5.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Hacer Hacer

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 5.Bölüm

"Gel lan buraya."diye bağıran Alp komiser fazlasıyla öfkeli görünüyordu. Serkanın da ondan az kalır yanı yoktu. Anlaşıldığı üzere daha önceden tanışıyorlardı.
Mahalleli sokaklara ve camlara çıkmış kavga eden iki komiseri izliyordu. Biri de polisi arasa diyemezdik çünkü zaten sokak polis doluydu. Ece gözlerini kavga eden ikiliden ayırmadan "Bizi bunlar mı koruyacak?"diye bir soru yöneltti. Kafa mı sallayarak "Maalesef öyle görünüyor."dedim. Sinana baktığımda hâlâ aynı rahatlıkta hatta elinde çekirdekle kavgayı izlediğini gördüm. Alp komiserle geldiğim arabada o da vardı. Alp komiserle yakın görünüyorlardı. Büyük ihtimalle Serkan ile arasında olan şeyi de biliyordu. Sinana doğru bir polis yaklaştı ve telefon uzattı. Sinan kendisine uzatılan telefonu aldığında rahat tavrı bozulmuş ve dik bir duruşa geçmişti. Bir süre karşı tarafı dinledi daha sonra bir şey dedi ama buradan duymam mümkün değildi. Telefonu kapattıktan sonra Serkan ve Alp komisere doğru ilerleyerek "Ayrılın lan. Demir Savcı yolda geliyor."diye bağırdı. Savcı mı geliyor?

Serkan ve Alp bunu umursamıyor görünüyor ki ayrılmak yerine birbirlerine daha sert vurmaya başladılar. "Ay yok daha fazla izleyemeyeceğim. Bu ne böyle iki ergen gibi kavga ediyorlar. Benim Egem öyle mi? Laflarıyla döver ve gömer. Canım sevgilim benim. Ay özledim ben bir arayayım şunu."diyerek giden Ece'ye hayretle baktım. Aşık olmak böyle bir şeydi galiba. Cebimden telefonumu çıkartıp Eda'ya mesaj attım.

Ben: Eda bize gelebilir misin? İki aşık ve bir deli ile yalnız kaldım da. Hem burada kavga da var.

Eda beni şaşırtmayarak kavga kelimesini görür görmez mesaja geri dönüş verdi.

Eda: Ne? Ne kavgası? Nerede? Kim? Kiminle?

Ben: Ne kavgası olduğu muamma. Bizim evin önünde. Serkan. Alp komiserle.

Eda: Alp komiser mi?
Eda: Aferin lan Serkan enişteme. En favorim odur bundan sonra.

Ben: SHSHHDHD gel hadi.

Eda: Yoldayım 😉

Telefonu kapatıp geri cebime koydum.
Off ne uzun sürmüştü bunların kavgasıda. Onları izlemekten ben de vazgeçip salıncağa oturdum. Balkona salıncak yaptırmak Tuananin fikriydi ve bu kesinlikle mükemmeldi. Kulaklığım neredeydi benim? Müzik dinlemem gerekiyordu şuan. Biraz sallandıktan sonra içeri geçmeye karar verdim. Bu sırada da kavga sesleri kesilmişti. Tuana kulaklığını takmış koltukta uzanıyordu. Ece de tekli koltukta garip bir şekilde uzanıyordu ve Ege ile konuşuyordu. Yani bu kadar vıcık anca Ege ile konuşabilirdi. Göz göze geldiğimizde dil çıkararak mutfağa gittim. Ayşe hanım cam kenarına tünemişti. İtiraf etde siz de kurtulun biz de be bacım.

"Ayşe." seslenmemle yerinden sıçrayan Ayşe, ayağa kalkarak "Ödüm koptu lan."diye bağırdı. Gülerek "Bişi yok bişi yok."dedim ve içmeyi unuttuğum suyumu içmek için dolaptan bardak aldım. "Biri geldi de anca bıraktılar ya kavgayı. Her yeri kanıyor yani yerleri, her yerleri kanıyor. Salak bunlar."diyen Ayşe ye baktım. Omuz silkerek "Bakma öyle."dedi ve elimden bardağı alarak su doldurup kendisi içti. "Lan Ayşe ya." Oflayarak tekrar bardak aldım ve içinde limonlu su olan sürahiden bir bardak doldurup içtim. Susuzluk kötü bir şeydi. Kimse çekmesindi.

Camdan aşağı baktığımda savcı, Alp ve Serkanı karşısına almış azarlıyordu. Sesi pek yüksek çıkmıyordu ama halinden anlaşılıyordu kızgın olduğu.
Beyaz gömleğini değiştirmiş onun yerine mavi bir gömlek giymişti. Kravatıda gayet düzgündü. Ceketi yakışmış ve daha ciddi görünmesini sağlamıştı. Saçları da öğlenki gibi dağınık değildi, şimdi daha özenli görünüyordu. Böyle de iyidi ama dağınık saçlı savcı... Ne? Napıyorum ben ya?

"Kim o adam?" gözlerimi savcıdan çekip Ayşe'ye baktım. "Savcı. Aynı zaman da Alp komiserin kuzeni ve galiba Serkanla da tanışıyorlar."dedim ve sandalyeye oturdum. Ayşe de yanıma oturduğunda "Hacer, o parmak görüntüsü aklımdan gitmiyor. Biz nasıl bir işin içindeyiz? Neden biz anlamıyorum."dedi. Ona uzanıp sarıldım ve "İnan bilmiyorum sadece eskisi gibi mutlu ve huzurlu olmak istiyorum. Bunun içinde savcının dediği gibi işbirliği yapıcam."dedim. Ayşe sırtıma hafifçe vurarak "Savcı neden sadece seninle görüşüyor? Biz de tehdit altında olduğumuza göre bizimle de işbirliği yapması gerekmez mi?"diye sordu. Geri çekilerek biraz düşündüm. Haklıydı, Ayşe diyene kadar farketmemiştim ama gerçekten de öyleydi.
"Belki Nazan hanımın olayı dikkatini çekmiştir. Bu yüzden ilk benimle konuşmuş olabilir. Sizinle de konuşur yakın zamanda herhalde."dedim. Ayşe de "Olabilir." Dediğinde kapı çalmıştı.

"Edadır. Yoldaydı." Diyip kapıyı açmaya gittim. Yüzü kan içinde olan Serkan ve Alp ile savcı da Edanin arkasına dizilmiş duruyorlardı. Elimle başörtümü kontrol ettim. Allah'tan çıkarmamıştım. Geri çekilerek "Buyrun. İçeri geçin."diyerek üç adamı da buyurettim. Eda içeri girerek yanımda yerini aldı. "Hoşgeldiniz sayın savcım ve Serkan komiserim."dediğinde Alp komiser yüzünü buruşturdu ama bu canını yakmış olmalı ki hafifçe inledi. Savcı ve Serkan Eda ile içeri geçerken Alp komiser hâlâ kapıda duruyordu. "Kusura bakmayın lütfen. Buyrun sizde."dediğimde "Yok ben rahatsızlık vermeyeyim."dedi. "Olur mu öyle şey lütfen buyrun içeri."dedim ama bana bakmak yerine arkamda bir yere baktı. Arkama dönüp baktığımda savcı Demir, Alp komisere "Geç içeri." Dedi. Alp komiser başka birşey demeden ayakkabısını çıkartarak içeri girdi.

"Aklınızda şüphe olmuştur."diyen adama gülümsedim ve "E biraz. Önceden tanışıyorlardı galiba." Dedim. Elini kravatına götürerek gevşetti. "Maalesef var öyle bir durum."dedi ve sonra "Biz de geçelim isterseniz?"diyerek odayı gösterdi. "Tabi. Siz geçin lütfen geliyorum ben de."dedim. Kafasını sallayarak beni onayladı ve odaya geçti. Mutfağın kapısından Ayşe'ye de seslenerek içeri çağırdım. Ayşe dolaptan ilk yardım çantasını alıp yanıma geldi ve birlikte içeri geçtik.

Üç büyük adam bir koltuğa oturmuştu ve koltuğum şirinlerin koltuğu gibi görünüyordu. Savcı, Alp ve Serkanin arasında oturuyordu ve pekte rahat görünmüyordu. Ayşe direkt Serkanın yanına giderek "Pansuman yapalım. Mikrop kapmasın" dedi. Serkan halıdan bakışlarını kaldırarak Ayşe'ye baktı. İtiraz edecek gibiydi ama Ayşenin bakışlarına dayanamamış olmalıydıki ayağa kalkarak Ayşe'nin daha rahat etmesi için bir sandalyeye oturdu. Serkanın kalkmasıyla savcı kendini koltuğun kenarına attı. Şimdi biraz daha rahattılar. Ece tekli koltukta oturmaya devam ediyordu. Eda da diğer tekli koltukta Alp komiserin yanında oturuyorduki bundan memnun olmadığını biliyoruz. Ama yine de Eda o koltuktan kalkmazdı, kalkamazdı. Değişik takıntıları olan biriydi. Tuana da diğer büyük koltukta rahatça oturuyordu. "Tekrar hoş geldiniz." Dedim ve Tuananin yanına geçtim. "Hoşbulduk Hacer hanım."diyerek Alp komisere baktı savcı.

Eda "Ee sayın savcım, sizi buraya kadar getiren mesele nedir?"diye sordu. O an anladım ki Eda çağırmıştı onları. Laf alacaktı sözde. Savcı Edaya doğru döndü ve "Alp komiser yani kuzenim ve arkadaşım Serkan komiserin, korumakla görevli olduğu insanların evinin önünde kavga ettiğini duyunca geldim Eda hanım."dedi. Bunu söylerken bu durumdan oldukça bıkmış görünüyordu. "Nasıl yani bizi bu ikisi mi koruyacak?" Diyerek ikiliye laf attı Eda. Serkan bunu hiç üstüne alınmadan yüzüne pansuman yapan Ayşe'yi izlemeye devam etti ama Alp komiser alınmıştı. "Bu değil avukat hanım. Ayrıca siz başkalarına laf çarpmadan önce kendinize bir bakın ve yanlış zamanlarda yanlış yerlerde bulunmayın."diyen Alp komiserle Tuana kulağıma eğilerek "Oo vurdu gol oldu."diyerek kıkırdadı. "Şşt sessiz ol Edanin sinirini üstüne çekme valla kurtaramam."dedim ve ikimizde sustuk. "Hah, bak hâlâ ne diyor ya? Ama ben çizgimi bozmayacağım ve sizinle mahkemede hesaplaşıcam." Dediğinde Alp komiser kuzenine dönerek gözleriyle bizim anlamadığımız birşeyler söyledi. Savcı, Alp komiserden bakışlarını ayırıp bana çevirdi ve "Biz artık kalkalım."dedi. Ayşe "Pansuman yapsaydım Alp Bey."dediğinde Serkan "Ne gerek var. Gitsin yaptırsın pansumanını hastanede."dedi. Alp "Ya havle."dedikten sonra "İyi akşamlar hanımlar. Yarın sabah erken saatlerde kapıda olucam bir durum olursa diye bilginize." Diyerek çıktı gitti. Savcı da "iyi akşamlar." diyerek kalktı. Bizde onunla birlikte kalktığımızda Eda "Siz biraz daha kalsaydınız sayın savcım." Dedi. Edaya bakarak "Daha sonra." Dedi ve odadan çıktı. Ben de peşinden gittim. "Bir daha böyle bir sorun yaşanmayacağindan emin olun." Dedi ayakkabısını giyerken. "Umarım yaşanmaz."diyerek cevapladım. Ayakkabısını giydikten sonra ceketini düzertip "Tekrar iyi akşamlar." Dedi ve gitti. Kapıyı kapatır kapatmaz koşarak içeri geçtim. Ve kızlarla aynı anda "Nerden tanışıyorsunuz?" Diye sorduk. Serkan yüzünü buruşturdu ve "Az bir durun kızım."dedi ama kurtuluş yoktu. Ayşe pansumanı bitirip odadan çıktığında Serkan Ayşenin arkasından bakarak sessizce "Kızgın mı üzgün mü?" Diye mırıldandı ama bana yakın olduğu için duymuştum.

"Serkan anlatır mısın artık? Nerden tanışıyorsunuz ve neden kavga ettiniz?" Tuananın sorduğu soruyla Ayşenin arkasından bakmayı kesen Serkan bey, işaret parmağı ile Tuanayı gösterip "Önce duyduklarımın doğru olmadığını söyle sen?"dedi. Bu defa hepimiz Tuana baktık. Tuana hepimize baktıktan sonra "Ne duydun tam olarak?"dedi ve yutkundu. Serkan "Ali amcaya bulduğun son kadın bugün dolandırıcılıktan nezarethaneye atıldı ve bil bakalım son kurbanı kim?"dediğinde hepimiz "Kim?"diye sorduk. O sırada çalan kapıyla Ayşe"Ben baktım."diye seslendi. Serkan yüzlerimize bakarak "La havlee, hepiniz delisiniz siz he?"diye söylendi. Ece "Kes kes kes. Kim son kurban onu de sen?"diye Serkana çıkıştığında Ayşe içeri girdi. "Ali amca geldi ve sanki daha öncekilerden birazcık daha sinirli."dediğinde bizim köşeli jeton hedefe cuk diye oturdu.

***************************************************************************************************************************************

2 GÜN SONRA

Sofraya baktığımda Şevvalin bir an önce gelmesi için dua ettim. Menemen, pişi, patates kızartması, sucuklu yumurta ve olmazsa olmaz çay. Herşey şahane görünüyordu. Eda hanım sonunda yataktan çıkıp yanıma geldiğinde "Of Of of bu nedir be?"diyerek öbür yanımda duran Ece'nin yanağından makas aldı. "Ege ve şevvaller geliyor da abarttik mı biraz bilemedim?"dedi durdurmasam börekte yapacak olan Ece hanım. Eda "Yok be ne abartması. Döktürmüşsünüz valla."dedi ve koltuğa uzanmış hâlâ uyuklayan Tuananın bacağına vurdu. "Ben gideyim bir elimi yüzümü yıkayayım."diyerek kaçtı ama Tuana, Edayı görmüştü bile. O da ayaklanıp Edanin peşinden gitti.

"Ece, Egeyi arasana onun sevdiği sos bitmiş, gelirken alsın kendine. Hemen aşağıdaki markette var."dedim Edanin çaktırmadan aldığını sandığı pişinin yerine yenisini koyarken. "Ay doğru. Valla bunca şey içinde onu arar o."dediğinde "Yaa işte öyle bir vaka senin müstakbel nişanlın."dedim ve mutfağa geçtim. Arkamdan gelen Ece "Ama Hacer çok tatlı değil mi ya?"dediğinde salatalık doğramak için kullandığım bıçağı elime alarak "Yürü git sevgilin geldiğinde ona vıcıklaş."diyerek üstüne yürüdüm. Ece geri geri adımlar atarak "Ay canım sen de yani. Bulalım sana da birini geçsin şu sınırın."dedi. Yaw bu kızda da hep bir laf hep bir laf hiç icraat yok. "Ecee git sevgilini ara." Ece bişi demeden gittiğinde telefonumu alarak cam kenarına geçtim. Kapının önünde iki polis nöbet tutuyordu. Arka sokakta ve başka yerlerde de polisler vardı ama biz göremiyorduk. Yani görüyorduk ama kim polis kim sivil belli değildi. Telefondan mesajlar kısmına gelip Ayşenin numarasına tıkladım.

Ben: Ayşe nerde kaldın?

Ayşe: Şey ben tam çıkarken Serkan geldi de pansuman için sen yap diyince çıkamadım. Şimdi o getiriyor beni yoldayız.

Ben: He öylee ;)

Ayşe: He öyle 🤨

Ben: Serkanı da çağır istersen.

Ayşe: Tamam sorarım.

Ben: Tamam sor.

Ayşe: Hacer imanı al ve kaybol.

Ben: İmanı alayım da neden kayboluyorum? Yüce mevlam yayın demiş sen ne karışıyorsun???

Ayşe: Ahahhahahha çok güldüm. Hangi iman biliyorsun sen.

Ben: De get.

Ayşe: De gettim.

"Neye sırıtıyorsun Hacerim?" Camdan ayrılarak Tuana ya cevap verdim. "Ayşe ya Serkanlaymışta. Öyle takılıyorum."dedim. Tuana da gülerek "Ay hadi inşallah olacak bunlar." Dediğinde şaşırdım. "Allah Allah? Hayırdır sen?"diye sordum. Tuana omuz silkerek "Akraba kontenjanından yararlanırız da kardeşim."dedi.
Ah Tuana ve çıkar ilişkileri. "Doğru."

Çalan kapıyla Tuana "Ben baktıım."diyerek mutfaktan çıktı. Ben de baş örtümü düzertip peşinden gittim. Ece, Minayı kapıp içeri gittiğinde Ege "Ecem, hayatım ben de varım ama."diyerek Ece'nin peşinden gitti. Egenin isyanı hepimizi güldürmüştü. "Merhaba kızlar."diyen Ozana Tuana "Sana da merhaba kaçak enişte."diyerek tepki gösterdi. Ozan birşey demeden Eda ve benimle tokalaşıp içeri geçti. "Tuana bir tut şu dilini ya" dedi Eda. Tuana ise Şevvale sarılarak "O şevomla bizi ayırmadan önce düşünseydi bunları." Dedl. Şey biraz haklı aslında ama Ozan da halkı tabi. Şevval "Sen yine de üstüne gitme Tuana. Savcıyla konuştuktan sonra zor ikna oldu zaten."diyip bizle de sarıldı. "Of iyi. Geçin hadi içeri ajım ben. Aman açım, Hacer hep senden bulaştı." diyip mutfağa gitti Tuanacım.

"Hadi siz geçin bardakları alıp geliyorum ben."diyip Tuananın peşinden gittim. "Tuana sen şu ekmekleri götür canım." Tuana dans ederek ekmek sepetini aldı ve çıktı. Kapıda çaldığında geri dönerek kapıya baktım.
Ayşe hanım gelmişti. "Hoşgeldin. E Serkan yok mu?"
Ayşe ceketini vestiyere asarken "Savcı aradı yolda. Onun yanına gitti."dediğinde içimde ister istemez bir korku oluştu. Umarım önemli bir şey değildir. "Anladım. Herkes geldi hadi geç."diyip mutfağa geri döndüm. Oyalanmadan çayları doldurup içeri geçtim ben de.

"Ee hadi niye geçmediniz masaya? Davetiye mi bekliyorsunuz?"dedim kaşlarımı çatarak. Mina buna gülerek kollarını bana doğru açtı. Yaw yerim seni çocuk ya. Bardakları masaya bırakıp Eda teyzesinde duran Minamı aldım. "Özledin mi teyzem sen beni?"derken bir yandan da yanaklarına öpücükler konduruyordum. "Ay şu kahkahaları var ya şu kahkahaları en çok bunu özledim he?"dedi Ece ve masaya geçti. "Siz de gelin be artık."diyerek tabağını doldurmaya başladı. Herkes yavaştan sofraya oturduğunda Minayı annesine vererek çayları dağıttım.
Özlemiştim kalabalık soframızı.

Herkes tabaklarını doldurup afiyetle kahvaltısını yapmıştı. Bir kişi dışında, Ayşe. Sürekli dalıp gidiyordu ve sadece Edanin, verdiklerini yiyordu. "Ya Ayşe oturacak benim yanım mı kalmıştı bir? Başın düşmesin diye kolum koptu be."diye söylenen Edayı, Ayşe duymuyordu bile. Ağzındaki lokma bitince "Ben bir uyuyup geliyorum."dedi ve masadan kalktı, gitti.

"E Ege Bey, Ece Hanım sizin nişan ne zaman?"dedi şevval. Ege bal kaymak sürdüğü ekmeği Ece'nin tabağına bıraktıktan sonra "Şu olayların ne olacağı bir kesinleşsin o zaman o tarihte kesinleşecek inşallah."dedi. Ozan çatalını bırakarak "Neyin ne zaman kesinleşeceğinin garantisi yok ki kardeşim. Savcı aradı dün. Hep bir arada kalmaktan falan bahsetti. Olacak iş mi bu? Tamam şimdi herkes teyakkuzda ama bunun bir kaç gün sonrası da var. O günlerde de güvende olacağınızın garantisi var mı?"dediğinde sesinde bu defa sadece endişe vardı. Geçen geceki gibi öfke değil. "Haklısın Ozan ama sen söyle savcıyı, polisleri dinlemekten başka yapabileceğimiz bir şey mi var?"dedim. "Yok maalesef. Karımı, kızımı ve arkadaşlarımı kurtaracak bir şeyim yok."dediğinde Şevval uzanıp elini tuttu.

"Hacer haklı arkadaşlar. Şuan savcı ve polislerden yardım almak dışında yapabileceğimiz bir şey yok. En azından onlarla iş birliği yapıldığı sürece koruma altında olucaz."diyen Edaya minnetle baktım. Ece elini kaldırarak "Bacılarıma katılıyorum."dedl. Tuana da bize katıldığını söylediğinde Ozan "Özür dilerim o gece için. Öyle bir anda seri katil falan diyince en başta kızımı düşündüm.O yüzden söylediklerimin bazılarının arkasında durmama rağmen yine de özür dilerim. Ben de size katılmak istiyorum bacılar."dedi gülümseyerek.
Tuana "Hay hay enişte. Aferin böyle doğru yolu bul her zaman."dedi. Ozan Şevvalin tuttuğu elini çekerek daha sıkı bir şekilde Şevvalin elini tuttu. "Buldum ben zaten onu."dedi.

"Ay Allah'ım bu ne vıcıklık ya birden ikiye çıktılar. Tuana, Eda gelin biz balkonda devam edelim kahvaltımıza." Diyerek tabağımı alarak balkona çıktım.
Eda ve Tuana da yanıma geldiğinde içeriden gülme sesleri geliyordu. En çokta Mina hanım gülüyordu. Yerlerdi onu. "Ay bir gün biz de böyle olmayız dimi?"diye soran Tuanayla, Eda ile aynı anda kulağımızı tutup masaya vurduk. "Ay tövbeler olsun. Bana gelmez olm öyle vıcık vıcık şeyler. Ben böyle vurdu çıktılı şeyler istiyorum."diyen Eda ile bu defa Tuana ile beraber kulağımızı tutup masaya vurduk. "Ay hayır Eda. Allah korusun. Senden bir tane daha olmaz."dediğimde Eda saçlarını geri savurarak "Ay orası zaten öyle de. İşte en mükemmel olunca en mükemmeli istiyor insan."dedi. Tuana ile birbirimize bakıp göz kırptığımızda Edanin üstüne atladık ama daha eğlenemeden çalan kapı bizi durdurdu.

Ayağa kalkıp içeri geçtim. Masadan kalkan Egeye "Sen otur baktım ben."diyip kapıya gittim. Delikten baktığımda dışarda bekleyen polislerden bir tanesi vardı. Kapıyı açtım fazla bekletmeden o sırada diğerleride arkama dizilmişlerdi. "Buyrun memur bey."dedim sesimdeki endişeyi en aza indirmeye çalışarak. "Hacer hanım herkes evde değil mi?"diye soran polisle kaşlarımı çatarak "Evet, evet de bir sıkıntı mı var?"dedim. "Evi izleyen bir şahıs tespit edildi. Şuan da aranıyor lütfen biz güvenli olduğunu söylemeden evden ayrılmayınız. Biz hemen bu kapıda olucaz."diyen adamla endişem korkuya dönüştü.

****************************************************************************************************************************************

AYŞE'NİN AĞZINDAN

"Ay sonunda bitti." Rahat bir nefes alıp koltuğa attım kendimi. Mesleğimi çok seviyorum ama şu nöbetler cidden bazen çok fena geçiyordu. Şimdi üstümü değiştirip gitmeye bile halim yoktu. "Ayşe bir şey sorucam."diyen Asumana tek gözümü açarak baktım. "Düzgün bir şey sor."dediğim de karşımdaki koltuğa oturup bacak bacak üstüne attı. Tavrından belliydiki sinirimi bozucaktı. "Hacer hoca gerçekten hastasını öldürdü mü?" Al işte. Hepsi salak bunların. Tüm gece Hacerin arkasından konuşulanların çenesini kapatmakla uğraşmak nöbeti benim için daha da zorlaştırmıştı. Tüm hastanenin işi gücü yokmuş gibi Hacer de Hacer diye tutturmuş konuşuyorlardı. Sinirle koltuktan kalkıp cevap vermeden çıktım. Bir an önce gitsem burdan iyiydiki odadan çıkar çıkmaz telaşla bana gelen Arzu ile olduğum yerde durdum. "Arzu iyi misin? Ne bu telaş?"dediğimde Arzu ellerimi tutarak "Ayşe, Kerim hastalanmış benim çıkmam gerekiyor rica etsem altı numaradaki hastanın pansumanını yapar mısın?"dedi. "Yaparım tabiki git sen."dedim ama bir yanım da hayır dedi. Ve ben o tarafa aldanmadan iyi bir arkadaş olup acile geri gittim.

Altı numaralı yatağa geldiğimde hastanın yüzüne bakmadan "Geçmiş olsun, yaranızın olduğu yeri açın lütfen."dedikten sonra elime eldivenleri geçirdim. "Tabi ama yardımcı olmanız gerekiyor." duyduğum sesle başımı kaldırarak yatakta oturan adama baktım. "Serkan, sen?"dedim inanamayarak. Neyi vardı? "Ayşe,ben."dedi tebessüm ederek. "Serkan neyin var? iyi misin?"derken bir yandanda gözlerimle yarasını arıyordum. Yüzündeki hafif yaralar için buraya gelecek bir adam değildi. "İyiyim. Önemli bir şey değil küçük bir sıyrık sadece."derken oldukça rahat gözüküyordu. Sakinleşmeye çalışarak "Tamam aç yaranı da pansumamını yapalım." dedim. "Yardımın lazım çıkartamıyorum."derken bir yandan da doğru söylediğini ispatlarcasına kazağını çekiştiriyordu ve bunu yaparken de acıdan yüzü kızarıyordu. "Tamam bırak sen."diyerek kazağının alt kısmından tuttum. Ama öyle kaldım. Beynim hoşlandığım adamın dibine girdiğimi anlamıştı galiba.

"Ayşe iyi misin?"diye soran adam kalbime değişik şeyler yaşatıyordu. "İyiyim. Yatan nerede ona göre yardım edeyim yani üstünü çıkartıyım."dedim. Eliyle sol omzunu gösterdi. Yavaşça kazağı göğsüne doğru kaldırıp "Önce sağ kolunu çıkartalım."derken bakışlarımı yüzüne çıkardığımda göz göze geldik. Kalbim yavaşla duyacak. "Çıkaralım."diyerek beni onayladı ama gözlerini yüzümden çekmedi. Zorla gözlerimi tekrar bedenine çevirdiğimde iki ucu şeyli durumunu yaşıyordum. Kazağı sağ kolundan çıkardıktan sonra yavaşca sol kolunu çıkarmaya geçtim. "Acırsa söyle"dediğimde tebessümle "Acırsa üfliyecek misin?"diye sordu. "Hm ondan."diyerek zorla kazağı sol kolundan da çıkardım. Kazağın siyah olmasıyla görülmeyen kan bandajdan fazlasıyla belliydi. "Kim yaptı bu pansumanı? Ne bu kadar kan?"diye söylenerek bir yandan pansuman malzemelerini hazırladım.

Açılan dikişi yenilenen gerekiyordu. "Uyuşturucam."dediğimde elimi tutarak "Gerek yok fazla acımıyor zaten."dedi. Göz devirerek "İyi acısın canında göriyim ben seni."dedim ve dikişleri çıkardım. Yüzünü bir iki kez buruşturmak dışında birşey yapmadan beni izliyordu. O öyle baktıkça ben kızarıyordum ki ben dometese dönüşenlerdendim. Yani bunu farketmemesi imkansızdı. "Ateşin çıktı galiba bir kızardın."diyerek bana takılmaya başladı.
"Üşüttüm bu ara biraz."dedim ve son bir kez daha "Emin misin uyuşturmuyorum bak?"diyerek kontrol ettim. "Eminim." Dediğinde iğneyi alarak dikiş atmaya başladım ama onun acısını ben çektim. Niye dinliyorsam ben bunu. Kendime acı çektiriyorum resmen. Zar sor dikişi bitirip pansumanı da yapıp yarayı kapattım. Eldivenlerı çıkarıp attıktan sonra da cebimdeki kalemi alıp bandajın üstüne imzamı attım.
"Üstünü giyebilirsin."dedim. Attığım imzaya bakarak "Her pansuman buraya gelicez belli oldu."dediğinde "Uzak kalmıyor mu bura?"diye sordum ve kazağı alarak giymesine yardımcı oldum. "Sen yaramı sahiplendikten sonra başkasının dokunması hoş olmaz."diyerek attığım imzayı işaret etti. Yarasını sahiplenmek hoş bir cümleydi. Etkilenmemiş gibi yapmaya çalışarak "Sen bilirsin."dediğimde ayaklanarak "Nöbetin bittiyse birlikte çıkalım."dedi.
"Bitti, üzerimi değiştirmem gerekiyor."dediğimde "Otoparktayım."diyerek gitti.

Onun peşinden bende çıktım. Soyunma odasına gidip hızla üstümü değiştirdim ve otoparka indim. Arabasına yaslanmış beni bekleyen Serkan fazla hoştu. Yanına yaklaştığımda beni farkedip "Gel."dedi ve arabaya bindi. Ben de bindiğimde çantamı arkaya koyarak emniyet kemerimi taktım. "Aferin sonunda öğrendin şunu."diyen adama göz devirip "Ama siz hâlâ kapı açmayı öğrenemediniz."dedim. O da aynı şekilde göz devirerek "Vakti gelince bol bol açarım."dedi ve arabayı çalıştırdı. Tam olarak hangi vakit acaba?

"Ee Alp komiser ile aranda ne geçtiğini anlatacak mısın artık?"diyerek konuyu değiştirdim. Yandan bir bakış atıp "Anma şunun adını."dedi. Ona doğru dönerek başımı koltuğa yasladım. "E anlat sen de."diyerek iyice yerime yerleştim. "Akademiden tanışıyoruz. Başta iyi hoştu ama sonra bir şeyler oldu ve tartıştık. Ne olduğunu sorma söylemicem."diyip işaret parmağını bana doğru sallayıp devam etti. "o tartışmadan sonra da ceza aldık ve ikimizde akademiyi zar zor bitirdik. Akademiden sonra da üçüncü görüşümüzdü birbirimizi ama ilk defa yanımızda Demir yoktu. Fırsat bulmuşken girdik işte birbirimize."dedi. Biraz üstüne eğilerek "Tam olarak mesele neydi?"dedim ama "Ayşe."dediğinde yerime geri sindim.

Gelen bildirim sesiyle ona sırtımı dönerek telefonu aldım. Hacercim mesaj atmıştı. Onunla konuştuktan sonra telefonu cebime koydum ve yolu izlemeye başladım. "Kimdi o?"diye soran Serkana cevap olarak göz devirdim. "Ya Rabbim ya Resulullahım"diyerek sabır dilendi ama bakmadım. Biraz sonra da onun telefonu çaldı. Telefon arabaya bağlı olduğu için ekranda yazan Savcım yazısını görmüştüm. Fazla bekletmeden telefonu arabadan olacak şekilde cevapladı. "Alo Serkan buraya gelmen gerek."diyen savcıyla Serkan hızla "Emredersin Savcım."dedi kapattı. "Bu neydi şimdi?"dediğimde Serkan "Ne neydi?"diyerek güldü. "Siz demin önce konuşmadınız ki. İnsan bir neden savcım der."dedim ama o sadece gülerek "Yanında konuyu daha da deşip gizli bilgileri de vereyim istersen."dedi. Omuz silkerek "Veer. Ne olacak sanki?"dedim. Yandan bir bakış atıp "Geldik in hadi."dedi. Dışarıya baktığımda gerçekten de gelmiştik. E ben taksiyle giderken hiç bu kadar kısa değil bu yol. "Sen de geliyorsun kahvaltı edicez herkes bizde seni de bekliyorlar."dedim çantamı alarak. "Başka zaman gelirim ne de olsa artık sadece Ali amca ve Tuana için gelmiyorum. Gerçi o zaman da sık sık buradayım ama neyse."dediğinde ikimizde güldük. "Öyle olsun. Görüşürüz teşekkürler bıraktığın için ve yarana da dikkat et. Ağrın olduğunda eczaneye gidip krem al ismini mesaj atarım."diyerek kapıyı açıp arabadan indim. "Tamamdır hemşire hanım. Dikkat et kendine."dediğinde el sallayarak kapıyı kapattım. Binaya doğru ilerlediğimde hâlâ orda duruyordu. İçeri girip kapıyı kapattığımda arabayı çalıştırıp gitmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18