Geceyi Yakan Ateş kitap kapağı

9. bölüm / 10

Geceyi Yakan Ateş

Görünmez prangalar

Vaveyla Yazarı: Suna Kaya

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Görünmez prangalar

Asistanın holding binasından heyecanla getirdiği o fısıltı, yalı salonunun asırlık ahşap duvarlarında yankılanmaya devam ederken, ellerimin altındaki devasa restorasyon planlarını istemsizce daha sıkı kavradım. “Ateş Bey bu sabah malikanesinden çıkarken çok gerginmiş Gece Hanım. Siyah deri ceketini ve o meşhur motor kaskını alıp holdinge uğramadan doğrudan buraya geliyormuş.” İçimdeki o ritimsiz, telaşlı çarpıntıyı bastırmak için derin, ciğerlerime yetmeyen bir nefes aldım. Demek o da bu sabah en az benim kadar büyük bir fırtınayla uyanmıştı. O da kendi devasa yatak odasında, muhtemelen dün gece basının önünde birbirimizin canını asil kelimelerle yakışımızı, mermer sütunun önündeki o nefes kesen yakınlaşmamızı düşünerek sabahı etmişti. Üzerine o zırh gibi kuşanacağı siyah deri ceketini geçirirken, aynadaki o katı, tavizsiz yansımasına bakıp benden nasıl intikam alacağını planlamış olmalıydı. Onun o kibirli, bana sürekli zayıf bir kız çocuğuymuşum gibi bakan gözlerinin arkasında ne sakladığını bilmeme imkan yoktu. Benim tek gördüğüm, beş yıl önce kalbimi açtığım o kafede beni acımasızca rencide eden, şimdi ise bu yalı projesinde benden intikam almaya çalışan gaddar bir adamdı.
Ancak masanın başındaki o gergin bekleyişim sırasında, zihnim ister istemez beş yıl önceki o meşhur kafeterya gününe, o darmadağın olduğum saniyelere geri gitti. Ateş beni o gün hayatından fırlatıp atarken, yüzüme o zehirli kelimeleri kusarken aslında çok garip bir şeyler vardı ve ben o zamanlar acımdan göremesem de şimdi bir şeyleri yeni yeni fark ediyordum. O gün bana "Seni hayatımda istemiyorum, benim dünyama ayak uyduramayacak kadar zayıfsın" derken, gözlerinde nefret değil, daha önce hiç görmediğim kadar büyük, ürkütücü bir çaresizlik vardı. Ben ağlayarak masadan kalkıp kafenin kapısına doğru koşarken, arkamdan camdan yansıyan siluetine anlık olarak gözüm çarpmıştı; ellerini yüzüne kapatmış, omuzları çökmüş bir halde sanki kendi dünyası başına yıkılmış gibi duruyordu. Hatta kafeye gelmeden hemen önce holding binasının önünde babasının adamlarıyla çok sert bir kavga ettiğini, babasının sağ kolunun ona gizlice bir şeyler fısıldadığını ve Ateş'in o andan sonra renginin bembeyaz kesildiğini kendi gözlerimle görmüştüm. O zamanlar beni küçümsediği için öyle davrandığını sanıp arkama bakmadan gitmiştim ama şimdi bu yalı dairesinde o anları düşündükçe içime garip bir şüphe düşüyordu. Ateş'in o günkü o çiğ, yapay öfkesinin arkasında acaba benim bilmediğim, onun benden gizlediği karanlık bir şeyler mi vardı? Beni kendinden uzaklaştırmak için adeta bir canavara dönüşmüştü ama o canavar maskesinin arkasında aslında içi kan ağlayan o yaralı adam mı saklıydı?
Yalı salonunun devasa ahşap kapısı sertçe açıldığında, zeminde yankılanan o ağır bot sesleriyle birlikte zihnimdeki bu cevapsız sorulardan ve şüphelerden hızla sıyrıldım. Ateş, siyah deri ceketiyle salondan içeri adım attığında etrafına yine o soğuk imparator edasını, o ulaşılmaz holding başkanı havasını yayıyordu. Mühendisler ve usta başları önlerini ilikleyerek ona doğru koştururken, o keskin, kapkara gözlerini kalabalığın arasından doğrudan bana, masanın başında dik durmaya çalışan bedenime dikti. Bakışlarındaki o çiğ öfkenin hemen altında, az önce zihnimde canlanan o beş yıl önceki çaresiz sızının aynısını, o görünmez prangaların ağırlığını bir anlığına yeniden görür gibi oldum. Ama kendini saniyeler içinde toparladı ve o kırılmaz zırhını kuşanarak bana doğru yürüdü.
"Herkes planların başına geçsin," dedi Ateş, sesi yalı salonunun yüksek tavanlarında otoriter bir emir gibi yankılandı. "Bugün yalıda tek bir milimetrik hata bile istemiyorum. Gece Hanım, projenin ilk aşama detaylarını sizden dinleyelim. Bakalım o dün gece bahsettiğiniz sağlam temelleri buraya, bu harabenin içine nasıl atacaksınız?"
Masanın diğer ucuna geçip kollarını göğsünde bağlarken, aramıza yine o aşılmaz, profesyonel mesafeleri örmüştü. Ben ise içimdeki o gitgide büyüyen şüpheleri ve kırgın kızın öfkesini maskemin arkasına gizleyerek, elimdeki kalemi sımsıkı tuttum ve planı anlatmaya başladım. İkimiz de kendi harabelerimizin üzerinde, birbirimize meydan okuyan iki yabancı gibi duruyorduk ama bakışlarımızdaki o gizli çatlaklar ikimizi de ele vermek üzereydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 3beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.