00:06

Vaveyla Yazarı: sky '

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 00:06

7. Bölüm: 00:06
"Gerçek olmayan hoşlantı"
Umay Soykan'ın anlatımıyla...
Bilinmeyen Numara:
Beni niye engelledin?
Görüldü. 00:06

Hiç cevap veresim yok. Omuz silktim telefonumu yatağa fırlattım. Bir kaç dakika bekledim fakat istemsizce elim telefona doğru gitti. Mesaja dokundu parmaklarım.

Bilinmeyen Numara:
Umay yapma,
Açık açık konuş.
Yazma de,
En azından neden yaptığını söyle.

Daha fazla dayanamayacaktım.

Bilinmeyen Numara:
Seni üzdüm mü?

Umay:
Hayır,

Bilinmeyen Numara:
Ne oldu o zaman?

Umay:
Senin ile konuşurken kriz geçirdim.
Astım hastasıyım.
Nefes alamadım,
Bu yüzden seninle artık konuşmak istemiyorum.
Belki sen bana göre birisi değilsindir?

Bilinmeyen Numara:
Üzgünüm,
böyle bir olay yaşadığını bilmiyordum.
Ama, buna ben mi sebep oldum ki?

Umay:
Anlamıyorsun,
Heyecanlanmak nefes almamı etkiliyor.

Bilinmeyen Numara:
Özür dilerim.
Görüldü. 00:13

Oflayarak telefonumu şifonyerin üzerine bıraktım. Dudaklarımı büzerek yatağa uzandım.

Aslında onun bir şuçu yoktu, her heyecanlandığımda olmuyordu ki? O anım stresiyle onu engellemiştim. Şimdide bunları yazdım. Şaka gibi!

Ben salak olabilir miydim?

Derin düşüncelerimin arasında boğuşurken, ona tekrar yazma isteğim geldi.

Umay:
Bende özür dilerim...
Salaklık yapıp seni engelledim.
O an ne yapacağımı bilememiştim.
Sana patladı,
Sanırım biraz abarttım.

Bilinmeyen Numara:
Kendini suçlama lütfen,

Umay:
Bir şey sorabilir miyim?
Sen Karan mısın?

Bilinmeyen Numara:
Söyleyemem.

Umay:
Bence sen ya Karan'sın ya da Kuzey...

Bilinmeyen Numara:
İki kardeşten biriyim diye düşünüyorsun yani?

Umay:
Evet.
Karan olursa sevinirim ama.

Bilinmeyen Numara:
Öyle mi?

Umay:
Evet, çünkü onu seviyorum.

Parmaklarım bunları yazdığı an şaşkınlıkla telefonumu kapattım. Telefonu göğsüme bastırıp gözlerimi yumdum. Ben ne yapmıştım? Belki o Karan'dı. Ve ya Kuzey? Ya da hiç biri... Şimdi ne halt yiyeceğim? Bu mesajı yazdıktan sonra hiç bir bildirim gelmemişti.

Telefonumu masamın diğer ucuna koyup yatağımın içine gömüldüm. Yorganı başıma kadar çekip uykuya teslim oldum.

Yarın okulda neler olacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Alarmım çalmadan, uyanmıştım. Odanın karanlığı, odaya farklı bir atmosfer katmıştı. Perde açık olmadığı için, güneş ışıkları odanın içine girmemişti. Sabah olsa bile, odanın karanlığını seviyordum. İçine gömülmüş olduğum yatağın içinden kalktım. Gözlerimi ovuşturup, tuvalete doğru yürüdüm.

Bakalım bugün hangi haltı yiyeceksin Umay! Tuvalete girdiğimde direkt lavaboya yöneldim. Musluğu açıp, elime biraz su doldurdum. Yüzüme buz gibi su temas edince, irkildim. Yüzümü yıkadıktan sonra havluyu elime alıp, yüzümü kuruladım. Aynaya bakıp, kendimi baştan aşağı süzdüm. "Bugün ne olursa olsun Umay, senin yanındayım!" diye teselli ettim kendimi. Evet ben buydum. Ne olursa olsun kendimi sürekli teselli ederdim.

Odama hızlıca girip, gardolabıma yöneldim. Formalarımı giyip, gelişigüzel bir topuz yaptım. Okula giderken doğal olmayı tercih ediyordum. Sınıftaki kızların yarısı bir ton makyaj yapıp gelirken, benim hiç makyaj yapmamam onların beni dışlamasıma neden oluyordu. Ne alakaysa artık!

Bu sefer farklı bir çanta takmak istediğim için, ara sıra taktığım mint yeşili sırt çantamı aldım. Tatlı peluş anahtarlıklarımı takmayı unutmadım. Minik detaylar eklemeyi seviyordum. Eşyalarımı içine özenle yerleştirip evden ayrıldım. Her zamanki gibi yine yemek yememiştim. Çok düzensiz besleniyordum. Çok!

Okula yürüyerek gittiğimden dolayı, güneşin yavaş yavaş doğuşunu zevkle izleyebiliyordum. Güneş yavaş yavaş doğmaya başladığında, gökyüzünde oluşan manzara muazzam bir atmosfer yaratıyordu. Ve bu manzara, benim sürekli olarak okula yürüyerek gitmemi sağlıyordu.

Okula vardığımda, istemeyerek sınıfa yürüdüm. Her an gizemli çocuk bana itiraf edebilirdi! Keşke öyle bir şey olsa...

Sırama oturduğum gibi Karan, yanımda belirdi. Ödümü kopardın be çocuk! "Konuşabilir miyiz? Önemli." diye sordu bana. Başımı sallayıp, ayağa kalktım. "Gidelim," diyerek koridora doğru yöneldim. Kesin itiraf edecek!

Koridora girmekle büyük bir hata yaptık. "Oğlum bana bak, Melisa benim!" diye bağırdı çocuk. İki çocuğun kavgasını izlemek ile meşguldüm. Bir tarafta, lacivert tişörtlü yapılı ve uzun boylu bir çocuk vardı. Oldukça yakışıklıydı. Bir tarafta ise uzun boylu neredeyse diğer çocuk ile aynı boyda olan bordo tişörtlü bir çocuk vardı. Bu çocuk lacivert tişörtlü çocuğa göre daha yakışıklıydı.

"Bence Melisa denilen kız bordo tişörtlü çocuğu seviyor!" diye fısıldadım, Karan'a doğru. Başını iki yana salladı, "Hayır, baksana sürekli lacivert tişörtlü çocuğa bakıyor." dedi. Omuz silktim. O an da Melisa, araya girip, "Durun!" diye bağırdı. Çocuklar Melisa'nın uyarmasıyla duraksadı. "Ben," diye kekeledi kız. "Cemil'i seviyorum!" diye bağırdı. Herkesin ağzı açık kalmıştı.

"Oha!" diye yanıtladım. Bizim okulumuz kaos dolu! Heyecanla koridorun en ucuna baktım. Galiba Cemil denilen çocuk oradaydı. Melisa, koşturarak Cemil'in yanına gitti.

Evet tahmin ettiğim çocuktu. "Oha," dedim tekrardan. Bu çocuk hem karizmatik hem de çok yakışıklıydı! Ben bu çocukları neden hiç görmedim. "Yalan yok, kız oldukça zevkli. Şu çocuğa bak! Kırk bir kere maşallah!" dedim. "Hatta yüz kere!"

Karan kıskanmış olsa ki, "Abartma," dedi gözlerini devirerek. Başımı hızlıca Karan'a çevirdim, "Yalan mı?" diye sordum. Çok kıskadı. Cevap bile vermedi. Kolumu yavaşça kavrayıp, "Hadi bahçeye inelim." dedi tebessüm ederek. Başımı salladım.

Aşağı indiğimizde heyecandan tir tir titriyordum. Hissediyorum bu kişi Karandı. Beni kimsenin olmadığı bir yere çekip, "Umay," dedi. Sesi âdeta bir pamuk gibi yumuşacıktı. Umutlu gözlerle ona bakıp, "Efendim?" dedim. "Ben," dedi kekeleyerek. Yavaşça ellerimi tuttu.

Galiba bayılacağım! "Senden hoşlanıyorum." dedi. Kalbim durdu sanırsam. "O mesajları atanda bendim."

Evet yeni bölüm! BUNDAN SONRA GELECEK OLAN 2 BÖLÜMÜ DİKKATLE OKUYUN. ŞOK OLACAKSINIZ...