12. bölüm / 19
Gaziantep’te Aşkın ve Bakırın SesiPompeii’de Bir Antep Rüzgarı
Bölümler 19Şu an: Pompeii’de Bir Antep Rüzgarı
- 1 Çekiç Sesleri, Çıtır Baklavalar ve Bir Adım Kayıp456 kelime
- 2 Tahmis Kahvesi ve Dede Barajı295 kelime
- 3 Zeugma’da Bir Çingene Kızı ve Kaybolan Lazer Ölçer327 kelime
- 4 Çingene Kızı’nın Bakışı ve Bey Mahallesi’nde Bir Akşam475 kelime
- 5 Almacı Pazarı’nda Baharat Sınavı ve Bir Fıstık Macerası504 kelime
- 6 Dede Teftişi ve Zeugma’da Sürpriz Keşif419 kelime
- 7 Gaziantep Kalesi’nde Gün Batımı ve Bir Antep Türküsü391 kelime
- 8 Lansman Günü, Dede Müdahalesi ve Sürpriz Karar457 kelime
- 9 İtalya Mı, Antep Mi? Ve Avludaki Pazarlık416 kelime
- 10 Bey Mahallesi’nde Eğlenceli Veda ve İki Dil Bir Aşk566 kelime
- 11 Napoli Limanı’nda Fıstık Diplomasisi654 kelime
- 12 Pompeii’de Bir Antep Rüzgarı458 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 Pizza Mı, Kebap Mı?548 kelime
- 14 Gizli Geçit ve Kayıp Fresk494 kelime
- 15 Vezüv Yanardağı’nda Sürpriz Teklif403 kelime
- 16 Hacı İbrahim Dede’nin İtalya Çıkartması392 kelime
- 17 Roma’da Bir Düğün Alışverişi379 kelime
- 18 Pompeii’deki Restorasyonun Sonu ve Büyük Unvan367 kelime
- 19 Yeni19 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Napoli’deki renkli gümrük macerasının ardından, Murat ve Zeynep kiraladıkları küçük arabayla antik Pompeii kentine doğru yola çıktılar. Yol boyunca bir tarafta masmavi Akdeniz, diğer tarafta ise heybetiyle hem büyüleyen hem de insanı ürperten Vezüv Yanardağı onlara eşlik ediyordu. Murat, İtalya’nın bu tarihi atmosferine hayranlıkla bakarken; Zeynep gözünü yoldan ayırmıyor, bir yandan da çantasındaki ince restorasyon fırçalarını kontrol ediyordu.
Antik kentin ana girişine vardıklarında, onları yüzyıllık çam ağaçlarının ve taş kalıntıların ortasında Kazı Başkanı Profesör Marco karşıladı. Profesör Marco; kır saçlı, köşeli gözlüklü, jilet gibi ütülü keten pantolonu ve çelik gibi soğuk duruşuyla tam bir İtalyan akademisyeniydi. Disipliniyle nam salmış, hata affetmeyen bu adam, karşısında iki genç restoratör görünce kaşlarını hafifçe çatarak onları süzdü.
— "Benvenuti," dedi Profesör Marco, ses tonundaki mesafeyi hissettirerek. Elindeki devasa haritayı ve çizim rulolarını ahşap masa üzerine yaydı. "Ben Profesör Marco. Pompeii, sıradan bir kazı alanı değildir. M.S. 79 yılında Vezüv’ün patlamasıyla buradaki her şey kükürt, kül ve kızgın lav tabakasının altında donup kaldı. Şu an üzerinde çalışacağımız Bacchus Evi’ndeki mozaikler, tarihin en hassas eserleridir. Burada romantizme ya da acemi denemelere yer yok. Tek bir taşın yerinden yanlış kıpırdaması, iki bin yıllık bir felaket demektir."
Murat, profesyonel bir restoratör edasıyla öne çıkarak İtalyanca yanıt verdi:
— "Merak etmeyin Profesör. Zeugma Mozaik Müzesi’ndeki çalışmalarımızdan ve uluslararası standartlardan haberdarız. Buraya tarihi korumaya ve size katkı sağlamaya geldik."
Ancak Zeynep, Profesör Marco’nun o tepeden bakan ve küçümseyen tavrından hiç hoşlanmamıştı. Murat’ın İtalyanca kurduğu kibar cümleleri dinlerken sabrı tükendi. İtalyanca bilmese de adamın gözlerindeki "Bunlar da kim?" edasını çok iyi okumuştu. Zeynep, Profesör Marco’nun yanından geçip doğrudan üzerinde çalışılacak olan üstü külle kaplı mozaik panosunun yanına çömeldi.
Çantasından kendi özel ahşap saplı fırçasını çıkardı. Taşın yüzeyindeki sertleşmiş kül katmanına öyle hassas, öyle ustaca bir açıyla dokundu ki, Profesör Marco bir an lafını kesip şaşkınlıkla ona baktı. Zeynep fırçayı birkaç milim kaydırdıktan sonra başını kaldırıp doğrudan Profesör Marco’nun gözlerinin içine baktı.
— "Bak Profesör Bey," dedi Zeynep, Türkçe olarak ama her kelimesinin üzerine basarak. "Bu taşlar kül altında kalmış olabilir, kükürt kokabilir. Ama ruhunu kaybetmemiş! Biz Zeugma’da Fırat Nehri’nin dibindeki çamurdan mozaik çıkardık. Taşın dili her yerde aynıdır; sen ona kibirle yaklaşırsan sana kapanır, hürmetle yaklaşırsan kalbini açar. Sizin Vezüv’ün külü bize vız gelir!"
Murat hemen araya girip Zeynep’in bu iddialı ve tutkulu sözlerini Profesör Marco’ya diplomatik bir dille özetledi:
— "Zeynep Hanım diyor ki; Anadolu mozaiklerindeki tecrübemizle bu taşların dokusunu çok iyi anlıyoruz. Birlikte harika bir iş çıkaracağız."
Profesör Marco, Zeynep’in elindeki fırçayı tutuşundaki o muazzam ustalığı ve gözlerindeki o gözü pek ışığı fark etmişti. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm belirdi ama mesafesini korumaya devam etti:
— "Vedremo... (Göreceğiz...)" dedi Profesör. "Umarım elinizin pratikliği, kurallara uyumunuz kadar güçlüdür."
Böylece Pompeii’nin asırlık taşları arasında, İtalyan disiplini ile Antep tutkusu arasında tatlı ama amansız bir mesleki rekabet başlamış oldu.
Bölüm etkileşimi
