22. bölüm / 32
ESTETİK EVLİLİK HATALARI ღBİTTİღ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 21
Bölümler 32Şu an: ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 21
- 1 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | PROLOG750 kelime
- 2 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 11.348 kelime
- 3 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 21.572 kelime
- 4 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 31.786 kelime
- 5 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 41.557 kelime
- 6 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 52.776 kelime
- 7 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 62.129 kelime
- 8 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 71.263 kelime
- 9 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 81.312 kelime
- 10 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 91.376 kelime
- 11 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 101.619 kelime
- 12 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 111.255 kelime
- 13 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 122.463 kelime
- 14 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 131.677 kelime
- 15 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 141.624 kelime
- 16 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 152.098 kelime
- 17 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 161.962 kelime
- 18 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 171.872 kelime
- 19 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 181.305 kelime
- 20 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 19739 kelime
- 21 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 201.575 kelime
- 22 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 211.515 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 223.014 kelime
- 24 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 232.121 kelime
- 25 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 242.190 kelime
- 26 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 251.905 kelime
- 27 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 261.376 kelime
- 28 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 271.453 kelime
- 29 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 281.822 kelime
- 30 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 291.453 kelime
- 31 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 301.709 kelime
- 32 ˖ ݁𖥔 ݁˖ 𐙚 ESTETİK EVLİLİK HATALARI | 31 | FİNAL3.376 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-21-
❝İnci❞
Ben boşanmak istiyorum.
Bülent bana bunu söylemişti. Hem de aramızda hiçbir sorun yokken. Ona döndüğümde elim ayağım tutmuyordu. Parmaklarımla kavradığım kupalar yere düşüp paramparça olmuştu.
Gözlerine baktım. Hiçbir şey anlamamıştım. Bunun bir şaka olduğunu düşündüm başta. "Ne?" Yarım yamalak, anlamsız bir gülüşle sormuştum bunu.
"Duydun işte. Boşanmak istiyorum." Bakışları hâlâ kırılmış kupalardaydı. Yeniden bana döndüğünde gözlerinde garip, acı çeken bir ifade vardı. Bir insan acı çekeceği hâlde neden böyle bir şey söylerdi ki?
"Bülent, sen ne saçmalıyorsun ben hiçbir şey anlamıyorum şu an." Tezgâha dayanmış ona bakarken tüm bunların bir şaka ya da hayal olmasını istedim. "Ne boşanması durduk yere?"
Adamın ise ağzını bıçak açmıyordu. Tek söylediği şey boşanmak istiyorum. Kurulmuş bebekler gibi. Başka bir şey çıktığı yoktu dudaklarından. Bu beni çileden çıkardı.
"Bülent, konuşsana! Ne boşanması durduk yere? Neden böyle bir şey söyledin? Şaka falan mı bu?"
"Hayır, ciddiyim."
Açıklamaktan uzak, kısa cevapları beni daha da çıldırtıyordu. Sessizliği sinirime dokunuyordu. Daha dün bana aşkla bakan adam neden benden boşanmak istiyordu şimdi? Ben ona ne yapmıştım?
"Nereden çıktı bu boşanma?" Biraz sakinleşmeye çalıştım. Benimle göz göze bile gelemeyen adama doğru adım attım. "Neden boşanmak istiyorsun Bülent? Ben... Seni üzecek, kıracak bir şey mi yaptım?"
İlk defa gözlerime bakan adam "Asla." dedi başını iki yana sallayarak. "Sen mükemmelsin."
"O zaman nedir sorun?" Bunu sorarken bağırıyordum çünkü eğer her şey söylediği gibi mükemmelse boşanmamız için bir sebep de yoktu. Ve bu cevap beni daha da kızdırıyordu.
"Gerçekten sorun sen değilsin."
"Ha sorun sende değil bende diyorsun yani. Sen daha iyilerine layıksın da diyecek misin?" Son cümlemle suratı memnuniyetsiz bir ifadeyle sertleşti. Gözlerimi kapatıp derin nefes aldım. Öyle uzun bir sessizlik geçip gitti ki aramızdan, kafamı toparlama fırsatı bulmayı ummuştum. Olmadı. İlk aklıma geleni sormak istedim. Başımı kaldırıp Bülent'e baktım ve dürüstçe sordum. "Artık beni sevmiyor musun?" Bu soruyu sormak benim için öyle öldürücüydü ki tarif edemezdim. Bülent evet deseydi orada kalp krizinden ya da üzüntüden ölebilirdim. "Bana karşı duyguların mı bitti? Artık beni sevmediğini mi fark ettin, nedir?"
Hızla başını salladı adam. "Hayır, hayır İnci. Hâlâ seni çok seviyorum. Âşık olduğum tek kadınsın. Bu öyle bir şey değil."
Ondan duyduklarıma memnun olmuştum ama hâlâ boşanma konusundaki ısrarı beni delirtmek üzereydi. "Nasıl bir şey Bülent? O zaman ne oldu da birden benden boşanmak istiyorsun?" Hâlâ beni sevdiğini söylemesinden cesaret alarak yanına yaklaştım. Yüzünü ellerimin arasına aldım. "Sorun ne? Bana açık açık anlatabilirsin, ben anlarım Bülent."
"Bu... seninle ilgili değil benimle ilgili bir sorun." Başını iki yana salladı. "Sen bunu çözemezsin."
Yüzündeki ellerim aşağı düştü. Sanki dirseklerimden kesilmiş gibi sertti düşüşleri. Akıl yürütmekten yorulmuştum. Bitkin bir bakışla yeni bir ihtimal sundum. "Evlilik mi zor geldi? Yani evlilik hayatı, sorumluluklar... Sıkıldın mı? Pişman mı oldun benimle evlendiğine? Keşke sevgili kalsaydık falan mı diyorsun, olay ne?"
Bu kadar yakınımdayken gözlerime bakarak cevap veren adam kayıtsızdı. "Seninle yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim. Buna evlenmek de dâhil. İyi ki hayatıma girdin." Bakışlarındaki o yumuşak his, aşk denen şey hâlâ yok olmamıştı. Kıvılcımları çakmaya devam ediyordu ama öyleyse neden? Neden boşanmak istiyordu?
Bu, asla bir boşanma konuşmasına benzemiyordu. İnsan boşanmak istediği karısına İyi ki hayatımdasın falan demezdi. Bu işte bir terslik vardı ve nasıl çözeceğimi bilemedikçe çıldırıyordum. "Ne o zaman Bülent, ne var? Neden benden boşanmak istiyorsun? Ben sana ne yaptım?"
Bağırıp çağırıyordum, tezgâhta kalan her şeyi darmadağın ediyordum ama karşımdaki adamda tık yoktu. Çok sakindi. Yüzüm yorgunlukla ona döndü.
"Sen hiçbir şey yapmadın İnci." Gözleri dolmuştu. Benden sakin olması benim kadar üzülmediği anlamına gelmiyordu. İlk defa bunun farkına varmıştım. "Sen mükemmelsin. Harika bir kadınsın. Seni çok seviyorum. Evlilik falan da zor gelmiyor. Seninle olan hiçbir şey bana zor gelmiyor İnci. Ama... Ben... Benim işte."
"Ne demek bu?"
"Sen mükemmelsin. Hasarlı olan benim. Bu ilişkide sorun benim."
Duyduklarıma inanamadım. Gözlerim merakla açıldı. "Ne saçmalıyorsun sen? Ne demek hasarlıyım?"
Omuz silkti çaresizce. "Gerçek bu. Ben seni hak etmiyorum İnci. Sen benim hayatımı cennete çevirirken ben seninkini cehenneme çeviriyorum. Ve bu adil değil İnci." Başını iki yana salladı sayıklar gibi. "Hiç adil değil."
Şaşkınlıktan ağzım açık kalmıştı. O an ne diyeceğimi bilemedim. Bülent'in böyle hissettiğini bilmiyordum. Ona böyle hissettirdiğimi bilmiyordum. "Ben... seninle mutluyum Bülent. Ne saçmalıyorsun sen?"
"Mutlu olmayacaksın İnci. Gelecekte her şey değişecek."
"Hayır, değişmeyecek." Kaşlarım çatıldı. "Bunu da nereden çıkardın?"
Gözlerimin içine bakan adam "Sen anne olmak istiyorsun İnci." dedi. Bu cümle dudaklarından öyle anlamlı, öyle kutsal bir şey gibi çıkmıştı ki hipnoz olmuş gibi onu dinlerken buldum kendimi. "Aile istiyorsun ve bunu istemek en doğal hakkın. Ama ben sana bunu veremem. Ben senin hak ettiğin o mutlu aileyi veremem, hayalindeki o baba adayı olamam."
"Olma o zaman Bülent." İçim acısa da omuz silktim. "Baba falan olma. Çocuğumuz olmasın, tamam. O kadar önemli değil."
"Ne demek önemli değil? Sen isterken ben..."
"Ben senden başka hiçbir şeyi istemiyorum." Gururumu ayaklar altına alıp benden boşanmak isteyen kocama sarıldım. "Sadece seni istiyorum Bülent, sadece seni... Sen olmazsan yaşayabilir miyim, nefes alabilir miyim sanıyorsun?"
Göğsüne yaslı başımı alıp çenemden tuttu. "Saçmalama. Ölmekten bahsetme."
Gövdesine vurdum öfkeyle. "Senin yüzünden! Beni terk etmek istiyorsun! Benden boşanmak istiyorsun!"
"İstemiyorum!" diye karşı çıktı adam. "Sadece senin için bunun iyi olacağını düşündüm çünkü ben-"
"Ne hakla benim için neyin iyi neyin kötü olacağına karar verebiliyorsun Bülent? Bu nasıl bir kibir ya?" Sanki az önce kollarına atılıp yakalarına sarılan o âşık kadın değilmişim gibi ateş püskürdüm. "Benimle ilgili bir kararı nasıl tek başına verebilirsin? Senin sevdiğin kadına olan saygın bu mu?"
"Bunun sana saygımla ilgisi yok İnci, anlasana! Seni mutsuz etmek istemiyorum. Babam gibi bencil bir pislik olmak istemiyorum. Sadece kendi zevklerini düşünen korkunç, bencil bir pisliğe dönüşmek istemiyorum." Sağ eli yanağımı yumuşakça kavrarken gözlerime incitecekmiş gibi özenle baktı. "Sana yazık etmek istemiyorum."
"Bülent..."
"Çünkü biliyorum, senin hak ettiğin bundan çok daha fazlası."
"Buna nasıl karar verebiliyorsun ya? Bu benim karar verebileceğim bir şey! Benim adıma nasıl karar verebilirsin? Ben seni seviyorum!"
"Hiç anne olmayacak olsan bile mi?"
"Evet!"
Gergince verdiğim cevabın ardından kavga sonrası o sessizlik çöktü üzerimize. Ona arkamı dönmüş tezgâha yaslanırken zonklayan başımı ağır ağır ovuyordum.
"İnci..."
Yeniden konuşmasına fırsat vermeden söze girdim. Kimseyi yanımda zorla tutamazdım ki. "Tamam Bülent, boşanalım. Eğer istediğin buysa tamam. Hemen bugün protokolü hazırlat, imzalarım. Beni istemeyen biriyle zorla evli kalacak değilim. Beni tanıyorsun, zorluk çıkarmam." Arkamı dönüp gitmeden önce yeniden ona baktım. "Ama iyi düşün. Bunun geri dönüşü olmaz."
"İnci, ben... Ben seni istemiyor değilim ki."
Saçmalıklarını duymazdan gelerek ekledim. "Yarın öbür gün beni bir başkasıyla gördüğünde için cız etmeyecekse durma, hemen git avukatına hazırlat boşanma belgelerini! Ama eğer buna dayanamayacaksan hiç o sulara girme Bülent. Benimle sakın restleşme. Sensiz yaşayamayacak olsam bile, bu benim hayatıma mal olsa bile sırf zevk için seni boşarım."
İşaret parmağımı sallayarak söylediğim son sözleri boş gözlerle dinledikten sonra sessizliğini alakasız bir cümleyle bozdu. Gözlerini kısarak "Demek benden boşanır boşanmaz başkasıyla evleneceksin öyle mi?" dedi.
"Sen de bunu istemiyor musun?" Açıklama yapmak yerine öfkesini ve kıskançlığını kaşıdım. "O hak ettiğim senden daha mükemmel adamla evlenmem için boşamıyor musun beni? Zoruna giden nedir?"
Hiçbir şey söylemeden kollarımdan sertçe tuttu beni. Bakışları istek dolu, tutkulu. Ama elleri kolları bağlı, farkındaydım. "Seni başkasıyla görmeye dayanamam anlıyor musun?"
"O zaman boşanacağım diye artistlik yapma, otur oturduğun yerde. Senin o geri zekâlı fedakârlığına kalmadım. Ben boşanmak istersem söylerim, ağzım dilim var. Çocuk da değilim. Benim adıma kararlar vermeyi de kes." Yüzünde oluşan yumuşak tebessümle beni dinleyen adama karşı gardımı düşürmedim. "Kendini toparla Bülent Tanay. Bir daha boşanma kelimesi geçerse aramızda, inan bana tek celsede boşarım seni. Bir daha da ne yüzümü görebilirsin ne de sesimi duyabilirsin. Aklını başına topla."
Gözleri hayretle büyüyen adam aldığı nefesi hızla bıraktı. "Vay canına, böyle bir ayar yemeye ihtiyacım varmış."
Elim yanağında şefkatle dolaşırken "Şunu anlaman gerek, benim tek istediğim sensin." dedim. Duyduklarından memnun olan adamın suratına bakıp hiç beklemediği anda okşayan elimle şap diye bir tokat attım.
Şaşkınlıktan gözleri büyüdü adamın. Acıyan yanağına kapandı eli. "Bu neydi şimdi?"
"Beni üzdüğün için daha fazlasını hak ediyorsun ama dua et sana çok âşığım."
Yüzündeki şok ifadesi silinirken dudakları her zamanki o eritici gülümsemesiyle kıvrıldı. "Ben sana ölümcül âşığım, İnci Tanay."
"Belli oluyor." Umursamaz bir bakış atıp laf sokmaktan geri durmadım. "İlk fırsatta boşanmak istemenden anlaşılıyor."
Eli ne yapacağını bilemez hâlde ensesinde gezinirken "Önümüzdeki yirmi yıl her fırsatta bunu yüzüme vuracaksın değil mi?" diye sordu.
"O da bir şey mi? Evli kalırsak otuz yıl boyunca."
"Evli kalırsak da ne demek?"
"Sen benden boşanmak isteyebilirsin de ben isteyemez miyim?"
"Saçmalama İnci!"
"Hem belki çok daha yakışıklı ve mükemmel bir erkek çok uzaklarda beni bekliyordur, kim bilir..." Zihnine kuşku tohumlarını attıktan sonra yayınevine gitmeden önce hazırlanmak için çıktığım merdivenden fino köpekleri gibi beni takip eden adamı geride bıraktım.
"Ne diyorsun sen be?" Tam yatak odasının kapısından girecekken kolumu tutan adamın ateşli öfkesiyle karşı karşıya kaldım.
Burun buruna geldiğimiz o an hiç istifimi bozmadım ve mırıldandım. "Ne? Sen söyledin. Bir nevi doktor tavsiyesi."
"Bu doktorun çok daha etkili tavsiyeleri var." derken dudağı dudaklarıma değiyordu.
"Ne gibi?"
Beni duvara sertçe yaslayan adamın "Bunun gibi." sözü üzerine dudaklarına esir oldum. Sonrasını anlatmama gerek var mı bilmiyorum ama belirtmem gereken bir şey var ki...
Bülent Tanay'ın en çok öfkeli ve ateşli hâlini seviyordum.
...
*
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial
Bölüm etkileşimi
