00:05

Vaveyla Yazarı: sky '

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 00:05

6. Bölüm: 00:05
"Tanımadığım Çocuk"
Umay Soykan'ın anlatımıyla...

O an ne yapacağımı bilememiştim. Nedenin hayatımda hiç böyle bir an yaşamadığımın olduğunuz biliyordum.

Ama böyle bir an yaşayacağımı da düşünmemiştim. İşte hayat, beklemediğin şeyleri bile bir anda yaşayabiliyorsun.

Yüzüme sıcak nefesi çarpınca, adımlarım geriye doğru gitmeye başladı.

Elimi, arkamdaki sıraya koydum. Derin bir nefes alıp, "Ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum tanımadığım çocuk!" diye çıkıştım. Sesim olduğundan biraz fazla yüksek çıkmıştı.

Gözleri bir an akıllı tahtaya yöneldi, daha sonra ela gözleri tekrardan beni buldu. Cevap vermedi, sessiz kaldı. Hayatta en nefret ettiğim tepkilerden biri! Sessiz kalmak.

Gözlerimi devirdim, "Bana bak çocuk, sessiz kalma! En nefret ettiğim tepkilerden biri." dedim.

"Konuşşan ne olacak ki?"

Oflayarak onu süzdüm, kollarımı göğsümde birleştirdim. Hâlâ sessizdi, sessizliğini korumakta azimliydi.

"Kime diyorum acaba?" diye söylendim. Söylenmekte haklı olduğumu düşünüyorum.

Kaşlarımı çatarak boğazımı temizledim, "Peki öyle olsun Karan Bey," diyerek kapıya yöneldim.

Kapıya yaklaştığımda, "Bazen sessiz kalmak gerekebilir," dedi arkamdan. Duraksadım, kapının önünde durdum.

Tekrar arkamı döndüğümde yavaş yavaş yürümeye başlamıştı. "Fakat bana bu kadar çıkışacığını düşünmemiştim dürüst olayım."

Dilimi damağıma vurdum, "O kadar da çıkışmadım." dedim kollarımı serbest bırakarak.

Omuz silkti, "Bence çıkıştın." dedi mırıldanarak. Bu seferde ben sessiz kaldım. Anlasın ne kadar sinir bozucu bir tavır olduğunu!

"İznin varsa sınıftan çıkacağım," dedim.
Alaycı bir tavırla, "Hay hay Umay Hanım," dedi.

Ne kadarda sinir bozucu bir herif. Nereden çıktı bir anda bu çocuk? Söylenerek sınıftan çıktım, aceleyle kantine indim. 2 kat aşağı inene kadar canım çıkmıştı âdeta

Nefes nefese kantine ulaştığımda kendimi bir zafer kazanmışım gibi hissettim.

Kantine zaman kaybetmeden girdim, zilin çalmasına az kalmıştı. Bunun farkına varmak sanırım biraz geç olmuştu. Kantinin içine girdiğimde içerideki insanların, kantinden âdeta taştığını gördüm.

Dudaklarımı büzerek, yavaş adımlarla kantinden çıktım.

Sanki beni bekliyormuş gibi bahçede ağaca yaslanmış, kollarını göğsünde bağlamış bir şekilde alaycı bir tavırla beni izliyordu.

Şu tavırları var ya... Ağzına bir tane yapıştırasım geliyor!

Evet, çocuk beni korumuştu. Bana bir çok iyiliği bulundu. Fakat başbaşa olduğumuzda bana aşırı derecede sinir bozucu davranıyordu!

Kararlı ve rahat adımlar ile bana doğru yaklaştı.

Az önce dibime giren çocuğun şuan böyle davranması hiç etik değil!

Rahat olduğumu göstermeye çalışarak, "Yine niye geldiniz Karan Bey?" dedim alayla.

Gülümsedi, "Sınıfta öyle davrandığım için özür dilerim. Yanlış bir şey yaptıysam eğer..." dedi.

Şaşkın bir şekilde — ve de gurulanmış— dudaklarımı büzdüm. Hafifçe ellerimi birbirine vurup onu alkışladım. "Helal olsun,"

"Ancak özür dilemene gerek yoktu."

Derin bir nefes verdi, "Beni alaycı biri olarak tanımanı istemiyorum," dedi.

Başımı onu dinlediğimi belirtmek için yavaş yavaş salladım. Bu davranışını beğenmiştim.

Hafif bir tebessüm ettim, "Peki tanıyalım o zaman seni?" diye sordum merakla.

Dudaklarını birbirine bastırıp düz bir çizgi haline getirdi. "Bu kadar açık söylemeni beklemiyordum."

Kaşlarımı alayla havaya kaldırdım. "Açık konuşmayı severim."

Zil çaldığında Karan'ın yanından süzülüp sınıfta yürüdüm. Açıkçası özür dilemesini beklemiyordum. Sessiz sakin bir çocuk nasıl böyle oldu bana karşı?

Bu işte bir gariplik var ama neyse...