20. Bölüm

Vaveyla Yazarı: İlknur_narem Ç

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 20. Bölüm

Selamün aleyküm:)

Uzun süredir yazmıyordum. Bu bölüm kısa malesef ki :(

Sınava hazırlanan herkese Allah kolaylık versin. İnsan bunalıyor sıkılıyor ama yine de çakışıyor.

Sizi yeni bölüm ile baş başa bırakıyorum 😊

~Alpaslan

Karşımda duran küçük çocuğa cevabı verdikten sonra ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdim. Eve girince beynimin bana haykırdıkları: "Yuvaya ne kadar da benziyor değil mi?" Oysa ki bu ev yuvadan ziyade Devrim için hapishaneden farksız diye bas bas bağırıyordu.

Daha fazla aklımı bulandırmayıp içeride umutla beni beklediğine emin olduğum kişiyi alıp bu şehirden gitmem gerekiyordu.

Odaya girdiğimde meraklı birçok göz bana bakıyordu. Benim bakışlarım ise oturduğu yerden hızla kalkan ve büyük bir minnetle bakan Devrim' deydi.

Devrim'in yanındaki adam da -tefeci olduğunu düşündüğüm şahsiyet- yerinden kalkıp bana bakıp "Bu da kim? .... Bu da ne demek oluyor?"

Sorununun muhattabı yine kendisiyle aynı yaşlardaki adam cevap olarak "Tanımıyorum Osman abi." dedi.

Osman denen tefeci "Derdin nedir?"

"Benim derdim ne kızını satmaya çalışan bir alçak ne de onunla zorla evlenmeye çalışan bir şerefsiz değil çok şükür benim derdim bu kızı alıp başka şehre gitmek."

Tefeci, Devrim'in elindeki silahı alıp koltuklarının arasından geçti. Tam karşımda durup silahı bana doğrultup "Geberdin la sen." dedi.

"Bak sen şu tefeciye sen kime silah çektiğini biliyor musun?"

"Bunun bir önemi yok, neden bilir misin?" Beni baştan aşağı süzüp "Birazdan ölü olacaksın."

"O kadar emin olma." deyip elimi ceketimin cebime attım. Kimliğimi çıkartıp ona doğru uzattım.

"Bak bakalım burada ne yazıyor? Sesli bir şekilde oku, oku ki herkes haddini bilsin."

Gözlerini fal taşı gibi açıp okuduklarından emin olmak istercesine irisini hareketlendiriyordu. Şaşır şaşır, onun bu şaşkınlığına şaşkınlık katacaktım.

"Cumhuriyet Başsavcısı Alpaslan Demirel."

"Türk Ceza Kanunu'nun 81. maddesinde ilgili maddeye göre 'Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.' yazar bilmem anlatabildim mi? Ayrıca zorla birine alıkoyma ve tehdit de var."

"Diyelim kızı aldın bizi hapse atamayacağın ne malum? Ben sana kızı vermem."

Sinirle karışık bir gülüş savurdum. "Benim derdim sen değilsin Tefeci Osman, kendini o kadar önemliymişsin gibi sanma. İstedim mi de alırım onu senden. Boş hiçbir zaman senin olmadı ki Devrim."

Yüzündeki o otoriter serseri sırıtışı yavaş yavaş sönmeye başladı. Tam da görmek istediğim yüz ifadesiydi. Ama daha fazla burada kalıp can sıkıcı şeyler dinlemek istemiyordum. Tefecinin yanından geçip Devrim'in yanına gittim. Gözyaşlarının yıkadığı masum yüzü afallamış bir ifadeyle bana bakıyordu. Birazdan yapacaklarımı bilse bu afallama yerini nereye bırakır bilmiyorum.

Yapacağımın yanlış olduğunu biliyorum ama bunu yapmak zorundaydım. Bir an önce bu evden bu şehirden uzaklaşmamız lazımdı yoksa aşağıda sinirden iyice gerilen Orhan abi işlerin ters gittiğini düşünüp evi basabilirdi. Devrim'in elini tutup kapıya doğru yöneldim.

"Sen bana ait olanı nereye götürdüğünü sanarsın?"

"Sana Devrim'in hiçbir zaman ait olmadığını söyledim. Sen insanları kulak dışında başka bir organla mı dinliyorsun?" İmama dönüp "İmam efendi nikahı kıydın mı?" diye sordum.

"Yok kız kabul ettiğini söylemedi."

"İmam ne der duydun mu Osman? Kızın rızası yoktur bir de ben sorayım? Ha devrim, benle gelmeye rızan var mıdır?" deyip bakışlarımı imamdan Devrim' e yönelttim.

Devrim bir süre kayıtsız kaldıktan sonra başı yerde kısık da olsa Var. dedi. Cevabın verdiği memnuniyetle imama dönüp "Rıza da varsa kızı alıp gidecem." dedim.

Onları daha fazla takmadan dış kapıya doğru yürüdüm. Ayakkabıları giydikten sonra Devrim'in abisi olduğunu tahmin ettiğim kişi bir sırt ve kol çantası verdi elime.

"Kardeşimi sana emanet ediyorum savcı."

Abisi kapıyı kapatıp kilitledi. Bize zaman kazandırmak istiyordu belli ki. Merdivenlerden inerken evden sesler yükselmeye başlamıştı bir an önce apartmandan çıkmalıydım çünkü Devrim seslerden etkilenip geri dönebilirdi.

Tam arabaya bineceğimiz sırada arakadan "Devrim'i nereye götürüyorsun?" diye ses geldi.

Devrim elimi sıkıca tutmuş başını bile kaldıramıyordu. Bu kişi her kimse tefecinin adamı olmalıydı.

"Kimsin sen?"

"Asıl sen kimsin de yengem olacak kadını kaçıyorsun?" dedi ve belindeki silahı çıkarıp bize doğru uzattı.

"Devrim'i sizin gibi akbabalardan kurtarıyorum hiçbir şekilde engel olmazsın."

Adamın gözleri Devrim'in üzerinde gezindi ve "Devrim bu adamla gitmeye rızan var mı?" dedi.

Devrim az da olsa başını kaldırıp "Gitmek istiyorum." dedi. Adam silahı yavaşça indirip "Rızan varsa git o zaman, çok uzaklara git ve geri dönme." Sonra bana dönüp "Çabuk gidin yoksa sizi hemen yakalarlar." dedi.

Ne olduğunu anlamasam da Devrim'i arabaya bindirdim ve hızla yerime oturdum. Arabayı çalıştırıp oradan uzaklaştım. Artık bundan sonrası Orhan abideydi.

Arabada uzun bir sessizliğim hakimiyeti vardı. Ne ben konuşmaya cesaret edebiliyordum ne de Devrim kafasını kaldırıp bir şey söylüyordu.

Sessizlik Devrim'in sorusuyla son buldu. Ne yalan söyleyeyim rahatlamıştım. Konuşmaya cesaret etmesi beni mutlu etmişti.

"O tefeci abime bir şey yapmış mıdır? Şey hani kapıyı kilitledi ya ona bir şey yapmaz değil mi?"

"Korkma hiç bir şey yapamaz. Peşimize düşmek için onu ikinci plana atmıştır."

Nefes alış verişinden iyice gerildiğini anladım. Bu korkusunu atması için "Merak etme, binadan çıkar çıkmaz ekipler onu alacak. Şimdiye nezarete atmışlardır." dedim. Dikiz aynadan Devrim 'e baktığımda az da olsa rahatladığını gördüm.

"Şey bi şey daha sorabilir miyim? Yanlış anlaşılmayacaksa eğer."

"Sor, yanlış anlamam."

"Neden savcı olduğunu söylemedin?"

"Söyleseydim gelir miydin benimle?"

"Benim senin mesleğinle bir alıp veremediğim yok ki?"

"Devrim sen ki gelmemem için dualarla kalkıp dualarla yatan insansın mesleğimi öğrenseydin gelmezdin, her türlü açıdan gelmezdin."

"Geldim ama, burdayım."

"Beni tanımadığın için geldin."

"Nasıl yani, tanısaydım gelmez miydim?"

"Kafanda kurduğun kadar kötü biri değilim Devrim, sadece ihtimalleri ortadan kaldırdım. Adımı bile bilmeyen biri gelmemem için savaşırken benim hakkımda bilgin olsaydı hiç gelmezdin."

"Estafurullah ben kötü biri olduğunu düşünmedim ve evet bilseydim gelmezdim kaderime razı olurdum."

"Bu cevapla beni haklı çıkardığın için teşekkür ederim Devrim, içimde bir şüphe kalmadı."

Çalan telefonum konuşmayı yarıda kesti. Arayan Orhan abiydi. Telefonu hoparlöre alıp konuşmaya başladım.

"Abi ne yaptınız?"

"Adamları aldık aslanım. Şu sizi kapıda durduran kişiyi de ayrıca sorguladık.Tefecinin yeğeniymiş, amcası binadan çıktığında sizin gittiğiniz yolun tersinde bir yol gösteri 'O tarafa doğru kaçtılar' dedi. Zaten arabalarına binemeden hepsini yakaladık."

"İyi abi de takıldığım nokta madem yeğeni niye bizi ele vermedi?"

"Sorgu da Devrim için üzüldüğünü ama elinden bir şey gelemediğini söyledi. Devrimin de rızasının olduğunu öğrendiğinde yardım etmek istemiş."

"O çok sevgili amcası bunu öğrense ne yapar acaba?"

"Şey amcasının öğrenmesine engel olsanız olmaz mı? Ben ondaki mahcubiyeti gördüm iyi biri o. Zaten onun o tefeciyle bir alakası yok kavgalılarmış tefeciyle."

"Kavgalıysa ne diye gelmiş nikaha?

"Haklısın aslanım. Evet ne diye gelmiş?"

"Babası istemiş, zoraki yani."

"Tamam ben anlayacağımı anladım aslanım. Son durumlar böyle siz gönül rahatlığıyla gidin."

"Tamam abi, çok sağ ol."

"Duymamış olayım." deyip telefonu kapattı.

"Şey konuşmaya dahil olamak istemezdim ama onun suçu yok."

"Devrim bi kerede kendini düşünmeyi denesen?"

"Ben onu yapmayı bırakalı çok oldu. Nasıl yapıldığını hatırlamıyorum."

Sıkıntılı bir nefes aldım, haklıydı yerden göğe kadar haklıydı yapılan onca haksızlıktan sonra böyle bir şeyin olmasını bekleyemezdim. Keşke sana daha erken gelebilseydim Devrim, daha erken yardımcı olabilseydim. Ama şimdi bu zamandayız ve elimden ne gerekiyorsa yapacam.

"Hatırlatırım o zaman."

Aramızda geçen son diyalogdu. Devrim sevdiklerinin güvende olduğunu anlayınca yavaştan kapanmaya yüz tutmuş gözleri iflasın eşiğindeydi. Söylememe gerek kalmadan yastığı kafasının altına koyup uyumaya başladı. Bende sokak lambalarının açtığı yolda hafif açık müzik eşliğinde arabayı sürmeye devam ettim.

***

Uzun yolculuk beni hayli acıktırmıştı, arabayı rastgele bir restoranın önüne park edip arkamı döndüm. Masum bir şekilde uyuyordu, kaldırıp kaldırmama arasında kalmıştım. Kaldırmasam sonra uyansa başka bir restoren bulur muydum? Ya da uykusundan mı uyandırsam. Bilemedim ne yapılır?

Son karar olarak onu uyandıracaktım aç bile olmasa bir şeyler içerdi yola çıktığımızdan beri ağzıma lokma koymadı. Çekine çekine ona seslendim.

"Devrim, uyan."

Derin uyuyordu belli ki, tekrar çağırdım ama nafile uyanmadı. Dürtsem mi acaba?

Hem çağırıp hem de az da olsa kolundan dürttüm.

"Dokunma!" diye uyuduğu yerden sıçradı Devrim. Ne olduğunu anlamadan bir de kolum diye inlemeye başladı. Şaşkınlıkla onu izliyordum bir dürtmeyle neler olmuştu böyle. Devrim önce etrafını kolaçan etti. Nerede olduğunu anlamaya çalıştı, alkol almadığını bilmesem sarhoş olmuş derdim. Kendini toparlayınca "Ne oldu, geldik mi?" diye sordu.

"Hayır daha gelmedik, yemek yiyelim diyecektim sana seslendim ama duymadın ben de kolundan dürttüm ama sen birden öyle sıçrayınca..."

"Şey, ben özür dilerim seni korkutmak istememiştim. Normalde uykum hafiftir niye böyle oldu anlamadım."

"Sen kabus falan mı gördün?"

Gözleri anlamsız bir noktada toplanmıştı soruma ise başını sallamakla yetinmişti. Bu kasvetli havayı atmak için "Hadi bir şeyler yiyelim." dedim.

Devrim etrafa göz gezdirince nerede olduğumuzu daha iyi anladı. Başıyla onayladıktan sonra çantasını alıp arabadan indi. Bende ceketimi alıp bende onunla beraber indim.

İçimdeki duyguları aktarmaya kelimeler yetmez, Canan'dan üç yaş küçük olmasına rağmen hayatla savaşmış biri ona nasıl bir tavır sergilemem lazım Allah'ım bilmiyorum. Tek istediğim onun da Leyla gibi olmaması ve bunun için elimden ne geliyorsa yapacam.

Devrim ile bir yere oturup gelen menüye baktım. Canım bir şey yemek istemiyor ama acıktım da. Başımı menüden kaldırıp Devrim'e baktım sayfaları çevirip duruyordu, belli ki o da kararsızdı. Seçenekler arasından karar verip yemeğin gelmesini bekledik.

Aynı sessizlik tekrardan hakim olmuştu. Belki de hiç başlamaması daha iyidir. Yemekler geldiğinde yeyip tekrardan yola koyulmalıydık. Aklıma gelenle iç çekmem bir oldu. Nasıl iç çekmişsem Devrim ne olduğunu sordu.

"Ben namaz kılmadım." diye dert yandım hızla yemeğimi bitirip Devim'den müsaade istedim. Sonra aklıma gelenle tekrar Devrim'e döndüm.

"Bir yere gitmek yok döndüğümde burada olacaksın tamam mı?"

"Neden böyle söyledin ki şimdi?"

"Bilmem, son dakika karar değiştirip geri dönmeye kalkma."

"Yok, karar değiştirmem merak etme."

"Tamam." deyip mescide doğru gittim. Abdest alıp namaza durdum. Her rekatta aklım bulanıyordu, Dünyevi şeyleri bırakıp namaza odaklanamıyordum, her rekatta kendimle savaşıp odaklanmaya çalıştım. Namazımı bitirip duamı kısa tuttum.

Mescitten çıkıp Devrim'in yanına gittim masada oturmuş bekliyordu, yanına gitmeden hesabı ödedim sonra yanına gidip "Hadi kalkalım." dedim.

"Hesabı öde..."

"Ben hallettim hadi gidelim." Bir şeyler söyleyecekti ama aklına gelenler her neyse söylemekten vazgeçti. Aslında iyi de oldu yorucu bir gündü sakin bir şekilde gitmek çok iyi olur. Devrim arabaya bineceği sırada kolunu ovuşturdu. Bunu ikidir yapıyordu. Arabaya bindiğimde arkamı dönüp "Koluna ne oldu?" diye sordum.

Başı yerde "Bir Şey yok sadece uyurken ters dönmüş olmalı." dedi.

Buna inanmak istiyordum ama onun nasıl bir yerde yaşadığını hatırlayınca bu söylediği bana ancak en son seçenek olur.

"Devrim yalan söylemek hem dinimizde hem de hukukta bir suçtur."

Devrimden cevap gelmeyince "Peki benden saklayabilirsin ama doktordan saklayamazsın."

"Ne doktoru?"

"Normal doktor hani hasta insanlara bakıp iyileştiren."

"Doktorun tanımını yapmana gerek yok ama ben iyiyim yolu uzatmana gerek yok."

"Devrim sana inanmayı çok isterdim ama bu konuda inanamıyorum."

"Neden inanmıyorsun bana?"

"Çünkü nasıl bir ailede büyüdüğünü biliyorum, ayrıca doktorun bakmasında ne gibi bir sorun var yatarken ters dönmüş olsa bile bir krem yazar daha iyi hissedersin kendini."

"Buna gerçekten de hiç.."

"Devrim o hastaneye gidilecek."

Önüme dönüp bulunduğumuz şehrin yakın hastanesine doğru sürmeye başladım. Bir şeyler sakladığı kesindi senelerce hem ruhundaki hem de vücudundaki yaraları sakladın, bana güvenmen sandığımdan daha zor olacak.

Yirmi dakikalık yoldan sonra şehir hastanesine varmıştık.

Bölüm sonuna geldik.

Yeni bölümde görüşmek üzere

Sağlıcakla kalın 😊

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

165okunma 12beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18