11.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Zeynep Ünsal

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 11.BÖLÜM

SADIE

Sam'e sarılınca, bir anda omuzlarımdaki tüm yük kalkmıştı, sanki. Elimde olsa ona saatlerce hem de günlerce sarılırdım.

Ben hala Sam'e sarılırken, kapı çaldı ve böylelikle huzurlu anım, Sam'in kapıyı açmak üzere kalkmasıyla son bulmuştu.

Sam kapıyı açınca, Kate'in sesini duydum,ağlıyordu.

Güç bela ayağa kalkıp, kapıya gittim. "Kate ne oldu?" Sesim sürekli ağlamaktan kısık ve boğuk çıkmıştı.

Kate, beni görmesi ile üstüme atladı ve kollarını bana sardı.

"Ne kadar endişelendim biliyor musun? Telefonlarına neden bakmadın? Kendini öldürmeyi düşündüğünü düşündüm."

Kate, kollarım arasında ağlarken, titreyen elimle sırtını sıvazlıyordum. Onun benim yüzümden bu hale geldiğini görmek canımı acıtıyordu. Sam haklıydı, yanımda arkadaşlarım olduğu sürece yalnız değildim. Özellikle de Kate, o benim için çok özeldi.

"Hey sakin ol, asla öyle bir şey düşünmem. Ben ölürsem Kate'm bensiz ne yapar? Sadece sinirlenip telefonumu kırdım."

Kate kafasını kaldırıp, şok içinde bana baktı. "Ne yaptın?"

"Telefonumu kırdım." Cevabımla kafasını iki yana salladı.

"Doğru birileri para içinde yüzerken, ben hergün o lanet şirkete çalışmaya gidip, o huysuz patronumu görmek zorundayım." Sesi neredeyse bağırarak çıkmıştı. Bu haline gülmeden edemedim.

"Oh, güldün." Sam gülümsememe şaşırıp, bana döndü.

"İlk kez mi gülen insan görüyorsun?" Ciddi olmaya çalışsam da, gülmemi bastıramadım. "Ben böyleyim işte, Kate yanımda olunca tüm acılarımı unutuyorum."

Sam bana gülümsedi. "İyi o zaman, Kate bundan sonra hep Sadie'nin yanındasın. Anlaştık mı?"

Kate, Sam'e gururla baktı. "Emredersiniz enişteciğim."

Kate, Sam'e böyle seslenince neye uğradığımı şaşırdım, şoktan tükürüğüm boğazımda kalmıştı. Öksürmeye başlayınca, Kate tekrar bana baktı.

"Siz daha ilanı aşk yapmadınız mı ya? Sıktı artık. İzlediğim dizilerde bile daha erken öpüşüyorlar."

"Kate!" Sesim gayet uyarıcı tonla çıkmıştı, ancak Kate hala dizilerden bahsedip duruyordu. "Madem dizilerinden bu kadar etkileniyorsun, git iş yerindeki patronunu etkile!"

Kate, sinirli çıkışıma karşılık sadece yüzünü buruşturdu. "İğrençleşme. O huysuzdan herkes nefret ediyor. Ayrıca benim sevgilim var. Lucas bana tekrar yazdı ve sevgili olduk."

Şok yüzünden kocaman olmuş gözlerimle ona baktım. "Ne zaman oldu bu?"

Sam, bir Kate'e bir bana bakıyordu. "Kızlar bakın bölmek istemem ama, bu ilanı aşk şeyi ne?" Sam kafası karışmış şekilde, hala ikimize bakıyordu.

"Onu takma, Kate'in uydurduğu bir şey." Bakışlarımı Kate'den ayırmadan ona cevap verdim. "Kate kiminle çıktığın beni ilgilendirmez ama çok safsın. Adamla İngiltere'de tanıştınız ve onu daha tam olarak tanımıyorsun."

Kate, bir süre sessizce gözümün içine baktı. Biliyorum, ancak o öyle biri değil, bundan eminim. Bakışları, konuşması, gülümsemesi çok samimi."

Kate hüzünle bana bakmaya devam edince, onu kendime çekip sarıldım. "Peki, öyle olsun, sadece zarar görme." Ona bir süre sıkıca sarıldım.

"Vay, siz kızlar çok garipsiniz. Sağınız solunuz belli değil. Bu kadar bipolar olmayın abi."

İkimizde Sam'e döndük. "Siz erkekler de çok duygusuzsunuz?" Aynı anda aynı şeyi söyleyince, gülmeye başladık.

"Bu haksızlık. Tüm gün yani 1 saat boyunca senin moralini düzeltmeye çalıştım, ancak sen, 10 dakika önce gelen arkadaşınla gülüşüp, eğleniyorsun. Hakkım yeniyor. Gidiyorum ben."

"Anlaşılan birileri ergenlikten çıkamamış." O hala dudaklarını büzüp, bana bakarken kollarımı açtım.

"İstemiyorum, sana sarılmayacağım. Sen çok nankör birisin. Kediler senden daha iyi."

Beni kedi ile mi kıyaslıyordu? Sinirle güldüm. "Sen bilirsin. Sana sarılıp, teşekkür edecek ve şuan mutlu olmamın sebebinin sen olduğunu söyleyecektim ama, kaybettin." Kollarımı çocuk gibi göğsümün üstünde kavuşturdum.

"Siz ikiniz konuşmaya devam edin, benim yazmam gereken bir şarkı var." Sam ikimize gülümseyip gidince, Bizde oturma odasına geçtik.

Kate her 3 dakikada bir telefonuna baktığı için canım sıkılmıştı. Hayatımın en büyük aptallıklarından biri telefonumu kırmak oldu.

"Katie, telefon almaya gidelim." Kate, gülümseyerek baktığı telefonundan kafasını kaldırmadan "Hı hı gideriz birazdan." dedi.

Oflayarak arkama yaslandım. "Sevgilinle konuşacaksan ne diye geldin ki?"

"Sohbet etmeye." Kate benimle dalga geçiyordu. Sam gittiğinden beri, sadece dediklerimi dinliyor gibi yapıp, kafa sallıyordu.

"Bu çocuk neden bu kadar tatlı?" Kate kendi kendine konuşup ağzı kulaklarında gülerken koltuktan kalktım.

"Sana sevgilinle iyi konuşmalar. Ben Adrian'ı arayıp..." Doğru telefonum yok. "Yani Adrian'ın yanına gidip, onunla telefon alacağım." Onu evde yalnız bırakarak, evden çıktım.

Adrian'ın kapıyı açması çok uzun sürmüştü. "Nerede kaldın?" Kollarımı kavuşturmuş, Adrian'a bakıyordum.

"Duştan yeni çıkmıştım, üstümü giyiniyordum. Neden geldin? Bir şey mi oldu? Normalde gelmeden telefon edersin." O durmadan soruları sıralayınca onu içeri itip, kapıyı kapattım.

"Telefonum kırıldı ve canım arkadaşım Kate, sevgilisi ile konuşmakla meşgul. Benimle telefon almaya gel." Adrian'a masum masum bakıyordum ki aniden kahkaha attı.

"Ne var?"

"Sana gülmüyorum. Kate biri ile mi sevgili? Adama üzüldüm."

"İnan bana çok sıkıcılaşmış. Her saniye ergenler gibi gülümseyerek telefona bakıyor, hatta gittiğimi fark ettiğinden emin değilim."

Adrian gülümsedi. "Kendini biraz olsun toparlamana sevindim."

Ona geri gülümsedim. "Sam sayesinde. O olmasa hala evde kafayı yiyor olurdum. Malum, babamla ilgili haberleri görmüşsündür." Biraz yüzüm düşecek gibi oldu. Aynı şekilde Adrian'ın yüzü de düştü.

"Gördüm, ancak ne kadar mantıklı bilmiyorum." Bir süre düşündü. Baban zaten hastaydı, belki de gerçekten kalp krizidir."

Başımı yavaşça salladım. "Ben de bilmiyorum, ama bunu çözeceğim. Cinayet mi yoksa kalp krizi mi bulacağım."

Adrian bana endişe ile baktı. "Sadie, eğer bunun cinayet olduğuna inanılırsa, baş şüpheli sensin, biliyorsun değil mi? Ona otopsi yapmalarını istemediğini söylediğin için senden şüphelenecekler."

Adrian'a anlayışla baktım. "Biliyorum." Sesim tok çıkmıştı. "Ama bundan sıyrılabilirim. Endişelenme." Derin nefes aldım ve dolan gözlerimden yaşlar akmasın diye havaya baktım, sonrasında hemen yüzüme bir gülümseme yerleştirip, Adrian'a geri döndüm. "Gidelim hadi."

Adrian ile evden çıktık ve Mall of America alışveriş merkezine gittik.

Telefonlara bakmak için teknolojik ürün mağazalarına girdim. "Oha fiyatlar uçmuş 1300$ ne!" Adrian, benim isyanıma bakıp gülerek, "Kızım instagrama attığın tek bir gönderiden bile 3000$ dolar kazandığına eminim. Al şu telefonu." dedi.

Bir süre düşündüm. "Haklısın, ama sence S24 ultra mı almalıyım, yoksa z flip 5 mi?" İkisini de elimde tutup, tercih etmesi için gösterdim.

"S24 ultra. O daha sağlam."

Telefonları kendime çevirip, ikisini de inceledim. "Haklısın."

Telefonu aldıktan sonra kendime birkaç parça kıyafet aldım. Adrian benim için onları taşırken, ben o mağazadan çıkıp diğerine giriyordum. "Sence de artık yetmez mi? Yemek yiyelim acıktım."

Adrian isyan edince haklı olduğunu düşündüm. İkimiz de yemek katına gidip bir şeyler yedik.

"Eğlence alanına gidelim. Yeni bir sürü oyuncak gelmiş." Adrian teklifime onay verince eğlence alanına gittik.

"Bak, dans oyunu gelmiş." Adrian'ın gösterdiği yöne baktım ve biraz utanarak kafamı eğdim.

"Şey ben, dans etmeyi bilmiyorum." Yapamadığım tek şeyi nasıl bulmuştu bu şimdi. Ben içimden küfürler savururken, onun eli benimkini kavradı.

"Ben de bilmiyorum, ama denemekten zarar gelmez zaten o bize yapacağımız hareketleri gösteriyor."

Kabinlerden birine girip bir şarkı açtık ve dans türü olarak vals seçtik. Adrian elini belime koyup, beni kendine çekti. Ben de elimle onun boşta kalan elini tuttum ve ekrandan adımları takip ederek dans etmeye başladık.

Adrian ile çok yakındım, hatta onunla öpüşmüştüm bile, ancak onlar benim isteğim ile olmamışlardı. Dizi ya da film çekimi içindi. Bu sefer onunla yakınlaşmam kendi iradem ile olmuştu.

Kafamı kaldırıp ona baktığımda, yanaklarının kırmızı olduğunu gördüm. Anlaşılan o da bu durumu garipsiyordu.

Dans bittikten sonra kabinden çıkıp, çarpışan arabaya doğru yürümeye başladık. Arkamdan gelen tanıdık ses ile kaşlarımı çattım.

"Sadie, uzun zaman oldu."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

39okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.