15. bölüm / 15
Geçmişin Gölgesinde15.BÖLÜM
Bölümler 15Şu an: 15.BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM1.282 kelime
- 2 2. BÖLÜM1.037 kelime
- 3 3. BÖLÜM1.074 kelime
- 4 4.BÖLÜM1.065 kelime
- 5 5.BÖLÜM1.254 kelime
- 6 6. BÖLÜM696 kelime
- 7 7. BÖLÜM977 kelime
- 8 8. BÖLÜM749 kelime
- 9 9.BÖLÜM1.468 kelime
- 10 10.BÖLÜM868 kelime
- 11 11.BÖLÜM1.112 kelime
- 12 12.BÖLÜM934 kelime
- 13 13.BÖLÜM953 kelime
- 14 14.BÖLÜM953 kelime
- 15 15.BÖLÜM776 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kendimi bunun sadece rüya olduğuna inandırdıktan sonra, çocuklarla grubun prova yapması için tuttuğumuz eve gitmek için hazırlandım.
Evin etrafı ağaçlarla çevriliydi ve çevresinde başka hiçbir ev yoktu. Bu yüzden bahçede ve evde istediğimiz kadar ses yapabiliyorduk, ayrıca bu ev benim babamdan kurtuluş yolum olabilirdi. Canım her sıkıldığında, babamla her kavga ettiğimizde buraya gelebilirdim.
Eve geldiğimde, sadece James oradaydı. "Kahvaltı yaptın mı?" James baba edasıyla sordu. Ona bakıp başımı aşağı yukarı salladım.
Mutfağa geçtiğimizde, o bir şeyler hazırlamaya başladı. Bir süre sonra sofrada krep, omlet, kızarmış ekmekler ve reçel, peynir, zeytin gibi kahvaltılıklar vardı. "Ne zaman aşçılıkta bu kadar iyi oldun?" Onunla dalga geçercesine bir soru sordum.
"Gastronomi okudum ben aptal. Bu arada sen iyi misin? Solgun görünüyorsun." Endişeli bir sesle konuşuyordu. Bana yaklaşıp elini alnıma koydu. "Ateşin var."
"Ben iyiyim, merak etme." Onun endişeli bakışları hala üzerimde geziniyordu. "Öyle bakmaya devam mı edeceksin?" Kafamı yemeğimden kaldırıp ona baktım. "Rahatsız edici." Endişeli bakışları aniden öfkeye dönüştü.
"Bak çıkış yapmamıza çok az kaldı ve hastalanıyorsun. Hastalandığın yetmiyor, dinlenip iyileşmek için hiç çaba göstermiyorsun." Haklı olabilirdi ama bakışları hala rahatsız hissettiriyordu.
"İyi, tamam uyuyacağım, prova biter bitmez." Onaylamadığı her halinden belli oluyordu, ancak beni ikna edemeyeceğini de çok iyi biliyordu. Diğerleri geldikten sonra şarkıları ayarladığım enstrüman notaları ile onlara verdim.
Biraz provadan sonra gerçekten kendimi hasta hissetmeye başlamıştım. Onlardan izin alıp içeri, odama geçtim. İçimde ağlama isteği vardı, oturup çocuk gibi ağlamak istiyordum. Rüya görmek beni bu kadar etkilemiş miydi yani?
Gözlerimi kapattığımda içimde bir rahatsızlık hissi oluşuyordu. Rüyamda bu kadar etkileneceğim hiçbir şey görmememe rağmen neden böyle davranıyorum? Bu konuda hiçbir fikrim yok ama bu rüyada bir şeyler olduğunu düşünüyordum.
Ne zaman uyuduğumu bilmiyordum. Uyandığımda kan ter içindeydim. Dün gece gördüğüm rüyanın devamı gibi bir şey görmüştüm. Gerçi buna rüya demek saçma olurdu, gördüğüm şey hayatımdaki en kötü kabus olabilirdi.
Sadie kollarımın arasında kanlar içinde yatıyordu. Kafamı hızlıca sağa sola sallayarak bu düşünceden sıyrılmaya çalıştım. Yanağımda ıslaklık hissedene kadar ağladığımdan haberim yoktu. Gözlerimi silsem bile yaşlar akmaya devam ediyordu.
SADIE
Üvey annem öldükten sonra şirket başıboş olmasın diye şirketle anlaşmamı feshettim ve babamın en başından bana bıraktığı şirketin başına geçtim. Artık CEO olmam oyunculuk kariyerime engel olmayacaktı, buna izin vermeyecektim. Şirket zaten eğlence sektörü içindeydi.
Bir süre şirkette oturduktan sonra iş olmadığı için dışarı çıktım. Bugün prova yapacaklarını bildiğim için Liam'a nerede olduklarını sordum. Bana attığı konuma yaklaşık 2 saat sonra gitmiştim.
Bir süre onlarla takıldım ve performanslarını izledim. "Sizin plak şirketiniz var mı?" Hepsi bön bön bana bakıyordu. "Bana şirketiniz olmadan çıkış yapacağınızı söylemeyin."
Onlara kartımı uzattım. Yarın gelin, sizinle anlaşma imzalamamız lazım." Aaron uzattığım karta baktı. "Lan! Sen CEO musun? Ne zamandan beri?"
Güldüm "Bu sabahtan beri." Hepsi beni tebrik ettiğinde Sam'in orada olmadığını fark ettim. "Sam nerede?"
"Hastaydı, içeride." James cevap verdikten sonra başımla onaylayıp içeri girdim.
"Sam orada mısın?" Sam'e sesleniyor ve cevap alamıyordum. Aynı o dün üvey anneme seslendiğim gibi. Kendimi çocuklar burada diyerek sakinleştirmeye çalıştım ama sakinleşemiyordum.
"Sam neredesin?" Kalbim küt küt atarken, kapalı bir kapı gördüm. İçimden ya çocuklar müziklerine odaklanıp içeri giren birini görmedilerse diye geçirdim. Kapı koluna uzandığımda bir süre bekledim.
Kapıyı yavaşça açtığımda, Sam yatağında ağlıyordu. Endişe ile yanına koştum. "Sam iyi misin? Ne oldu?" Ben onu sarsarken o kafasını kaldırıp bana baktı. Bana bakınca sanki karşısında korkunç bir yaratık varmış gibi irkilip, benden uzaklaştı.
"Git buradan." Beni kovması, her ne kadar canımı acıtsa da, belki bir derdi vardır diye düşünerek odadan çıktım.
Odadan çıktıktan sonra telefonuma baktım. Sessizde olduğu için mesajları ve aramaları görmemiştim. Adrian'dan bir mesaj vardı.
Adrian: Sadie sakin kalmaya çalış ama babanın ölümünün
cinayet olma şüphesi şuan gündemde. twitter'da en çok
aratılan şey o.
Tamam ben halledeceğim. Haber verdiğin için sağ ol.
Ellerimin titremesini bastırmaya çalışarak mesajına cevap verdim ve babamın asla gitmemi istemediği, buraya 2 saat uzaklıkta olan dağ evinde gitme kararı aldım.
Hava kararmaya başlamıştı. 45 dakika sonra tamamen dağlık bir alana girmiştim. Telefon çekmiyordu. Dikaz aynasına baktığımda arkamda bir araba gördüm. Beni takip ettiğini düşünerek gaza bastım.
Araba benle aynı anda hızlanınca, düşüncemin doğruluğunu kanıtlamış oldum. Hızla arabayı sürmeye devam ederken, arabamın aniden durması ile içimi bir korku kapladı. Şuan bozulmuş olamazdı.
Telefonumu çıkardım ama hala çekmiyordu. Arabadan inip koşmaya başladım. Arada arkama bakıyordum. Arkamdaki arabanın şoförü de arabadan inmiş benim peşimden koşuyordu. Adamın elinde gördüğüm bıçak ile o an öleceğimi düşünmeye başladım.
Adam bana yaklaştıkça kalbim küt küt atıyordu. Adamın arabasının arkasına başka bir arabanın durduğunu gördüm. Bana doğru koşan Sam'i görünce rahatladım. Adam da onu fark edince durdum.
Adam onu gördükten sonra hızla koşup dibimden geçti. O an Sam'in bana doğru koşmasına odaklandığım için fark etmemiştim. Sam bana sarıldığında karnımda bir acı hissettim, elimle karnıma dokunduğumda ise bir ıslaklık.
Karnımdaki kesik yüzünden Sam'in kollarına yığıldığımda tek hatırladığım ismimi seslenmesiydi.
Bölüm etkileşimi
