2. bölüm / 19
Gaziantep’te Aşkın ve Bakırın SesiTahmis Kahvesi ve Dede Barajı
Bölümler 19Şu an: Tahmis Kahvesi ve Dede Barajı
- 1 Çekiç Sesleri, Çıtır Baklavalar ve Bir Adım Kayıp456 kelime
- 2 Tahmis Kahvesi ve Dede Barajı295 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Zeugma’da Bir Çingene Kızı ve Kaybolan Lazer Ölçer327 kelime
- 4 Çingene Kızı’nın Bakışı ve Bey Mahallesi’nde Bir Akşam475 kelime
- 5 Almacı Pazarı’nda Baharat Sınavı ve Bir Fıstık Macerası504 kelime
- 6 Dede Teftişi ve Zeugma’da Sürpriz Keşif419 kelime
- 7 Gaziantep Kalesi’nde Gün Batımı ve Bir Antep Türküsü391 kelime
- 8 Lansman Günü, Dede Müdahalesi ve Sürpriz Karar457 kelime
- 9 İtalya Mı, Antep Mi? Ve Avludaki Pazarlık416 kelime
- 10 Bey Mahallesi’nde Eğlenceli Veda ve İki Dil Bir Aşk566 kelime
- 11 Napoli Limanı’nda Fıstık Diplomasisi654 kelime
- 12 Pompeii’de Bir Antep Rüzgarı458 kelime
- 13 Pizza Mı, Kebap Mı?548 kelime
- 14 Gizli Geçit ve Kayıp Fresk494 kelime
- 15 Vezüv Yanardağı’nda Sürpriz Teklif403 kelime
- 16 Hacı İbrahim Dede’nin İtalya Çıkartması392 kelime
- 17 Roma’da Bir Düğün Alışverişi379 kelime
- 18 Pompeii’deki Restorasyonun Sonu ve Büyük Unvan367 kelime
- 19 Yeni19 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zeynep’in "Uzman Bey" lafı tam dükkanın önünde çınlarken, içeriden elinde gümüş kaplamalı tespihiyle yaşlı ama heybetli bir adam çıktı. Ak sakallı, bakışları babacan ama bir o kadar da otoriter olan bu adam, çarşının saygın zanaatkarlarından Hacı İbrahim Usta’dan başkası değildi.
— "Ne oluyor burada Zeynep kızım? Sabah sabah çarşıyı ayağa kaldırdınız," dedi Hacı İbrahim, gözlüklerinin üstünden ikisine bakarak.
Zeynep yerdeki tepsiyi tezgahın üzerine koyup gülümsedi:
— "Yok bir şey dede. İstanbul’dan beklediğimiz baş restoratör beyefendi gelmiş. Ama dükkana kapıdan girmek yerine tepsilerin üstünden uçarak girmeyi tercih etti."
Hacı İbrahim Usta, Murat’ı baştan aşağı süzdü. Murat’ın üzerindeki tozu toprağı, elindeki buruşmuş haritayı ve utancından kızarmış yüzünü görünce hafifçe tebessüm etti.
— "Hoş geldin oğlum," dedi gür sesiyle. "Bırak şimdi tepsiyi mepsiyi. Antep’e gelen adama önce bir kahve içirilir, soluklandırılır. Zeynep, dükkanı çırağa bırak, yürü Tahmis’e gidiyoruz."
Beş dakika sonra, yüzlerce yıllık tarihi Tahmis Kahvesi’nin ahşap sandalyelerinde oturuyorlardı. Yüksek tavanlı, nargile kokularının ve kuş seslerinin birbirine karıştığı bu otantik mekanda, masaya üç fincan bol köpüklü menengiç kahvesi ve yanında çıtır çıtır antep fıstıklı baklavalar geldi.
Murat, üzerindeki şoku atlatmaya çalışırken kahvesinden bir yudum aldı.
— "Bu harika bir lezzet... Daha önce hiç böyle bir şey içmemiştim."
Hacı İbrahim Usta gülümsedi:
— "İç oğlum iç. Menengiç adamın aklını başından alır, Antep de kalbini alır. Bak Murat evladım, Zeugma projesi sadece taşa dokunmak değildir. Bu şehrin ruhunu bilmeyenin eli o mozaiklere değmez. Zeynep seninle çalışacak. O bu toprağın da sanatın da dilinden anlar. Ama ona ayak uydurabilecek misin, bakacağız."
Zeynep baklavasından bir ısırık alırken Murat’a bakıp bıyık altından güldü:
— "Önce çarşıda yürümesini öğrensin de dede, mozaiklere sonra geçeriz."
Murat meydan okuyan bir tavırla dikleşti:
— "Merak etmeyin Zeynep Hanım. Keten gömleğim kirlenmiş olabilir ama işim konusunda son derece hassasımdır. Yarın sabah müzede buluştuğumuzda kimin kime ayak uyduracağını görürüz."
Bölüm etkileşimi
