5.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Zeynep Ünsal

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 5.BÖLÜM

"NE!! Kafayı mı yedin sen? Hayatta olmaz." Sadie bağırarak karşılık verdi. "Bana ne yapacağımı düşünmem için biraz zaman ver ancak kesinlikle çıkma rolü olmaz." Tekrar konuştuğunda Adrian ona bakıp, kafası ile onayladı.

"Yakın zamanda herhangi bir röportajımız var mı?" Sadie birkaç dakika süren sessizliği bozdu. "En yakını 3 hafta sonra o zamana kadar açıklama yapmazsak inanmazlar hatta şuan bile inanmayabilirler." Adrian, Sadie'nin sorusunu cevapladı ve Sadie alnını ovuşturarak düşünmeye devam etti. " İkimizde aramızda bir şey olmadığını, sadece arkadaş olduğumuzu ve bunun çok uzun süredir devam ettiği için senin annemi biz çıkış yapmadan önce tanıdığını söyleyelim."

Adrian kısa bir sessizlikten sonra "Olur gerçeği söylemek ikimiz için de en iyisi" cevap verdi. Sadie telefonunu eline aldı ve kişisel instagram hesabından çıkış yapıp iş için kullandığı hesaba geçti. Bir canlı yayın açıp belli bir izleyiciye ulaşmasını bekledi.

"Selam, bir açıklama yapmak istediğim için bu yayını açtım. Fazla uzatmadan konuya geçeceğim." Sadie konuşurken izleyici sayısı artmaya devam ediyordu. "Bu sabah bir haber gördüm. Ben ve rol arkadaşım Adrian ile ilgili. Şunu söylemeliyim ki o benim sadece rol arkadaşım değil, hiç olmadı da ancak ikimiz hakkında çıkan ilişki iddiaları kesinlikle yalan. biz ikimiz çok uzun zamandır arkadaşız. O arkadaşlarım arasından öz annemi tanıyan tek kişi anlayacağınız gibi çok uzun bir zaman. Onunla 23 yıldır arkadaşım, ikimiz aynı ilkokul, ortaokul ve liseye gittik. Size bu yanlış anlaşılmayı yaşattığımız ve sizi boş yere ümitlendirdiğimiz için özür dileriz. Şimdi yayını kapatmam lazım ama bu yayını izleyemeyenler için bir paylaşım da yapacağım. Kendinize iyi bakın." Sadie yayını kapattı.

Adrian sadece oturmuş Sadie'nin yayında dediklerini dinliyordu, yayın bitince Sadie'nin dedikleri hakkında düşündü. Sadie haklıydı, o ve Sadie arasında bir şeyler olması imkansızdı. Aslında Sadie'ye hislerini açıklamaya karar vermişti ancak Sadie ve o arkadaştı ve bundan fazlası olamazlardı.

Adrian düşünürken, Sadie kendisi ve Adrian'ın bir küçüklük fotoğrafını bulup, yayında dediklerini açıklamaya yazdı ve paylaştı. "Benim paylaştığım gibi bir fotoğraf paylaşıp sen de bir açıklama yaz." Adrian bir şey diyemedi sadece kafa salladı ve Sadie'nin dediğini yaptı. "Hallettim, gitsem iyi olur babamın doktor kontrolü var . Yarın görüşürüz." Sadie, Adrian'a minnettarvbir şekilde baktı. "Teşekkür ederim. Görüşürüz."

Adrian babası hakkında yalan söylemişti. Babasının doktor kontrolü falan yoktu, sadece orada daha fazla durmak istememişti. Adrian'ın ilk aşkı Sadie'di ve ilk aşkından karşılık alamamıştı. Bir daha aşık olabileceğinden bile emin değildi.

Sam üvey annesinin araması üzerine hastaneye gitmişti. Kardeşi fenalaşmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Umutsuzca doktorlardan bir haber bekliyordu ancak hiçbir doktor net bir cevap vermiyordu. Sam uzun süredir ağlamamıştı, şuan ağlamak istiyordu ancak yapamıyordu. İçindeki korku gözyaşlarının akmasını engelliyordu. Gelen bir doktoru görüp ayağa kalktı ve beklenti ile doktora baktı. " Size bunu söylemek bana acı veriyor ancak kardeşinizin hastalığı ilerlemiş ve bünyesi çok güçsüz o yüzden kendinizi olabilecek en kötü senaryoya hazırlayın." Sam duydukları karşısında yere çökmüş ve uzun zamandır dökmediği gözyaşlarını sonunda dökebilmişti. Hiçbir şey söyleyemedi sadece ağladı yarım saat boyunca yerde ağladı. Üvey annesinin fenalaştığını bile görmedi sadece ağlamaya odaklandı. Bir süre daha ağladıktan sonra ayağa kalktı ve hastaneyi terk etti.

Sam nereye gideceğini bile bilmiyordu sadece yürümeye devam ediyordu. Yorulana kadar yürüdü ve bir kayalığın kenarına gelip oturdu. Orada ağlamaya devam etti. Denize karşı bir çığlık attı.

Sadie canı ne zaman sıkkın olsa kendine bulduğu bir kayalığa gider ve denizi izlerdi. Denizi izleyip, dalgaların sesini duymak onu her zaman rahatlatmıştı. Sadie kayalığa gittiğinde tanıdık bir figür görmeyi beklemiyordu. "Sam?" Sam, Sadie'nin sesini duyunca gözyaşlarını sildi. "Neden buradasın?" Sadie, Sam'in ağladığını fark etti ancak üstüne gitmedi. "Sadece canım sıkkınken buraya gelirim peki sen, sen neden buradasın?" Sam tekrar gözleri dolarak cevap verdi. "Sadece, ben sadece yoruldum. Sevdiğim herkesi kaybetmekten bu yüzden denizin dalgalarını izleyip rahatlamak istedim." Sam tekrar ağlıyordu. Sadie, Sam'e üzülmeden edemedi. "Eğer istersen bana anlatabilirsin. Seni üzen şeyi yani. Belki henüz çok iyi anlaşamıyoruz ancak seni dinlerim." Sam, Sadie'ye baktı, artık daha şiddetli ağlıyordu. "Kardeşim, o lösemi hastası ve hastalığı öok ilerlemiş durumda ben, ben sadece daha geçen gün onun benim gibi yaşamaması için kendime onu babamdan kurtaracağıma dair söz vermiştim ve şimdi onun yaşayıp yaşamayacağını bile bilmiyorum." Sam'in sözleri Sadie'nin gözlerinin dolmasına yetmişti.

Sadie ne yapacağını bilemedi sadece Sam'e yaklaştı ve ona sarıldı. "Bunun ne kadar acı olduğunu anlayabilirim. Bende annemi kanser yüzünden kaybetti. Sadece bu kadarını söyleyebildiğim için özür dilerim. İnsanı böyle durumlarda en çok bağırarak ağlamak rahatlatır. O yüzden istediğin kadar ağla,bağırarak, haykırarak ağla ve biraz olsun rahatlamaya çalış." Sam, Sadie'nin omzunda bağırarak ağlamaya başladı. Sadie de daha fazla dayanamayıp sessizce ağlamaya başladı. "Keşke, keşke kardeşin için yapabileceğim bir şey olsaydı. Ben, ben elimden bir şey gelmediği için çok üzgünüm." Sam, Sadie'ye daha sıkı sarıldı. Normalde temas sevmemesine rağmen onun sıcak sarılması Sam'i rahatlatıyordu. Sam biraz sajinleştikten sonra Sadie'ye baktı. "Aslında onun için yapabileceğin bir şey var."

Sam ve Sadie birlikte hastaneye gittiler ve Tina'nın odasının ziyaretçiye açıldığını gördüler. Sam önden içeri girdi ve Sadie kapının kenarından içeri baktı. Küçük kız hasta yatağında halsizce oturuyordu. Her halinden acı çektiği ve yorgun olduğu belli oluyordu, kızın bu hali Sadie'ye annesinin son hallerini anımsattı ve gözyaşlarını tutmaya çalıştı. Sonunda Sam kız ile konuşup Sadie'ye gelmesini işaret edince Sadie içeri girdi. Tina onu görünce heyecanlanmıştı, Sadie eğer o hasta olmasaydı kızın üstüne atlayıp sarılacağına emindi.

"Merhaba Tina, abin bana senden çok bahsetti. Abin haklıymış sen gerçekten çok güzel bir kızsın." Sadie kızın yanındaki sandalyeye oturup kızın elini tuttu ve okşamaya başladı. Kızın gözleri mutluluktan parlıyordu ancak kız konuşacak gücü bir türlü bulamıyordu. Sam kızın diğer yanındaki sandalyeye oturdu, Sadie'nin yaptığı gibi kızın elini tuttu. "Tina, bana bir söz verir misin?" Sadie tekrar konuşmaya başlayınca kız başı ile halsizce onayladı. "Bana güçlü kalıp bu lanet hastalığı yeneceğine dair söz verir misin?" Tina'nın gözleri doldu, bu sözü verse bile tutamayacağını biliyordu ama yine de onayladı. "Sen iyileşip buradan çıkınca birlikte lunaparka gidelim olur mu?" Tina bu sefer ağlamaya başladı. Yıllardır hayranı olduğu oyuncu onun için ağlıyor ve ondan iyileşmesi için söz vermesini istiyordu. Bu rüyasında bile göremeyeceği bir şey iken şuan gerçekleşiyordu. Acı olan şey ise bunun kız ölmek üzereyken gerçekleşmesiydi. Tina gücünü toplamaya çalışarak yatağa yattı. "Sana verdiğim sözü tutmam için dinlenmem lazım. Çok yorgunum." Sadie, Tina'nın zorlukla konuştuğunu görünce gözyaşları ile kafa salladı. "Evet, evet elbette uyuman ve dinlenmen lazım bana verdiğin sözü kesinlikle tut. Şimdi uyu sen iyileştiğin zaman yapacaklarımızı yarın konuşuruz." Sadie kızın bu sözü tutamayacağını ve bir yarınlarının olmayacağını içten içe biliyordu ama kabullenmiyordu. Tam karşılarında oturan Tina'nın annesi Angel ise sessizce kızına belli etmeden ağlıyordu. Kız gözlerini kapatmadan önce abisine döndü. "Abi, ikimiz aynı anneden olmasak bile seni herkesten çok sevdiğimi sakın unutma." Sam uzun süredir kapalı olan gözlerini açtı. "Tina öyle konuşma, ölecekmişsin gibi konuşma." Tina gözlerini kapattı ve bir daha uyanamayacağı uykuya yattı. Elektrokardiyografi ötmeye başlayınca Sam tekrar bağırarak ağlama başladı ve Sadie de ona katıldı, Angel ise güçlü durmaya çalışıyordu ama içinde bir fırtına vardı. Sadie kızın yüzündeki gülümsemeyi görünce ağlaması şiddetlendi.

Tina öldükten 1 saat sonra Sam ve Sadie dışarı çıkıp yıldızlara baktılar. Sam hala ağlıyordu. "Sadie, teşekkür ederim. Eğer sen bugün buraya gelmeseydin o bu kadar mutlu ölmezdi. En azından onu son anında mutlu etmeyi başardım. Onu 13 yıllık cehenneminden son anlarında kurtardığın için sana minnettarım. Benim yapamadığım bir şeyi yaptın. Onun ilk kez gerçekten mutlu olduğunu gördüm. Keşke onun bu gerçek gülümsemesini o hayattayken de görebilseydim ancak benim korkaklığım buna engel oldu. Bir kez olsun babama karşı çıkma cesaretini gösterip onu ve Angel'ı başka bir eve yerleştirseydim onun gülüşünü daha fazla görebilir miydim?" Sam tekrar şiddetle ağlamaya başladı. "Sen elinden geleni yaptın belki de o böyle daha mutludur. Cehennem gibi Dünyadan kurtulduğu için belki daha rahattır." Sam ıslak yanakları ile Sadie'ye baktı. "Umarım öyledir." İkisi ağlayarak birbirlerine sarıldılar ve böylelikle dostlukları başlamış oldu

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

39okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.