GÖLGE ANNE kitap kapağı

12. bölüm / 25

GÖLGE ANNE

12...

Vaveyla Yazarı: Evrim Eskiçeri

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: 12...

İki gün Şafak Bey’in tepelerinden inmemesi her birini bezdirse de seslerini çıkarmadan çalışmışlardı. En çok Evren sıkılmıştı. Kıvanç inşaata kaçıp kendini kurtarabiliyordu. Evren her zaman Şafak Bey’e saygı duymuş ve tecrübelerinden faydalanmıştı ancak o yola gelmez inadı insanı çıldırtıyordu. İşleyiş tam istediği gibi olsa da her bir ayrıntıya karışıp Evren’i çileden çıkartmıştı. Davet olmasa Evren ‘artık İstanbul’a dönün’ diyecekti.
“Ezgi’yle iyi anlaşıyor musunuz?”
Ani gelen soru Evren’i panikletti. Bir şey bilerek mi sormuştu yoksa tesadüf bir soru muydu?
“Neden sordunuz?”
“Beraber çalıştığınız için”
“Başkalarıyla da çalışıyorum.”
“Oğlum, kız satış müdürü ya!”
“Hm…” Evren gelen sorunun işle ilgili olduğuna emin oldu ve “Evet, anlaşıyoruz” dedi.
“Güzel kız”
Kaybolan şüpheleri geri gelen adam dikkatle Şafak’a baktı.
“Nereye varacaksın?”
“Hiç… Muhabbet olsun diye…”
“Ben burada çalışmaya çalışıyorum, sen beni oyalıyorsun.”
Şafak’ın gözleri kocaman açıldı.
“Beni kovuyor musun?”
“Gidip biraz Milla ile ilgilenebilirsin. Sahi o nerede?”
Şafak geldiğinden beri kadın gözükmemişti. Oysa yapışık ikiz gibi gezmelerine alışıklardı. Bir anda Şafak’ın kaşları çatıldı.
“İstanbul’da” dedi sert bir tonlamayla.
Konunun kendinden uzaklaşmasına memnun olan Evren gereksiz sohbeti Şafak yönüne çevirdi.
“Ne yaptı?”
“Neymiş efendim daha inşaat olan otelde ne işi varmış da Fransa’ya gitseymiş de bilmem ne”
Şafak bir anda sanki karşısında Milla var gibi sinirlenmişti. Belli ki sefa düşkünü Milla’nın sonu geliyordu.
“Yaşına göre birini bulmalıydın.”
“Aman sen buldun da ne oldu?” dedikten sonra yüzüne kocaman bir gülümseme yerleştirdi ve eskiyi hatırlayıp “Oğlum nasıl Ahmet’i göt ettin” dedi. Hala rakibine Evren’i kaptırmadığı için gururluydu. Ahmet’i alt etmek ona ayrı bir zafer kazandırmıştı. Bu duruma isyan eden Evren son sabrını kullanmıştı.
“Allah aşkına git de çalışayım biraz”
Sırıtarak kalkan Şafak “Haklısın gidip keyif masajı yaptırayım” dedi ve gitti. Evren başını iki yana salladı. Üzerinden kamyon geçmiş gibi hissediyordu.
Bilgisayar ekranına gömülmüş, sıcak çayını yudumlarken gelen aramaya baktı. Ekrandaki saat akşam sekizi gösteriyordu. Beklemeden cevap verdi.
“Efendim Ezgi”
“Evren gelmen lazım”
**
Ceylan’ın bakıcısı Servet Hanım, bebeğin durmak bilmeyen ağlamasıyla başa çıkamayıp Sibel’e ulaşamayıp Ezgi’yi aramıştı. Ezgi beklemeden kadının evine gitti. Ceylan kızarmış gözleri, üzgün, düşmüş dudaklarıyla ona bakıyordu. Hemen kucağına aldı.
“Abla ateşi var”
“Evet, ilaç verdim ama çok düşmedi. Ne yapacağımı bilemedim. Annesine ulaşamıyorum. Telefonu kapalı. Aklıma sen geldin.”
Ceylan bir durup bir ağlıyordu. Bazen öyle acı çığlık atıyordu ki Ezgi’nin eli ayağına dolaşmıştı. Doktora gitmeye karar verdi. Servet Hanım’ın yürüyecek hali dahi kalmadığı için onu yanına alamazdı. En hızlı kim gelebilir derken Evren aklına geldi ve beklemeden aradı.
Yarım saat sonra Evren geldiğine dair aradı. Kolunda çanta kucağında bebek hızla evden çıktı. Evren daha onları kapıda görünce yanlarına koştu ve Ceylan’ı kucağına aldı.
“Ne oldu?”
“Bilmiyorum, sabahtan beri ağlıyormuş ve ateşi varmış. Servet abla tükenmiş. Annesine ulaşamamış. Bende tek başıma…”
“Tamam, sakin”
Ezgi’nin telaşlı ve kısa cümlelerle konuşmasına izin vermeyen Evren onu durdurdu. Arabanın arka kapısını açıp Ezgi’nin oturmasını bekledi ve bebeği kucağına verdi.
“Şimdi bana en yakın özel hastaneyi tarif etmen gerekiyor.”
Ezgi kısa bir süre düşündükten sonra hemen tarif etti. Evren yolda ilerlerken arada dikiz aynasından Ezgi’ye bakıyordu. Endişesi tüm mimiklerine yansımıştı.
Arabayı hastanenin otoparkına park ettiler. Evren hemen arka kapıyı açıp Ceylan’ı kucağına aldı. O önde Ezgi arkada içeri girdiler.
“İyi akşamlar. Çocuk doktoru var mı?”
“Bu saate olmaz ama nöbetçi doktorumuz ilgilenir. Sorun nedir?”
“Ağlıyor”
Danışmadaki kızın Evren’e attığı hayran bakışlar gülümsemeye döndü. Ezgi bir anda öne çıkıp Evren’i arkasında bıraktı.
“Canım benim, hayran bakışlarına ara ver ve bana bak! Çocuğun bir sıkıntısı var ve biz ne olduğunu anlayamadığımız için buradayız.”
Danışmadaki kız bir anda toparlandı.
“Çocuğun kimliğini alayım”
“Neden?”
“Giriş yapmam lazım”
Evren başını eğmiş Ezgi’ye bakıyordu.
“Kimliği var değil mi?”
“Resmi olsa olur mu? Ben teyzesiyim. Salak anası kimliği yanında götürmüş”
Bir sorun çıkmadan kayıt yaptırıp doktorun yanına gittiler. Kısa bir muayeneden sonra Ceylan’ın diş çıkardığı için bu kadar ağladığını ve ateşinin çıktığını öğrendiler. İçleri biraz rahatlamış olarak hastaneden çıktılar.
“Ceylan’ı bakıcısına mı bırakacaksın?”
“Yok, kadın tükendi bugün”
Evren reddedilmeyi göze alıp aklına gelen teklifi sundu.
“İstersen bana gidelim. Beraber bakarız.”
Ezgi bir an tereddüt etse bile kabul etti. Ceylan’ı eve götürüp annesini de yormak istemiyordu. Hala evde endişeli bir annesi varken üzerine gitmemeliydi.
Evren kabul etmeyeceğine o kadar inanmıştı ki aksi cevapla mutluluktan uçacaktı. Beklemeden yola çıktılar.
Ceylan yolda biraz sakinleşmişti. Ezgi’nin kucağında uyuyordu. Onu uyandırmadan sessiz konuşarak eve girdiler. Evren yatak odasına gidip yatağın çevresine yastıklardan barikat kurdu ve bebeği ortaya yatırdılar. Hala uyurken hıçkırıkları devam ediyordu. Bir süre sessizce onu izlediler. Evren, Ezgi’nin kulağına eğilip sessizce “Kahve yapayım mı?” diye sordu.
“Mükemmel olur”
Parmak uçlarına basarak odadan çıktılar. Ezgi koltuğa oturup başını arkaya yasladı. Evren mutfakta da sessiz olmaya dikkat ediyordu.
Ezgi burnuna gelen kahve kokusuyla gülümsedi. Önüne gelen sıcak kupayı hemen aldı.
“Çok teşekkür ederim Evren”
“Kahve sadece”
“Tabii kahve içinde teşekkür ederim ama asıl teşekkürüm beni yalnız bırakmadığın içindi.”
“Ezgi, ben sana bunun için evlenme teklif ettim.”
Ezgi hafif bir tebessümle başını salladı, gözlerini elindeki kahve bardağına dikti. Ne acı… Yıllarca doğru adamı bulmayı dilemişti. Evren doğru gibi dursa da kendi için değil bebek için evlenmeyi istiyordu. Ceylan bebeğin kendisi dışında biri tarafından değer görmesi çok güzeldi ama… İşte o ama sonrası gelecek cümle çok can yakıcıydı. Ona deli gibi âşık olan Evren evlilik teklif etseydi ne güzel olurdu. O zaman kendini çok değerli hissederdi. Akşam danışmadaki kız bile işi gücü bırakmış Evren’e hayran bakışlar atmıştı. Dikkat çeken bir adamdı. Üstelik Ezgi onun sadece dış görünüşünü değil içini de öğrenmeye başlamıştı. Gerçek olsa belki mutlu bir evliliği olurdu. Evren’in gülmesiyle düşüncelerinden kurtulup ona döndü.
Elini alnına yaslamış gülüyordu.
“Ne oldu?”
“Hastanedeki kıza nasıl çıkıştın öyle?”
“Aman onun da nasıl bir fantezi dünyası varsa artık yapıştırmış sana gözlerini, hülyalı hülyalı süzüyordu. Biz bebek ağlıyor diyoruz hanımefendi kim bilir kaçıncı evrende çiçek suluyor.”
Evren daha çok gülmeye başladı. O an düşünmemişti fakat şu an bu sinirin içinde biraz kıskançlık yakalamıştı. Ezgi belki bebek için endişe duyduğundan bu cümleleri kurmuştu ancak Evren kıskançlık duygusuna bu kadar mutlulukla sarılacağı aklına getirmemişti.
Ceylan’ın tekrar ağlamaya başlamasıyla yerlerinden fırladılar. Evren bebeği odadan alıp geldi. Bebek başını göğsüne yaslamış içli içli ağlıyordu. Bebek kucağında salonda dolaşmaya başladı. Evde sadece bebeğin sesi vardı. Ezgi elinden bir şey gelmediği için çaresizlikle koltuğun ucuna oturmuş onları izliyordu. Evren yavaş adımlarla turluyor bir yandan bebeğin başını okşuyordu. Bir an geliyor sakinleşiyor bir an geliyor canına iğneler batırılmış gibi ağlıyordu.
Saat gece yarısını geçti. Ezgi’nin yorgunluğu ve uykusuzluğu yüzünden okunuyordu. Sadece dayanmaya çalışıyordu.
“İstersen biraz uyu.”
“Yok… Sende yoruldun. Saatlerdir çocuk kucağında dolaşıyorsun.”
Evren tebessümle baktı. Yorgunluktan sesi bile çatallaşan Ezgi yine de kendini düşünmüyordu.
“En azından bir iki saat uyu, sonra nöbeti sen alırsın.”
Evren’in ikna çabası oldukça cazipti çünkü son dakikalarda Ezgi göz kapaklarını açık tutmak için kürdan takmayı düşünmeye başlamıştı. Oturduğu koltuktaki yastığı düzeltip “Burada biraz kestirsem yeter” dedi.
Net bir tavırla “olmaz” diyen Evren bir elini uzatıp Ezgi’nin elini tuttu ve koltuktan kaldırdı. Koridora doğru çekiştirdiği kadını kendi yatak odasına götürüyordu.
“Benim yatağımda rahatça uyuyacaksın. Koltukta dinlenemezsin.”
“Şu an beni yatağına atmaya çalışıyorsun”
Arkasına bakınca sırıtan Ezgi’yi gördü.
“Evet ama çok yanlış bir zaman seçimi”
Ezgi gözlerini kısıp elinin tersiyle adamın koluna vurdu. O şaka yapmıştı fakat Evren’in ses tonu şakadan ziyade boğuk ve tehlike içerikliydi.
Çekiştirilerek yatak odasına giren kadın kararsız kaldı. Yatak odası insanın en özel alanıydı. Evren onu bile isteye bu alana sokmuştu. Art niyet yoktu belki ama o muhteşem görünümlü büyük yatağa yatıp yatmamakta tereddütlüydü. Evren kadının elini bırakıp çekmecesini açtı ve temiz bir tişört çıkartarak Ezgi’ye uzattı.
“Bunu da giy. Rahat edersin”
Ezgi elindeki tişörte bakıp “Bu kadarına gerek yoktu” dedi.
“Evimde ilk defa iki güzel hanım misafir kalıyor. Özenli olmak istiyorum.”
Evren her zaman kibardı fakat şu an tam olarak özel hissettirdi.
“Kucağındaki misafir hanım biraz huysuz”
Evren kucağında kırmızı gözlerle etrafa bakan Ceylan’ın alnını öptü.
“Olsun biz onu huysuzluklarıyla kabul ettik. Hem o minik pirinç taneleri patlayınca eski neşesine kavuşacak.”
Ezgi iki adım atıp Evren’e yaklaştı.
“Evren çok teşekkür ederim.”
Gülümseyerek kadının yanağını okşadı.
“Hadi dinlen” dedi ve bebekle odadan çıktı.
Saatler sonra Ezgi uyanıp nerede olduğunu anlamak için etrafına bakındı. Derin ve rahat bir uyku çekmişti. Aklına gelen ikiliyle yataktan fırlayıp hızlı adımlarla salona gitti. Etrafta kimse olmayınca mutfağa koştu ama orası da boştu. Omuzları düşmüş nerede olabileceklerini düşündüğü sıra koltukta yatanlar dikkatini çekti. Evren iç tarafa Ceylan’ı yatırmış, koltuğun ucuna da kendi geçip bebeğe sarılmış uyuyorlardı. Sehpaya oturan Ezgi tebessümle bu güzel manzarayı izledi. Hayatında yer etmesini istediği manzara buydu. Evren tüm gece Ezgi’yi rahatsız etmeyip Ceylan’la ilgilenmişti. Belli ki ikisi de yorgun düşüp uyumuşlardı. Aşağıya kaymış battaniyeyi düzeltip üstlerini örttü.
Mutfağa gidip kahvaltı hazırlamak için önce buzdolabını açtı. Şarkı söyleyerek yemek hazırlamaya alışık kadın koşarak içeri gidip çantasını aldı ve kulaklıklarını kulağına takıp müzik açtı. Normalde bağır çağır hazırlanırdı ama içeride uyandırmaması gereken insanlar vardı.
Evren yüzüne yediği tokatla gözlerini açtı. Ceylan acıları dinmiş, tüm enerjisini toplamıştı. Ağzını açıp Evren’in burnuna yol almaya başlayınca adam başını geri çekti.
“İlk dişlerinle beni ısırmana izin vermiyorum. Ayrıca tokatla uyandırılmaz küçük hanım, öperek uyandırılır. Tüm gece sana baktığım için bunu hak ettiğimi düşünüyorum.”
Ceylan’ın onu anlamamış olmasına rağmen kocaman sırıtması her zorluğa değerdi. Bebeğin gıdısını koklayarak öptü. Zor bir gece geçirmişlerdi fakat sonunda o minik diş patlamıştı. Hemen ardından da beraber koltukta bayılmışlardı.
Evren kalkıp ağrıyan sırtını ve boynunu esneterek rahatlamaya çalıştı. Mutfaktan tıkırtılarla beraber kısık bir de ses geliyordu. Ezgi’nin kalkmış olduğunu anlayıp kucakladığı bebekle mutfağa gitti.
Ezgi’nin yüzü tezgâha dönüktü. Kısık sesle şarkı söylüyor ve dans ediyordu. Kalçasını sallıyor, kollarını yana açıp yukarı aşağı sallıyor sonra sağa sola adımlar atıyordu. Sonra tekrar kalçalarını sallıyordu. Evren gülmeye başladı. Kendinden geçmişçesine dans ediyordu ve bir yandan kahvaltı hazırlamayı da başarıyordu. Keyifle kadını izledi. Ne zaman Ezgi elinde tabakla arkasını döndü, göz göze geldiler. Hemen kulağındaki kulaklıkları çıkardı.
“Yine yakalandım”
Ve yine utanmıştı.
“İyi bir gösteriydi. Her defasında izlemek keyifli oluyor.”
Üstelik bu defa kendi mutfağında, kendi tişörtüyleydi. Tek fazlalık altındaki pantolondu ama ileride ondan da kurtulmuş bir gösteri izleyebilirdi belki.
Ezgi’nin ilk amacı konuyu değiştirmekti. Yanlarına gidip Ceylan’ı kucağına aldı.
“Uyandırmadın beni”
“Bir defa yanına geldim ama çok huzurlu uyuyordun.”
“Duymamışım kusura bakma. Benimki uyumak değil resmen bayılmak olmuş. Keşke geldiğinde uyandırsaydın, çok yoruldun.”
“Aslında uyandıracaktım ama miniğin dişi içine kaçmayacağı için sabah görürsün diye düşündüm.”
Ezgi’nin gözleri kocaman açıldı.
“Çıktı mı?”
“Evet bak” diyen Evren bebeğin dudağını yukarı kaldırıp nokta gibi görünen dişi gösterdi.
“İlk sen gördün”
“Evet, bu nedenle bugün alışverişe çıkıyoruz ve küçük hanıma yakışan şirine kıyafetler alıyorum.”
Ezgi hayretle Evren’e baktı.
“Adetleri de biliyorsun”
Ezgi’nin kucağından bebeği geri aldı.
“Sen beni boş bir adam mı sandın? Hadi çayları koy da kahvaltı edelim. Çok açım.”
Ezgi sevinçten zıplayarak çay koymak için arkasını döndü. Evren bebeği tam önüne masaya oturtup belinden destek vererek tuttu.
“Dişi çıktı maşallah,
Ağzı tatlı, sözü bal ola.
Dişleri gibi ömrü de beyaz ola,
Yüzü güle, bahtı güle,
Nazar değmesin bu güzele.
Allah büyütsün hayırlı eylesin,
Anasına babasına sefa,
Memlekete de şifa ola.

Helal lokma yesin,
Güzel söz desin,
Dişi gibi kalbi de pırıl pırıl parlasın.”
Ezgi elinde çayla kalmış hayranlıkla Evren’i dinledi.
“Bu çok güzeldi.”
“Aydın’a özgü diş duasıdır. Nenem her diş çıkartan bebeğe bu duayı okurdu. Benden ondan öğrendim.”
Ezgi her an Evren’in yeni bir yönünü öğreniyordu. Her seferinde şaşırıyor ve hayranlığı bir kat daha artıyordu.
“Ne değişik adamsın. Hiç dışarıdan göründüğün gibi değilsin.”
“Dışarıdan nasıl görünüyormuşum?”
Evren, kadının kendi hakkındaki düşüncelerini merak ediyordu. Onun yanında yapmacık davranmamış hep kendi olmuştu. Dış dünyaya çizdiği sınırları Ezgi’ye çizmemişti. Ezgi’ye yaptığı teklifin başlıca nedeni her ne kadar Ceylan bebek de olsa o, Ezgi’nin kendini tanımasını istemişti. Kendini tek kısıtladığı konu duygularını belli etmekti ama onun da zamanı gelecekti.
“Bilmem… Aristokrat bir tip gibi duruyorsun.”
Evren güldü. Herkes gibi onun da bir iş maskesi vardı. Konumu gereği böyle olmalıydı.
“Seninle geçirdiğim her gün bu nedenle şaşırıyorum. Aslında gerçek Evren başka biri”
“Çift kişilikliymişim gibi konuştun. İş ortamında mecburen mesafe koyuyorum ama özel hayatımda rahat olmayı tercih ediyorum. Eğlenmeyi çok severim. Ben Aydın’ın çok güzel bir köyünde doğdum. On yedi yaşıma kadar da orada yaşadım. Sabah öten horozla uyandım. Toprağın kokusuyla nefes aldım. En sevdiğim oyun arkadaşlarım hayvanlardı. Mesela kadınlarla savaşmamam gerektiğini kümesten yumurta toplarken öğrendim.”
Ezgi başını geriye atarak tatlı bir kahkaha attı.
“Neden ayrıldın oradan?”
“Hayallerim vardı.”
“Gerçek oldu mu?”
“Birçoğu”
Ucu açık bir cevaptı. Ezgi adamın tüm hayallerini dinlemek isterdi. Bir süre sadece bakıştılar. Gözlerini ilk kaçıran Ezgi oldu. Cevaplaması gereken önemli bir soru vardı. Kalbi çoktan cevabı evet olarak vermişti ama mantığı biraz daha düşünme taraftarıydı. Yavaşça yerinden kalkıp Ceylan’ı kucağına aldı.
“Hadi rahatça kahvaltını yap. Ben Ceylan’ın altını alıp doyurayım.”
Evren mutfaktan çıkan kadının ardından hayranlıkla baktı. Gerçekten evli olup bu anı yaşamak vardı. Hayallerinin kalan kısmını Ezgi’yle doldurmak istediğine kesin karar verdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

145okunma 24beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18