10.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Zeynep Ünsal

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 10.BÖLÜM

SAM

Tam arabama binmek üzereyken bir çığlık sesi duydum. Korku içinde eve girip bağırarak Sadie'yi aradım, ancak hiçbir cevap yoktu. Kalbim neredeyse yerinde çıkacak kadar hızlı atıyordu.

Sonunda evin çatı katına gelip bir ışık görünce biraz olsun rahatladım. Sessiz adımlarla ve içimde hala büyümeye devam eden korku ile ışığın geldiği odanın aralık kapısını açtım.

Gördüğüm sahne ile dehşete düştüm. Sadie, üvey annesinin cansız bedenine sarılmış, onu uyandırmaya çalışarak bağırıyor ve ağlıyordu. Onun yanına gitmek, ona sarılmak istedim ama bir türlü hareket edemiyordum.

Sonunda beynimi yürümem gerektiğine ikna edip Sadie'nin yanına çömeldim. Sadie gözlerinde yaşlarla bana döndü. "Neden uyanmıyor?"

Gözlerindeki acı tarif edilemezdi. Üvey annesinin öldüğüne bir türlü inanamıyor gibiydi, kabullenemiyordu. Ağzımı açtım ama geri kapattım. Eğer normal bir ölüm olsaydı onunla çok kolay bir şekilde konuşabilirdim, ancak böyle bir durumda ne diyeceğimi bilmiyordum.

Onun umutsuzluğu ve üzüntüsü karşısında gözlerim doldu. O hala bir umut annesinin geri geleceğine inanarak kalp masajı yaparken, polisi ve ambulansı aradım. Onların gelmesini beklerken hala annesine kalp masajı yapan Sadie'nin yanına gittim.

"Ben, çok özür dilerim." Ağlamaya başlayarak ona sarıldım. "Bu sahneyi gördüğün için özür dilerim. Senin eve tek girmene izin vermemeli, seninle birlikte eve girmeliydim." Elimden bu sözleri söylemekten başka bir şey gelmiyordu.

Yaklaşık 15 dakika sonra ambulans geldi ve ikimiz birlikte hastaneye gittik. O hala ağlıyor ve kabullenmek istemiyordu. Onu böyle görünce istemsizce kalbim parçalanıyordu.

Polisler, o sakinleşemediği için ilk önce beni sorguya aldılar. Onlara her şeyi anlattığımda notlar alıp son olarak "Bu cinayetle ilgili şüphelendiğiniz biri var mı?" Kafamı salladım. "Yok." Beni bırakıp Sadie'yi sorguya aldılar.

Sadie sorguya girdiğinde çok donuktu. Sorulan her soruya boş bakışlarla cevap veriyordu. "Acınızı anlıyoruz ancak bize cevap vermezseniz bunu yapanı bulamayız." Polisin söylediği ile Sadie halsizce konuşmaya başladı.

"Bilmiyorum. Kim yaptı? Neden yaptı? Evimize nasıl girdi? Hiçbir şey bilmiyorum. Ne olur üstüme daha fazla gelmeyin." Sadie, bağırmaktan kısılmış sesi ile sözlerini bitirdi. Polisler, daha fazla üstüne gitmeyip onu bıraktılar.

Sam, Sadie'yi evine bırakmak istedi, ancak Sadie kabul etmedi. Dışarıda bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu.

Sadie 1 saat yağmurun altında yürükten sonra sırılsıklam bir şekilde evine girdi ve kapıyı kapatır kapatmaz yere çöktü. "Ben hiçbir şeyi hak etmiyorum." Ağlayarak kendi kendine konuşmaya başladı. "Onun tek istediği sadece benimle biraz daha fazla zaman geçirmekti. Eğer ben bugün arkadaşlarım yerine onun yanına gitseydim bunlar olmazdı."

Sadie tüm gece uyumamış ağlamış ve telefonunu kurcalamıştı. Üvey annesi ile ilgili gördüğü her haber içinin daha fazla parçalanmasına sebep oluyordu.

Sadie, sabah cenaze için hazırlandı. Aynaya bakınca karşısında eski Sadie yerine bitik bir Sadie görmüştü. Cenazede tüm arkadaşları hatta ortaokul zorbası bile vardı. Onu normal bir zamanda görse sinirlenirdi, ancak o bile üzgün ve endişeli gözlerle Sadie'ye bakıyordu.

"Zavallı Sadie'm bir gecede tüm hayat enerjisi emilmiş gibi." dedi Kate, arkadaşının yorgun bedenine bakarak. Adrian, kafa sallayarak Kate'i onayladı.

"Bir gecede çok şey yaşadı. Olaydan 1 saat önce mutlu bir şekilde dans edip doğum gününü kutluyordu. Annesi ölmüşken o mutlu olduğu için pişman olmuş gibi duruyor." Kate, Sam'in sözlerine kaşlarını çattı.

"Nasıl bilebilirdi ki?" Sam, Kate'in sözlerine omuz silkti.

"Onu motive etmemiz gerekmez mi?" Aaron'un söylediğine James hariç herkes onay verdi. "Yapmayın. Motive edeceğiz diye yanlış bir şey söyleyip, onun yarasını daha da deşebilirsiniz. Böyle durumlarda insanın kendi kendine toparlaması daha iyi olur."

Kate başta karşı çıkmak istedi, ama düşününce James haklıydı. Cenaze bittikten sonra, Kate, Sadie'ye birlikte kalmayı teklif etti. Sadie, biraz yalnız kalmak istediğini söyleyerek onu reddetti.

Evine gidip yatağına oturdu ve cenin pozisyonu aldı. Tekrar ağlamaya başladı ve bir süre sonra hem uykusuzluktan hem de ağlamanın verdiği yorgunluktan uyuyakaldı.

Bir hafta böyle geçti. Sadie, sürekli ağlıyor yemek yemiyor, yese bile iki lokma atıştırıp geri yatıyordu. Bir haftada 5 kilo vermişti.

Sadie'ye gelen mesajlar ve internette çıkan haberler sinirini okşuyordu. Üvey annesinden sonra babasının ölümünün de cinayet olduğu haberini gördüğünde telefonunu duvara fırlattı ve telefonunu kırdı. Biraz kafa dinlemek için evin 3. katındaki balkonda bulunan havuza gitti.

Sadie, üstündekileri değiştirme gereksinimi duymadan buz gibi suya girdi. Bir süre suyun altında kaldı. Kapı sesini duyunca nefes nefese havuzdan çıkıp yavaş adımlarla kapıyı açtı.

Sam, sırılsıklam olan Sadie'yi baştan aşağı süzdü. "İntihar etmeye çalıştıysan, şunu bil ki insanlar kendini boğamaz." Her ne kadar esprili olmaya çalışsa da endişesi sesinden belli oluyordu.

"Sadie bak, inan bunu demek bana düşmez ama toparlaman lazım. 1 hafta geçti. Çok kilo vermişsin. En son ne zaman doğru düzgün yemek yedin?" Sam, Sadie'ye endişe ile bakıyor bir cevap bekliyordu, ancak o cevap gelmedi. Sadie, yere boş gözlerle bakmaya devam etti.

İkisi içeri geçince Sam, Sadie'nin banyosuna gidip bir havluyla Sadie'yi sardı. "Gidip üstünü değiştirmelisin." Sadie kafa sallayıp odasına gitti.

Üstüne değiştirip geldiğinde Sam bir şeyler pişiriyordu. "Birazdan hazır olur yemezsen zorla ağzına sokarım ona göre." Sadie hala boş gözlerle etrafa bakıp kafa salladı.

Sam, yemeği bir tabağa koyup Sadie'nin yanına gitti ve ona yedirdi. "Aç kalarak ne yapmayı planlıyordun. Ölenle birlikte ölemezsin."

Sadie, dolu gözlerle Sam'e baktı." O yüzden bu kadar üzgün değilim. Sonuçta herkes bir gün ölecek, ancak ben üvey annem benimle her vakit geçirmek istediğinde ondan kaçtım. Çünkü onun yanındayken aklıma hep öz annem geliyordu ve suçlu hissediyordum. O bana ne kadar iyi davranırsa davransın annem gibi olamıyordu, ama bu mallığım yüzünden ikisi de kaybettim. Artık yapayalnızım."

"Yalnız değilsin ben varım, Kate ve Adria var. Bizim için toparlamak zorundasın." Sadie'nin gözünden bir damla yaş düştü ve Sam'e sarıldı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

39okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.