9.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Hacer Hacer

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 9.Bölüm

Alarmın rahatsız edici sesiyle gözlerimi açtım. Hemen telefonu aldım ve alarmı kapatıp tekrar gözlerimi kapattım. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama tekrar alarm çaldı ve tekrar kapatıp geri yattım. Uyanmayı düşünmüyorum canım. Tekrar uykuya dalıcaktım ki bu defa da telefon çaldı. Beni bu numaradan arayabilecek tek kişi Demir olduğundan biraz düşününce neden alarm kurduğumu hatırladım.
Bu gün hastaneye dönüyorum.

Acı gerçekle gözlerimi açıp yataktan dışarı attım kendimi. Çalan telefonu kapatıp Demir'e mesaj attım.

Ben: Hazırlanıyorum...

Demir: Peş peşe duyduğum alarm sesi pek öyle göstermese de tamam. Hazır olunca bana gel.

Ben: Duvarlar sağlam değil demiştim.

Bana görüldü attığında telefonu yatağa fırlatıp banyoya gittim. Banyodaki işlerimi halledip hemen dün geceden hazırladığım siyah kumaş pantolonumu ve gri kazağımı giyip baş örtümü yaptım. Aynanın karşısına geçip makyajımı da hızlıca yaptığımda hazırdım. Çantamı ve siyah kabanımı alıp evden çıktım. Hemen yan dairenin zilini çalıp kaçtım desem şaka şaka. Demir kapıyı açtığında ister istemez şöyle bir baktım. Siyah takımı ile fazla hoş görünüyor sanki.

"Günaydıın."dedim tatlı bir ses tonuyla. Sağ omzunu kapıya yaslayıp kollarını göğsünde bağlandıktan sonra "Sana da günaydın. Dün gece stresten bayılıyordun, ne bu neşe?"diyerek hayırdır dercesine göz kırptı ya da bir el ateş etti ve vuruldum. Şaka, saçmalama. Adamı tanıyalı ne kadar oldu da? Benim sorunum buydu zaten, çabuk bağlanma. Terzi kendi söküğünü dikemiyorr. "Valla kendimi eve zincirlememek için zor duruyorum o yüzden girme o konulara. Hatta ben vazgeçmeden gidelim."diyip asansöre doğru ilerlemeye başladım. "Kahvaltı edelim önce, içeri gel."dediğinde geri dönüp ona baktım. "Stresliyken gram bir şey yiyemem, karnım ağrır." Beni duymamazlıktan gelip içeri girdi ve "Terlikler en aşağıdaki rafta."diye seslendi. Arkasından göz devirip evine girdim. Dediği yerden terlikleri alıp ayağıma geçirdikten sonra kapıyı kapattım. Salon aynı benim kaldığım evde ki gibi uzundu. "Mutfağa gel."dediğinde "Emredersiniz Savcım."diye söylenerek mutfak olduğunu düşündüğüm yere girdim. Ama hayır burası yatak odasıydı. Benim odamın aksine onun odasının manzarası vardı ve bu odaya çok huzurlu bir hava katmıştı. Laciverti sevdiği odasından belli oluyordu. Yatağının üzerinde duran cübbesine takıldı gözüm. Siyah takımının üstünde çok güzel duracağı kesindi. Şimdi giysede görsek.

"Hacer?" Demir'in seslenmesi ile odayı incelemeyi bırakıp onun yanına mutfağa geçtim. Masaya baktığımda yine menemen yapmıştı. Gülüp "Neden sürekli melemen?" diye sordum. Çay doldurduğu bardakları alıp masaya oturduğunda yüzüme baktı o da gülümseyerek. "Seviyorum. Hadi gel." dediğinde yanına geçip oturdum. Önüme bıraktığı ekmekten bir parça alıp melemene batırdım ve yedim. Baya iyi yapıyordu yalan yok. Bir kaç lokma daha yedikten sonra bıraktım ve sadece çay içmeye başladım. O ise sessizce melemenini yedi. Bir ay önce başıma bunların geleceğini söyleseler inanamazdım. Hayat garip bir ikilemdi.

On beş dakikanın sonunda binadan çıkıp otoparka geldik. "Hacer, son kez tekrar yapalım mı?" dediğinde derin bir nefes çekerek "Olur."dedim. Arabasına yaslandı ve "Öncelikle hastan Nazan ile ilgili hiç bir soruya cevap vermiyorsun sadece yanlış anlaşılmaydı çözüldü diyorsun. Sonrasında kiminle nerede ne yapacağını zaten Serkan ve Alp açıkladı sen de ezber yaptın. Son olarakta asla tek kalmıyorsun, tek başına bir yere gitmiyorsun. Acil bir durum yaşanırsa hemen beni, Alp'i veya Serkan'ı arıyorsun. Anlaşıldı mı?"dedi tek kaşını havaya kaldırarak. Uslu bir öğrenci olarak "Evet öğretmenim."dediğimde arabaya yaslanmayı bıraktı ve "Dikkatli ol."diyerek arabasına bindi. Ben de çantamdan arabanın anahtarını alarak özlediğim canım arabama atladım. Arabayı çalıştırıp otoparktan çıktık. Arabalar yan yana durduğunda sol camını indirdiğini görüp ben de camı indirdim. "Kendin veya sevdiklerin için endişe etme. Bu benim işim ve ben işimde iyiyimdir."dediğinde tebessüm ederek "Size güveniyorum savcım."dedim ve önüme dönüp arabayı sağ tarafa sürdüm. Aynadan baktığımda o da sol tarafa dönüp gitmişti. Yollarımız hep böyle tersine ilerlemezdi umarım.

*******************************************************

Kırk iki dakikalık yolculuğun ardından sonunda hastanedeydim. Arabayı oldukça yavaş kullanıp tüm kurallara uymuştum ama kaçış yoktu. Çantamı alıp son bir kez kendime sakin olmayı hatırlatıp arabadan indim. Otopark boştu en azından gelir gelmez biriyle karşılaşmadım. Oldukça yavaş bir şekilde asansöre ilerleyip bindim. Kat 5'e basıp asansör çıkana kadar kendime motivasyon konuşmaları yaptım. Sonra asansör durdu ama kat 5 de değil 3 de. Beni gördüğüne oldukça şaşırdığını belli eden Burak ve asistan doktor asansöre bindiler. Hay şansımı yani. "Hacer, senin ne işin var hastanede?"Burağa bakmadan "Senin ne işin varsa benim de o işim var Burak."dedim sesimden hiç mutlu olmadığım belli oluyordu. Ama nasıl olayım? Burak bir şey daha diyemeden duran asansörle rahatça nefes alıp indim ve direkt odama ilerledim. Bu sırada bir kaç hemşire, hastane çalışanları ve doktor bana bakıp bir şeyler konuşuyorlardı ama onları dikkate almamaya çalıştım. Onlar konuşsunlar ki Ayşe duyup yanıma gelsin.

Odama girip kapıyı kapattıktan sonra derin bir nefes verip kendimi koltuğa attım. Birinci adım tamamdı. Masada duran su şişelerinden birini alıp içtim sonra kalkıp camın kenarında duran çiçeğime yaklaştım. "Kızım sen hayatta mısın hâlâ?" diyerek yapraklarını sevdim. "Siz gittikten sonra ben ilgilendim hocam." arkamdan gelen ses ile yerimde sıçrayıp hızla arkama döndüm. "Salih?" Elinde duran dosyaları masaya bırakıp yanıma geldi. "Tekrar hoşgeldiniz Hocam. Başhekimimiz geleceğinizi söyleyince ben odayı biraz toparlayayım dedim. Sularınızı falan getirdim."diyerek masayı gösterdi. "Hemen içmişsiniz bakın iyi yapmışım."dediğinde düşüncelerimi bastırıp "Teşekkürler Salih ama gerek yoktu. Sen artık benim stajyerim değilsin. Bunu yapmana gerek yok."dedim. Kafasını yere eğerek "Olsun siz bunu bir özür olarak kabul edin."dedi titreyen bir sesle. "Özürlük bir şey yok Salih. Geçmiş geçmişte kaldı. Hadi hocanın yanına git artık. Çiçeğime baktığın için teşekkürler."dedim ve masama geçip oturdum. Salih son bir kez bana bakıp odadan çıktığında kendimi kasmayı bıraktım. Ulan Salih giderken yüzümüze bakmıyordun ama çiçeğe bakmalar falan. Bu hastane benim duygularımla oynuyor.

Salih'in getirdiği dosyaları alıp incelemeye başladım. Yeni hastalarım ve eski hastalarımdan iki tane olmak üzere beş kişi. Gayet iyiydi. Başhekimin taş çatlasa iki kişi vereceğine emindim oysaki. Suat ve Mete Bey hâlâ benimle devam ediyordu. Mete Bey'in dosyasını kenara bırakıp Suat Bey'inkini inceledim. Benden sonra sadece iki defa getirilmişti hastaneye. Alınan notlarda hiç iyi değildi. Bu iki gelişinde de olay çıkarmış ve sakinleştirici sayesinde durdurulmuş. En son ki seansımızda sakindi oysaki. Onu görmeyi dört gözle bekliyordum. Yeni hastalarım hakkında ise pek bir bilgi yoktu, yeniydiler büyük ihtimalle. Kapının aniden açılması ile oturduğum yerden kalkıp "Aa ama yeter artık sabahtan beri bu ne be?"diye bağırdım. Ama bana bakan Ayşe ile öfkem söndü ve ona doğru hızla gidip sarıldım. "Hacer Allah belanı vermesin çok özledim." diyerek o da sarıldı. Ve o an ikimizde ağlamaya başladık. Sinirlerim boşalmıştı iyice. "Ağlatma beni, daha kızıcam ben sana." dedi daha sıkı sarılarak. Sırtına vurdum ve "Sus şuan değil."dedim. O da aynı şekilde sırtıma vurup "Vakti gelince söyle döveceğimde."dediğinde geri çekilip "Yav he he."dedim gülerek ve masadan peçete alıp birini ona verdim. "Gözünü sil önce sen." Bir şey demeden peçeteyi alıp gözünün yaşını sildi ve kolumu tutarak beni karşılıklı sandalyelerden birine oturttu kendisi de karşıma geçip oturdu.

"Bak inan şuan seni hem sevesim hem de dövesim var ama kendimi tutuyorum çünkü neler olup bittiğini anlatman lazım."dedi ve ağladığı için kızaran yüzüne eliyle hava yaptı. Demir'in anlatmama izin verdiği kadarıyla olan biteni Ayşe'ye anlattığımda "Nasıl yani Savcıyla mı kalıyorsun?"diye sormasını beklemiyordum aslında. "Takıla takıla oraya mı takıldın? Ayrıca hayır, niye savcı ile kalayım ben? Yan dairesinde kalıyorum sadece."dedim ve arkama yaslandım. Ayşe kafasını sallayarak "Anladım. Hadi kalk şimdi kızlara gidiyoruz."dedi ve oturduğu yerden kalkıp heyecanla bir sağa bir sola yürümeye başladı. "Eda seni direkt dövecek söyleyeyim. Tuana net dibinden ayrılmaz bundan sonra kolay gelsin sana. Sen yokken olan biten herşeyi anlatır, ağrı kesici almadan yaklaşma. Şevval net sözleriyle azıcık iğneler ama kocaman sarılır. Ay Ece kuzum var ya sen yokken işe iki üç gün anca gitti seni görünce havalara uçar artik. Valla Ege de seni bir güzel fırçalayacak üstüne bir de her gün hediye yollar delirtir. Ay Mina, Mina var ya Mina seni unutmamıştır umarım. Üstüne kussun da gör."diyip sonunda dönmeyi bırakıp durduğunda "E hadi Hacer, kalksana."dedi. Ayağa kalkıp Ayşe'nin ellerini tuttum. "Ben gelemem Ayşe. Sadece hastaneye döndüm eve değil."dedim sıkıntıyla. Ayşe ellerini ellerimden ayırıp "O ne demek öyle? Ne demek eve dönmedim?"dedi kızgınlıkla. Haklıydı buna ben de kızıyordum ama Demir sizi görüştürücem demişti. Ona güveniyordum.

"Ayşe eve dönmem demek en başa dönmemiz demek. Demir halledeceğini diğerleriyle de görüşmemi sağlayacağını söyledi. Onu beklemeliyiz lütfen anla." Dediğimde bir şeyi yeni anlamış gibi öylece kaldı. "Sen, sen buraya yem olarak geldin. Tabi ya savcı zaten sana bunu teklif etmişti. Afferin Hacer sana, afferin." Diyerek odadan çıkıp gittiğinde peşinden gitmek istesem de durdum. Kendimi tekrar koltuğa bırakıp gözlerimi kapattım. Çalan telefonu duymamazlıktan geldim. Arayabilecek sadece üç kişi vardı zaten. Onlarla da konuşmak istemiyordu şuan canım.

*******************************************************

Ayşe kapıyı çarpıp çıkalı bir saat olmuştu. Ben de öylece ilk hastamın gelmesini bekliyordum. Gelen bildirim sesiyle çantadan telefonu alıp baktım.

3 cevapsız arama, 2 mesaj

Aramalardan biri Demir'e, biri Serkan'a biri de Alp'e aitti. Mesajlar ise Serkan ve Demir'dendi.

SERKAN: Hacer, hani seni görebiliyoruz ya kardeşim. Bilerek açmadığını biliyoruz yani, hatırlatayım dedim.

Serkan'ın mesajından çıkıp Demir'inkine girdim.

DEMİR: Ayşe Hanım ile yaşadığın konuşmaya bağlıyorum bu sorumsuzluğunu. Bu durum bir daha yaşanmasın Hacer.

İkisinede cevap vermeden telefonu kapatıp odada ki kamerayı aradım. Hiç bir yerde bulamayınca pes edip oturmuştum ki tekrar bildirim geldi.

DEMİR: Yorma kendini bulamazsın.

Ben: İstediğimi yaparım.

DEMİR: Sen bilirsin.

Ben: Beni izleme işini Hasan ağabinize bırakıp gidin.
Ne o çok mu boş vaktiniz var?

DEMİR: Zamanı verimli değerlendiriyordum aslında ama neyse.

Ben: Ne?

DEMİR: Davalara bakıyorum.

Ben: İyi.

DEMİR: İyi.

Demir ile konuştuktan sonra ilk danışanımla seansımı yapmıştım. Uzun zaman sonra bu bana o kadar iyi gelmiştiki kendimi eskisi gibi iyi hissetmemi sağlamıştı. Keşke belirlediğimiz bir anda kalabilseydik. Sevdiğimiz kişilerle huzurlu olduğumuz anlarda.

Bugünkü son seansım bittiğinde toparlanıp hastaneden çıktım. Ayşe'ye bakınmıştım ama yoktu ortalıkta. Kızmasını anlıyordum ama keşke bugünlük yanımda olsaydı. Arabayı çalıştırdığım sırada çalan telefon ile duraksayıp çantamdan telefonu çıkardım.

Demir Bey arıyordu. Biraz beklettikten sonra açıp kulağıma yaklaştırdım. "Efendim?" dediğimde derin bir nefes aldığını duydum. "Eve geçme atacağım konuma gel." dedi. Sesinden kızgın olduğu belli oluyordu. Kötü bir şey mi olmuştu acaba? "Tamam ama kötü birşey olmadı değil mi? Sesin kızgın geliyor." Soruma cevap vermeden "Sorgulamadan yap işte Hacer, oylanma." dediğinde bana yansıttığı öfkesine sinir olsamda kendimi tutup karşılık vermeden kapattım telefonu. "Gıcık, iki güldük diye emir verebileceğini düşünüyor uyuz." Sabır çekerek attığı konuma doğru sürdüm arabayı.

Bir saat sonra konuma ulaştığımda terk edilip edilmediğini anlamadığım bir restorana gelmiştim. Telefonu alıp konumu kontrol ettiğimde doğru yerdeydim de burada ne işimiz vardı? Çantamı alıp arabadan indim ve bana bakan iki adama doğru yürüdüm. "Hoşgeldiniz Hacer Hanım." diyen diğerine göre kısa olan adama baktım. "Adımı nereden biliyorsunuz siz?" dedim biraz çekinerek. Her ne kadar Demir çağırmış olsa da ıssız bir yerdeydim ve fazlacada karanlıktı burası. "Demir Beyin misafirisiniz değil mi?" dediğinde kafamı sallayarak "Evet." dedim.
"Oradan biliyorum işte." dediğinde uzun olan adam boğazını temizleyerek "Hacer Hanım, sizi bekliyorlar. İçeri buyrun hava soğuk." diyerek bana yolu gösterdi.

Uzatmadan ilerleyip içeri geçtiğimde bana bakan beş kişi ile olduğum yerde kaldım. Rüyada mıydım ben? Koşarak bana doğru gelen Tuana gerçek miydi? Tuana sertçe bana sarıldığında kendime gelip bende ona sarıldım. "Allah belanı vermesin Hacer. Çok özledim." dediğinde kendimı tutamayarak ağlamaya başladım. "Asıl ben özledim be." dediğimde geri çekilip yüzüme baktı. Tekrar "Çok özledim." dediğinde başımı sallayarak "Bende özledim." dedim. Tuana geriye itildiğinde bu defa kollarım arasına giren Ece'ye de sıkıca sarıldım "Sana çok kızgındım ama anında uçtu gitti." dediğinde gözümden akan yaşı silip gülümsedim. Eceyle de ayrıldığımız da kucağında Mina ile karşımda duran Şevvale doğru ilerleyip ikisinede aynı anda sarıldım. "Şevval." Sesimden özlem, üzüntü ve mutluluk aynı anda hissediliyordu.
Onları çok fazla özlemiştim. Mina'nın güldüğünü duyduğumda geri çekilerek Mina'ya baktım ve kollarımı ona uzatıp "Teyzem, gel bana." dediğimde bana doğru uzanan küçük ellerini tutup onu kucağıma aldım. "Minaa, canım benim." Göz yaşlarım iyice arttığında Mina'ya daha sıkı sarıldım.

Sırtıma dokunulması ile arkama döndüm. Ece gülümseyerek "Hadi oturalım." dediğinde masada oturan, yerinden kalkmadan bana bakan Eda'ya baktım. Mina'yı şevval'e geri verip Eda'nın yanına gittim. "Eda, sarılmayacak mısın bana?" diye sorduğumda başını diğer tarafa çevirip "Hayır." dediğinde eğilerek yüzüne bakmaya çalıştım. "Ama ben seni çok özledim." Titreyen sesim ile ağlamam arttığında "Gitmeseydin özlemene gerek kalmazdı."dedi. Eğildiğim için zaten acıyan bacaklarım kendimi tutamadığım için daha da acıdığında kendimi saldım ve yere düştüm. Öylece yerde otururken şiddetlenen ağlamamla tüm içimde tuttuklarımı döküyordum sanki. Kendimi bu zamana kadar çok bile tutmuştum.

Omzuma konulan eli hissettiğimde başımı kaldırıp yukarı baktım. Eda yüzüme bakıp "Rimelin aktı havuç, kalk ayağa." dedi. Ağlamaya devam ederek kollarımı Eda'ya uzatıp boynuna sarıldım. "Senin yüzünden aktı." diye de söylendim. Kızlarda gelip bize katıldığında en son bu şekilde doğum günümde sarıldığımızı hatırladım. "Ağlamaktan gözüm şişti kesin artık." Ayşe'nin dediği ile birbirimizden ayrıldığımızda öylece duvara yaslanıp bize bakıyordu. Neden bize katılmadığını biliyordum. Onun yanına gidip sabahki gibi tekrar sarıldım. Sarılışıma karşılık verdi ama yine gidiceğimi bildiği için kızgındı.

"Hanımlar, kavuşmanız bittiyse buyrun masaya." Alp'in sesini duyduğumda ondan tarafa döndüm. Demir, Alp ve Serkan kapının önünde durmuş bize bakıyorlardı. Demir ile göz göze geldiğimizde sessiz bir teşekkür ettim. Teşekkürüme karşılık göz kırptı. Eda "Bunların ne işi var burada?" dediğinde birbirimize bakmayı kesip Eda'ya baktık. "Başladı yine soğuk nevale." diyen Alp ile Eda oturduğu yerden kalkıp "Bak seni tekrar dava etmemi istemiyorsan kapat çeneni." dediğinde Alp ona yaklaşarak "Etmezsen hatrım kalır bak, mutlaka et." dedi. Bunların hâlâ arası düzelmemişti anlaşılan.

Serkan, Eda ile Alp'in arasına girerek Eda'ya baktı. "Sonra kavga edersiniz. Hacer ile vakit geçirin Eda." dedi sakince. Eda başını sallayarak bana gel işareti yaptığında Ayşe'nin elini tutarak onu da yanımda sürükledim. Kızlarla birlikte masaya geçtiğimizde Demirler de bizden uzakta bir masaya geçip oturdular.
Ayşe ve Serkan'ın tuhaf bakışmaları dışında bizle bir daha muhattap olmadılar.

"Eda, onlarla böyle konuşma lütfen. Şuan sizinle görüşebiliyorsam onların sayesinde." dedim Eda'nın gözlerine bakarak. Eda ise sadece göz devirip servis edilen yemeğe baktı. Onun yerine bana cevap veren Şevval oldu. "Onlar olmasa bu kadar uzakta kalmazdık ama. Madem bizi buluşturmayı becerebiliyorlar bir telefon araması mı sorun oluyor? Meraktan öldük Hacer biz. Tamam eyvallah güvendeydik ama sen, seni düşündükçe aklımız çıkıyordu. Kusura bakmasınlar hatta baksınlar bizene ya." dedi sesi sonlarda gür çıktığından söz konusu üç adam bize dönüp baktıktan sonra geri yemeklerine döndüler.

"Ben anlıyorum, özür dilerim. Sizi bu kadar merakta bırakmak istemezdim ben ama biliyorsunuz işte. Yerimde siz olsaydınız gitmez miydiniz?" Onlara hak veriyordum ama sorduğum sorunun cevabı da ortada olan birşeydi. Birimiz hepimiz için yapardı bunu.
Yanımda oturan Tuana elimi tutup "Sen gelirsin diye her gece ev topladım ben biliyor musun?" dediğinde kuruyan dudaklarımda küçük bir gülümseme oluştu.
Elimin üstündeki elini tuttum ben de sıkıca. "Bakın sayemde Tuana ev işi yaptı." Acıyı şakaya vurmak en etkili kaçış yoluydu ve benim şuan buna çok ihtiyacım vardı. Kimse sesli gülmesede tebessüm etmişti.

"Hepimiz için zordu ama şimdi Hacer burada zamanımız da kısıtlı. O yüzden lütfen hep birlikte güzel şeylerden konuşabilir miyiz?" Ece'nin dediği şeyle kızların geri dönüşümün tamamlı olmadığını bildiklerini anlamıştım. Ayşe'ye baktığımda bana hâlâ kızgın duruyordu ama gözleri de dolu doluydu.
Tuana ellerini birbirine vurarak "Evet ya, yemeğimizi yiyelim sonra Hacer her ne kaçırdıysa anlatayım." dediğinde öksürmeye başlayan Ayşe'ye uzatılan su bizden birinden değil Serkandandı. Ayşe, Serkan'ın uzattığı suyu alıp içtikten sonra tabağına bakarak Serkan'a teşekkür ettiğinde Serkan bir kaç saniye Ayşe'den gözlerini ayırmadan yanında bekledi sonra da dışarı çıktı. Ayşe onun gidişiyle omuzlarını düşürdüğünde "Sizin aranızda birşeyler olmuş." diyerek heyecanla Ayşe'ye uzandım. "Anlat hemen."

Ayşe kızaran yüzüyle Tuana'yı gösterip "O yanındaki anlatır, herşeyi o anlatıyor zaten." diyip yemeğini yemeye başladı. Bu defa Tuana'ya baktığımda zaten o dedikodu moodunu bulmuştu. Geçen gece Serkan'ın ani aşk itirafı ve Ayşe'nin bizim gazabımıza uğraması hem komik hem de çok tatlıydı. Gülerek Ayşe'ye döndüğümde sandalyesine iyice gömülmüş somurtuyordu. "Ya Ayşee bunun şaka olduğunu söylemedim mi?" dediğimde kaşlarını çatarak bana baktı. "Stres altındayken aklıma gelmedi susun artık yemeğinizi yiyin." kızgın çıkan sesi ile gülmeyi bıraktığımda Ece ile göz göze geldik. Bu şaka işini Ayşe'ye yapmayı kesmeliydik. İkimizde birbirimize sıcak bir gülümseme gönderdik.

Kızlar bana neler yaptıklarını anlatırken yemeğimizi yemiş şimdide tatlı ve çaylarımızı içiyorduk. Zamanı tutabilmeyi çok isterdim. Bu gece son bulmasın burada sevdiklerimle kalabileyim çok isterdim.
"Ee Hacer sen anlat bizi bırakıp nere gittin, neler yaptın?" Karşımda oturan Şevval'e baktım. Birbirine doladığım kollarımı çözüp sandalyede biraz doğruldum. "Demir'in ayarladığı evde kalıyorum. Bugüne kadar da sadece evdeydim. Hastaneye dönemeye ikna olana kadar güvenlik için dışarı falan çıkmadım." dedim sesimden bundan memnun olmadığım belliydi. Eda "Tek başına ne yaptın bunca zaman?" dediğinde düşünmeden cevapladım. "Demir vardı aslında. Onunla uğraşa uğraşa geçti işte zaman."

"Demir hep yanında mıydı ki? Ayrıca Savcı Bey hangi ara Demir oldu ya?" Ece'nin sorusunu benden önce Ayşe yanıtladı. "Tabi hep yanındaymıştır, yan dairesine yerleştirmiş Hacer'i Savcı Bey." dediğinde hepsi dönüp bana baktı. "Ne? Sorun mu var?" Tuana gözlerimin içine baktığında şaşkınlıkla "Lan biz Eda ile oraya geldik." dedi. Anlamayarak "Nasıl yani?" Eda'ya baktığımda sinirle Demir, Alp ve Serkan'a bakıyordu. "Demek o yüzden Serkan ve Alp hemen gelip bizi oradan çıkardı."

"Ne diyorsunuz ya? Düzgünce anlatın şunu." Eda gözlerini onlardan çekip arkasına yaslandı. "Bu Savcı senin yerini söylesin diye köşeye sıkıştırmak istedik. Çünkü kendisi tatlı dilden anlamıyor. İşte bunu araştırırken öyle evinin oralarda falan dolaştık bir iki gün. Bunlar da bizi hemen oradan uzaklaştırıyordu. Meğer senden uzaklaştırıyorlarmış." dedi ve derin bir nefes verdi. Sakin olmaya çalışıyor gibi görünüyordu.

Karşımızdaki masada oturan adamlar ayaklandığında ayrılma vaktinin gelmiş olduğunu anladım. Daha dinmemiştiki özlemim. Demir yanımıza gelip durduğunda hepimizin üzerinde gezindi gözleri. "Böyle bir buluşma planımızda ilerleme gösterene kadar bir daha olmayacak. Eda ve Tuana Hanım evimin etrafında sizi görmek istemiyorum. Hacer nerede kaldığını söylemiş olabilir ama bunu bilmiyor gibi davranmalısınız." Kendinden emin sesi ile konuştuğunda Tuana gülerek ayağa kalktı. "Savcım sizin amacınız bizi koruyarak o suçluyu yakalamak mı yoksa sadece o suçluyu yakalamak mı?" dediğinde kolundan tutarak bende kalktım. "Tuana, yapma."

"Eğer amacım sadece suçluyu yakalamak olsaydı en başından sizinle birzat iletişime geçmezdim. Alp ile konuşur Hacer'i o nezarethaneden çıkartır sonra da sadece beklerdim. O suçlu sizi öldürmek için geldiği anda da onu yakalardım. Bu belki de daha kolay olurdu. Ama hayır benim amacım Hacer'i, sizi korumak." Eda bir şey söyleyecekti ki onu durdurup bana baktı. "Arkadaşlarınla vedalaş ve gel. Arabada bekliyorum." Cevap vermemi beklemeden çıkıp gittiğinde kızlara baktım tek tek.

İlk gidişimde hepsiyle uzaktan vedalaşmıştım şimdi nasıl böyle vedalaşacaktım? Kimse ilk adımı atmaya niyetli olmadığından önce Mina'ya gidip sarıldım o bebek kokusunu iyice içime çektim. Herşeyden habersiz gülümseyen hâline şükrettim. Ondan ayrıldığımda hemen yanında oturan Şevval'e sarıldım. "Kendine ve Mina'ya iyi bak, sizi seviyorum." Ondan ayrıldığımda Ece hemen gelip sarıldı. "Hacer, en azından bir telefon uzağımızda ol. Özlediğimizde konuşabilelim lütfen." Kendimi geri çekip "Konuşurum ama bilmiyorum Eccem. Ege'ye selam söyle. Evimde en ufak bir değişiklik istemiyorum." dediğimde gülerek kafasını salladı. Ayşe'nin yanına geçtiğimde trip atmayı bırakarak bana sarıldı. "Hastanede görüşürüz."
"Görüşürüz."

Eda yine ilk geldiğimdeki haline bürünmüş gibi gözüküyordu. Ama yine de bu defa kalkıp sarıldı. Kulağıma fısıldayarak "Dikkat et." dediğinde başımı salladım. "Sende dikkat et." En son Tuana ile sarıldığımızda ayrılmanın zor olacağı belliydi. "Hacer, bunlar sen yokken beni dövüyorlar. Açta kalıyorum ben. Evi toplayacağım diye delirdim de. Mutfağı toplamadan yatınca gözümün önüne geliyorsun uyuyamıyorum valla." Tuana'nın nefes almadan dediklerine güldüğümüzde kendini geri çekerek "Acılarım olmuş elaleme maskara, söyleyin nerelere gideyim." Tuana'yı kendime çekip tekrar sarıldım. "Dövmeyin Tuniği lan." Tuana'dan ayrılıp yüzüne baktım ciddi bir ifade ile "Ama sen evi topla aferin."

Hepsine son bir kez bakıp oradan çıktığımda Demir'in arabasına bindim. Yüzüme dikkatli bir şekilde bakan adama bakmadan başımı cama yaslayıp ağlamaya başladım. Oraya girdiğim an kızları gördüğüm andan itibaren hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyordum. Orada akan yaşlar hiçti. Demir biraz bekledikten sonra arabayı çalıştırdı ve oradan ayrıldık.

Yol boyu süren sessizlik arabadan inip yaşadığımız kata gelene kadar sürdü. İkimizde kendi evimizin kapısında durup öylece kalmıştık. Ona döndüğümde yerde olan bakışlarını yüzüme çıkardı. "Teşekkür ederim verdiğin sözü tuttuğun için." dedim ağlamaktan kırılan sesimle. Ellerini ceplerine koyarak omzunu silkti. "Teşekkürlük bir şey yok." Kafamı hayır anlamında salladım. "Var, ilk andan beri bizi düşünerek hamle yapıyorsun. Bazen sana kızsamda hak verdiğimde oluyor ve anlıyorum seni. Sen de beni anla Demir. O kızlar basit bir lise arkadaşı değil, herşey onlar. Onlarla geldim ben bugüne şimdi onlardan bu kadar uzak olmak zor. Lütfen en azından arada bir senden arayayım onları." Hayır dese yere çöküp ağlayacağımı anlamış gibi kestirip atmaktansa "Bakarız, hadi geç dinlen." dedi. Çantamdan evin anahtarını çıkarıp kapıyı açtım. "İyi geceler." dedikten sonra eve girip kapıyı kapattım. O kadar halsiz hissediyordum ki direkt odaya geçip yatağa attım kendimi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18