9. bölüm / 10
Göz yaşıGözyaşı
Bölümler 10Şu an: Gözyaşı
Gözyaşı — Bölüm 9
Kız, telefonu kulağında tutarken nefesini bile tutmuştu.
“Sen kimsin?” diye sordu tekrar.
Karşıdaki adam birkaç saniye sustu.
Sonra yavaşça konuştu:
“Ben, annenin yıllardır sakladığı gerçeğin son tanığıyım.”
Kızın kalbi hızla çarpmaya başladı.
“Annem hakkında ne biliyorsun?”
“Telefonda anlatamam. Beni görmek istiyorsan yarın saat yedide eski tren istasyonuna gel.”
“Ya gelmezsem?”
Adamın sesi değişti.
“O zaman sevdiğin çocuğun neden öldüğünü asla öğrenemezsin.”
Kızın nefesi kesildi.
“Ne dedin?”
Ama telefon çoktan kapanmıştı.
Ertesi gün saat yediye birkaç dakika kala kız eski tren istasyonuna geldi.
Etraf sessizdi.
İstasyon neredeyse terk edilmiş gibiydi.
Bir bankın üzerinde yaşlı bir adam oturuyordu.
Kız ona doğru yürüdü.
“Beni sen aradın.”
Adam başını kaldırdı.
Kızın yüzüne uzun uzun baktı.
Sonra cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta annesi, sevdiği çocuğun babası ve başka bir adam vardı.
Kız fotoğrafa bakarken kaşlarını çattı.
“Bu kim?”
Yaşlı adam fotoğraftaki kişiyi gösterdi.
“Onun babasını öldüren adam.”
Kızın gözleri büyüdü.
“Hayır… Bana kazanın bir kaza olduğunu söylediler.”
“Öyle anlatılmasını istediler.”
“Kim?”
Adam cevap vermeden önce etrafına baktı.
Sonra alçak sesle konuştu:
“Çocuğun babası, yıllar önce bazı insanların yaptığı usulsüzlükleri ortaya çıkarmak üzereydi. O gece arabasının frenleri kesildi.”
Kızın eli ağzına gitti.
“Yani…”
“Evet. O kaza değildi.”
Kızın gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Annem neden suçlandı?”
“Çünkü annen olayın gerçek yüzünü öğrenmişti.”
“Peki neden sustu?”
Adamın gözleri doldu.
“Çünkü seni korumak zorundaydı.”
Kız başını eğdi.
Yıllardır annesine kızmıştı.
Onu kendisinden bir şeyler saklamakla suçlamıştı.
Şimdi ise annesinin bütün hayatını onu korumak için sessiz geçirip geçirmediğini düşünüyordu.
“Peki sevdiğim çocuk bunları ne zaman öğrendi?”
Adam derin bir nefes aldı.
“Çok geç.”
“Ne demek bu?”
Adam ona küçük bir anahtar uzattı.
“Bunu sana vermemi istedi.”
Kız anahtara baktı.
Üzerinde küçük bir numara vardı:
17.
“Bu neyin anahtarı?”
Adam ayağa kalktı.
“Tren istasyonundaki 17 numaralı emanet dolabının.”
Kız hemen dolaplara doğru koştu.
17 numaralı dolabın önünde durdu.
Anahtarı kilide soktu.
Çıt.
Kapak açıldı.
İçeride küçük bir kutu vardı.
Kutunun üzerinde kendi adı yazıyordu.
Kız kutuyu açtı.
İçinden bir telefon çıktı.
Telefonun ekranında tek bir video vardı.
Dosyanın adı:
“Beni dinle.”
Kızın elleri titredi.
Videoyu açtı.
Ekranda sevdiği çocuk vardı.
Yüzü yorgundu.
Ama gözlerinde hâlâ o tanıdığı bakış vardı.
Kız ağlamaya başladı.
Çocuk kameraya baktı ve konuştu:
“Eğer bu videoyu izliyorsan, artık sana gerçeğin tamamını anlatmamın zamanı gelmiş demektir.”
Bir an sustu.
Sonra söylediği cümle, kızın kanını dondurdu:
“Ama bilmediğin bir şey daha var… Annem de bu olayın içindeydi.”
Bölüm etkileşimi
