12. bölüm / 20
GÖLGELER 2 Küllerinden Doğanlar12 Bölüm Vazgeçmeyiş
Bölümler 20Şu an: 12 Bölüm Vazgeçmeyiş
- 1 1 Bölüm Yeni Başlangıç2.340 kelime
- 2 2 Bölüm Ecel1.176 kelime
- 3 3 Bölüm Sevmenin Bedeli1.169 kelime
- 4 4 Bölüm Derin Acı2.163 kelime
- 5 5 Bölüm Kıyamete Kadar1.664 kelime
- 6 6 Bölüm Yitip Giden Fırtına1.966 kelime
- 7 7 Bölüm Öfkeli Fırtına1.612 kelime
- 8 8 Bölüm Öfke Canavarı846 kelime
- 9 9 Bölüm Eskiyi Hatırla2.089 kelime
- 10 10 Bölüm Bir Aile2.697 kelime
- 11 11 Bölüm Gizli Bağ1.340 kelime
- 12 12 Bölüm Vazgeçmeyiş1.075 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13 Bölüm Kardeş636 kelime
- 14 14 Bölüm Annenin Acısı3.218 kelime
- 15 15 Bölüm İpler Bende Kukla1.190 kelime
- 16 16 Bölüm Av Başlasın852 kelime
- 17 17 Bölüm Senin İçin Direndim1.612 kelime
- 18 18 Bölüm Kanlı Bebek755 kelime
- 19 19 Bez Bebek341 kelime
- 20 20 Bölüm Yıkıntı Öncesi624 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gerçek ortaya çıktığında, savaş çoktan başlamış olur. Gerçekler ortaya çıktı. Şimdi sıra savaşmakta.
İçim içimi yiyordu, beklemekten çok sıkıldım ama zaman gelmişti. Hava kararmıştı, dışarda arabalar hazır şekilde duruyordu.
Odandaki camdan dışarıyı izliyordum, elimdeki sigarayı söndürüp camdan uzaklaştım.
Kenardaki dolabı açtım, içinden iki silah alıp belime yerleştirip kapağı kapattım.
Kenarda duran kafatası maskemi de aldıktan sonra odamdan çıktım.
Merdivenlerden aşağı indiğimde kapının yanında bekleyen İlaydayı gördüm. Altında dar siyah pantolon üstünde uzun siyah badi vardı.
Şaşkınca onun yanına ilerledim "Sen nereye böyle?"
"Seninle geliyorum" dediğinde hızla başımı iki yana salladım "Aklından bile geçirme İlayda, evde kalacaksın" Kaşlarını çattı "Beni kendinden uzaklaştırma Atlas, bende gelecem"
"Hayır dedim ve gelmiyorsun" sesim sert çıkmıştı ama o biraz daha bana yaklaştı "Evet dedim ve geliyorum Atlas, beni kızdırma" sinirden gözleri alev atıyordu. Ama daha fazla birşey diyemedim, ne kadar gelme desem gelecek, inatçı keçi resmen.
Kapıyı açıp benden önce dışarı çıktı, sabır dilenerek bende arkasından çıktım.
Dışarı çıktığımda herkez hazırdı, arabaların yanından Kuzey hızla benim yanıma geldi "Atlas"
"Biliyorum İlayda da geliyor ne yazık ki"
"Oda mı?" şaşkınca ona baktım "Oda mı derken?" eliyle arkayı işaret etti. Arkasına baktığımda sinirden kaşlarımı çattım.
Işıl ve Asaf arabaların yanında bana el sallıyorlardı "Onların ne işi var?" diye Kuzeye çıkıştım "Benim suçum değil, kendileri zorla geldi. Hem İlaydanın ne işi var?"
"Sen İlaydanın evde kalacağına inanıyor musun?" bir süre düşünde ardından vana hak verip arabaya doğru ilerledi.
Onların yanına gittiğimde üçüne de teker teker baktım. Işıl gülümseyerek bana baktı "Ne zaman gidiyoruz?" üçünede baktım "Gelmeyin desem gelmez misiniz?" üçüde başlarını iki yana salladı. Bıkkınca başımı öne eğdim "Ben sizinle ne yapıcam acaba"
"Gidiyor muyuz?" başımı kaldırıp bana merakla bakan İlaydaya baktım, ona sadece gülümsedim. Başımı arabaların yanında duran adamlara çevirdim "Vse po maşinam!" (Herkez arabalara!) Bütün adamlar benim sözümle arabalara bindi.
Üçü arabaya binmeden önce önlerine geçtim "Sakın yanımdan ayrılmayın" işaret parmağımı onlara doğrulttum "Sakın" üçü de başını sallayıp hızla arabaya geçtiler.
Yol boyunca sessizdik, hiçbiri konuşmuyordu. Bir an birinin yokluğunu farkettim, Uraz.
"Siz burdasınız ama Uraz nerde?" dedim. Aren başını telefondan kaldırıp bana baktı "Onun işi varmış, biriyle mi ne konuşucam dedi" umarım aklımdaki şeyi yapıyorsundur Uraz.
Başımı dışarı çevrildiğimde konuma gelmiştik "İşte geldik" dedim. Kapıyı açıldığında önden onlar indi. İnmeden önce sol koluma baktım, elimi yumruk yapmaya çalıştım ama çok zorlandım, hala tam iyileşmemiştim. Kenarda duran metalik kolluğu koluma takmaya çalıştığım sıra arabaya tekrar İlayda bindi.
Yanıma oturup metal kolluğumu takmama yardım etti. Koluğu taktıktan sonra elimi sıkıca tuttu "Sen iyi misin?" dedi "İyiyim" dedim ama bana inanmamıştı.
"Tamam biraz endişeli olabilir ama iyiyim" dedim. Bana o sıcak gülümsemesiyle baktı "Merak etme, anneni bulucaz" elimi daha sıkı tutup beni arabadan çıkardı.
Dışarı çıktığımızda kar fırtınası azalmaya başlamıştı. Bütün adamlar hazır şekilde bekliyorlardı.
Duru elindeki dron kumandasıyla yanımıza geldi. Ekranı bize doğru çevirdiğinde dron bir evin üstündeydi ve dışarda adamlar vardı.
"Tamam o zaman başlayalım" dedim "Aren yanına adam al ve soldan git, Alp sende sağdan git. Duru sen de burda dronla bizi izle. Yukardaki gözümüz sensin" Bütün herkez gruplara ayrıldığınds başımı Kuzeye çevirdim "Biz önden gidicez" dedim. Kuzey başıyla beni onaylayıp yüzüne iskelet maskesini taktı.
Başımı bu sefer diğerlerine çevirdim "Yanımdan ayrılmayın ve benimle birlikte hareket edin" dedim. Başlarını sallayıp beni onayladılar, ama bana güven vermeseler de mecburen inanmak istedim.
Bende maskemi yüzüme taktıp yerime geçtim. Bütün her şeyi artık biliyorum şimdi sıra savaştaydı.
Başımı Arene çevirdim, yüzünde gözleri dikili dikili gibi olan maske vardı. Başımla ona onay verdim, oda yanına yirmi adamı alıp soldan ilerledi.
Bu sefer başımı sola çevirdim yüzünde şeytan maskesi vardı. Oda yanına yirmi adam alıp sağdan ilerledi.
İleriden çatışma sesleri gelmeye başlamıştı, şimdi sıra bizde.
Benim yanımda da yirmi adam vardı, önden ilk ben ilerledim. Her ilerlediğimde bir umutla ilerliyordum, bir inançla. Umarım inancım boşa çıkmaz.
Ev görüş açımıza girmişti, ön taraf kalabalıktı, adamlar hemen bizi farketti zaten. Öndeki adamlar bu sefer bize ateş etmeye başladılar, hızla bie ağacın arkasına geçtim "Dikkatli olun!" ağaç arkasından ateş etmeye başladık, öndeki adamlar bir bir düşüyordu.
Adamlara sıkmaya devam ettim ama mermim bitmişti, onu fırlatıp diğer silahımı çıkardım ve onla atel etmeye devam ettim. Adamların sayısı iyice azalmıştı, elimle ilerleyin diye işaret yaptım.
Adamlar ilerlemeye başladığında bakışlarım evin arkasına yöneldi. Birkaç adam bir kadını sürükleyerek evden çıkarıyorlardı.
Onun olmasını diledim, artık durmayacaktım. Hızla koşarak ağacın arkasından çıkıp oraya doğru koştum. Elimi kulağımdaki telsize uzattım "Duru yardım lazım"
"Devam et, hemen geliyorum"
Koşmaya devam ettim, kardan dolayı batıyordum ama koşmaya devam ettim.
Ormandan nefes nefese çıkıp yola indim, etrafıma fızlıca bakındıktan sonra karda ayak izleri gördüm. İzleri takip edip koşmaya devam ettim.
Maskemdeki gece görüş kamerasını açtığımda etrafı daha iyi görmeye başladım. İlerde hareketlilik gördüm, üç adam kadını zorla arabaya bindirmeye çalışıyordu.
Hızla bir adamın kafasına sıktım, diğer ikisi hızla silahlarını bana çevirdi bende silahımı indirmeden onlara doğrulttum.
Adamlardan biri bana doğru ilerlediği an adam kafasından vurulup yere düştü. Omzundan arkama baktığımda silahı sıkan İlaydaydı.
Yine durmamıştı.
Başımı diğer adama çevirdim, geri geri kaçmaya çalıştığı sıra arabanın arkasından kızıl ölüm maskeli biri çıktı. Bu Duruydu.
Adamın boynunu bıçakla kesip kenara itti.
Arabaya doğru hızla ilerledim, yüzümdeki maskeyi ve elimdeki silahı hızla kenara fırlattım.
Arabanın bagajını açtığımda gözü bağlı bir kadın vardı, elimi gözündeki bandaja uzattım, bandajı yavaşça açtığımda bir an nefes alamadım, bana korkuyla bakan bir çift ela göz.
Bunun rüya olduğunu düşündüm ama hayır gerçekti. Ben gerçekten annemi bulmuştum.
Aradan ne kadar zaman geçse de hala aynıydı sadece yüzünde ufak kırışıklıklar oluşmuştu.
Gözlerim dolmuştu,zar zor gülümsedim, elimi ona uzattığımda hızla benden uzaklaştı "Anne" diyebildim sadece.
Ama benden korkuyla uzaklaştı "Sen benim oğlum değilsin, yalan söylüyorsun" bir an kalbim sızladı. Başımı iki yana salladım "Hayır anne benim" elimi ona doğru uzattığımda korkuyla çığlık attı, elleriyle yüzünü sakladı.
Bir an geri çekildim, benden korkuyor mu yoksa beni tanımadı mı?
Ona yaklaşmak istedim, sarılmak, koklamak. Ama yapamadım, çünkü annem benden korkuyordu.
Geri çekildim,dizlerimin üstüne düştüm, nefes almakta zorlandım.
Gözlerimi kapattım. İçimde biriken her şey boğazıma düğümlenmişti. Yıllardır hayalini kurduğum an, böyle olmamalıydı.
Duru maskesini çıkarıp annemin yanına gitti, onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Başımı öne eğdim, artık gücüm kalmadı.
Yüzüme sıcak ellerin arasına alındı, başımı kaldırıp baktığımda İlayda olduğunu gördüm. Oda benim gibi gözleri dolmuştu "Güçlü ol" dedi "“Biliyorum, canın yanıyor. Ama bu daha başlangıç. Annen seni bugün hatırlamıyor olabilir. Bu, seni hiçbir zaman hatırlamayacağı anlamına gelmez.”
İlayda başparmağıyla yanağındaki yaşları sildi.
“Sen onu yıllarca aradın. Şimdi bulduğunda vazgeçemezsin.”
Haklıydı vazgeçemezdim, beni hatırlaması için çaba sarfetmeliyim.
İlaydanın varlığı beni sakinleştirmişti, bana iyi gelmişti.
Onu bulmuştum… ama şimdi yeniden kazanmak için savaşmam gerekiyordu.Geçmiş beni yıktı,beni parçaladı. Ama sevdiğim kadın ayağa kalkmam için elimi tuttu.
Bölüm etkileşimi
