2. bölüm / 32
ESTETİK EVLİLİK HATALARI ღBİTTİღ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 1
Bölümler 32Şu an: ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 1
- 1 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | PROLOG750 kelime
- 2 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 11.348 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 21.572 kelime
- 4 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 31.786 kelime
- 5 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 41.557 kelime
- 6 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 52.776 kelime
- 7 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 62.129 kelime
- 8 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 71.263 kelime
- 9 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 81.312 kelime
- 10 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 91.376 kelime
- 11 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 101.619 kelime
- 12 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 111.255 kelime
- 13 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 122.463 kelime
- 14 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 131.677 kelime
- 15 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 141.624 kelime
- 16 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 152.098 kelime
- 17 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 161.962 kelime
- 18 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 171.872 kelime
- 19 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 181.305 kelime
- 20 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 19739 kelime
- 21 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 201.575 kelime
- 22 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 211.515 kelime
- 23 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 223.014 kelime
- 24 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 232.121 kelime
- 25 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 242.190 kelime
- 26 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 251.905 kelime
- 27 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 261.376 kelime
- 28 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 271.453 kelime
- 29 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 281.822 kelime
- 30 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 291.453 kelime
- 31 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 301.709 kelime
- 32 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 31 | FİNAL3.376 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-1-
Üzerimdeki adamla nefeslerimiz birbirine karışırken tatlı bir tebessüm oturdu dudaklarıma. Onun tatminkâr dudakları benimkileri öperken ay ışığında gözlerinin mavi ışıltısı daha netti. Mutluydu. Yüzüme bakarken bunu hissedebiliyordum. Çünkü ben de aynı şekilde mutluydum. Eminim Bülent Tanay, evliliğin bu kadar zevkli, eğlenceli ve tatlı bir deneyim olduğunu düşünmemişti. Onu yanıltmayı ilk defa bu kadar sevdim.
Sert kollarına sarılı ellerim gevşedi, hafifçe yana kaykılan adamın göğsüne çekildi başım. Her akşam eve dönerken büyük salonumuzdaki balayı fotoğraflarına bakıp iç geçiriyordum. Ne güzel zamanlar geçirmiştik orada. İkimizin de isteğiyle balayında Japonya'ya gitmiştik. Ne bileyim, millet bir Maldivler ya da Seyşel adalarına falan giderdi de biz hiçbir zaman diğer insanlar kadar normal olmamıştık ki. Aşkımız bile zoraki bir patron asistan ilişkisi ve sahte sevgililikle başlamıştı.
Bülent şu veya bu sebepten hemen hemen tüm dünyayı gezse de en çok gitmek istediği Tokyo'yu ilk kez benimle keşfetmişti. Ben de Kyoto'yu görmeyi çok istemiştim. İsteklerimizin birbiriyle bu kadar uyumlu olması ikimizi de mutlu bir balayında birleştirmişti.
Kitapçılar, tarihle dolu geziler, tapınaklar, sessiz sokaklar... Rüya gibi bir balayıydı. Tabii Bülent'e sorarsanız o lüks oteller, Michelin restoranlarını daha çok sevmiştir de en nihayetinde ikimizin keyif aldığı bir balayı olmuştu.
Balayı balayı diyordum ama bana sorarsanız balayımız hâlâ bitmiş sayılmazdı. Beraber geçirdiğimiz her günümüz ve gecemiz öyle keyifliydi ki... Şu an onun kollarındayken paha biçilemez bir mutlulukla doluydum mesela. Tabii parmaklarını kolumda tüy hafifliğiyle gezdiren adamın yumuşak sesiyle kendimi aniden sorguda hissetmem bir oldu.
"Karımın her hâlini seviyorum ama sanırım... kıskanç hâli bir başka güzel."
"N-Ne? Ne alaka şu an?" Duraksadım bakışlarım ona dönerken. "Ben kıskanç değilim ki." Onu külahıma anlat derken buldum kendimi. Söylediğim yalana kendim bile inanmadım ama renk vermemekte ısrarcıydım. Hazırlıksız yakalanmıştım. Sevişme sonrası beynimin durduğunu anlayan kocam itiraf ettirmek için bu anı mı kullanmayı planlıyordu?
Bülent ise itiraz etmekten çok tatlı bir gülümsemeyle karşılık verdi. Gülümserken gözleri kısılmıştı. "Ha bugün asistan adaylarının mülâkatına gelmen küçük bir tesadüftü yani." Gerçeği bildiğini belli eden bir bakışla ekledi. "Ben yanlış anlamışım, özür dilerim."
Yüzüm memnuniyetsizce buruştu. "Ya bir dakika, ben şu an kıskanç bir kadın olmakla mı suçlanıyorum anlamadım." Alıngan bakışlarım kocama döndü. "Ben tüm işimi gücümü bırakıp eşimi ziyarete gidiyorum, ona en sevdiği kahveciden kahve getiriyorum, tesadüfen asistan mülâkatına denk geldiğim için suçlu mu ilân ediliyorum? Aşk olsun sana."
"Tesadüfen olduğuna emin miyiz? Çünkü gala dönüşü bugün asistan görüşmeleri olacağını sanki biliyordun."
Doğru, biliyordum. Bülent telefonla konuşurken duymuştum ve kendisi de söylemişti zaten. Kaçacak yerim yoktu. O an verecek bir cevabım olmadığı için alınganlık kartımı kullanma kararı aldım. Çok dikkat çekiyordum, çok. Şu herifi bu kadar sevdiğimi göstermesem ne olurdu sanki? Dargınlıkla kollarımı birbirine bağladım. "Kusura bakmayın pek sayın Operatör Profesör Doktor Bülent Tanay. Bir daha kliniğe gelip rahatsız etmem seni, kusura bakma."
Benim sinirlendiğimde kullandığım abartılı ifadelere karşın başını arkaya atarak kısa bir an gülen adam beni yeniden kollarına aldı. Bu hâliyle gayet keyifli görünüyordu. "Olur mu öyle şey? Ne rahatsızlığı? Ben karımı bir gün görmesem özlerim."
"Hı, belli. Bir gün geldik, rahatsız etmişiz besbelli." Tatlı sözleri son derece hoşuma gitse de naz yapmaya devam ettim omuz silkerek. "Yok, yemin billah gelmem bir daha. Baksana, beni kıskanç ilân ediyorsun!"
"Ama gerçek bir âşığın azıcık kıskanç olanı makbuldür."
Kesinlikle reddettim. "Hayır, ben kıskanç falan değilim!"
Kaşları havalandı. "Nasıl yani? Hiç kıskanmıyor musun beni?"
"Hayır, katiyen."
"Şu kadarcık bile mi?"
Parmağının ucuyla gösterdiği miktara bakıp omuz silktim. "Hayır, hiç." Bu kez tuzağa düşmeye niyetim yoktu.
Anlaşılan dargınlık rolü yapma sırası ona gelmişti. Bakışları önüne dönerken "O zaman sen beni hiç sevmiyorsun." dedi. Bana bakmıyordu bile. Küskün bir çocuk gibi omuz silkti.
"Saçmalama, çok seviyorum."
"E insan sevdiğini kıskanır, sen kıskanmıyormuşsun!"
"Ya ben o boğucu kıskanç kadınlardan değilim diyerek..." Duraksadım. "Bir dakika ya, bu olayda ben nasıl yine suçlu oldum söyler misin?"
Gülerek kollarına aldı beni. "İnci Tanay, ben karımın en çok kıskanç hâlini seviyorum. Neden biliyor musun?" Yüzü yüzüme bu kadar yaklaşmışken dudakları şehvetli bir tebessümle kıvrıldı. "Çünkü ben onu her şeyden kıskanıyorum."
Hayret ettim. Gerçekten şaşırdım buna. O Hollywood züppesi, modern adam nasıl olurdu da beni kıskanırdı? Hiç farkında bile değildim. Demek ki benim kadar belli etmiyor, profesyonel takılıyordu. İtiraf etmeseydi asla bunu anlamazdım. "Nasıl yani? Sen beni kıskanıyor musun gerçekten?"
"Hem de her şeyden daha fazla." Başını iki yana salladı büyülenmiş gözleriyle. "Uçan sinekten bile."
"Abart."
"Hayır, abartmıyorum."
Biz bunun tatlı tartışmasını sürdürürken ne kadar mutlu olduğumu düşündüm.
Bülent Tanay'la evli olmak, adrenalin dolu bir lunapark oyuncağında olmak gibiydi. Yeri geldiğinde eğlenceli, yeri geldiğinde heyecanlıydı. Her daim yeni şeyleri denemeye, keşfetmeye açık olmak benzersizdi.
Elbette Bülent Tanay'la evli olmanın iyi yanları olduğu kadar handikapları da vardı. Mesela onun gibi bir erkeğin her zaman iki metre bacakları olan, renkli gözlü, sarışın bir bombayla olması beklenirdi. Etrafında mankenler, oyuncular, şarkıcılar dolaşırken başka ne bekleyecektiniz ki? İnsanlar da haklı. Güzellik standartlarına uymuyor olmam tabii ki güzel olmadığımı göstermezdi ama... ne bileyim... öyle işte. Daha da bu durumu nasıl dile dökebilirdim bilmiyordum. Ben daha sıradan bir güzelliğe sahiptim. Ve insanlar Bülent gibi bir adamın yanında olağanüstü dünya güzelleri görmeye alışıktı. Benim için önemli olan Bülent'in beni sevmesiydi. Birbirimizi büyük bir aşkla sevmemizdi.
Duşa girmek için kendimi motive etmeye çalışırken adamın kollarından ayrılamamamın sebebi kendimi tembelliğe vurmam olmuştu. Elinin parmaklarını benimkine kenetleyen adama bakmadan "Asistan adaylarından içine sinen oldu mu bari?" diye sordum.
Tekrar eden sevişmemizden son derece memnun görünen adam önemsiz bir şeymiş gibi karşılık verdi. "Pek değil. Daha Etiyopya çekirdeğinden kahve yapmayı bilmeyenler bile vardı aralarında." Bunu söylerken bana baktığını fark etmedim sanmasın, hiçbir lafın altında kalmazdım ben.
İtiraf etmeliyim ben de asistanı olarak işe başladığım ilk gün Etiyopya çekirdeğinden kahve yapmayı bilmiyordum. Hiçbir şeyi beğenmeyen ünlü estetik cerrah Bülent Tanay'ın yanında ilk gün Etiyopya çekirdeği mi, o da ne, kabak çekirdeği gibi çitleniyor mu diye sormuştum kendi kendime.
Gözlerimi devirdim bilmiş bilmiş. "Ha sen uzaylı değilsin de biz cahiliz öyle mi Bülent Tanay?"
Başını omzuma gömerek katıla katıla güldü. "İnci... Sen benim ya ömrümü uzatacaksın ya da beni öldüreceksin. Ortası yok. Hem mutluluk kaynağım hem de gülmekten kalp krizi geçirip ölme sebebim olmayı nasıl başarıyorsun söyler misin?"
"Bu kadar uzun cümleler kurma, tam anlamıyorum hakaret mi iltifat mı ettiğini." Bir yayınevi sahibi olsam da, basılacak bir sürü kitap önümden geçiyor olsa da sevdiğim adamın kurduğu sarkastik cümleleri ona olan aşkımdan kaçırıveriyordum. Onun gözlerine baktığımda kendi adımı bile unuttuğum oluyordu, ne diyorsunuz siz?
Burnumun ucuna kadar yaklaştı yakışıklı yüzü. Gözlerime aşkla baktı. "İnci Tanay şunu çok iyi bilmeli ki ben... Sevgili kocası Bülent Tanay'ın gözü ondan başka hiçbir kadını görmüyor."
Bu sözlerin bende kurduğu hâkimiyeti anlatmaya kelimeler, cümleler yetmezdi. Bülent Tanay'ın âşık olduğu kadın dahası onun karısı olmak beni nasıl tatlı bir esaretle sarıp sarmalıyordu bir bilseniz...
Ertesi sabah her ikimiz de iş için hazırlanırken banyoda yan yanaydık. Ben aynalardan birinde üstüme başıma bakarken o saçlarını düzeltiyordu. "Ha unutmadan, hafta sonu annemler bizi Polonezköy'e çağırdı. Rüksan yengem de gelmiş. Ben sana sormadan bir şey söylemedim. Programın yoğun olursa-"
"Yoğunsa da boşaltırım." Aynadaki yansımama flörtöz bir ifadeyle göz kırptı. "Herhâlde programımda karımla vakit geçirmekten daha zevkli ve önemli bir şey yoktur."
Onun baştan çıkarıcı bakışları ve sözleriyle sarhoş olmak üzereyken dudaklarının yanağıma gömülüşü gülümsememe sebep oldu.
"Uzun zamandır hafta sonlarımı gereğinden fazla doldurmuyorum, unuttun mu? Ailemle vakit geçirmeyi tercih ediyorum."
Ailem.
Ben onun ailesi olmuştum.
Ama... bilirsiniz... Aile en az üç kişiliktir.
Bülent'in bu konuda ne düşündüğünü de az çok tahmin edebiliyordum. Çocuk konusu hâlâ aramızda bir tabu olarak kalmıştı. Derinlere inip konuşmayı reddediyorduk. Şimdilik sadece çiçeği burnunda yeni evliler olarak beraber olmanın tadını çıkarıyorduk.
Peki ya bir gün?
Bir gün Bülent'in ailesini büyütmek isteyip istemeyeceğini kim bilebilirdi?
...
*
YAZAR NOTU: Hi guys! 💜 Yine biz! 🔥 Arayı fazla soğutmadan ilk bölümü paylaşmak istedim, nasıl ama iyi yapmış mıyım? 🦸🏼♀️ ESTETİK EVLİLİK HATALARI'na bu yaz çok ilgi olacağına inanıyorum. Nedense öyle hissettim.
İnci ve Bülent'i özleyenler, bu kitapta bizi nasıl bir serüven bekliyor dersiniz? Evli çiftimizle neler yaşayacağız? Tahmin ve teorilerinizi buraya yazabilirsiniz. Aranızda ESTETİK AŞK HATALARI'nda çiftimizin yarım kaldığını düşünenler varsa istek sahnelerinizi buraya yazabilirsiniz. Eğer ilgi olursa 2 günde bir yeni bölüm yayınlayabilirim, stokta bölümlerimiz var. TAMAMEN SİZE BAĞLI. 🩷 Sevgiler, bol kokulu öpçükler! ❤️
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial
Bölüm etkileşimi
