00:11

Vaveyla Yazarı: sky '

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 00:11

12.Bölüm: 00:11
"Bir daha beni aramayı bırak sorma bile."

Umay Soykan'ın anlatımıyla...

Ellerimi birbirine vurup, ona doğru alayla alkışladım. Dudaklarım, yaşamış olduğum ihaneti öğrendiğimden dolayı yavaşça büzüldü. "Niye yaptın bunu Karan?" diye sordum ihanete uğramış olduğumdan dolayı.

İçimde yaşadığım ihanet duygusu kelimelere dökülemeyecek kadar zor, sırtımda taşıyamayacağım kadar ağır bir yüktü.

Karan'ın aniden gözleri doldu, sağ eliyle gözlerini kapadı. Arkasını dönüp, kendine gelmeye çalıştı. Lakin başarısız olmuştu. Daha sonrasında tekrar bana döndüğünde, "İnan böyle olmasını istemezdim-"

Sözünü kestim, "Madem böyle olmasını istemiyordun o zaman neden yaptın, alçak herif!" dedim dişlerimin arasından. Dişlerimi sıkmaktan çenem ağrımaya başlamıştı.

Bana doğru yaklaştı, "Bak Umay beni dinle," derken sesi kısıldı.

Bana yaklaşmaya devam ediyordu. Dayanamayıp, ellerimi göğsüne yaslayıp onu kendimden uzaklaştırdım. İşaret parmağımı tehditkar bir şekilde salladım. "Dinlemeyeceğim, çünkü ben senin hayatından tamamen çıktım." dedim. Ellerimi serbest bıraktım.

Yutkundum, ilk başta cesaret edemedim. Daha sonrasında dayanamayıp, "Keşke seni hiç tanımasaydım." dedim.

"Bu oyunu sen kurdun, ve bedelini de sen çekeceksin." dedim titreyerek.

"Yaptığın şey affedilmez, Karan."

Omuzları sözümle birlikte aniden çöktü.

Bakışları utanç doluydu, gözleri başka taraftayken sözüyle birlikte bana döndü. Boynunu büktü, sessiz ve çaresizce. "Söylecek söz bulamıyorum, dediklerinden sonra."

Derin bir nefes verdi. Gözlerini tekrardan başka tarafa çevirdi.

Cesaret edemiyordu bana bakmaya.

"Ama biliyor musun? Ben seni çok sevdim. Hayatından hiç çıkmak istemiyorum."

Şuan konu bu mu sence?

Gözlerimdeki hayal kırıklığını, dudaklarıma yerleştirdiğim sahte bir tebessüm ile örttüm.

"Hayatımı ben çiziyorum, kimin olup olmayacağına ben karar veririm." dedim inatla.

Boğazımdan alaycı bir, 'hah' sesi çıkardım. Daha söyleceklerim bitmemişti ona karşı. O kadar güvenmiştim ki ona, böyle bir şey olacağını tahmin edemezdim.

Canım canımdan sökülüyor gibiydi âdeta. Fakat karşımdaki yalancı kişiye belli etmek istemiyordum. Bakışlarım dimdik ve artık ona bakarken hissizdi.

"Ve ya biri benim hayatıma zorla girmişse, onu bir silgi ile kolayca silebilirim, senin gibi lanet insanları mesela."

Dudaklarını birbirine bastırıp, yanımdan süzüldü.

Duygularını gizleyebilmenin tek yolu, yok olup gitmekti.

Arkama dönüp ona baktığımda, siyah kapüşonu yardımıyla yavaşça kafasını kapattı.

Ellerim gitmesiyle birlikte buz kesmişti.

Ortamın sıcaklığından veya soğukluğundan değildi. İhanetin bedenime vurmasındandı.

O an kelimeler dudaklarımdan döküldüğü an, artık her şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyordum.

Başımı yanımdaki Kuzey'e doğru çevirdim. Onu baştan aşağı süzdüm. Kardeşinin ona ve bana yaptığı ihanetin, üzüntüsü vardı yüzünde.

"Umay, bana öyle bakma."

Kollarımı göğsümde bağlayarak, kaşlarımı çattım.

"Nasıl bakmamı bekliyorsun Kuzey?"

Omuz silkti çaresizce.

"Bu olanların suçlusu ben değilim. Karan."

Gözlerimi devirdim.

"Eğer sen cesaret edip yazan kişinin kendin olduğunu söyleseydin, bunların hiç biri yaşanmayacak olurdu." dedim.

Konuşmasına izin vermedim.

"Neden söylemedin ki? Niye duygularımla oynuyorsunuz iki kardeş olarak!" dedim, gözümden bir yaş süzüldü.

Bu şu anlamına geliyordu, ağlıyordum.

Yere çöktüm. Bacaklarımı göğsüme doğru çektim. Başımı kollarımda kapatıp, "Ben inanmıştım Karan'a!" derken hıçkırıklara boğuldum.

Omzumda soğuk bir el hissettim, "Bende istemiyordum böyle olmasını Umay. Ama..."

Elini üzerimden ittim.

"İkinizi de affetmeyeceğim." dedim kararlılıkla.

Başımı yavaşça kaldırdım, ona doğru baktım. Yutkundu. Ne diyeceğini bilemedi ilk başta, sadece yanıma oturdu. Derin bir iç çekti.

Ardından naşını bana doğru çevirdi, "Affetmek zorunda değilsin," dedi fısıltıyla.

"Değilim tabii." dedim hızlıca ayağa kalkarak.

Ayağa kalktığımda gibi, arkama bakmadan yürümeye başladım.

"Umay, dur!" dedi Kuzey arkamdan bağırarak. Umursamadım ve de duraksamadım.

Arkamdan geldiğini hissedebiliyordum, adımlarımı hızlandırdım. İnatçıydı!

"Umay dur dedim ama."

Omuz silktim, okulun içine girerken. "Durmayacağım."

Benim peşimden gelmeye devam ederken, yolum direkt olarak kızlar tuvaletine gitmek oldu. "Şimdi gir girebiliyorsan." dedim alayla.

Tuvalete girdiğim gibi, kapıyı Kuzey'in suratına kapattım.

"İyi oldu."