi gibi irkilmiyordu.
En azından öyle sanıyordu.
Ta ki bir akşam, telefonuna bilinmeyen bir numaradan gelen tek bir mesajı görene kadar.
“Onun sana anlatmadığı bir şey var.”
Mesajın altında bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafı açtığında nefesi kesildi.
Fotoğrafta sevdiği çocuk vardı.
Ama yanında gördüğü kişi, onu asıl yıkan şey değildi.
Fotoğrafın arkasında yazan tarih üç ay öncesine aitti.
Tam onu terk ettiği gece…
Kızın elleri titremeye başladı.
“Bu da ne?” diye fısıldadı.
Numarayı aradı.
Cevap yoktu.
Tekrar aradı.
Yine yok.
Sonra yeni bir mesaj geldi.
“Eğer gerçeği öğrenmek istiyorsan yarın saat sekizde eski kafeye gel.”
Kız uzun süre ekrana baktı.
Gitmemesi gerektiğini biliyordu.
Ama içinde yıllardır kapanmayan bir kapı vardı.
Belki de ilk kez o kapıyı tamamen kapatmak için gitmeliydi.
Ertesi akşam eski kafeye gitti.
İçeri girdiğinde onu görmeyi beklemiyordu.
Masada oturan kişi, sevdiği çocuğun en yakın arkadaşıydı.
Kızın yüzü bir anda soldu.
“Sen neden buradasın?”
Çocuk ayağa kalktı.
“Çünkü sana gerçeği anlatmak zorundayım.”
Kızın boğazı düğümlendi.
“Ne gerçeği?”
Çocuk birkaç saniye sustu.
Sonra cebinden eski bir zarf çıkardı.
Zarfı masanın üzerine bıraktı.
“Bunu sana vermemi istemişti.”
Kız zarfı eline aldı.
Üzerinde kendi adı yazıyordu.
“Sana…”
Parmakları titremeye başladı.
“Bunu neden şimdi veriyorsun?”
Çocuk gözlerini kaçırdı.
“Çünkü artık susamayacağım.”
Kız zarfı açtı.
İçinden birkaç sayfalık bir mektup çıktı.
İlk cümleyi okuduğunda gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Eğer bu mektubu okuyorsan, büyük ihtimalle benden nefret ediyorsundur.”
Kız okumaya devam etti.
“Ve belki de bunu hak ediyorum.”
Gözyaşları sayfaya damlıyordu.
“Sana ihanet ettiğimi düşündüğünü biliyorum. Ama sana söyleyemediğim bir şey vardı. Seni kendimden uzaklaştırmamın sebebi senden vazgeçmem değildi.”
Kızın nefesi kesildi.
Sayfanın devamını okumaya korkuyordu.
Ama yine de okudu.
Ve okuduğu son cümleyle dünya bir kez daha başına yıkıldı:
“Seni kendimden uzaklaştırdım çünkü seni sevdiğim kadar uzun yaşayamayacağımı biliyordum.”
Kızın elindeki mektup yere düştü.
Başını kaldırdı.
“Ne demek bu?”
Çocuğun en yakın arkadaşı gözyaşlarını saklamaya çalıştı.
“Bilmiyor muydun?”
“NEYİ?”
Kafedeki herkes dönüp onlara baktı.
Çocuk sessizce konuştu:
“Onun hastalığını…”
Kızın yüzündeki bütün renk çekildi.
“Hayır…”
Başını iki yana salladı.
“Hayır, bana böyle bir şey söylemedi.”
“Çünkü seni üzmek istemedi.”
Kız sandalyesine çöktü.
Aylarca nefret ettiği insanın, belki de bütün bu zaman boyunca kendi acısını tek başına taşıdığını ilk kez anlıyordu.
Telefonunu çıkardı.
Onun numarasını buldu.
Aradı.
Telefon çaldı.
Bir kez…
İki kez…
Üç kez…
Sonunda açıldı.
Karşıdan çok yorgun bir ses geldi:
“Efendim?”
Kız konuşamadı.
Sadece ağladı.
Çocuk bir süre sessiz kaldı.
Sonra fısıldadı:
“Öğrendin…”
Kız gözyaşlarının arasından tek bir cümle söyleyebildi:
“Beni neden yalnız bıraktın?”
Karşı tarafta uzun bir sessizlik oldu.
Sonra çocuk titreyen sesiyle cevap verdi:
“Çünkü seni sevdiğim halde, sana veda etmeye gücüm yetmedi.”
Bölüm etkileşimi
