Bölümler 18Şu an: 7. Bölüm:Kaybedilen Gece
- 1 1. Bölüm:Birleşmeyen Hız532 kelime
- 2 2. Bölüm:Geceyi Yaralarken724 kelime
- 3 3. Bölüm:Buğu512 kelime
- 4 4. Bölüm:Bir Gecelik Özgürlük513 kelime
- 5 5. Bölüm:Siyah Çerçeve707 kelime
- 6 6. Bölüm:Geceye Atlayış1.306 kelime
- 7 7. Bölüm:Kaybedilen Gece683 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. Bölüm:Sönmüş Yıldız483 kelime
- 9 9. Bölüm:Ölüm Senfonisi632 kelime
- 10 10. Bölüm:Kırılan Sessizlik1.019 kelime
- 11 11. Bölüm:Kopmuş Temas839 kelime
- 12 12. Bölüm:Gecenin Ruhu3.321 kelime
- 13 13. Bölüm:Kurbanlar ve Piyonlar1.785 kelime
- 14 14. Bölüm: Ateşle Temas1.066 kelime
- 15 15. Bölüm: Hızın Gölgesi1.460 kelime
- 16 16. Bölüm:Ateş Çemberindeki Kuzu977 kelime
- 17 17. Bölüm:Barut534 kelime
- 18 18. Bölüm: Barut Kokusu1.206 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Her son bir başlangıç derdi hep Eyjah. Yarış çizgisi görünüyordu fakat beyaz araba önümdeydi ve asla öne geçmeme izin vermiyordu. Arabamın yan kapılarını çizdiğine o kadar emindim ki ona yarış sonrası hesap soracaktım.
Tekrar sonuna kadar gaza bastım. Bu son şansımdı, kazanmam gerekti. Arabamın bile artık umudu yoktu. Son hünerlerini kullanıyormuş gibi başarmıştım; artık onunla yan yanaydık. 1 km kalmıştı. Pencereyi biraz indirdim, hava almaya ihtiyacım vardı. Cam indiği gibi tüm hava yüzüme çarptı, iyi gelmişti.
Kırmızı yarış çizgisini geçtiğinde arabasıyla drift atarak durmuştu. Arkadaki kalabalık yine oradaydı, heyecanla tezahürat yapıyorlardı. Bu sefer kazanmanın değil, kaybetmenin acısını hissediyordum. Çizgiyi geçmiştim… kaybederek.
Sinirden ellerimi direksiyona vurarak ağzımdan küfür savurdum. Hızla arabadan indiğimde ellerimi saçlarımın arasından geçirdiğim kapıyı kapatıgım sırada Eyjah da yarış çizgisine ulaşmıştı.
Beyaz arabanın sahibi araçtan inerken duraksadım. Şapkasını çıkardığında bana doğru yürümeye başladı , dur bu tanıdık simaydı...
“Barmen?”
Ağzımdan çıkan cümleyle hafif duraksar gibi oldu ama sonra yanıma yaklaştığında dört adımlık mesafede durdu. Ardından cebinden çıkardığı şeyle tekrar duraksadım.
Aradığım telefonum…
“Bu şerefsizde senin telefonunun ne işi var, Lavin?”
Bu Eyjah’ın sesiydi. Ona doğru yüzümü çevirdiğimde Cenk ve Aselya da yanındaydı. Eyjah’ın yüzünde anlamsız bir öfke vardı.
“Cevap versene!”
Yüksek sesle konuştuğunda bunu anlamsız bulmuştum. Tekrar barmene baktığımda hâlâ elinde tuttuğu telefonumu alıp,
“Teşekkür ederim,” dedim.
Bu sefer sağ elini uzatarak,
“Eren,” dedi.
Elini sıkarak karşılık verdim.
Siyah gözlerinin önüne siyah saçları düşmüştü, siyah tişörtün üstüne deri mont ve siyah bol pantolon giymişti. Adımı Eyjah' tan duymuş olucak ki “Tanıştığımıza memnun oldum, Lavinya.”
Birden biri kollarımdan tutup beni arkaya doğru çekti. Daha ne olduğunu anlamadan Eyjah, Eren’in karşısında durmuştu.
“Kızdan uzak dur.”
Dedikten sonra Cenk’in elinden beni alarak belimden tutup hızla oradan uzaklaştırdı.
“Bırak beni Eyjah!”
Beni duymuyormuş gibi daha sıkı kavradığında ondan kurtulmaya çalıştım fakat işe yaramadı.
“Kas torbası,” diye sinirle söylendim.
O kadar yolu bunun için gelmemiştim. Yeşil arabasınına doğru zorla yürütügünde ,beni ön yolcu koltuğuna oturttuktan sonra sürücü koltuğuna geçip direkt arabayı kilitledi. Şaşkınlıkla ona baktım. Ayın loş ışığı suratına çarpıyordu.
“Ne yapmaya çalışıyorsun Eyjah? Aç şu arabayı, daha gece bitmedi.”
Sanki hiçbir şey olmamış rahatlığıyla,
“İkinci oldun Lavin, gece bitti.”
Saçmalıyordu.
“Eren’i tebrik etmedik ama.”
Sanki kan beynine sıçramış gibi yüzü öfkeden kızarmıştı.
“Nereden tanıyorsun o pici?”
Bıkkınlıkla derin nefes aldım.
“Barda görmüştüm ve barmendi.”
Bir kaşını kaldırdı.
“Barmen mi?”
Garip bir şekilde bakıyordu.
“Evet?”
Bir ara düşünür gibi yola baktı.
“O piç holding sahibi, orada ne işi vardı?”
Ağzım bir karış açılmıştı.
Holding sahibi mi?
Umursamaz tavrına bürünüp arabanın motorunu çalıştırdı ve yarış alanından uzaklaştı.
“Nereye gidiyoruz?”
“Evine bırakacağım seni.”
“Sen nereye gideceksin?”
“Geri döneceğim.” Sinir hastası edecekti bu adam beni.
“Ben de gelmek istiyorum!”
“Hayır.”
“Bana karışamazsın Eyjah!”
Frenlediği arabayla öne doğru atıldım.
“Yavaş!” diye çığlık attım.
Sinirlenince çok çekilmez oluyordu.
Oflayarak arkama yaslandım.
Böyle bitmeyecekti.
☾
Bir şekilde eve geçtiğimde kendimi odaya attım. Yorgunluktan direkt yatağa uzandım.
Yine bildiğini yapmıştı Eyjah
Oflayarak kendimi sola doğru savurdum. Elimdeki telefonumu karıştırırken kişiler kısmında yeni bir kişi eklendiğini gördüm.
Eren Salar
İsmi görünce gözlerim açılmıştı.
Kendini benim telefonuma mı kaydetmişti?
Birden üstten mesaj geldi.
Erken gittin, benim yüzümden mi?
Ne? Hızla cevap yazıp yazmamak arasında kaldım fakat sonra Eyjah’a sinirlendiğimi hatırlayıp yazdım.
İşlerim vardı, neden üstüne alındın ki?
Uzun süre yazıp sildi.
En sonunda mesaj geldi.
Sana öyle gelmiş olmalı :)
Yazdığı cevapla ne yazacağımı bilemedim. Mesajlardan çıkıp telefonu kapattım.
Birkaç dakika sonra telefonum titredi.
Eyjah arıyordu.
Ses kısma tuşuna basıp sessize aldım fakat daha sonra tekrar çalmaya başladı.
Bıkkınlıkla açıp kulağıma götürdüm.
“Ne var?”
“Lavinya, sana bugün ağır davrandım, özür dilerim.”
“Yeni mi aklına geldi?”
Telefonda masaya vurulan bardak sesleri geliyordu.
“Sen içiyor musun? Her neyse, iyi geceler.”
“Lavinya!”
“Yine ne oldu?” diye sordum.
“Bak Lavin, sana karışma hakkım yok, haklısın ama o piçten uzak dur.”
“Bu seni neden ilgilendiriyor, Eyjah?”
Derin nefes vererek sinirinin son noktalarındaydı.
“Bir bildiğim var tamam mı! Sen sadece beni dinle ve uzak dur.”
Ardından homurdanarak telefonu kapattı.
Telefon ekranı karardığında odanın içi bir anda daha sessiz gelmişti.
Eyjah’ın sesindeki öfke değil, takıntı aklıma takılmıştı.
Sanki Eren hakkında bildiği bir şey vardı.
Ve bu şey hiç de iyi değildi. Daha fazla olayı karıştırmak istemediğinden rahat pozisyona geçerek gözlerimi karanlığa yumdum.
Bölüm etkileşimi
