8. bölüm / 19
Gaziantep’te Aşkın ve Bakırın SesiLansman Günü, Dede Müdahalesi ve Sürpriz Karar
Bölümler 19Şu an: Lansman Günü, Dede Müdahalesi ve Sürpriz Karar
- 1 Çekiç Sesleri, Çıtır Baklavalar ve Bir Adım Kayıp456 kelime
- 2 Tahmis Kahvesi ve Dede Barajı295 kelime
- 3 Zeugma’da Bir Çingene Kızı ve Kaybolan Lazer Ölçer327 kelime
- 4 Çingene Kızı’nın Bakışı ve Bey Mahallesi’nde Bir Akşam475 kelime
- 5 Almacı Pazarı’nda Baharat Sınavı ve Bir Fıstık Macerası504 kelime
- 6 Dede Teftişi ve Zeugma’da Sürpriz Keşif419 kelime
- 7 Gaziantep Kalesi’nde Gün Batımı ve Bir Antep Türküsü391 kelime
- 8 Lansman Günü, Dede Müdahalesi ve Sürpriz Karar457 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 İtalya Mı, Antep Mi? Ve Avludaki Pazarlık416 kelime
- 10 Bey Mahallesi’nde Eğlenceli Veda ve İki Dil Bir Aşk566 kelime
- 11 Napoli Limanı’nda Fıstık Diplomasisi654 kelime
- 12 Pompeii’de Bir Antep Rüzgarı458 kelime
- 13 Pizza Mı, Kebap Mı?548 kelime
- 14 Gizli Geçit ve Kayıp Fresk494 kelime
- 15 Vezüv Yanardağı’nda Sürpriz Teklif403 kelime
- 16 Hacı İbrahim Dede’nin İtalya Çıkartması392 kelime
- 17 Roma’da Bir Düğün Alışverişi379 kelime
- 18 Pompeii’deki Restorasyonun Sonu ve Büyük Unvan367 kelime
- 19 Yeni19 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zeugma Mozaik Müzesi’nde büyük gün gelip çatmıştı. Murat ve Zeynep’in günlerce omuz omuza verip üzerinde çalıştığı, Fırat kenarındaki Eros ve Psyche mozaiğinin kayıp parçası ve tüm restorasyon projesi, düzenlenen görkemli lansmanla basına ve ziyaretçilere sunulacaktı.
Müzenin ana salonu yerli ve yabancı konuklarla, gazetecilerle ve elbette Gaziantep’in renkli esnafıyla dolup taşmıştı. Murat jilet gibi giyindiği takımıyla sahnede sunumunu yaparken son derece profesyonel görünüyordu. Ancak bakışları sık sık salonun kenarında, zarif bir elbiseyle duran Zeynep’e kayıyordu.
— "Bu harika keşif ve restorasyon başarısı," dedi Murat mikrofona doğru, "sadece teknik bilgiyle olmadı. Taşın dilinden anlayan, bu toprağın ruhunu işine katan bir ekiple mümkün oldu. Zeynep Hanım’a ve ona ustalık aşılayan Hacı İbrahim Usta’ya sonsuz teşekkürler."
Alkışlar salonu inlatırken Hacı İbrahim Dede, göğsünü kabartarak ön sıradan ayağa kalktı. Ancak sadece alkışlamakla yetinmeye niyeti yoktu. Birden elindeki asa benzeri bastonunu yere vurarak sahneye doğru yürüdü.
— "Durun bakalım, iki kelam da ben edeceğim!" dedi gür sesiyle. Gazetecilerin flaşları bir anda Dede’ye döndü.
Zeynep şaşkınlıkla gözlerini açtı:
— "Dede, ne yapıyorsun?"
Hacı İbrahim Dede mikrofona yaklaştı, gözlüklerinin üstünden salondakileri süzüp muzipçe gülümsedi:
— "Bu İstanbullu Murat evladımız buraya geldiğinde elinde haritayla çarşıda kaybolmuştu. Geldi, benim torunun bakır tepsisine kapaklandı. Biz 'Tepsi ezildi' dedik ama meğer oğlanın kalbi ezilmiş!"
Salondan neşeli bir kahkaha patlaması yükseldi. Zeynep utancından kıpkırmızı kesilirken Murat tebessümle başını öne eğdi.
— "Lakin baktım ki..." diye devam etti Hacı İbrahim Dede, "Murat hem taşın dilini bildi, hem bizim acı isotu yedi, hem de kızımızın hayatını kurtardı. Antep’in geleneğinde kural nettir: Birinin kalbine girdiysen, o şehirden kolay kolay gidemezsin! Ama duyduğuma göre İstanbul’dan büyük bir kurul gelmiş, Murat’ı İtalya’daki restorasyon projesinin başına çağırmışlar. Şimdi ben soruyorum sana Murat evladım: Antep’in fıstığıyla, bu kızın gözleriyle vedalaşıp gitmek o kadar kolay mı?"
Salondaki tüm fısıltılar bir anda bıçak gibi kesildi. Zeynep gözlerini büyütüp Murat’a baktı. Bu İtalya teklifini ilk defa duyuyordu! Murat’ın yüzündeki tebessüm donakaldı; dünden beri bunu Zeynep’e nasıl açacağını düşünüp duruyordu ama Dedem bombayı herkesin içinde patlatmıştı.
Murat sahneden inip Zeynep’in yanına adımladı. Zeynep’in gözlerindeki hayal kırıklığı ve şaşkınlık karışımı ifade kalbini sızlattı.
— "Zeynep... Ben sana bu akşam söyleyecektim," dedi Murat alçak sesle. "Gelen teklif çok büyüktü ama ben seni ve bu şehri arkamda bırakıp tek bir adım bile atmam."
Zeynep derin bir nefes aldı, dik başlığını tekrar kuşanarak kaşlarını kaldırdı:
— "Demek benden gizli planlar yapıyordun Uzman Bey? İtalya’ya gitmek öyle kolay mı sanıyorsun? Bizi yarı yolda bırakıp gideceğini düşünüyorsan çok yanılıyorsun!"
Zeynep bir anda Murat’ın elini tutup lansman kalabalığının ortasından çekerek müzenin arka bahçesine doğru sürüklemeye başladı. Salondaki esnaf ve gazeteciler arkalarından şaşkınlıkla bakarken, ikili müzenin eylül rüzgarıyla serinleyen avlusunda baş başa kaldı.
— "Şimdi bana her şeyi baştan anlat Murat," dedi Zeynep, ela gözlerini onun gözlerine dikerek. "Ve sakın bir şey saklamaya çalışma, çünkü bu hikaye burada bitmeyecek!"
Bölüm etkileşimi
