6. bölüm / 15
Geçmişin Gölgesinde6. BÖLÜM
Bölümler 15Şu an: 6. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM1.282 kelime
- 2 2. BÖLÜM1.037 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.074 kelime
- 4 4.BÖLÜM1.065 kelime
- 5 5.BÖLÜM1.254 kelime
- 6 6. BÖLÜM696 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7. BÖLÜM977 kelime
- 8 8. BÖLÜM749 kelime
- 9 9.BÖLÜM1.468 kelime
- 10 10.BÖLÜM868 kelime
- 11 11.BÖLÜM1.112 kelime
- 12 12.BÖLÜM934 kelime
- 13 13.BÖLÜM953 kelime
- 14 14.BÖLÜM953 kelime
- 15 15.BÖLÜM776 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sam ve Sadie hava soğuyana kadar dışarıda oturdular ve hava biraz aydınlanmaya ve ayrıca soğumaya başlayınca içeri girdiler. İkiside gece boyunca hiç uyumamışlardı. Saat sabah 5'e yaklaşırken, Sadie kafasını Sam'in omzuna koydu ve uyuyakaldı.
Sam, Sadie uyurken onunla ilk tanıştığında, Sadie hakkında düşündüklerini düşündü. Sam ona nasıl kendini beğenmiş bir kaba olarak görmüştü anlayamıyordu. Kafasını kızı uyandırmamaya çalışarak, kıza baktı. Kumral saçlarından düşen bir tutam kızın yüzünü kapatıyordu. Sam eli ile kızın saçını kızın yüzünden çekti ve ona uzun uzun baktı. Sadie çok güzel görünüyordu.
Sam, henüz Sadie'ye bakarken kız yavaşça gözlerini açtı. Sam, Sadie'nin uyandığını görünce hemen kafasını çevirdi. "Bana mı bakıyordun?" Sadie gerinirken gülümsedi. "Ben de güzel olduğumu biliyorum ama lütfen benden bu kadar çabuk etkilenme."
Sam boğazını temizledi. "Senden etkilenmedim, sadece bu sefer samimi olarak özür dilemek istiyorum." Biraz utanmıştı. "O zaman özrün kabul edildi bence benim senin için yaptıklarımdan sonra samimi olarak özür dilememe gerek yok, dünkü olaylarda gayet samimiydim." Sadie içten şekilde gülümsedi. "Sanırım şuan gerçekten arkadaşız, değil mi?" Sam kafasını salladı.
Kısa bir sessizlik oldu. "Artık gitsen iyi olur bugün yeni senaryonun ilk sahnesinin çekimi var." Sadie kafasını iki yana salladı. "Seni böyle bir durumda yalnız bırakamam, cenazede olacağım. Adrian'ı arayıp çekimi ertelemelerini söyleyeceğim." Sam'in gözleri yine doldu. "Teşekkür ederim." ve tekrar ağlamaya başladı. "Sadie, Sam'in elini tuttu. "Bu kadar duygusal olacağını tahmin etmemiştim." Sam onayladı. "Bende, bende"
Sadie saat 7'de Adrian'ı aradı ve çekime gelemeyeceğini mümkünse ertelemelerini, değilse Adrian'ın tek olduğu sahneyi çekmelerini söyledi ve telefonu kapattı. Sadie evine gidip cenaze için hazırlandı.
Sadie
Cenaze saati geldiğinde, cenazeye gittim ve etrafıma baktım. Sam, dün gece hastanedeki sarışın kadın ve babası olduğunu tahmin ettiğim adam Tina'nın çerçeveli fotoğrafına bakıyorlardı. Sam gözyaşlarını belli etmemeye çalışıyor, kadın ise deli gibi ağlıyordu ancak babası yüzünde hiçbir duygu olmadan sadece fotoğrafa bakıyordu. Sanki ölen kendi kızı değildi. "Hayır, Sadie kimin acısı ile nasıl başa çıktığı seni ilgilendirmez belki sadece ailesi için güçlü durmaya çalışıyordur." kendi kendime sessizce konuştum.
Adam bir süre sonra yüzünü biraz kalabalığa çevirdi. Çok tanıdık bir siması vardı ancak bir türlü çıkaramıyordum. Biraz daha etrafa baktıktan sonra bir masaya oturdum. Gözlerim sürekli Sam'in üzerindeydi. Babası, Sam'in kulağına bir şeyler söyledi ve ikisi birlikte eve doğru yürüdüler. İnsanların aile meselelerine burnumu sokmamam gerekirdi ancak onları takip ettim. İkisi bir odaya girince kulağımı kapıya yasladım ve dinlemeye başladım.
"Beni utandırmayı kes ve ağlamayı bırak. Herkes zayıf, duygusal bir oğlan yetiştirdiğimi düşünecek." Babasının soğuk sesi ürkmeme yetmişti, adam bağırmıyordu ama sesinin tonu çok korkunçtu. "Seni utandırmak mı? Kardeşim öldü. Ağlamaktan başka ne yapabilirim." Sam sesi titremesin diye kendini zorluyor gibiydi. "Şu müzik grubu işini de bırak." Bir süredir merak ettiğim sorunun cevabını almıştım. Büyük ihtimalle Sam'in babası müzik grubunu bilmiyordu. Sam bir süre suskun kaldıktan sonra babası tekrar konuştu. "Bilmediğimi mi sanıyorsun? Sosyal medya size göstererek kullanmıyorum, ancak sizi takip etmem için kullanıyorum. Aynı zamanda adamlarıma para vererek susturman komikti. Bunu da öğrenmeyeceğimi düşündün değil mi? Çok yazık, şimdi o adamlar masum olmalarına rağmen ölecekler, hem de senin gözlerin önünde. Arkadaşlarına gelecek olursak..."
Daha fazla dinleyemedim ve koşarak oradan uzaklaştım, tuttuğum nefesimi verdim ve derin nefes almaya çalıştım ama yapamıyordum, nefes alamıyordum. O adam insan değildi, şeytanın ta kendisiydi. Kendime sakinleşmek için biraz süre tanıdım. "Sadie burada ne yapıyorsun?" Arkamı döndüm. "Ben, ben tuvaleti arıyordum." Gözlerimin dolu olduğu belli olmasın diye başka tarafa bakarak konuştum. "Sen iyi misin?" Kendimi Sam'in yüzüne bakmaya zorladım. "Evet, iyiyim sadece cenazeleri pek sevmem. Küçüklükten kalma travma gibi bir şey." Sam başıyla onayladı. "Peki o zaman kafan dağılsın diye seninle birlikte sahile gidelim mi? Benim de kafa dağıtmaya ihtiyacım var." İyi görünmüyordu. "Olur."
Sahilde ikimizden başka kimse yoktu. Bir süre sonra Sam, hemen döneceğini söyleyerek gitti. 15 dakika sonra elinde kahve ile geri döndü. "Al, hava soğuk bu içini ısıtır." Ona gülümsedim ve teşekkür ettim. "Umarım kafan biraz dağılmıştır ve şunu unutma. Eğer sen Tina'yı unutmazsan o senin içinde her zaman yaşar. Onu en güzel anıları ile hatırlamaya çalış." Bana kafa salladı.
Onu evine bıraktıktan sonra kendi evime gittim ve yatağıma uzanıp uyuyakaldım.
Selam, bu bölüm biraz kısa oldu kusura bakmayın. Bu yazdığım ilk kitap olduğu için bazı yerlerde saçmalamış olabilirim umarım görmezden gelebilirsiniz. İlk bölümlerin biraz sıkıcı ilerlediğinin farkındayım ancak 1 ya da 2 bölüm sonra hareketlilik ekleyeceğim.
Bölüm etkileşimi
