6. bölüm / 19
Gaziantep’te Aşkın ve Bakırın SesiDede Teftişi ve Zeugma’da Sürpriz Keşif
Bölümler 19Şu an: Dede Teftişi ve Zeugma’da Sürpriz Keşif
- 1 Çekiç Sesleri, Çıtır Baklavalar ve Bir Adım Kayıp456 kelime
- 2 Tahmis Kahvesi ve Dede Barajı295 kelime
- 3 Zeugma’da Bir Çingene Kızı ve Kaybolan Lazer Ölçer327 kelime
- 4 Çingene Kızı’nın Bakışı ve Bey Mahallesi’nde Bir Akşam475 kelime
- 5 Almacı Pazarı’nda Baharat Sınavı ve Bir Fıstık Macerası504 kelime
- 6 Dede Teftişi ve Zeugma’da Sürpriz Keşif419 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Gaziantep Kalesi’nde Gün Batımı ve Bir Antep Türküsü391 kelime
- 8 Lansman Günü, Dede Müdahalesi ve Sürpriz Karar457 kelime
- 9 İtalya Mı, Antep Mi? Ve Avludaki Pazarlık416 kelime
- 10 Bey Mahallesi’nde Eğlenceli Veda ve İki Dil Bir Aşk566 kelime
- 11 Napoli Limanı’nda Fıstık Diplomasisi654 kelime
- 12 Pompeii’de Bir Antep Rüzgarı458 kelime
- 13 Pizza Mı, Kebap Mı?548 kelime
- 14 Gizli Geçit ve Kayıp Fresk494 kelime
- 15 Vezüv Yanardağı’nda Sürpriz Teklif403 kelime
- 16 Hacı İbrahim Dede’nin İtalya Çıkartması392 kelime
- 17 Roma’da Bir Düğün Alışverişi379 kelime
- 18 Pompeii’deki Restorasyonun Sonu ve Büyük Unvan367 kelime
- 19 Yeni19 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Almacı Pazarı’ndaki heyecanlı anların ardından ikili, ellerinde fıstık paketleriyle tekrar Bakırcılar Çarşısı’na yöneldi. Dükkanın önüne vardıklarında Hacı İbrahim Usta, kapının önündeki ahşap tabureye kurulmuş, elinde tespihiyle onları bekliyordu. Gözlüğünün üstünden ikisine bakarken yüzünde sinsi bir gülümseme belirdi.
— "Bakıyorum da bizim İstanbullu uzman Antep’in acısına da fıstığına da çabuk alıştı," dedi Hacı İbrahim, elini uzatarak. "Girin bakalım içeri, baklava yemeden şuradan şuraya adım attırmam."
Dükkanın otantik havasında, pirinç sininin etrafına kurulup çıtır çıtır baklavaları yerken Hacı İbrahim Dede, Murat’ı adeta bir sorgu hakimi gibi çapraz sorguya aldı:
— "Ee Murat oğlum, söyle bakalım... İstanbul’un betonu mu güzel, yoksa Antep’in şu buram buram tarih kokan taşları mı?"
Murat içtenlikle gülümsedi:
— "Efendim, İstanbul benim doğup büyüdüğüm yer ama buranın ruhu çok başka. İnsanı sıcak, tarihi canlı, insanı kendine bağlıyor..." derken gözleri gayriihtiyari Zeynep’e kaydı.
Zeynep tam baklavasından bir ısırık alırken Murat’ın bakışıyla karşılaştı ve hafifçe öksürdü. Hacı İbrahim Dede bu bakışmayı kaçırmadı elbette. Tespihini cebine koyup muzipçe bıyığını burktu:
— "Aferin oğlum, gözün açılmaya başlamış. Zaten bu şehre gelen ya lezzetine vurulur ya da insanına..."
Öğleden sonra ikili Zeugma Mozaik Müzesi’ne döndü. Günün geri kalanında müzenin alt deposunda henüz sergilenmeye açılmamış, yeni getirilen mozaik parçalarının envanter çalışmasını yapacaklardı. Depo, tarihin tozuyla ve yüzyıllık sırlarla kaplıydı.
Zeynep büyük bir titizlikle fırçasıyla bir mozaik panosunun üzerindeki tortuları temizlerken, Murat da özel ışık kaynağıyla yüzeyi inceliyordu.
— "Zeynep, şuraya bakar mısın?" dedi Murat heyecanla. "Bu pano sıradan bir geometrik desen değil. Bak, Fırat kenarındaki Eros ve Psyche mozaiğinin kayıp bir parçası olabilir bu!"
Zeynep hemen fırçasını bırakıp Murat’ın yanına eğildi. İkisi de heyecanla taşın üzerindeki figüre odaklanmıştı. Zeynep elindeki ince spatulayla kenardaki harç kalıntısını hafifçe kazıdı. Gerçekten de iki sevgilinin birbirine uzanan ellerini simgeleyen gizli bir motif ortaya çıkıyordu.
— "İnanmıyorum..." dedi Zeynep, gözleri parlayarak. "Bu parça yıllardır kayıptı! Sen bunu nasıl fark ettin?"
— "İyi bir restoratör ayrıntılarda gizli olanı görür," dedi Murat, Zeynep’e bakarak. "Tıpkı sert bir mizacın altında ne kadar kocaman bir yürek olduğunu görmek gibi..."
Zeynep’in eli mozaik taşının üzerinde donakaldı. Deponun loş ve sessiz ortamında sadece ikisinin nefes sesleri duyuluyordu. Zeynep başını kaldırıp Murat’a baktı, bu kez bakışlarını kaçırmadı.
— "İstanbul Beyi..." dedi Zeynep alçak ve tatlı bir sesle. "Sen sanırım bu şehri de, beni de çok çabuk okumaya başladın."
— "Daha yolun başındayız Zeynep," dedi Murat gülümseyerek. "Şimdi bu keşfi kutlamak için akşam Gaziantep Kalesi’nin etrafında bir yürüyüş yapmaya ne dersin?"
Zeynep tebessüm etti, tulumunun cebinden küçük fırçasını çıkarıp Murat’ın burnuna hafifçe vurarak tozu bıraktı:
— "Önce bu tozu toprağı temizle bakalım Uzman Bey, sonra kaleye çıkarız!"
Bölüm etkileşimi
