14. bölüm / 19
Gaziantep’te Aşkın ve Bakırın SesiGizli Geçit ve Kayıp Fresk
Bölümler 19Şu an: Gizli Geçit ve Kayıp Fresk
- 1 Çekiç Sesleri, Çıtır Baklavalar ve Bir Adım Kayıp456 kelime
- 2 Tahmis Kahvesi ve Dede Barajı295 kelime
- 3 Zeugma’da Bir Çingene Kızı ve Kaybolan Lazer Ölçer327 kelime
- 4 Çingene Kızı’nın Bakışı ve Bey Mahallesi’nde Bir Akşam475 kelime
- 5 Almacı Pazarı’nda Baharat Sınavı ve Bir Fıstık Macerası504 kelime
- 6 Dede Teftişi ve Zeugma’da Sürpriz Keşif419 kelime
- 7 Gaziantep Kalesi’nde Gün Batımı ve Bir Antep Türküsü391 kelime
- 8 Lansman Günü, Dede Müdahalesi ve Sürpriz Karar457 kelime
- 9 İtalya Mı, Antep Mi? Ve Avludaki Pazarlık416 kelime
- 10 Bey Mahallesi’nde Eğlenceli Veda ve İki Dil Bir Aşk566 kelime
- 11 Napoli Limanı’nda Fıstık Diplomasisi654 kelime
- 12 Pompeii’de Bir Antep Rüzgarı458 kelime
- 13 Pizza Mı, Kebap Mı?548 kelime
- 14 Gizli Geçit ve Kayıp Fresk494 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 Vezüv Yanardağı’nda Sürpriz Teklif403 kelime
- 16 Hacı İbrahim Dede’nin İtalya Çıkartması392 kelime
- 17 Roma’da Bir Düğün Alışverişi379 kelime
- 18 Pompeii’deki Restorasyonun Sonu ve Büyük Unvan367 kelime
- 19 Yeni19 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Pompeii’deki restorasyon alanında işler beklenenden çok daha hızlı ve verimli ilerliyordu. Profesör Marco, Zeynep’in meşhur kuru dolma diplomasisinden sonra ekibe karşı son derece sevecen, saygılı ve esnek bir tutum sergilemeye başlamıştı. Bacchus Evi’nin ana salonundaki mozaik panolarının yüzey temizliği tamamlanmış, sıra salonun batı duvarına bitişik duran ve yüzyıllardır el değmemiş görünen dar nişin incelenmesine gelmişti.
Sıcak bir Napoli öğleden sonrasında, Murat elindeki hassas ultrasonik tarama cihazıyla duvarın yoğunluğunu ölçüyor, harç tabakasının arkasında boşluk olup olmadığını kontrol ediyordu. Zeynep ise ahşap iskelenin alt basamağında oturmuş, cımbız benzeri özel aletleriyle dökülmek üzere olan küçük mozaik taşlarını sabitlemekle meşguldü.
— "Zeynep, şuraya bakar mısın?" dedi Murat, cihazın ekranındaki frekans dalgalarını göstererek. "Bu duvarın arkasında garip bir yoğunluk farkı var. Sanırım harç tabakası düşündüğümüzden çok daha kalın ya da..."
— "Ya da arkasında bir şey gizli!" dedi Zeynep, elindeki aletleri hemen kutusuna bırakıp heyecanla ayağa kalkarak.
Murat duvarın üst kısmına daha iyi bakabilmek için ahşap iskelenin en üst basamağına tırmandı. Ancak iki bin yıllık ahşap iskele, üzerindeki ağırlığa daha fazla dayanamadı. Büyük bir gürültüyle "ÇIT!" diye bir ses duyuldu ve iskelenin sol ayağı kırıldı. Murat dengesini kaybedip geriye doğru yalpalamaya başladı.
— "Murat, dikkat et!" diye bağırdı Zeynep.
Zeynep bir saniye bile tereddüt etmeden öne atıldı. Murat’ı belinden ve kolundan tutarak kendine doğru çekti. İkili birlikte yerdeki tozlu toprak zemine yuvarlandılar. Murat, Zeynep’in üzerine düşmüştü ama son anda kollarını kenara koyarak onu korumuştu. Fakat Murat’ın düşerken duvara çarpan dirseği, asırlık gevşek sıva tabakasını tetiklemişti.
GÜÜÜÜÜM!
Duvarın dış kaplaması büyük bir gürültüyle çöktü. Etrafı yoğun bir toz bulutu kapladı. İkili öksürerek ayağa kalktı, birbirlerinin üzerindeki tozu silkelerken gözleri çöken duvara kaydı. Toz bulutu yavaşça dağıldığında, duvarın arkasında iki bin yıldır gün ışığı görmemiş gizli bir niş ve bu nişin tavanına işlenmiş göz alıcı renklerde bir aşk freski ortaya çıktı!
Freskte; omuzunda toga taşıyan bir Roma soylusu genç adam ile elinde Doğu motifli bir dokuma tutan Anadolu kızı resmedilmişti. İki figür, bir deniz kıyısında birbirlerine uzatmış oldukları elleri tutmak üzereydi. Taşların üzerindeki kök boyalarının canlılığı, sanki dün yapılmış gibi göz kamaştırıyordu.
Murat şaşkınlıktan donakalmıştı:
— "İnanmıyorum... Bu... Bu Pompeii’nin bilinen tarihini ve Anadolu ile olan ticaret bağlarını baştan yazdıracak bir keşif! Zeynep, biz ne bulduk böyle?"
Zeynep gülümsedi. Murat’ın tozlanmış keten gömleğinin yakasını düzeltti ve elini onun elinin üzerine koydu. Ela gözlerinde o tanıdık muzip ama derin parıltı vardı:
— "Bak sen şu işe Uzman Bey..." dedi Zeynep, alçak ve tatlı bir sesle. "Yine bir kaza, yine bir düşüş, yine bir keşif ve yine biz! Biz seninle nereye gitsek, hangi şehre adım atsak tarih ayağımıza kapanıyor. Ama kabul et, bu sefer beni kurtarmadın, ben seni iskeleden kurtardım!"
Murat kahkahasını tutamayarak Zeynep’i belinden çekip kendine sarıldı:
— "Sen beni sadece iskeleden değil Zeynep, hayatımın tek düzeliğinden kurtardın. Bu keşif bizim eserimiz..."
Tam o sırada gürültüyü duyup içeri koşan Profesör Marco ve İtalyan ekip, çöken duvarın ardındaki freski görünce adeta şoka girdiler. Profesör Marco gözlüklerini çıkarıp gözlerini ovuşturdu, ardından ellerini havaya kaldırarak bağırdı:
— "Mamma mia! Un miracolo! (Aman Tanrım! Bir mucize!)"
Bölüm etkileşimi
