5. bölüm / 10
Geceyi Yakan AteşGERİ ADIM ATMAYAN ATEŞ
Bölümler 10Şu an: GERİ ADIM ATMAYAN ATEŞ
- 1 YANGININ BAŞLANGICI1.080 kelime
- 2 KALBİN ENKAZI566 kelime
- 3 RÜZGARIN TERSİNE DÖNDÜĞÜ AN689 kelime
- 4 YANGININ DÖNDÜĞÜ YER493 kelime
- 5 GERİ ADIM ATMAYAN ATEŞ623 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Görünmez Prangalar750 kelime
- 7 Kör Nokta911 kelime
- 8 Harabenin Şahitliği660 kelime
- 9 Görünmez prangalar584 kelime
- 10 Cetvel ve Keski575 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yalıdaki o buz gibi yüzleşmenin üzerinden tam üç gün geçmişti. Gece’nin dudaklarından dökülen her bir kelime, Ateş’in zihnine kızgın demirlerle kazınmıştı. “Sizin bu rüküş pişmanlığınız benim için sadece bir eğlence malzemesi olur.” Beş yıl önce kendi kurduğu acımasız cümlelerin, şimdi dönüp kendi kalbini böylesine paramparça edeceğini asla tahmin edemezdi.
Ama Ateş, kolay kolay pes edecek bir adam değildi. Hayatı boyunca istediği her şeyi almıştı; şimdi ise hayatta ilk kez gerçekten aşık olduğu kadını, kendi elleriyle kırdığı o Gece'yi istiyordu. İçindeki yangın onu küle çevirse de, o küllerden yeni bir yol bulmaya kararlıydı.
Ertesi sabah Gece, restorasyon alanına adım attığında şantiyede tuhaf bir hareketlilik fark etti. İşçiler hummalı bir şekilde çalışıyor, yalının Boğaz'a bakan geniş verandasına büyük, beyaz tenteler kuruluyordu. Hava serindi ama orası tamamen korunaklı bir alana dönüştürülmüştü.
"Neler oluyor burada?" diye sordu Gece, yanındaki asistanı Ceyda’ya. Gözlerini kısmış, etrafı inceliyordu.
Ceyda elindeki tableti göğsüne bastırarak çekingen bir sesle cevap verdi: "Gece Hanım, Ateş Bey’in talimatı. Sizin şantiye ortamlarında saatlerce durduğunuzu, rüzgardan ve tozdan rahatsız olmamanız için buraya özel bir çalışma ofisi ve dinlenme alanı kurulmasını istemiş. Ayrıca..." Ceyda yutkundu. "Sizin sevdiğiniz o Fransız markasının kahve makinesini ve özel çekirdeklerini getirtmiş. Her sabah taze hazırlanacakmış."
Gece’nin yüzündeki o profesyonel maske bir anlığına gerildi. Gözlerinde öfkeli bir şimşek çaktı ama saniyeler içinde yerini yine o aşılmaz buz dağlarına bıraktı. Ateş, iş ortaklığını kullanarak onun etrafında pervaneler gibi dönmeye çalışıyordu.
"Kaldırın hepsini," dedi Gece, sesi pürüzsüz ve emrediciydi. "Biz buraya iş yapmaya geldik, lüks aramaya değil. Ateş Bey holding bütçesini kendi şahsi oyunları için harcamak istiyorsa, gitsin başka yerde oynasın."
"Hiçbir şey kaldırılmayacak."
Arkasından gelen o derinden, kendinden emin ama içinde tuhaf bir çaresizlik barındıran ses tınısıyla Gece yavaşça arkasını döndü. Ateş, üzerinde siyah bir boğazlı kazak ve şık bir ceketle tam karşısında dikiliyordu. Günlerdir uyumadığı gözlerinin altındaki hafif halkalardan belliydi ama Gece’ye bakan gözlerinde öyle kör kütük, öyle koruyucu bir bakış vardı ki, salondaki herkes aralarındaki o yoğun çekimi hissedebilirdi.
Ateş adımlarını Gece’ye doğru attı, aralarında sadece birkaç santim kalana kadar yaklaştı. Gece geri adım atmadı, çenesini dikleştirip doğrudan onun gözlerinin içine baktı.
"Benim şantiyemde, benim aldığım kararlar geçerlidir Gece Hanım," dedi Ateş, ses tonunu özellikle profesyonel tutmaya çalışarak ama gözleriyle adeta yalvararak. "Sizin sağlığınız ve bu projedeki konforunuz, holdingimizin prestiji için önemli. Bunu şahsi algılamanıza gerek yok."
Gece hafifçe güldü. Bu alaycı gülüş, Ateş’in göğsünü bir kez daha sıkıştırdı. "Öyle mi Ateş Bey? Beş yıl önce midenizi bulandıran o 'yapşkan kızın' konforu, şimdi holdinginizin prestij meselesi mi oldu?"
Ateş, etraftaki mimarların ve işçilerin duymaması için sesini iyice kıstı, Gece’ye doğru biraz daha eğildi. Kokusu, Gece’nin ciğerlerine dolarken genç kızın kalbi içten içe tekledi ama bunu yüzüne asla yansıtmadı. "Beni kendi kelimelerimle vurmaya devam et, hakkındır," diye fısıldadı Ateş, gözleri Gece’nin dudaklarına kayarken. "İstersen her gün yüzüme tükür, yine de buradan gitmeyeceğim. Bu yalı bittiğinde, sen beni affedene kadar peşinde olacağım. Kaçamazsın benden."
Gece, onun bu kararlı ve kör kütük aşık halini gördükçe içindeki o saklı, küllenmiş aşkın kıpırdadığını hissetti. Onu hâlâ seviyordu, canı çıkasıca kalbi hâlâ onun için atıyordu. Ama gururu, beş yıl önce banyoda kırdığı o aynanın parçaları gibi canını yakıyordu. Asla pes etmeyecekti. Ateş’in bu bakışlarda daha çok yanması gerekiyordu.
Gece gözlerini onun gözlerinden çekmeden, elindeki şantiye kaskını sertçe Ateş’in göğsüne bastırdı. "Ben hiçbir şeyden kaçmam Ateş Bey. Özellikle de sizin gibi... geçmişin gölgesinde kalmış zavallı bir adamdan. İşinizin başına dönün. Zira restorasyon planında gördüğüm eksiklikler yüzünden canınızı fazlasıyla sıkacağım."
Gece, arkasını dönüp topuklu ayakkabılarının çıkardığı o kendinden emin seslerle yalı salonunun derinliklerine doğru ilerlerken; Ateş, göğsüne bastırılan kaskı sımsıkı tuttu. Derin bir nefes aldı. Canı yanıyordu, hem de çok yanıyordu ama Gece’nin o dik duruşu, ona olan aşkını daha da körüklüyordu.
"Yalının duvarlarını değil, senin o buzdan kalbini restore edeceğim Gece," diye mırıldandı Ateş kendi kendine. "Ne kadar sürerse sürsün..."
Bölüm etkileşimi
