14 Bölüm Annenin Acısı

Vaveyla Yazarı: Bayan Gölge

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 14 Bölüm Annenin Acısı

Atlas Kor Karayel
En çok özlediğim insan, şimdi benden korkuyordu.
Yıllarca onu bulmanın hayalini kurmuştum. Çocukluğumdan geriye kalan en güçlü anılarımda hep onun yüzü vardı. Sesini, bana dokunuşunu, beni uyuturken söylediği sözleri hiç unutmamıştım.
Onu bulduğum gün, içimde yıllardır taşıdığım boşluğun sonunda kapanacağını düşünmüştüm.
Ama hayatın benim için başka bir planı varmış.
Karşımda annem vardı.
Hayattaydı.
Fakat gözlerinde beni tanıyan tek bir bakış bile yoktu.
Ben ona yıllardır özlediğim annem olarak bakarken, o bana sanki karşısında tehlikeli bir yabancı varmış gibi bakıyordu.
Ve o an anladım…
Bazen birine kavuşmak, onu kaybetmekten daha fazla acıtabiliyordu.

Uzun yolculuktan sonra eve gelmiştik, ama ben herkezden ayrı bir arabayla gelmiştim, annemin benden daha fazla korkmaması için.
Eve geldiğimizde annem girmek istemedi ama İlayda sayesinde eve girmeyi kabul etti.
Herkez eve girmişti ama ben girmek istemedim.
Evin dışında yağan karın altında duruyordum, beni ısıtan elimdeki sigaraydı. Bu kaçıncı dal bilmiyorum ama ne kadar içersem içeyim asla sakinleşemedim.
Sırtımı yasladığım duvarın hemen yanına çöktüm, artık ayakta durmaya bile gücüm yoktu.
"Atlas" başımı kaldırmadan gelen sesi tanımıştım, Kuzeydi. Karşıma geçip yanıma eğildi "Hadi içeri geç kuzen" konuşmadım sadece başımı iki yana salladım. Bu sefer bıkkın nefes verip karşıma oturdu "İyi bende beklerim"
"Kuzey, geç içeri"
"Ay Atlas bey siz konuşur muydunuz?" dediğinde yüzümde buruk bir gülümseme belirdi. Başımı kaldırıp ona baktım
“Nasıl hissediyorsun?”
“Harika” dedim Kuzey kaşını salladı
“Yüzündeki ifadeye bakılırsa harika kelimesinin anlamını biraz değiştirmişsin.”
İstemsizce dudaklarımın kenarı kıpırdadı.
“Komik olduğunu mu sanıyorsun?”
“Hayır. Ama seni güldürmeye çalışıyorum. Arada işe yarıyor.”
Başımı önüme eğdim.
“Beni hatırlamıyor, Kuzey. Kendi oğluna yabancı gibi bakıyor.”
Kuzey’in yüzündeki gülümseme biraz silindi ama sesini yine de sakin tuttu.
“Atlas, annenin seni hatırlamaması senin onun oğlu olmadığın anlamına gelmez.”
“Biliyorum.”
“Güzel. O zaman bugünlük bu kadar düşün. Yarın yine düşünürsün.”
Ona baktım “Yarın mı?” başını salladı
“Evet. Bugün beynine izin ver. Zaten yeterince çalışıyor.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Kuzey omzuma hafifçe vurdu.
“Hem düşünürsen çözüm bulacağını sanıyorsun ama bazen insanın ihtiyacı çözüm değil, biraz nefes almaktır.”
Derin bir nefes aldım.
“Sen ne zamandan beri böyle bilge konuşuyorsun?”
Kuzey omuz silkti.
“Ben de şaşırıyorum. Galiba yaşlanıyorum.”
Bu kez gerçekten gülümsedim.
Kuzey de bunu görünce başını salladı “İşte. Nihayet insan gibi görünmeye başladın.” ayağa kalkıp elini bana uzattı, iç çekerek elini tuttum.
İçerşye girdiğimizde sıcaklık karşısında titredim. Üst kata çıkıp odams doğru ilerledim.
Odama girdiğimde üstümdeki her şeyi çıkarıp banyoya girdim. Birkaç dakika boyunca banyoda kaldım.
Banyodan çıkıp üstüme elime ne gelirse onu giydim. Yatağıma ilerleyip kendimi yatağa bıraktım. Bir süre sessiz odada tek başımaydım. Sonra kapım yavaşça açıldı başımı kapıya çevirdiğimde gelen kişinin İlayda olduğunu gördüm.
Kapıyı kapatıp yanıma ilerledi "Atlas" dedi ama cevap vermedim sadece baktım. Yavaşça yanıma gelip oturdu, eliyle saçlarımı okşadı "Nasılsın sevgilim?"
"Ölü gibi" dediğimde sesim yorgun çıkmıştı. Gülümseyerek bana bakmaya devam etti, yanağıma eğilip sıcak bir öpücük kondurdu "Şimdi nasılsın?" dediğinde zihnim açılmış gibi oldu "Tekrardan doğmuş gibi" dedim, elimi yanağına götürdüm.
"Atlas, biraz kendini toparla. Ben senin bu haline alışık değilim hiç"
Ah sevgilim, inan bana bende bu halime alışık değilim, ama bütün inancım artık tükenmişti.
Cevap vermedim, gözlerimi kapatıp biraz rahatlamak istedim. Ama beklemediğim birşey oldu, yanağıma sert bir tokat geldiğinde hızla yattığım yerden kalktım. Şaşkınca İlaydaya baktım "İlayda ne yapıyorsun sen?"
"Ne bileyim ben, kendine gelirsin diye vurdum"
"Sen insanı böyle mi kendine getiriyorsun İlayda!" tekrar yanağıma bir tokat yedim "Bana bağırma Atlas!"
Bana bağırma diyor ama kendisi bağırıyor.
"Tamam özür dilerim" ellerini tutup avuç içlerini öptüm "Sadece kafam karışık" dediğimde başımı öne eğdim.
"Benim tanıdığım Atlas bu değil" dedi, başımı iki yana salladım "O Atlasın inancı kalmadı İlayda.Bana baktığında oğlunu görmüyor. Benden korkuyor” dedim “Ben neyi bekliyorum ki? Beni hatırlaması için bir mucizeyi mi?”
İlayda elimi tuttu.
“Umut etmek için mucizeye ihtiyacın yok.”
“Ben artık umut etmek istemiyorum.”
Sesim ilk kez bu kadar yorgun çıkmıştı.
“Çünkü neye inandıysam sonunda elimden alındı. Annemi bulacağıma inandım, buldum ama beni tanımıyor. Her şeyin bir gün normale döneceğine inandım… hiçbir şey normal olmadı.”
Ben yıllarca bu anı hayel ettim, onun ölmediğine inanan tek kişi bendim. Ondan vazgeçmedim hatta onun için Kor oldum ben.
Ama annem benden korkuyordu, hangi halimden. Atlastan mı yoksa Kordan mı?
Ellerini yüzüme yerleştirdi, başımı kaldırdığında bana üzgün bakan gözlerini gördüm, bana şifa gibi gelen yeşil gözleri.
"Sen bunca yıl anneni aradın. Onu bulabilmek için yapmadığın hiçbir şey kalmadı. Her izini takip ettin, her ihtimali değerlendirdin. Bazen kendinden bile vazgeçtin ama ondan vazgeçmedin.”
Her konuşması, her sözü bana biraz olsun iyi geliyordu.
“Şimdi onu bulduğun için her şeyin bir anda düzelmesini bekliyorsun. Ama Atlas, bazı yaralar yıllarca iyileşmeden kalır. Annen seni bugün hatırlamıyor diye senin ona olan sevgini değersiz kılmaz.”
Yanağımdaki bir elini sıkıca tuttum
“Biraz sabret sevgilim, az daha sabret"
Her daim yanımda olması beni biraz daha umutlandırıyordu "Peki bu güzel konuşmayı bir öpücükle ödüllersem?" bu halimi görünce gözlerini devirdi.
Başımı ona doğru eğdiğimde dudağımı onun dudaklarına bastırdım. Elimi beline atıp onu biraz kendime çektim. Dudaklarını benden çektiğinde nefes nefeseydi, bana baktığında sadece onu istiyordum, herşeyden çok hemde.
Dudaklarımı onunkilerle tekrar birleştirdim ama bu sefer daha serttim. Her öpüşüm daha sertti.
Yatağa uzandığında bende onun üstündeydim, elleriyle saçlarımı çekiştirdiğinde hızla ellerini tuttum.
Dudaklarımı ondan çektiğimde ikimiz de nefes nefese kalmıştık. Yüzünde yumuşak bir gülümseme belirdi "Bir öpücük sanıyordum" dediğinde gülümsedim "Sana karşı koymak mümkün mü?" başını bilmem der gibi salladı.
Bir elim ellerini tutarken diğer elim yavaşça tişörtüne gitti. Elimi işkence çektirir gibi yavaşça karnına ilerledi, o bu hareketime biraz titredi. Elimi karnında yavaş yavaş gezindirdim "Bana işkence mi ediyorsun?"
"Bu işkence hoşuna gidicek" ellerini bırakıp yavaşça tişörtünü çıkarmaya çalıştım, oda bana yardım ederek tişörtünü çıkardığında karşımda sadece sütyeni ile kaldı.
Adeta beni delirtiyordu, ona karşı koyamıyorum.
Gözlerini kısarak bana gülümsedi "Böyle olmadı" dedi. Eli üstüme uzandığında ne istediğini anlamıştım.
Hızla üstümdeki kazağı çıkardım, elleri karın kaslarımda gezindiğinde bir an ürperdim. Hızla atımdan sıyrıldı, bu sefer ben altındaydım.
Ellerini karnımda gezdirdi "Üç yılın acısını çıkaralım Atlas" dudaklarını dudaklarımla her buluşturduğunda vücudum yangın yeri gibi oluyordu.
Beni öperken diğer yandan esofmanımın ipini çözmeye çalışıyordu. Elimde ona yardım edip altımdan esofmanımı çıkardı. Elleri kasıklarımda gezindiği an hızla ellerini tutup onu yatağa yatırdım "İlayda" deiğimde dediğimi anlamıştı. Gözlerine baktığımda oda bunu istiyordu "Ben tam anlamda senin olmak istiyorum Atlas" dedi "Seni istiyorum"
Elleri ellerimden kayıp pantolonuna yöneldi, kemerini açtığında pantolonunu çıkarmasına yardım ettim. Karşımda sadece iç çamaşırı ile kalmıştı. Ona her baktığımda nefesimi kesiyordu.
İç çamaşırımı çıkardığımda artık aramızda hiçbir şey yoktu. Dudaklarımız tekrar birleştiğinde diğerlerine göre daha sertti, daha tutkulu. Onu her öptüğümde tekrar doğuyor gibi oluyordum.
Elimi yavaşça karnında gezdirdim, dudaklarımın arasında adeta acı çekiyordu. Elimi karnında yavaşça gezdirdim sonra elim daha aşağıya ilerledi. Elleriyle ensemi sıkıca tutuyordu, tırnaklarını derime bakıyordu.
Boşta kalan elimle ellerini tutup başucunda birleştirdim.
Elimle kilodunun kenarlarını tuttum, yavaşça aşağıya indirdim. Belini hareket ettirip kilodunu çıkarmama yardım etti.
Dudaklarımdan kurtulup gözlerimin içine baktı "Seni istiyorum Atlas" nefesi kesik çıkıyordu "Durmamı bekleme o zaman"
"Durma" dediğinde beni cıldırtmayı başarmıştı. Üstüne biraz daha eğildim ve yavaşça içine girdim, acıyla inledi ama durmadım. Yavaşça içine girdiğimde tiz çığlıkları odayı dolduruyordu "Beni delirtiyorsun" içine daha sert girdiğimde daha çok inledi "Sana karşı koyamıyorum" ve daha sert.
Dudaklarına biraz daha yaklaştım ama bu sefer boynunu öptüm, ordan da göğüslerini "Atlas" sesi kısık çıkıyordu, ben daha sert girdiğimde "Atlas!" diye sertçe inledi.
Elleri bir türlü durmuyordu, sürekli tırnaklarını bana batırıyordu. Onun elini hiç bırakmadan kenardaki çekmeceyi açtım, içinden kravatımı çıkardım.
Ellerini kravatla bağladıyıp ucuyla ellerini tuttum, bana gülmeye başladı "Beni bağlayarak mı işkence edeceksin?"
"Bu daha başlangıç güzelim"
Dudaklarına eğildiğimde bu sefer biraz daha hızlandım, dudaklarım arasında adeta acıyla kıvranıyordu.
Biraz daha hızlandığımda vücudunun kasıldığını hissettim. Dudaklarımdan sıyrılıp nefes almaya çalıştı "Atlas..."
daha sert girdiğimde "Atlas... ah" inlemeleri arttı ama ben durmadım. Bu sefer onu kucağıma aldığımda ikimiz de nefes nefese kalmıştık. Terli alınlarımı birbirine yasladık, ellerim sırtında gezindiğinde sutyenine ilerledi, sutyenini açtığımda artık tam olarak karşımdaydı.
Ellerimi sırtına atıp kendime çektim "Durmamı ister misin?" dedim ama o arsız gülüşüyle başını iki yana salladı "Durma, senin olmak istiyorum"
İçine daha sert girdiğimde başı omzuma düştü "Sen zaten benimsin" bir daha girdiğimde inlemeleri odada yankılandı. Bu sefer biraz daha hızlandım,bağlı elini boynuma attığında tırnaklarını sırtıma geçirdi.
Adeta bir yay gibi vücudu kıvrılıyordu "Atlas" daha sert "Atlas!" daha tutkulu "Atlas, ah!" ikimiz de nefes nefese kalmıştık.
Bağlı olan ellerini çözüp beni yatağa sırtüstü itti. Ellerini karım kaslarımın üzerinde gezdirirken adeta yanıyordum. Toplu saçlarını yavaşça açtığında adeta nefesimi kesiyordu. Ve onu daha çok istiyordum.
Onu üstümden alıp altıma aldığımda yüzünde arsız bir gülümseme belirdi "Yoruldun mu Kor?" dediğinde güldüm. Kulağına doğru eğilip "Ben yorulmam ama durmamı istersen asla durmam" dudaklarının kenarını ısırdı "Durma, sana dur diyen yok" cevabımı aldım.
İçine tekrar girdiğimde daha sert daha tutkulu girdim. Bu sefer bağırmadan önce dudaklarımla dudaklarını kapatmıştım. Daha sett ve daha hızlı girdiğimde inlemeleri arttı. Dudaklarından uzaklaşıp bu sefer biraz aşağı indim. Göğüslerini her öptüğüm yer bir yangın yeri gibiydi. Göğüslerinin daha aşağısı, karnının tam ortasını öptüğümde titredi.
Bacaklarını belime doladığında beni kendine bağlamıştı. Ellerimle yavaşça bacaklarına ordan kalçasına yavaşça ilerledim "Atlas..." bir an gözlerimiz kesişti nefes nefese bana bakıyordu.
Hızla onu kucağıma alıp yataktan kalktım. Sırtını sert duvara yasladığımda acıyla inledi. Ellerini başının üzerinde birleştirdim "İlk defa karşında böyleyim" dedim "İlk defa silahsız ve yalansız" her sözüm tutkuyla çıkıyordu.
Uzun uzun gözlerime baktı, bacaklarını belimden indirip yere bastı "Kalkanlarımızı bir kenara bırakalım" eli boynumda gezindi "Ve birbirimize kendimizi açalım"
Elim yanağına doğru uzandı, onu kendime çekip tutkuyla öptüm. Ben bunca zaman kimseye yenilenmiştim ama şimdi onun karşısında silahsız ve yalansız durabiliyordum.
"Seninim"
"Sana aitim" dediğinde yüzünde yorgun bir gülümseme belirdi.
O iki cümleyle sanki aramızda eksik kalan her şey yerine oturmuştu. Geçmişin bütün kırgınlıkları, korkuları ve uzaklığı bir anlığına geride kalmıştı.
O gece birbirimizi bulmuştuk.
Artık iki ayrı hikâye değil, aynı hikâyenin iki parçasıydık.
Ve gece, sessizce üzerimizden geçip gitti.

Sabahın ışıkları yüzüme vurduğunda gözlerimi açmakta zorlandım. Gözlerimi araladığımda çok güzel bir manzaraya uyandım.
İlayda hemen yanımda uyuyordu. Adeta bir sanat eseri gibiydi. Onu izledim, saçlarını, kirpiklerini, dudaklarını. Onu hiç uyandırmak istemedim.
Yavaşça yanından kalkıp duşa girdim. Duştan çıkıp üstüme rahat birşeyler giydim. Odadan çıkmadan önce son kez İlaydaya baktım, uyanır gibi oldu ama yatış yönünü değiştirdi sadece.
Odadan yavaşça çıkıp üst kata ilerledim. Yukarıya çıktığımda odanın kapısının yanındaki adamlar beni gördüklerinde başlarıyla selam verdi.
Bu odada annem kalıyordu.
"Kahvaltı etti mi?" dediğimde adamlar başlarını salladı "Kahvaltısı geldi efendim ama yemedi" kenarda duran tepsiye baktım.
Tepsiyi elime aldım, adamlar kapıdan biraz uzaklaştıklarında artık baş başa kalmıştım. Elim yavaşca kapı koluna uzandığında kapıyı yavaşça açıp içeriye girdim.
İçeriye girdiğimde burnuma tanıdık bir koku doldu, Menekşe. Annemin en sevdiği çiçekti.
Odada yavaşça yürüyüp annemi aradım, yatakta yoktu. Onu camın yanındaki koltukta otururken gördüm. Sırtı bana dönüktü, dışarıda yavaşlayan karı izliyordu.
Cesaretimi toplayıp ona doğru yürüdüm. Ama ona her yaklaştığında kalbim delicesine atıyordu.
Aramızda biraz mesafe vardı ama daha fazla yaklaşmaya çekindim.
Başını yavaşça çevirdiğinde beni gördü, şaşkınca bana bakıyordu "Birşey yok" dedim, elimdeki tepsiyi gösterdim "Sadece sana kahvaltını getirdim" tepsiyi yavaşça yanındaki küçük masaya bıraktım.
Yanından uzaklaşacağım sıra "Dur" dedi. Bir an tereddüt ettim. Ama en sonunda karşısında durdum.
Eliyle karşısındaki sandalyeyi işaret etti. Yavaşça sandalyeyi çekip tam karşısına oturdum.
Bana uzun uzun baktı, gözlerime, saçlarıma "Beni kurtardın" kısık çıkan sesiyle "Ama neden kurtardın beni?"
Bir an boğazım düğümlendi, ne diyecem ben şidmi Senin oğlunum desem bana inanmayacaktı.
"Beni hatırlamıyor musun?" dedim sadece.
O ise bana bakmaya devam etti "Seni tanıyor gibiyim" dediğinde bir an ağzım açık kaldı "Oğlum yaşasaydı tıpkı onun büyümüş hali gibisin" oğlum yaşasaydı, beni ölü olarak mı biliyordu.
Şaşkınca ona bakmaya devam ettim, ne diyeceğimi bilemedim "Oğluna ne oldu?" dedim sadece, ona ne dediler de beni ölü olarak biliyordu?
Eli boynundaki kolyeye uzandı, sıkıca tuttu "Oğlumu öldürmüşler" dediğinde sesi öfkeli çıkıyordu "Beni kaçırdıkları zaman oğlumu öldürmüşler. Oysa o daha küçüktü" gözlerime baktı "O masumdu. Hayatı yaşaması gerekiyordu" o anlatırken benim nefesim düğümlendi.
Sana en yaptılar anne, ne yaptılar da kendi çocuğunu öldüğüne inanıyorsun?
Yavaşça oturduğum yerden kalkıl yanından uzaklaştım. Kapıyı açıp odadan çıktığımda ne yapacağımı bilemedim.
Oradan uzaklaşıp aşağıdaki büyük seraya gittim. Koltuğa oturduğunda karşımdaki Menekşeye baktım.
Cebimden telefonu çıkarıp rehbere girdim Kağan Ateş Demirhan, yani babam. Hala da baba dememiştim ona.
Derin bir nefes verip numaraya tıkladım. Birkaç saniye çaldıktan sonra telefon açıldı "Oğlum"
"Merhaba...baba" ilk defa ona baba dedim, oda buna şaşırmış olacak ki birkaç saniye sessiz kaldı "Atlas, birşey mi oldu?"
"Buldum onu baba" dedim "Annemi buldum, o yaşıyor" çenem kasılmıştı "Ama beni tanımıyor, benden korkuyor ve...beni ölü olarak biliyor"
Ben henüz ölmemiş olsam bile annemin bana öyle bakması, beni öldürmeye yetmişti.
"Gerçekten..." dedi "Gerçekten Yeşim yaşıyor mu,buldun mu onu Atlas?"
"Buldum baba" gözlerim dolmuştu, elimin tersiyle hızlıca sildim "Ama beni tanımıyor baba, söylesene ben ne yapıcam. Ben yıllardır onun için çabaladım ama şimdi..." şidmi ise annem benden korkuyordu.
“Atlas, sen onu bulduğun gün her şeyin bir anda düzeleceğini düşünmüş olabilirsin. Ama hayat böyle işlemiyor.” bir süre sessiz kaldı.
“Ya beni hiç hatırlamazsa?”
“Bunu şimdiden bilemezsin.”
“Peki ne yapacağım?”
“Onu zorlamayacaksın. Yanında olacaksın. Sana alışmasına izin vereceksin.”
Derin bir nefes aldım “Bunca yıl bekledim baba…”
“Biliyorum oğlum.”
"Beklemekten artık yoruldum baba"
"Biliyorum oğlum" Sesi yumuşadı.
“Ve seni tanıması için biraz daha beklemen gerekiyorsa, bekleyeceksin. Sen yıllarca anneni ararken pes etmedin. Şimdi onu bulmuşken, ilk zorlukta kendinden vazgeçme.” dedi "Bugün ucağımla Rusya'ya gelicem daha detaylı konuşuruz" sustu "Görüşürüz,oğlum" oda pek alışık değildi ama artık zamanla bunlara alışacağız.
"Görüşürüz baba" telefonu kapatım yanıma bıraktım. Ellerimle yüzümü kapattım. Zaman, biraz daha sabret Atlas, sabrın sonu selamettir.

Seradan çıkıp salona ilerledim, herkez salondaydı. Ama benim planım başkaydı.
Üst kata ilerledim, toplantı odasına girip kapıyı kilitledim. Bir görüşme yapmam gerekiyor.
Bilgisayarın başına geçip bir arama başlattım. Bir süre çaldıktan sonra en sonunda açıldı "Günaydın bay Kor" beni deli eden gülüşüyle karşımdaydı "Merhaba piç kuruşu"
"Hm bakıyorum istediğini almışsın. Senin için çok sevindim "
"Şamatayı kes Nolan" sesim sert çıkmıştı "Kim olduğunu biliyorum, oyun oynamayı bırak artık" yüzündeki gülümseme yavaş yavaş kayboldu. Oturuşunu düzeltti "Sanırım artık kim olduğumu öğrendin" gözlerini kıstı "Yıllarca babam sende ne bulduğunu merak etmiştim" güldü "Ama şimdi anlıyorum, göründüğünden fazla zekisin" gülerken tıpkı Voron gibi gülüyordu, bu beni daha çok kızdırıyordu.
"Şimdi beni arama sebebin bunları neden yaptığım. Ams merak etme anlatıcam" kameraya biraz yaklaştı "Ama burda olmaz"
Şaşkınca ona baktım "Neden seni öldüreceğimden mi korktun?" gülümsedi "Komik şey seni. Neyse" boğazını temizledi "Konuşmak istiyorsan konuşuruz ama burda olmaz. Benim istediğim yerde konuşacaz" bir kaşımı havaya kaldırdım "Sana neden guveneyim Nolan?"
"Çünkü beni istiyorsun" elleriyle kendisini gösterdi "Bende senden kaçmıyorum Kor. Akşama kadar vaktin var" elini kaldırıp el salladı "Bay bay Kor" aramayı sonlandırdığında bir süre boş ekrana baktım.
Ne yapacağımı bilmiyorum, aklım bana bu bie tuzak diyor ama kalbim onunla buluş, gebert onu diyor. Ve ben yine kalbimi dinleyecektim.
Odadan çıktığımda kendi odama doğru ilerledim. Kapıyı açtığımda İlayda hala yataktaydı.
Yavaşça içeri girdim, yatağa doğru ilerledim. Uyumadığını biliyorum çünkü kirpikleri hareket ediyordu.
Yatağın yanına ilerledim “Günaydın, güzel peri kızım.”
İlayda gözlerini açmamak için kendini zor tuttu.
Bu sefer yatağın kenarına oturup birkaç saniye onu izledim.
“Uyuyorsun, öyle mi?”
İlayda hiç kıpırdamadı. Hafifçe başımı eğdim
“Peki… O zaman ben de gideyim.”
Kalkar gibi oldum ama son an vazgeçtim. Onun yanına uzandım “Gerçi uyuyan biri bu kadar güzel gülümseyemez.”
İlayda istemeden gülümsedi. Onu belinden tutup kendime çektim "Yakaladım.”
İlayda yeşil gözlerini açıp ona baktı.
“Ne yakaladın?”
“Beni kandırmaya çalıştığını.”
“Ben uyuyordum.”
“Tabii” elimle kendimi gösterdim “Ben de buna inandım.” yönünü bana döndüğünde kaşlarını bana çatmıştı “Günaydın demiştin. Gidip işine bakabilirsin.”
Tek kaşımı havaya kaldırdım “Beni kovuyor musun?”
Trip atıyordu “Evet.”
“Günün daha ilk dakikalarında mı?”
“Evet.”
Gülerek başımı salladım, ah tatlı belam benim. Trip atarken bile çok güzelsin.
Başını başka yere çevirdiğinde elimle çenesini tutup kendime çevirdim. Dudağına küçük bir öpücük kondurdum "Özür dilerim, tamam mı?" dudaklarını ısırdı, gülümseyerek başını salladı "Çok güzel oldu"
Bir an bana merakla baktı "Annenin yanına mı gittin?" dedi, sadece başımı salladım. Yatakta doğrulup bana baktı "Ne oldu?"
"Kahvaltısını götürdüm odasına, yine bana korkarak bakıyordu" dediğimde kelimeler boğazıma düğümleniyordu.
"Ama bana çıkmadan önce dur dedi, o an o kadar mutlu oldum ki İlayda, sana anlatamam" gülümsedim benimle beraber oda gülümsedi "Ona beni tanıyor musun dedim ama beni tanımadı" başımı ona çevirdim "Bana ölen oğlumun büyümüş hali gibisin dedi. Beni ölü olarak biliyor İlayda"
Karşısındaki kendi çocuğuydu, demek istedim ölmedi oğlun, senin oğlun tam karşında anne. Ama diyemedim.
Elini saçlarımda gezdirdi “Belki seni hatırlamıyor olabilir. Ama bu, senin onun oğlu olmadığın anlamına gelmez.” dedi. Her sözü bana şifa gibiydi.
"Annenle ben ilgilenirim, ona hatırlamasında yardımcı olurum" dediğinde şaşkınca ona baktım "Gerçekten mi?" aynı bir çocuk gibiydim. Gülümseyerek başını salladı "Gerçekten tabi"
Yattığım yerden doğrulup onu kendime çektim. Onu öyle sıkıca sarılıyordum ki çok sıktığımı farketmedim "Atlas... aşkım boğuluyorum" onu hızla kendimden uzaklaştırdım "Özür dilerim, nasıl sevineceğimi bilemedim"
Ellerini sıkıca tuttum "Teşekkür ederim canım"
"Ben her zaman senin yanındayım. Sana hep destek çıkarım" yanağıma uzanıp bir öpücük kondurdu "Ama önce bir duş almam lazım" yanımdan kalkıp doğru banyoya girdi.
Artık biraz olsun rahatlamıştım,İlayda sayesinde ben çok değiştim. O bana iyi gelen tek şey.

İlayda Kutay
Duşun altında dün geceyi düşünüyordum. Atlasın karşısında tam anlamında çıplaktım. Biz o gece bir bütün olduk, tamamlanmıştık.
Uzun süresir banyodaydım,parmaklarımın ucu kırışmıştı. Suyu kapatıp üstüme temşz kıyafetler giydim. Aynanın karşısında uzun saçlarımı taradıktan sonra banyodan çıktım.
Atlas odada yoktu, muhtemelen işi çıkmıştır. Odadan çıktığımda karşıma Vera çıktı, daha yeni uyanmış olmalıydı.
Gülümseyerek ona baktım "Günaydın Vera" beni gördüğünde mavi gözleri parladı. Koşarak yanıma geldiğinde yanına eğildim, boynuma sıkıca sarıldı "Günaydın İlayda anne" bana her anne dediğinde eriyip bitiyordum "Kahvaltı edelim mi beraber?"
"Üzgünüm küçük Papatyam ama biraz işlerim var. Benim yerime de et sen" biraz kırılmış gibiydi ama gülümseyerek başını sallayıp yanımdan uzaklaştı.
Adımlarımı üst kata doğru attım. Merdivenden çıkıp odaya gelmiştim, adamlar beni görünce kapıdan uzaklaştılar.
Derin nefes alıp sakince kapıyı açtım. İçeriye girdiğimde yatakta oturuyordu. Yavaşça kapıyı kapatıp onun yanına ilerledim "Merhaba" dedim, ama sadeca bana baktı. Güzel bir tanışma fastı oldu.
Yavaşça yanına ilerleyip yatağın kenarına oturdum "Adım İlayda, sizin adınız ne?" bir an tereddütde bulundu, sonra "Yeşim" dedi "Yeşim Karayel" gülümsedim.
"Size Yeşim abla diyebilir miyim?" başını salladı. Yavaşça ellerine uzandığımda benden kaçmadı "Biraz dolaşalım mı Yeşim abla, hem sana evi gezdiririm" biraz düşündü sonra yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi "Olur"
Elini tutup yavaşça odadan çıktık. Adamlara rahat olun işareti yapıp oradan uzaklaştık.
Merdivenlerden inerken ona hem etrafı gösteriyordum. Onu odaların olduğu kattaki büyük balkona çıkardım. Cam balkona birer birer kar taneleri çarpıyordu.
Camın yanıma gidip dışarıyı izledi, yağan kara hayranlıkla baktı. Onun yanına gidip bende dışarıyı izledim "Bende karı çok severim" dedim "Yağan kar bana huzur veriyor" başımı aona çevirdiğimde hala da dışarıyı izliyordu.ama bakışları aşağa indi.
Bende baktığımda dışarda Atlası gördüm. Yanında Aren ve Kuzey vardı, arabalara doğru ilerliyorlardı.
Ama baktığı kişi Atlastı "Onlar size zarar vermezler, sizi onlar kurtardı"
"Hayır korkmuyorum" dediğinde başımı ona çevirdim "Benim ölen oğluma çok benziyor. Ona baktığımda oğlum aklıma geliyor" gözleri dolmuştu ama tek bir damla yaş düşmedi.
Onun koluna girip yavaşça balkondan çıkardım. Ona tek tek odaları gösteriyordum. Son oda Atlasın odasıydı.
Kapıyı açtığımda içeriye kısa bir an baktı. Kolumdan yavaşça sıyrılıp odanın içine girdi. Odada dolaşırken bir an durdu.
Yanına gittiğimde neye baktığını merak etmiştim ama sonra baktığı şey bir resimdi. Atlas ile olan resmi.
Resmi yavaşça eline aldığında ne diyeceğini bilemiyordu, eli resimde gelindiğinde nefesi durmuş gibiydi.
"Bu resmi nerden buldun?" başını bana çevirdi "Bu benim bebeğim,Atlasımın resmi"
Diyeceğim kelimeler boğazıma yumru gibi oturmuştu "Bu resim Atlasın" dediğimde gözleri kocaman açıldı. Başını iki yana salladı "Ama benim oğlum, öldü"
"Hayır. Sizin oğlunuz yaşıyor" bu sözleri duyduğunda resmi tutan elleri titremeye başladı "Yani, o" başımı salladım "O giden sizin oğlunuz, Atlas Kor Karayel"

Bir anne yıllarca oğlunun öldüğüne inandı ama bir çocuk yıllarca annesinin yaşadığına inandı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18