8. bölüm / 32
ESTETİK EVLİLİK HATALARI ღBİTTİღ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 7
Bölümler 32Şu an: ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 7
- 1 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | PROLOG750 kelime
- 2 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 11.348 kelime
- 3 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 21.572 kelime
- 4 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 31.786 kelime
- 5 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 41.557 kelime
- 6 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 52.776 kelime
- 7 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 62.129 kelime
- 8 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 71.263 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 81.312 kelime
- 10 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 91.376 kelime
- 11 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 101.619 kelime
- 12 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 111.255 kelime
- 13 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 122.463 kelime
- 14 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 131.677 kelime
- 15 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 141.624 kelime
- 16 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 152.098 kelime
- 17 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 161.962 kelime
- 18 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 171.872 kelime
- 19 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 181.305 kelime
- 20 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 19739 kelime
- 21 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 201.575 kelime
- 22 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 211.515 kelime
- 23 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 223.014 kelime
- 24 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 232.121 kelime
- 25 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 242.190 kelime
- 26 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 251.905 kelime
- 27 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 261.376 kelime
- 28 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 271.453 kelime
- 29 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 281.822 kelime
- 30 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 291.453 kelime
- 31 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 301.709 kelime
- 32 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 31 | FİNAL3.376 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-7-
Aynanın önünde ellerimi kremlerken Bülent'in yan odada annesiyle telefonda konuştuğunu sanıyordum. Yatak odasına girdiğinde yüzündeki ifadeden onunla konuşmadığını anlamıştım. Çünkü yüzünde hem garip bir rahatlama hem de ardından sürüp gidecek bir gerginliğin izleri vardı. Bu iki zıt duygunun sebebini konuştuğu an anladım.
"Annem telefonlarını açmıyor." Dudakları sıkıntılı bir biçimde inceldi. "Sanırım ben söylemeden önce öğrenmiş."
"Deme!" Yerimden kalktım korkuyla. "Kalk, gidelim o zaman. Bir bakalım kadına."
"Saçmalama." Gözleri devrilirken isteksizdi. "Lidya'ya söyledim, gidip bakacak. Bir şey yoktur merak etme."
"E sen o zaman kiminle konuşuyordun telefonda? Lidya mıydı?"
"Klinikteki sekreter aradı, asistanım Suat Hanım ciddi bir kaza geçirmiş."
"Ne?" Bugün kötü haber günü müydü? Yatağın kenarına otururken "Nasılmış peki? İyidir inşallah." dedim. "Bir geçmiş olsun çiçeği gönderseydin keşke."
"İyiymiş, merak etme. Çiçeği de sekreter aracılığıyla hallettim." Hemen yanımdaki boş yere oturdu. "Ama durumu pek iç açıcı değilmiş, iyileşmesi zaman alacağı için ailesi çalışamayacağını söylemiş." Dudaklarını birbirine bastırırken sıkıntılıydı. "Yeni bir asistana ihtiyacım var."
"Hay Allah, şansa bakar mısın? O kadar iş bilen kadındı, memnundun."
"Öyle."
"E önceki adaylardan birini seç bari." Düşünceli bir biçimde ekledim. "Tabii hâlâ iş bulamayan varsa aralarında."
"Sekretere söyledim, Suat Hanım'dan sonraki adayla iletişime geçecek. Sen de beğenmiştin hani. Nihan Erdem. Onu arayacak."
"İyi yapmışsın." Her şeyin nispeten de olsa yoluna girdiğini görünce biraz rahatladım. Ancak aklım hâlâ Jale Hanım'daydı. "Annenden de iyi haber gelseydi."
"Lidya onunla ilgilenecek, merak etme sen." Uzanıp saçımı yumuşakça avuçladı. "Herkesi de düşünürmüş benim iyilik meleği karım."
Gülümsedim sadece. Tam da o an bu gergin havayı dağıtacak iyi haberi vermediğim aklıma düştü. "Aaa bu arada, yayınevim için iyi bir yayın koordinatörü buldum!" Başımı hafifçe yana yatırıp düzelttim. "Yani daha doğrusu o beni buldu."
Kaşları merakla çatılan adam hafifçe gülümsedi. "Nasıl?"
"Kitap fuarında dalaştığım heriften bahsetmiştim ya."
"Evet?"
"Hah, işte o geldi bugün. Yayın koordinatörü olarak bizimle çalışmak istediğini söyledi. Gerçi CV'sine bakınca bizim gibi yeni bir yayıneviyle çalışmak istemesine anlam veremedim ama..." Komodinin üstündeki tabletimde açık olan CV'yi gösterdim. "Baksana şuna; 12 yıllık yayıncılık deneyimi, Türkiye'nin önde gelen üç yayınevinde editörlük ve yayın yönetmenliği, 150'den fazla kitabın yayın sürecinde aktif görev, 17 ulusal çok satan projenin koordinasyonu, Frankfurt ve Londra Kitap Fuarlarında yayın temsilciliği, ileri derecede İngilizce, orta derecede Almanca..." Saydıklarımın daha yarısında Bülent'in abartılı bir bakışla dudak büktüğünü görmüştüm. "Telif hakları, yabancı eser satın alma ve marka yazar yönetimi uzmanlığı, daha neler neler..." Kaşlarım çatıldı ona bakarken. "Neden bizimle çalışmaya ihtiyaç duysun ki?"
"Haklısın." Bakışları tavana dikilen adam düşünceli bir biçimde gözlerini kıstı. "Belki de o inşa etmeyi sevenlerdendir. Yani derdi başarılı bir yerde çalışmak değil de çalıştığı yeri başarılı bir marka hâline getirmektir."
Biraz düşündüm. Pek aklıma yatmasa da "Sanırım haklısın, olabilir." dedim. "Kendisi de buna benzer bir şeyler zırvalamıştı ama ne bileyim..." Omuz silktim boş verircesine. "Belki de dediğin gibidir."
Kısa bir sessizliğin ardından Bülent'in bakışları bana dönmüştü. "Bu adam..." Dirseğini yatağa dayamış benimle göz temasını koruyordu. "...genç ve yakışıklı mı?"
Önce inanmayan gözlerle ona baktım. Beni kıskançlıkla suçlayana da bakın hele. Sonra onunla biraz uğraşmaya karar verdim. "Ay sorma." dedim bacak bacak üstüne atarken. "Nordik heykel gibi. Görsen, içeri girer girmez bütün çalışanların gözleri ona döndü. Bizimkiler bakmalara doyamadı. Valhalla'dan çıkıp gelmiş sanki." Göz ucuyla ona bakarken dişlerini gıcırdattığını görebiliyordum.
Bozulmuş bakışları bana döndü. "Dalga mı geçiyorsun İnci? Hiç komik değil."
Güldüm bu çocuksu hâline. "Ya, nasıl oluyormuş Bülent Bey? Ben kıskanınca demediğini bırakmıyordun."
"Ben kıskandığımı gizlemiyorum ki." Tatlı bir suçlayıcılıkla işaret parmağı beni buldu. "Sen saklamaya çalışıyorsun ve komik oluyor."
Ne dediğinin benim için bir önemi yoktu, dünya gözüyle onun gözlerindeki kıskançlık ışıltısını görmüştüm ya ölsem de gam yemezdim artık.
Gizemli bir sessizliğin ardından kısık gözleri bana kaydı. "Doğru söyle, yakışıklı mıydı?"
"Ay Bülent!" dedim bıkkınlıkla. Sanki buna dikkat etmiştim de. Benim o yayınevinden başka bir derdim yoktu ki son günlerde.
"İçime sinmedi. En kısa sürede karımın yayınevine bir ziyarette bulunmak şart oldu."
"Abart!"
Kaşları çatıldı adamın. "Sen beni iş yerinde istemiyor musun?"
"Hayır tabii ki Bülent! İstediğin zaman gel, başımın üstünde yerin var da amacını biliyorum ben senin." Kıskanılmak ve ilgi görmek hoşuma gitse de nazlı nazlı göz devirdim. "Hem kendisiyle çalışmaya karar vermedim bile."
Bilmiş bir ifadeyle yüzüme döndü. "Bu kadar iyi bir özgeçmişe sahip ve sen onu kabul etmeyeceksin öyle mi? Gülerim buna."
Tamam, haklıydı. Onunla çalışmayı denemek istiyordum çünkü Somer Bey karşıma geçip tecrübeli olduğunu söyleyerek bizimle çalışmak istediğinde tecrübeden kastının bu kadar kapsamlı olduğunu düşünmemiştim. Eve gelip özgeçmişine baktığımda şoka uğradım. Ve bunu bir fırsat olarak gördüm, balıklama atlamayı düşünüyordum.
Sıkılgan bakışları bana dönen adamın gözleri yine o çapkın ışıltıyla yanıp söndü. "Şaka da olsa söylediklerin hoş değildi." dedi. Kurulup kurulup söylenmeye devam etmesine gülmemek için kendimi zor tuttum. "Kocanım ben senin. Yüzüme karşı elin adamını çekici bulduğunu söyleyemezsin."
"Seni kızdırmak için söyledim Bülent, içimi kıydın ya! Aaa! Ayrıca ben çekici bulduğumu söylemedim, dönüp baktılar adama dedim." Pek yalan da değildi. Yanımdan ayrılırken ofisteki kızların aralarında fısıldaşarak ona baktıklarını görmüştüm. Ancak benim için bir önemi yoktu çünkü benim gözüm Bülent'ten başkasını görmüyordu. Göremezdi de.
"Nordik heykel gibi dedin ya! Daha ne diyeceksin?" Güldüm sadece. Öyle çocukça davranıyordu ki. O bozulmuş yüzü beni süzerken yumuşadı. "Gülüyor musun sen bir de bu hâlime?"
"Gülmekten başka ne yapılır ki? Şu hâline bir bak aynadan Allah aşkına!"
Yüzüme yaramaz bir çocuk gibi bakış atarken o da gülmemek için zor tutuyordu kendini. Tuzağa düşürüldüğünü çoktan fark etmişti de yapılacak bir şey kalmamıştı. Üzerime eğilip "Gülme!" diye azarladı beni. Kollarımdan tutarak yatağa devirdi ve beni gıdıklarken üstüme çıktı.
İşin şakaya vurulacak yanı kalmamıştı. Gülüşlerim arzulu bir öpücükle bölündü. Aklımı başımdan alan, sarhoş edici bir öpüşle.
Dudaklarını benimkilerden ayırdığında "Benden başka bir erkeği düşünmeni yasaklıyorum." diye fısıldadı keskin bir tonla. "Düşünemezsin, yasak."
Gözlerim alev alev yanan gözlerindeyken şansımı zorladım. "Modern Hollywood beyefendisine ne oldu?" Bana sorulursa kıskandığını saklayan kontrollü modern adamdansa bu benim için deli olan adamı tercih ederdim.
Sesimden tahrik olduğunu gizlemeyen adam iki elimi de bileğimden kavrayıp yatağa çiviledi beni. Dudaklarımdan çıplak kollarıma kayan ıslak ağzı bedenimi ilk kez görüyormuş gibi bir açlıkla sömürürken elleri geceliğimin askılarını sıyırıp göğüslerimi açığa çıkardı. Bu hâliyle bana göre fazlasıyla giyinikti.
Ellerim ince badisini boynundan kurtarınca yeniden çıplak gövdesine temas etmenin verdiği hisle ürperdim. Nemli ağzının ve dilinin göğüslerimde dolaştığını hissetmek hiç bu kadar farklı hissettirmemişti. "Bülent..." diye mırıldandım sadece. Dilinin uçlarımla oynadığını duyumsamak kaskatı hâle getirmişti beni.
"Çıldırttın işte modern Hollywood beyefendisini, mutlu musun?" dedi tatlı sert bir sitemle. "Gurur duy eserinle!" Sözleriyle beni çoktan çevirip yatağa yüzüstü yatırmıştı bile. Dilinin şehvetli esintilerini sırt çukurumda hissederken kalçamdaki dolgun sertlikle nefesim bir eziyet gibi çıktı ciğerlerimden. Beni tatlı, zevkli bir kuyuya sokmuştu. Ve o dili... Kadın ruhundan çok iyi anlayan dili vücudumun tek bir zerresini bile es geçmemişti.
Bacaklarımın arasındaki çıplak ve ıslaklıktan bitap düşmüş üçgene geldiğinde tükenmiştim. Ellerim hem onu daha çok içeri daldırmak istiyor hem de bu eziyete son vermesi için saçlarını çekiştiriyordu. Ve o an koyu bir inilti yükseldi dudaklarımdan.
Dili utanmasa küçük bir göle dönüşecek ıslaklığımla oynarken bu durumdan zevk aldığı çok belliydi. Diliyle beni ağır ağır tatmin ettikten sonra elleri bir zafer narası atarcasına koltuk altlarıma uzandı. Bedenimi küçük bir oyuncak gibi kaldırıp yatak başlığına doğru yaklaştırdı ve sonra üzerimdeki yerini aldı. Sağ eli bacaklarımın arasına girerken hatırı sayılır bir aralık bıraktı. Ayırdığı bacaklarımın arasına bir dizini koyup üzerimde yükseldi ve bana baktı. "Nordik heykelin kim olduğunu göstereceğim ben sana." Ağır ağır söylediği sözlerin tatlı bir kin barındırdığını hissedebiliyordum.
Göstermişti. Tıpkı içime girip en derinlerime kadar vurup kaçarken yaptığı gibi tüm bedenime sahip olmuştu. Ve ben bu hâkimiyetten payıma düşeni almıştım.
Ertesi gün kalçamı ve bacaklarımı işe gidemeyecek kadar kullanım dışı bulmak gibi mesela.
...
*
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial
Bölüm etkileşimi
