14. bölüm / 20
Esaretten Doğan Aşk / Yarı Texting14. Bölüm
Bölümler 20Şu an: 14. Bölüm
- 1 1. Bölüm217 kelime
- 2 2. Bölüm270 kelime
- 3 3. Bölüm274 kelime
- 4 4. Bölüm246 kelime
- 5 5. Bölüm294 kelime
- 6 6. Bölüm208 kelime
- 7 7. Bölüm365 kelime
- 8 8. Bölüm284 kelime
- 9 9. Bölüm517 kelime
- 10 10. Bölüm485 kelime
- 11 11. Bölüm1.420 kelime
- 12 12. Bölüm1.212 kelime
- 13 13. Bölüm2.182 kelime
- 14 14. Bölüm1.698 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 15. Bölüm2.595 kelime
- 16 16. Bölüm2.090 kelime
- 17 17. Bölüm2.373 kelime
- 18 18. Bölüm3.328 kelime
- 19 19. Bölüm2.968 kelime
- 20 20. Bölüm1.749 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Selamün Aleyküm :)
Yeni bölüm geldi.
İnşallah beğenirsiniz.
SİZ: Ben gerçekten de çok özür dilerim. Seni bu kadar bekletmek istemezdim.
SİZ: Hastane de falan değilim. İyiyim bu arada. O da şimdilik.
SİZ: Evet haklısın telefonumu elimden aldılar. O yüzden geç döndüm.
SİZ: Ama biliyor musun umutluydum. Benden vazgeçersin diye.
SİZ: Ama olmadı. Maşallah bir sürü mesaj atmışsın.
SİZ: Ve evet istemeye geldiler.
SİZ: Sana mesaj atacağım sırada geldiler o yüzden sana görüldü atmak zorunda kaldım.
SİZ: Seninle aynı şehirde miyiz bilmiyorum ama ben Bitlis' teyim.
SİZ: Buraya gelip başına bela almanı istemem.
SİZ: Bütün mesajlarımı görmüşsün. Bitirmemi mi bekliyordun? Eğer bekliyorsan bir şey daha söyleyecem.
SİZ: En önemlisi de şu kalbi güzel insan, başa yazmam gerekeni sona sakladım.
SİZ: Sen beni kırmadın. Sakın öyle düşünme. Sen bana bu hapishanede yoldaş oldun mesajlarınla. Sana çok teşekkür ederim.
SİZ: İyi ki varsın.
Nur'u Hülya'm: Bende cevap yazmaya sondan başlayayım o zaman. Kırılmamana sevindim. Cevap yazmayınca acaba yanlış bir şey mi yazdım diye düşünmeden edemedim.
Nur'u Hülya'm: Evet senin bitirmeni bekledim.
Nur'u Hülya'm: Beni merak etme, belaysa alırım başıma.
Nur'u Hülya'm: Farklı şehirlerdeyiz. Bu üzdü.
Nur'u Hülya'm: Nasıl geçti diye soracam ama az çok tahmin edebiliyorum.
Nur'u Hülya'm: Devrim, bu düşüncenden vazgeç çünkü ben senden vazgeçmeyecem.
Son okuduğum mesajın etkisinde kaldım. Benden vazgeçmeyecekmiş. Buradaki durumu bilse böyle düşünür mü yinede? Şimdiye kadar vazgeçmedi, içimde ona karşı bir huzur var. Sebebini bilmiyorum. İnsan görmediği birinden de huzur alabilir mi? Bunun cevabı benim için evet, onunla mesajlaşırken huzur buluyordum.
Dikkatimi gelen bildirim sesi bozdu.
Nur'u Hülya'm: Cevap yazmadın. Hangi birine ne yazacağını mı düşünüyorsun?
Her kimsen seni tanımayı çok isterim. Bu huzuru iki kişide buluyordum. Biri çok sevdiğim ağabeyim diğeri bana doğru yolu gösteren Hülya. Şimdide tanımadığım adını dahi bilmediğim birinden o huzuru alıyordum. Onun da başının belaya girmesini istemem. Söylediklerinde ciddiyse eğer buraya gelmeye kalkarsa başına bela alır. Bu bencillik, hem de çok büyük bir bencillik.
Daha fazla onu merakta bırakmamak adına cevap yazmaya başladım.
SİZ: Hangi birine ne yazacağımı bilemedim.
Nur'u Hülya'm: Sorun değil.
SİZ: Peki sen hangi şehirdesin?
Nur'u Hülya'm: Kayseri.
SİZ: Gerçekten mi? Ben orada okudum.
SİZ: Tevafukun böylesi. Belki de karşılaştık. Ama tanışmadık.
Nur'u Hülya'm: Öyle mi. Ne okudun?
Nur'u Hülya'm: Belki de karşılaştık. Belki bu sefer tanışırız.
SİZ: Fizyoterapi ve Rehabilitasyon. Ama boşuna okudum galiba. Dört sene çöp oldu.
Nur'u Hülya'm: Gün doğmadan neler doğar bilemezsin. Gayret et bir gün güneş senin için de doğacak.
Nur'u Hülya'm: Cahit Zarifoğlu' nun dediği gibi "Takdiri ezele teslimiz, ama gayrete de aşığız."
Nur'u Hülya'm: Bu çektiklerinin mükâfatını alacaksın inşallah.
SİZ: İnşallah.
SİZ: Ben de sana Sabahattin Ali'nin bir sözüyle cevap vereyim.
SİZ: Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş...
SİZ: Sen bana bu hapishanede sarılabileceğim bir yoldaş oldun. Ama bu yoldaşlığın da bir sonu var. Büyük ihtimalle nikahtan sonra konuşamayacaz şimdiden kendimi hazırlayıp daha fazla bağlanmamam lazım.
Nur'u Hülya'm: Artık yazmayacak mısın? Bu mesajdan bunu mu anlamam lazım?
SİZ: Her güzel şeyin bir sonu vardır. Bu güzel mesajlaşmaların da sonu gelecek elbet.
SİZ: Ben daha namaz kılmadım. İstemeden sonra hemen odama kaçtım. O tefeci bozuntusu abdestimi bozmasaydı eğer kılabilecektim.
SİZ: Abdest al diceksin ama babam olacak şahıs evdeyken olmaz. Onun uyuması lazım öyle abdest alabilirim.
Nur'u Hülya'm: Anladım Devrim. Kendine çok dikkat et olur mu?
SİZ: Bugün bunu söyleyen ikinci kişisin. Keşke seninle Kayseri'de tanışma fırsatım olsaydı. Bu güzel kalpli insanı kaçırdığım için üzüldüm.
Nur'u Hülya'm: Belki de tanışırız. Allah kalpleri rastgele kalplerle birleştirmez. Vardır bir bildiği.
SİZ: Bir şey soracam eğer yanlış anlamazsan.
Nur'u Hülya'm: Tabi ki de hiç çekinmeden sorabilirsin.
SİZ: Hani demiştin ya çok fazla hayatlar gördüm. Sen ne iş yapıyorsun ve kaç yaşındasın ki bu kadar hayat gördün?
Nur'u Hülya'm: Güzel soru. Mesleğim bende kalsın yaşıma gelince çok fazla hayat görmek için yaşa gerek yoktur mesleğimin getirdiği bir şey. Aynı şey senin için de geçerli yeni okulu bitirmişsin işe başlayınca gün içinde belki yüze aşkın hastan olacak ve bu haftada beş yüz hasta ve beş yüz hayat demek.
Nur'u Hülya'm: Peki sen kaç yaşındasın da bu kadar acıyı yüklenmek zorundasın?
SİZ: Yaşım 22, bedenim 44, ruhum 88.
SİZ: Eğer sen de bir doktorsan beş yüz hasta ve beş yüz hayat demek.
Nur'u Hülya'm: Daha çok gençsin, hayatının baharındasın ama bunu yaşayamıyorsun.
Nur'u Hülya'm: Beş yüz hayat dile kolay, yaşaması zor.
SİZ: Bu sohbet için çok teşekkür ederim. Galiba evdekiler uyudu gidip namaz kılmam lazım. Ve saat de epey geç oldu. Seni bekleyen işler vardır. Daha fazla tutmayayım.
Nur'u Hülya'm: Beni tutmuyorsun Devrim.
Nur'u Hülya'm: Yine yazarsın değil mi Devrim?
SİZ: İnşallah.
Nur'u Hülya'm: Bir soru daha sorabilir miyim?
SİZ: Tabi ki de.
Nur'u Hülya'm: Ağabeyin de yanındaydı değil mi?
SİZ: Ağabeyim yanımda olamadı. Acil işi çıktığı için gelemedi. Akşama yetişirim dedi ama Trafikten ötürü gelemedi. Bu hayatta ki şansım ağabeyim. Yarın gelsin ona doya doya sarılacam.
Nur'u Hülya'm: Anladım. Allah namazını kabul etsin ve iyi geceler Devrim.
SİZ: Teşekkür ederim kalbi güzel insan. Sana da iyi geceler.
Telefonumu komodinin üzerine bırakıp üstümdeki kıyafetten kurtuldum. Namazdan olmasaydı bununla yatardım o kadar ki kendimde görmüyorum. Yavaşça kapıyı açıp banyoya gidip abdest aldım. Ne kadar dikkat edersem o kadar sakin bir gece olur.
Abdestimi alıp odama geçtim. Dolabımdan namaz kıyafetimi çıkarıp namaza durdum. Ellerimi açıp her zaman ettiğim duayı ettim ekleme olarak da onun için şöyle bir dua etim. "Ya Rabbi bu güzel kalpli insanın ayağına taş değmesin. Tanımasam da onun iyi kalbine inandım. Yine de ben bilemem sen bilirsin eğer kalbi iyi olmasaydı bu kadar çabalamazdı. Ben bilmiyorum ama hissediyorum." deyip seccadenin üzerinde uzandım. Uzanınca nedensiz bir şekilde gözlerimden yaşlar gelmeye başladı. Hem bedenim hem ruhum acıyordu.
Öyle ne kadar kaldım bilmiyorum ama salondan kapı açılma sesi geldi. Yoksa gelen ağabeyim miydi? Yavaşça kapıyı açıp geleni görmeye çalıştım. Yüzü net değildi ama odasına doğru gittiğinde onun geldiğini anladım. Odasına gidince bende namaz kıyafetimi çıkarıp ağabeyimin üzerini değiştirmesi için biraz bekledim. Huyu buydu geldiği gibi işte giydiği kıyafetlerden kurtulurdu. Üstünü değiştirdiğini düşünüp odamdan sessizce çıktım.
Ağabeyimin kapısına gelince tıklattım. İçeriden ses gelmeyince kapıyı yavaşça açıp ağabey dedim. Hafif bir Fatiha süresinin ayetini duydum. Ağabeyim namaz kılıyordu. Kapıyı girebileceğim kadar açıp içeri girdim. Ağabeyimin yatağına gidip oturdum ve onu izledim.
Eşim olacak kişinin ağabeyime benzemesini çok isterdim. Ne yazık ki ağabeyimin tam tersi biriyle evlenecektim. Eşimin ağabeyimle anlaşmasını beraber cumaya gitmesini onları namaz kılarken izlemeyi çok isterdim. Ben bu düşüncelere nereden vardım bilmiyorum öylece birden aklıma gelmişti.
Ağabeyim namazını bitirip yanıma geldi. Onun gelişiyle aklımda dönenlerden kurtuldum. Sımsıkı sarıldım ağabeyime. Onu bırakmak istemiyordum bıraksam gidecekmiş gibi hissediyorum.
Bugün yaşananlar aklıma geldikçe daha çok ağlıyordum. İster istemez akan gözyaşım başımı gömdüğüm ağabeyimin omzunu ıslatıyordu.
Beni sıkıştırması o an istese tüm kepazelikleri yapabilirdi. Boşuna demiyorlar İtaat et rahat et. Öyle yapacaktım. Tefeciyle ters düşmeyecektim.
Ağabeyim hiç o halimizi bozmadı bende bozulsun istemiyordum. Bir süre daha öyle kaldık. Aktıkça aktı gözyaşlarım. Sessizliği bozan ağabeyim oldu.
"Güzelim, uyuyalım mı?"
Başımı gömdüğüm için boğuk çıkan sesimle "Uyuyalım." dedim.
Ağabeyim sırtını bazanın başlığına yasladı bende göğsüne uzandım. Ağlayınca rahatlamıştım. Değişen bir şey yoktu ama yine de rahatlamıştım. Ağabeyim sağ eliyle saçlarımı okşamaya başladı.
Babamın tutup sürüklediği saçlarım ağabeyimin elinde hayat buluyordu.
"Devrim'im, özür dilerim güzelim yetişemedim."
"Ağabey, senin varlığın bana yeter. Şu an yanımdasın ve uyumak istiyorum. Hadi beni uyut."
Son cümleme güldüğünü belirten ses gelince daha da sarıldım ağabeyime. Yavaştan gözlerim kapanıyordu. Zaten uyumak istiyordum. Elimden olmadan gözlerim uykuya teslim oldu.
***
"Güzelim, Devrim'im hadi uyan. Sabah ezanı okundu."
"Hı. Biraz daha uyumak istiyorum." dedim uykulu sesimle.
"Güzelim Allah yoklama alıyor, yok mu yazılmak istiyorsun."
"Hayır." deyip yataktan kalktım. Ağabeyim hep bu şekilde kaldırıldı beni uyanmadığım zaman. Bu tarz benzetmeleriyle beni kaldırırdı namaza.
Doğruca banyonun yolunu tuttum. Abdest almayı bitirdiğimde aynadaki yansımamla göz göze geldim. Gözlerimin içi kızarmış, göz altlarım hafif morarmış ve yüzüm de hafif sarıydı. Hasta mı oluyordum acaba? Hava bir güneşli bir yağmurlu olursa tabi ki de hasta olurum. Ama ben dışarı çıkmıyordum. Yani bu halimin tek sebebi kendimi yemiş bitirmiş olmam. Ayna ile bakışmamızı bitirip odama geçtim.
Çıkardığım namaz kıyafetimi giyip namazımı kıldım. Namazımı bitirmiştim ama seccadenin üstünden kalkmak istemiyordum. Gözlerim hafiften kapanmaya başlayınca seccadeyi kaldırdım. Odamdan çıkacağım sırada telefonuma gelen bildirim sesi beni durdurdu. Bu saatte kim mesaj atar ki?
Acaba? O mu? Telefonumu komodinin üstünden aldım. Gerçekten de mesaj ondandı.
Nur-u Hülya'm: Günün ilk sınavında senin yanında olmak istedim her ne kadar farklı şehirlerde olsak da.
Nur-u Hülya'm: Umarım uyanmışsındır.
SİZ: Evet uyandım.
SİZ: Mesajlarınla zaten yanımda olduğunu hissettiriyorsun.
Nur-u Hülya'm: Hissettirebilmişsem ne mutlu bana.
SİZ: Seninle daha fazla konuşmak isterdim ama ağabeyim beni bekliyor.
Nur-u Hülya'm: Ağabeyinin gelmiş olmasına sevindim. Ağabey kardeşi baş başa bırakalım.
SİZ: Teşekkür ederim kalbi güzel insan.
Telefonu komodinin üstüne bırakıp ağabeyimin odasına gittim. Bazanın üstüne oturmuş bir ayağı zeminin üzerinde aşağı yukarı doğru sallıyordu. Stresli görünüyordu. Beni görünce yaptığı şeyi bırakıp yatakta uzandı. Bu hareketine tebessüm ederek yanına gittim. Başımı göğsüne yaslayıp durdum öylece.
Ağabeyimin nefes alıp verişleri sıkıntılıydı. Az çok ne merak ettiğini biliyorum. Ama sorun şu peki ben nereden başlayacam?
Başımı göğsüden kaldırıp benimle aynı olan gözleriyle birleştirdim bakışlarımı. Bana Ne oldu dercesine bakıyordu. Onu merakta bırakmamak adına açıklama yaptım.
"Ağabey biliyorum olanları merak ediyorsun ama hiç bir şey olmadı. Geldiler yüzüğü takıp gittiler. Bu kadar."
"Emin misin güzelim? Sanki anlatmadığın yerler var."
Bakışlarımı kaçırdım o tefecinin yaptıklarını anlatırsam yarın ağabeyim sağ kalır mı bilmiyorum. Allah'ım sen ağabeyimi koru. Ona anlatırsam o sinirle gidip adamın mekanını basar adamla silahı çek... Yok Devrim bu kadar negatiflik yeter.
"Devrim, neler oldu?" diye sordu tok sesiyle.
"Şey be... Ben yüzüğü takmasına izin vermedim diye şey dedi..." duraksadım. Ağabeyimin yüzüne baktım. Yüz hatları gerilmişti. Bu da bana ağabeyimin duyduklarından hiç de hoşnut olmayacağını haber ediyordu.
"Sonra ne yaptı o herif."
"Şey dedi, dediklerimi yapmazsan senin ve ailen için hiç iyi şeyler olmayacak dedi."
Cümlemi bitirip tekrardan ağabeyimin yüzüne baktım. Gözleri öfkeliydi, bu öfkesini bastırmalıydım. Yaşama kaynağımı o tefeci bozuntusuna kurban edemezdim.
Başımı tekrardan göğsüne yaslayıp "Ağabey sakın bir sey yapma. O adam tehlikeli hatta çok tehlikeli. Sana bir şey olmasın beni yokluğunla sınama ağabey olur mu?" dedim umutsuz bir sesle.
Ağabeyim sıkıntılı bir şekilde nefes alıp verdi. İstediğim cevabı almayınca tekrar sordum. O ise Bakarız. dedi.
Bakarız yani her an müdahale edebilirim demekti. Daha fazla uzatmadım bende. Uykum gelmeye başlamıştı. Ağabeyime iyice sarılıp izin verdim uykunun bedenime hükmetmesine.
Bölüm sonu:)
İnşallah beğenmişsinizdir.
Sağlıkla kalın 👋🏻
Bölüm etkileşimi
