Geceyi Yakan Ateş kitap kapağı

3. bölüm / 10

Geceyi Yakan Ateş

RÜZGARIN TERSİNE DÖNDÜĞÜ AN

Vaveyla Yazarı: Suna Kaya

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: RÜZGARIN TERSİNE DÖNDÜĞÜ AN

Beş Yıl Sonra...
İstanbul’un en lüks otellerinden birinin devasa balo salonu, iş dünyasının ve cemiyet hayatının en seçkin simalarını ağırlıyordu. Kristal avizelerin göz alıcı ışıkları salonun her köşesini aydınlatırken, arka planda çalan canlı keman sesleri ortama ağır ve asil bir hava katıyordu. Bu gece, Türkiye’nin en büyük lojistik ortaklık anlaşmasının kutlama kokteyliydi ve tüm gözler tek bir ismin üzerindeydi.
Ateş.
Elindeki viski kadehini hafifçe sallayarak salonu süzüyordu. Beş yıl, onun o kibirli, ukala ve ulaşılmaz tavrından hiçbir şey götürmemişti. Aksine, babasının holdinginin başına geçmiş, gücüne güç katmış, genç yaşta sektörün zirvesine oturmuştu. Salondaki neredeyse tüm kadınların bakışları onun üzerindeydi fakat o, her şeyden ve herkesten sıkılmış gibi görünüyordu. İçinde anlam veremediği, beş yıldır tam göğsünün ortasına oturan o tuhaf boşluk hissi yine oradaydı. Neye sahip olursa olsun dolmayan, onu içten içe kemiren bir pişmanlık gölgesi gibiydi bu his.
Tam o sırada, salonun devasa giriş kapıları iki yana doğru ardına kadar açıldı. Salondaki uğultu ve fısıltılar bir anda bıçak gibi kesildi.
Ateş, sıkıntıyla oflayarak merakla kapıya doğru döndü. Ve o an, zaman onun için tamamen durdu.
İçeriye bir kadın adım attı. Sırt dekolteli, simsiyah, asil bir gece elbisesi giymişti. Kusursuz dalgalarla omuzlarına dökülen koyu renk saçları, pürüzsüz teni ve en önemlisi, salondaki herkesi ezip geçen o dik, özgüvenli duruşuyla nefes kesiciydi. Gözlerinde, kutup ayazını andıran, insanı donduracak kadar soğuk ama bir o kadar da büyüleyici bir ifade vardı. Adeta bastığı yeri titreterek yürüyordu.
Ateş’in elindeki kristal kadeh parmaklarının arasından kayıp düşmek üzereydi. Kalbi, beş yıldır ilk kez ritmini tamamen şaşırarak göğüs kafesini yumruklamaya başladı.
Gece...
Bu imkansızdı. Beş yıl önce hırpalanmış bir gururla, gözyaşları içinde bu şehirden kaçan o kırılgan, zavallı kız olamazdı bu kadın. Karşısındaki kadın, adeta bir imparatoriçe gibi adımlıyordu salonu. Beş yıl boyunca o küçük kızı tamamen hafızasından sildiğini, onun çocukça bir takıntı olduğunu düşünen Ateş, o an kalbinin en derin yerinin cayır cayır alev aldığını hissetti. Bakışlarını ondan bir saniye bile ayıramıyordu. Kör kütük bir hayranlık, nefes kesici bir çekim ve adını koyamadığı o devasa pişmanlık dalgası tüm vücudunu esir aldı. Beş yıl önce yüzüne bile bakmadığı kız, şimdi onun aklını başından almıştı.
Gece, yanındaki korumaları ve asistanıyla birlikte gecenin ev sahibine, yani Ateş’in babasının yanına doğru yürüdü. Yüzünde kibar ama son derece mesafeli, profesyonel bir gülümseme vardı.
Ateş, adeta büyülenmiş gibi adımlarını o yöne doğru attı. Boğazı kurumuştu, kalbi ağzında atıyordu. Masaya ulaştığında, babası gururla gülümsedi. "Ah, Ateş, gel bak seni kiminle tanıştıracağım. Paris’teki yatırımlarıyla Avrupa'yı sallayan ve bu büyük ortaklığı imzaladığımız şirketin yeni CEO’su, Gece Hanım."
Ateş, duyduklarıyla bir kez daha sarsıldı. Yutkundu, gözlerinin içi ilk kez bir kadına bakarken çaresizlikle titriyordu. Elini Gece’ye doğru uzattı. Sesi pürüzsüzlüğünü kaybederek, adeta yalvarır gibi çıktı: "Gece... Sen... Dönmüşsün."
Gece, Ateş’in uzattığı eline saniyelerce baktı. Yüzünde en ufak bir şaşkınlık, öfke, intikam ya da kırgınlık belirtisi yoktu. İşte Ateş’i en çok yıkan da buydu. Hiçbir duygu yoktu. Sadece derin bir boşluk vardı. Elini kibarca uzatıp, Ateş’in titreyen parmaklarının ucuna hafifçe dokundurdu ve salisesinde geri çekti.
"Memnun oldum Ateş Bey," dedi. Sesi o kadar mesafeli ve profesyoneldi ki, Ateş’in tüm teni buz kesti. Gece, sanki hayatında onu ilk kez görüyormuş, aralarında hiçbir geçmiş yokmuş gibi doğrudan gözlerinin içine baktı. "Babanız sizden bahsetmişti. Umarım bu ortaklıkta babanız kadar vizyoner ve olgun davranabilirsiniz."
Ateş, yediği bu ağır darbeyle afalladı, nefesi kesildi. "Gece, yapma... Beni tanımıyor gibi davranma. Beş yıl önce o kafede olanlar—"
Gece, Ateş’in sözünü keserek yanındaki asistanına döndü. "Ceyda, kadehimdeki içeceği tazeleyelim lütfen." Ardından tekrar Ateş’e döndü, gözlerinde en ufak bir duygu kırıntısı bile yoktu. "Kusura bakmayın Ateş Bey, geçmişin çöplüğünü karıştırmak gibi bir alışkanlığım yoktur. Benim için sadece 'bugün' ve 'gelecek' vardır. İş konuşmayacaksanız, müsaadenizle."
Gece, arkasını dönüp salonun diğer ucuna doğru asil adımlarla ilerlerken arkasında büyüleyici kokusunu ve Ateş’in darmadağın olmuş gururunu bıraktı.
Ateş, salonun ortasında öylece kalakalmıştı. Beş yıl önce onun duygularını kahve fincanında çürüttüğü kız, şimdi onu tek bir bakışıyla yok etmişti. Ve Ateş, o an kalbine saplanan o devasa acıyla ilk kez anladı: Gece ona aşık değil, ondan nefret bile etmiyordu; onu tamamen silmişti. Ateş, hayatında ilk kez, ulaşamayacağı bu kadına kör kütük aşık olduğunu o an, canı yana yana fark etti. Yangın şimdi başlamıştı ama bu sefer yanan Gece değil, Ateş olacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 5beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.