Bölümler 31Şu an: 1.bölüm
- 1 Geçmişin gölgesinde30 kelime
- 2 1.bölüm425 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2.bölüm406 kelime
- 4 3.bölüm179 kelime
- 5 4.bölüm755 kelime
- 6 5.bölüm418 kelime
- 7 6.bölüm205 kelime
- 8 7.bölüm712 kelime
- 9 8.bölüm498 kelime
- 10 9.bölüm97 kelime
- 11 10.bölüm1.094 kelime
- 12 11.bölüm1.304 kelime
- 13 12.bölüm486 kelime
- 14 13.bölüm198 kelime
- 15 14.bölüm249 kelime
- 16 15.bölüm716 kelime
- 17 16.bölüm143 kelime
- 18 17.bölüm742 kelime
- 19 18.bölüm437 kelime
- 20 19.bölüm463 kelime
- 21 20.bölüm320 kelime
- 22 21.bölüm363 kelime
- 23 22.bölüm282 kelime
- 24 23.bölüm961 kelime
- 25 24.bölüm409 kelime
- 26 25.bölüm965 kelime
- 27 26.bölüm1.486 kelime
- 28 27.bölüm221 kelime
- 29 28.bölüm950 kelime
- 30 29.bölüm258 kelime
- 31 30.bölüm233 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Buca Gökdere Köyü
2023 yılının o gününde, Buca Gökdere Köyü'nde inanılmaz bir yağmur vardı. Göz gözü görmüyordu. öyle bir yağmur başlamıştı ki sanki bir senenin birikimi o gün gökyüzünden aşağıya boşalıyordu.
Mehmet o gün dışarı çıkmıştı. Aslında okullar o gün tatil edilmişti ama Mehmet, belki sokakta arkadaşlarını bulurum diye paltosunu giyip topunu alarak dışarıya çıktı. Mahalleye baktı, kimseyi göremedi. Zaten yağmurdan göz gözü görmüyordu. Mehmet’in anne ve babası çalışıyordu. Mehmet sabahları okuldan çıkar, okul ile ev mesafesi zaten kısa olduğu için de sorun olmazdı. Akşam da yine yürüyüş mesafesiyle evine gelirdi. Sonra aklına geldi: "Acaba arkadaşlarım bugün okul bahçesinde olabilirler mi?" diye düşündü, çünkü okul tatildi. "Neden olmasın ki?"
Dışarı çıktı o yağmurda. Belki de tek akıllı oydu ama çocuk işte, çıktı. Tam sokağın köşesinden dönmüştü ki yanında bir araba durdu. "Hey çocuk, ne yapıyorsun bu havada dışarıda?" dedi. Mehmet’in bir an babasının şu sözleri aklına geldi: "Sakın yabancılarla konuşma, sakın bilmediğin insanlarla konuşma, sakın yüzünü görmediğin insanlarla konuşma." Mehmet hiç ses çıkarmadı, hızlı adımlarla yağmurun altında yoluna devam etti. Ama araba tekrar yanına yanaştı. "Hey çocuk, hey çocuk, sana diyorum! Atla arabaya, ben seni istediğin yere götüreyim."
Mehmet durdu. Çok da yağmur yağıyordu. Acaba gitse miydi ki? Sonra arabaya doğru kafasını uzattı adamın kafasında kapşon vardı o yüzden yüzü gözükmüyordu "Abi, ben şu köşedeki okula gideceğim. Aslında bu yağmurda beni götürmen çok iyi olurdu." Arabadaki adam, "Tabii ki, tabii ki! Atla hemen arabaya," dedi. Mehmet arabaya bindi. Sırılsıklam olmuştu, oysa evden çıkalı sadece birkaç dakika olmuştu.
Arabada adam, "Yav çocuk, bu havada sen ne yapıyorsun dışarıda? Bu havada böyle okula mı gidilir? Hem senin okul kıyafetin falan da yok. Ne yapacaksın Allah aşkına bu havada, anlatsana bana biraz," dedi.
Mehmet adamın yüzünü görmek için kafasını öne değdi ama göremedi: "Şey, ben aslında belki çocuklarla top oynarım dedim ama sanırım yanlış bir karar verdim. Geri mi dönsem acaba? Beni tekrar eve mi bıraksanız? Ben vazgeçtim herhâlde okula gitmekten," dedi.
Arabada adam: "Yani, bence de ben seni eve bırakayım. Bu havada bir deliler bir de inler cinler sokakta olur evladım," dedi.
"Cinler, cinler" deyince Mehmet’in tüyleri diken diken oldu. O hiç sevmezdi o kelimeyi, hiç kullanmazdı. "Üç harfliler" derdi. Etrafındaki büyükler de öyle derdi, "üç harfli" derlerdi onlara. Hiç muhabbetini bile etmezdi. "Ya, çok iyi olur. Lütfen beni eve tekrar götürür müsünüz? Ya da siz beni hatta burada bırakın, ben tek başıma giderim. Hiç zahmet etmeyin."
Arabada adam: "Hele sen şu mendili al da önce bir elini yüzünü sil," diyerek cebinden bir mendil çıkardı. Mehmet tam mendili almak isterken adam mendili Mehmet’in burnuna götürüp Mehmet’i bayılttı.
Bölüm etkileşimi
