18. Bölüm

Vaveyla Yazarı: İlknur_narem Ç

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 18. Bölüm

Selamün Aleyküm:)

Yeni bölümle geldim.

İnşallah beğenirsiniz.

3000 kelimeyi devirdiğim. Yazdığım en uzun bölüm olabilir.

Yorumlarınızı bekliyorum.

Gözlerimi araladığım da pozisyonum gereği sırtıma ağrı girmişti. Zorlukla yataktan doğruldum. Yatağımda oturup sokak lambasından sızan ışıkla az da olsa gördüğüm halının desenlerini seyre daldım. Kendime geldiğimde telefonumu elime alıp saate baktım, gece yarısıydı. O kadar olmuş muydu? Baya uyumuşum aldığım ağrı kesici rahat uyumama yardımcı oldu. Whatsappa girip abime mesaj yazmaya başladım.

SİZ: Abi uyanık mısın?

Onunla bu konuyu gerçekten de konuşmam gerekiyordu. Garip olan bana hazırlan seni alacam diyen kişi bir mesaj bile atmamıştı. Belki de benden haber bekliyordur. Ben abime konuyu nasıl açacam? Sanki ilişkisini ailesine açan genç kız gibi bu ne stresti böyle? Telefonuma gelen bildirim sesiyle bakışlarım telefonumu buldu.

Yaşama Sebebim: Uyanığım güzelim. Neden sordun? Hem senin bu saatte uyuyor olman gerekiyordu.

Abimin mesajına yanında cevap vermek istediğimden telefonumu da alıp zor da olsa yatağımdan kalkıp abimin odasının kapısına gittim.

Kapıyı tıklattığımda abim kendisi kalkıp kapıyı açtı. Yüzüme aklında sorularla nereden başlayacağını bilmeyen bir ifadeyle bana bakıyordu.

"Abi seninle bi konu hakkında konuşmam gerek." dedim kısık sesle. Zira evdekilerin uyanmasını istemem.

"Bu konu her neyse seni yatağından kaldırıp buraya getirdi. Gel güzelim neymiş seni bu halde yatağından kaldıran konu?" dedi içeri geçmemi sağlamak için yana geçerken.

Abimin yatağının üstüne oturup elimdeki telefonla oynamaya başladım. Nereden başlayacağı bilememem ve artan stres mideme vurmuştu. Zaten doğru düzgün yiyemiyordum iyice bitap düşmüştüm. Bu stres yavaştan da ateşimin çıkmasına sebep oluyordu. Başımı kaldırıp abime baktığımda çoktan kapıyı kapatıp yanıma oturmuştu. Meraklı gözlerle bana bakıyordu. Derin bir nefes alıp konuşmaya başladım.

"Iıı, abi şey, konu..." hızlıca nefes alıp verip "Abi ben biriyle konuşuyorum."

Abimin çatılan kaşları daha da strese girmeme sebep oldu. Aferin Devrim insan böyle mi başlar? Off tekrar dene Devrim.

"Abi..."

"Devrim." dedi elimi tutup "Sakin ol güzelim. Ben senin abinim ne diyeceksen gönül rahatlığıyla söyle." dedi.

Eliyle yavaşça başımı kaldırıp "Sana kaç kere dedim, ben sana söylemekten yoruldum ama sen duymaktan yorulmadın. Devrim, başını kaldır." dedi güven verici sesiyle. Her şeyi baştan anlatacaktım. Bunun ne kadar süreceği önemli değil. Abim beni canı gönülden dinler.

"Abi hani Hülya'ya yaşadıklarımı yazıyordum ya." deyip durdum abimin bir tepki vermesini bekliyordum.

"Ee, ne olmuş?"

"Telefonumu bana verdiğin zaman yazmak için açtığımda mesaj geldi."

"Nasıl mesaj geldi?"

"Galiba Büşra teyzeler hattın satılmasına onay vermişler."

"Kimmiş bu peki?"

"Bilmiyorum, sadece dertleştim. Önceki mesajlarım ona gitmiş o da haliyle merak edip yazmış."

"Sonuç? Belli ki o konuşma bir yere varmış ki sen böyle eteklerin tutuşmuş şekilde buradasın."

"Sonuç şu abi, yarın akşam dini nikahın kıyılacağını söylediğimde şey dedi." durdum burası can alıcı yerdi.

"Ne dedi?"

"Şey, eşyanı topla seni alacam dedi?"

"Ne? Ne dedi ne?"

Sesinde ne var çözemedim. Sinir yok, öfke yok, sesini de yükseltmedi hakim oldu kendine.

"Abi ben sana en iyisi mesajları göstereyim." dedim mesajları açıp telefonu abime verdim.

Stres dolu dakikalar peş peşe geliyordu. Elimle oynamaktan parmaklarıma zarar verecektim. Abim dikkatle tüm mesajları okudu. Bakışlarım yerde abimden gelecek yorumları bekliyordum. Keşke ilaç kısmını silseydim. Ama bunun için geç kaldım. Farkında olmadan abimin dizine koyduğu elini seyre dalmıştım. Orası tüm odak noktam olmuştu ve odak noktamda bir hareketlilik oldu. Abim elini yavaşça sıktı. Onu sinirlendiren bir durum vardı o durumun benim ilaç mesajımdan kaynaklı olduğuna bahse varım.

"Devrim bu okuduğum şeyin yalan olduğunu söyle."

Abimden bunu beklemiyordum. Böyle bir başlangıç kurmamıştım. Sertçe yutkunup abime cevap verdim.

"Neyin abi?"

Başını bana döndürdüğünü hissediyordum ama buna karşılık verecek kadar cesaretli değildim.

"Bana bak Devrim." dedi ona bakamayacağımı anlayınca eliyle çenemi tutup bakışlarımızı birleştirdi. Bakmaya çekindiğim o yeşiller korktuğum ifadeyi almıştı. Kan çanağına dönmüşlerdi...

"Sen canına mı kıyacaktın? Bu karşı taraftaki, mesaj atmasaydı eğer ben bu akşam eve geldiğimde kardeşimin, canımdan çok sevdiğim kardeşimin..." durdu derin bir nefes alıp devam etti "Cenaze töreniyle mi karşılaşacaktım?" dedi hüzün dolu ve buruk sesiyle.

Evet, tam da tahmin ettiğim yerdi. Kesinlikle o kısmı silmem gerekiyordu. Niye akıl edemedim bilmiyorum. Elimde olmadan sağ gözümden yaş aktı. Belki de yapacaktım belki de yapmayacaktım bilmiyorum. O anki ruh halim bana her şeyi yaptırabilirdi.

"Devrim, cevap ver güzelim. Bana bunu yapmayacağını söyle, sen mesajı yanlış okudun de abim."

Abimin de gözlerinde yaş akmaya başladı "N'olur güzelim buna ihtiyacım var."

Cevap veremedim, nasıl verecektim? Yavaş yavaş akan gözyaşlarım hızlanıp ardınca gelen hıçkırıklarıma eşlik ediyordu. Daha fazla dayanamayıp abimin göğsüne doğru sarıldım. Sakladım kendimi oraya.

Hıçkırıklarımla nefesim darala darala "Abi bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum." dedim. Kollarıyla sımsıkı sarıldı bana. İçim huzurla doldu onun varlığı benim dayanağım.

İçim rahatlayınca bıraktım abimi elimle gözyaşlarımı silip iç çekip "Şimdi ne yapacaz abi. Fikrin ne?"

Abim telefonu alıp şifreyi girdikten sonra konum kısmına girdi. Şu an ki konumumuzu ona attı.

Bana bakıp "Bakalım dediklerinde ne kadar ciddi." dedi göz kırparak.

"Abi peki gerçekten de gelirse onunla mı gidecem. Sonuçta..."

"Devrim, eğer bu kişi yazdıklarında ciddiyse ondan bir zarar geleceğini düşünüyorum ve ben kardeşimin burada kalıp canına kıymasını istemiyorum. Ben kardeşimi kaybetmek istemiyorum. Ne olacaksa olsun. Sen iyi ol da diğer şeyler halledilir. O tefeci de havasını alır. O kurduğu odayı kabuslarında dahi göremez."

Eğer gelirse onunla gidecektim. Peki kimdi bu erkek mi, adı ne, sanı ne , cismi ne, Kayseri'den kalkıp buraya gelecek. Mesaj yazdığında ona soracaktım. Kimdir, Neyin nesidir?

"Hadi git uyu güzelim. Yarın zorlu bir gün olacak."

Başımı sallayıp yataktan kalktım. Tam gideceğim sırada abim kolumdan tutup beni kendine doğru çekti. Başını yana çevirip yanağını gösterdi. Ne istediğini anlamıştım tebessüm ederek yanağına doğru eğilip öptüm onu. Oda alnımdan öpüp telefonumu bana uzattı. Telefonu alıp odadan çıktım.

Odama gidip derin bir nefes aldım. Ama aklımda bir sürü sordu vardı. O kişiyi de zor duruma sokuyordum. İşin sonu nasıl bitecek bilmiyorum ama Rabbim bunu yazmışsa vardı ucunda hayırlı bir son. Odamın kapısını kilitleyip yatağıma uzandım. Uyku yavaştan tüm vücudumu sarmaya başlamıştı. En sevdiğim şeylerden biriydi. Zor uyuyan biriydim uyuduğum çoğu zaman da kabus görürdüm. yorgunluktan mest olduğum zamanları severdim işte o zamanlar düşüncelerden uzak rahat bir uyku çekiyordum.

***

"Abla, abla, kapıyı aç. Sana paket var. Ya abla uyansana."

Gözlerim odaya giren güneş ışığından dolayı kamaşmıştı, gözlerimi açamıyordum. Ellerimle gözlerimi ovalayıp "Ne oldu ablacım?" diye sordum.

"Hele şükür abla. Paket var sana."

Ne paketi bu saatte? Yataktan kalkıp kapıyı açtım. Murat elindeki paketi uzatıp "Sana abla." dedi.

Elindeki paketi alıp "Tamam ablacım." dedim yüzüme gülümse yerleştirerek. Onların olabildiğince az etkilenmelerini sağlamaya çalışıyordum çünkü onlar çocuk. Çocukların ruhu masumdur böyle şeyleri ne anlayabilirler ne de kaldırabilirler. Keşke hep çocuk kalsaydım. En azından babam beni dövdüğünde iyiliğim içindir deyip geçiyordum. Çünkü babalar evlatlarını severler, korurlar. Ben öyle sanıyordum, keşke öyle sanmaya devam etsem. Olamazdı, yapamazdım. Bu kadar acıyı daha fazla ne kadar kaldırabilirim bilmiyorum. Bir yerde patlak verecem ama nerede?

Tekrar kapıyı kilitleyip paketi açtım. Beyaz saten bir elbise. Elbiseyi biraz daha inceledim. Saten olduğu için çok bir işlemesi yoktu kollarında sıra sıra dörderli düğmeler, uçuş uçuş bir elbiseydi. Kısacası cenaze elbisem çok güzeldi. Paketin altında elbisenin renginde eşarp da vardı. Ütüne de not yazılmıştı.

Bu sana nikah hediyem ormanım. Gözlerinde kaybolduğum, Devrimim, odanı hazırla. Ha bir de sana aldığımı akşam giy tamam mı? Eminim sana çok yakışacaktır.

Osman BADILLI

Bu tefecinin notları sinirimi bozuyordu. önceki aldığı paket hala odanın bir köşesinde açılmayı bekliyordu. Onu da yerden alıp o paketi de açtım. Aldığı şeyle göz göze gelmem ve o paketin elimden kayması bir oldu. Bu kadarı da fazlaydı. İnsan bunu nasıl alır ya. Bir de yine not yazmış.

Yeşilin yakıştığı tek kadın. Yani benim kadınım. Halvet akşamı bunu giy.

Osman BADILLI

Utanmadan bu notu da yazmış. Tehdit savuran birinden ne beklersin ki. Gönderdiği şey koyu yeşil renginde saten bir gecelik. İki kutuyu da üst üste bırakıp bazamın yanına bıraktım. Telefonumu elime alıp yatağıma uzandım. Telefonumu açtığımda dikkatimi çeken şey saatin bire geliyor olmasıydı. Sonra ise ondan mesaj gelmiş olması. Heyecanla telefonu açtım ama hala içimden Şaka yapmıştım sen harbiden de konum attın demesini bekliyordum.

Nur-u Hülya'm: Abinin kardeşinin göz göre göre o tefeci bozuntusuyla evlenmesini istemediğini ve bunun için elinden geleni yapacağını biliyordum.

Nur-u Hülya'm: Sen de eşyalarını hazırla Devrim.

Mesajları okuduğumda çevrim içi olduğunu gördüm hemen mesaj yazdım.

SİZ: Madem geleceksin kimsin sen? Adın ne mesela?

Mesajım anında mavi tik oldu, sonra yazıyor oldu.

Nur-u Hülya'm: Haklısın kiminle nasıl bir yolculuğa çıkacağını bilmek istiyorsun. O yüzden sorularına yanıt alacaksın Devrim.

Nur-u Hülya'm: Adım Alpaslan.

Olamaz, bu olamazdı gerçekten de erkekti. Günlerce karşı cinsle mesajlaşmışım. Peki kaç yaşında, kalkıp buraya gelecek kadar delirmediyse büyük biri olmalı. Belki de evlidir.

Nur-u Hülya'm: Sadece adımı mı öğrenmek istiyorsun?

Nur-u Hülya'm: Yoksa bir şey mi oldu? Neden yazmıyorsun?

Nur-u Hülya'm: İyi misin Devrim?

SİZ: Peki kaç yaşındasın?

Nur-u Hülya'm: Yaşım mı?

Nur-u Hülya'm: 28

28 mi? Abimden de büyük ve tanımadığı birini kurtaracak kadar cesaretli biri.

SİZ: Sen abimden de büyüksün. Sana ne diyim şimdi abi mi?

Nur-u Hülya'm: Sen bilirsin istersen amca de.

SİZ: Yok amca da çok yaşlı olur.

Nur-u Hülya'm: Sen bilirsin, sana kalmış.

SİZ: Peki bu kadar bilgi benim için yeterli daha fazlasını kaldıramam. İzninle şu zaman çabuk aksın diye biraz daha uyumaya ihtiyacım var.

Nur-u Hülya'm: Peki. Kendine dikkat et Devrim ve o boşluğa bir daha düşme tamam mı?

Nur-u Hülya'm: Boşluğa düşmek o kadar kolay olamamalı. Öyle olsaydı eğer Peygamber Efendimize ilk vahiy geldiğinde o da o boşluğa düşerdi acaba ben deliriyor muyum diye?

Nur-u Hülya'm: Korkma Devrim inan sana zarar vermek gibi bir niyetim yok sadece iyi olmanı istiyorum.

SİZ: Verdiğin örnek için teşekkür ederim.

SİZ: Niyetinin iyi olduğuna inandım merak etme, ondan yana bir şüphen olmasın.

SİZ: Bir de niyetin kötü değilse neden bu kadar üstüne düştün? Yani demek istediğim görmezden de gelebilirdin.

Nur-u Hülya'm: Rica ederim.

Nur-u Hülya'm: Bir kızın daha göz göre göre ailesi yüzünden yok olmasına izin veremezdim.

SİZ: Anladım.

SİZ: Senin mesleğin ne? Belli ki benim durumuma düşmüş birçok kişi gördün.

Nur-u Hülya'm: Evet senin durumuna düşmüş bir çok kişi gördüm. Mesleğim ben de kalsın.

Nur-u Hülya'm: Sen de uyu Devrim. Uzun ve yorucu bir gece seni bekliyor. Eşyalarını da hazırla.

SİZ: Peki kalbi güzel insan. Kendine çok dikkat et olur mu? Allah'a emanet ol.

Nur-u Hülya'm: Sen de Devrim.

Şimdi ne olacaktı? Hem karşı cins hem de abimden büyük. En fazla ona da abi diye seslenirim. Ne olacak ki? Ben onu bunu bırakayım da eşya ne götürecem? Neye yerleştirecem? Stresten dudağımın kabuğunu kemiriyordum. Birini sert çekmiş olmalıyım ki az da olsa kanadı.

Zaten kanım yok. Yeteri kadar kan kaybettim. Kan değerlerimin ve kanımın yerle bir olduğuna adım kadar eminim.

İçimden buna da sabır çekip yataktan kalktım. Hesaba katmadığım şey ani kalkışımla başımın dönmesi bir oldu. Tekrar yatağıma oturdum.Hala başım dönüyordu ve acıkmıştım. Kansızlık üstüne açlık da gelince baş dönmesine sebep oldu. Eşyalardan önce kanımı doyurmalıydım.

Odamdan çıkıp mutfağa doğru gittim. Annem mutfaktaydı ve kahvaltı hazırlıyordu.

"Hayırdır anne kahvaltı kimin için?" diye sordum.

Annemle göz göze geldiğimde anladım ki o da uyumamıştı. Onun da gözleri kan çanağına dönmüştü. Boynuna sarılıp bir tur da onun yanında ağlamak istiyordum. Annem gözlerindeki yaşı elinin tersiyle silip "Sana ve abine hazırladım kızım." dedi ağlamaklı çıkan sesiyle.

Durduramadım ne kendimi ne de gözyaşlarımı. Sarılıp ağladım annemin omzunda. Saçlarımı okşadı hiç ayrılmak istemiyordum ondan. Beni sevdiğini, iyiliğimi istediğini biliyordum ama keşke babama karşı gelebilse ona baş kaldırabilse.

"Bensiz mi sarılıyorsunuz? Bu hiç olmadı güzellik."

Annemden ayrılıp arkamı döndüğümde sırtını kapıya yaslayıp kollarını birleştirip bizi izleyen abimle göz göze geldim. Tebessüm ederek ona doğru gidip "Hiç sensiz olur mu?" deyip sarıldım abime.

"Oğlum çay kaynıyor güzelce kahvaltınızı yapın."

"Tamam anne."

Annem mutfaktan çıkıncı annemin yere hazırlamış olduğu sofranın bir kenarına oturdum. Abimde çayı alıp tam karşıma oturdu. Ekmek poşetinden ekmek çıkarıp önce abime verdim biraz da kendime çıkardım.

Abim önüme koyduğum ekmeğe bakıp "O çıkardığın çok çok değil mi güzelim? Yazık midene, onu nasıl alacak?"

Önce ne kastettiğini anlamadım ama sonra düşen jeton abimin benimle dalga geçtiğini anladım.

"Canım çok istemiyor abi."

"Ama açsın güzelim. Biraz daha çıkar da ye."

Yemek konusunda umutsuz vakaydım. Çünkü yemek yemeyi hiç sevmezdim. Açlıkla baş edebileceğimi bilsem hiçbir şey yemezdim ama olmuyor her canlı gibi benim de yemeğe, enerjiye ihtiyacım var. Üşene üşene az da olsa yemek yemeye başladım.

"O şerefsiz yine ne yollamış?"

"Hı?"

"Paketi soruyorum güzelim, nerelere daldın yine?"

"Paket, pakette cenaze kıyafetim vardı abi. Çok güzel beyaz bir elbise."

Abimin içinden sabır çektiğini belli eden sesi çıkardı. Ne yani, ne demem gerekiyordu müstakbel kocam bana nikah kıyafeti mi yolladı diyim? Bir de abim diğer pakette ne yolladığını bilse o tefeci mezara abim de hapse düşer. Yok ben koruyucumu kaybedemem.

"O yazdı mı?"

İsmi meçhul olduğu için o demesi daha iyi. Şahıs da diyebilirdi.

"Yazdı... Abi."

"Söyle güzelim."

"Abi adı Alpaslan' mış."

"Hı, şimdi anladım sendeki bu gerginliği." Abim elindeki ekmeği bırakıp derin bir nefes alıp tekrar konuşmaya başladı. "Güzelim, onun kim olduğunun bir önemi yok ben okuduklarıma bakarım. Ondan bir zarar geleceğini düşünmüyorum Olur da öyle bir şey sezersen durma oradan da kaç. Kayseri bildiğin bir yer zaten. Hemen gelir alırım seni."

"Abi ben de onun kötü biri olduğunu düşünmüyorum ama..."

"Tamam bundan sonrasını söyleme güzelim.Ama kelimesini sevmiyorum çünkü ama kelimesi kendinden önce söylenen güzel cümleyi katleder. Öldürür o cümleyi."

"Peki abi. Ona da sana dediğim gibi abi derim."

"Öyle olacak tabi. Kaç yaşındaymış sordun mu bari böyle bir şey yapacaksa eğer yürek falan yemiş olmalı."

Abimin dediğine gülümseyip "28 yaşındaymış."

"Kesinlikle yürek yemiş."

Abimin söylediğine beraber gülüp kahvaltımızı yapmaya devam ettik. Kahvaltı yapıp beraber sofrayı kaldırdık.

Abim odasına gideceği zaman onu durdurup "Abi eşya ne götürecem, nasıl bir çanta götürmeliyim?"

"Hıı, benim sırt çantamı götür içine ne kadar eşya koysan iyi olur."

"Tamam abim."

Abimle beraber odasına gidip sırt çantasını alıp odama döndüm. Bir iki parça kıyafet, şal, yazma artık yurda ne götürdüysem bir benzerini çantaya koydum. Bazen diyorum büyük bir belirsizlik içinde onunla mı gitmeliyim ya da o tefecinin eline düşüp öleceğim günü mü bekleyeyim? Her şeyi bıraktım akışına ne olacaksa olacaktı. Ok yayadan çıktı bir kere.

Eşyaları halledene kadar içim içimi yeyip durdu ve ikindi ezanı okundu. Akşam ezanından sonra imam gelip nikahı kıyacaktı.

Babam eve gelip yine ateş püskürmesin diye o gelmeden hazırlanmaya başladım. Geceliğin olduğu kutuyu alıp dolaba yerleştirdim. Abim gelip görse kıyameti koparır.

Elbiseyi alıp üstüme çektim, saçlarım kısaydı. Ben bu evde saçımı hiç uzun kullanamadım ki. Sırf babam tutup çekmesin diye hep kısa kullandım oysa ben uzun saç hayranıydım. Çok severdim saçlarımı uzatmayı. Yurtta uzattım saçlarımı ama her yaz kestim babam çekmesin diye.

Yolladıkları beyaz eşarbı da taktım. Beyazlar içinde gözlerim kendini çok belli ediyordu. Yeşillerle beraber kızıllarda eşlik ediyordu. Aynada durup yansımama baktım uzun uzun. Belimi ince gösteren zarif bir elbise, gözlerimi ortaya çıkaran bir eşarp ve içim bin parça olan ben, keşke ayna içimdekileri de gösterseydi. Dışarıdan tek parça içeri girince bin parça. İster istemez gözlerimden yaş geldi. Dayak yemesen de aklımdan kuruntular geçtikçe de ağlıyordum.

Kapım tıklanınca kim diye seslendim.

"Benim güzelim."

Gelenin abim olduğunu anlayınca hemen kapıyı açtım. Abim odaya girince bir an duraksadı. Ona anlamamış bir ifadeyle bakarken o beni baştan aşağı süzüyordu.

"Kız bu ne güzellik böyle, nutkum tutuldu resmen."

Abimin dediğine güldüm. Gerçekten de büyülenmiş gibi bakıyordu.

"Ne için geldiğimi unuttum kızım ya?" deyip "Hah! Aklıma geldi." deyip cebinden bir kart çıkarıp bana uzatıp "Al bunu güzelim. Neye ihtiyacın olursa buradan harca.Bu da nakit. Üstünde kalsın."

Akmaya hazır olan gözlerimin dolduğunu hissediyordum. Abime sarılıp "Çok sağ ol abi. Seni çok seviyorum. Sen bu hayattaki yaşama sebebimsin."

Abim bizi ayırıp alnımdan öpüp öyle durdu kokumu içine çekip "Benim mis kokulum. sen benim kıymetlimsin, göz bebeğimsin. Tabi ki de elimden ne gelirse onu yapacam. Şimdi bunları al çanta koy. Akşama az kaldı, son hazırlığını yap. Ona da mesaj at elini çabuk tutsun yoksa buradan sayamayacağım kadar ceset çıkar. Bunlardan biri ben de olabilirim."

"Nasıl yani?"

"Şöyle güzelim ben bu tefeciyi öldürürsem bunun ahpapları da beni öldürür."

"Sakın abi, sakın öyle bir şey yapma."

"Bakarız."

Şu kelimeden abim sayesinden nefret ediyordum. Ne desem bakarız diyordu. Bir gün de geçiştirmezse olmazdı zaten. Abimin elindekileri alıp çantama yerleştirdim.

"Ben içeri geçiyorum güzelim."

"Tamam abim."

Abim kapıdan çıktığı gibi kapıyı kilitledim. Telefonu elime alıp ona mesaj yazdım.

SİZ: Nikah akşam ezanından sona kıyılacak.

SİZ: Haberin olsun.

SİZ: Ne olu, şakaydı de ya. Gelmedim de.

SİZ: Böyle bir delilik yapmadım de. Hala bunu düşünüyorum.

Saniyeler içinde mesajlarım mavi tik oldu. Telefonun başında nöbet mi tutuyorsun be adam?

Nur-u Hülya'm: Bilgi için sağ ol Devrim.

Nur-u Hülya'm: Şaka falan yapmıyorum. Geldim Bitlis'e.

Nur-u Hülya'm: Düşünme o zaman Devrim. Amacım seni kandırmak olsaydı bunu en başta yapardım.

SİZ: Beni kandırdığını düşünüyorum ama gelmedim şakaydı demeni isterdim.

Nur-u Hülya'm: Öyleyse bu isteğin yerine gelmeyecek çünkü çok geç kaldın.Boş deseydin de dinlemezdim seni.

SİZ: Af edersin ama sen ne çeşit bir manyaksın. Hiç mi korkmuyorsun olacaklardan. Ben düşünmekten kafayı yiyecem.

Nur-u Hülya'm: Düşünüyorum ama iyi yönde. Sen de o güzel aklını yiyeceğine sakinleşip valiz hazırla.

Valiz mi? Yok artık ben eşyaları çantaya sıkıştırdım o valiz diyor. Neyse ya gereksiz bir detay zaten. Daha mühim meseleler var.

SİZ: Eşyalarımı hazırladım.

Nur-u Hülya'm: Güzel.

Nur-u Hülya'm: Benim bir kaç işim kaldı Devrim. Sana sonra dönsem olur mu?

SİZ: Olur.

Telefonu kapatıp yatağın üstüne bıraktım. Az kalmıştı, gelirse bu esaretim bitecek. Onunla gidersem nasıl olacaktı. Ne yapacaktım orada? Düşünme Devrim düşünme.

Ve benim korktuğum an geldi. Akşam ezanı okundu. İmamla beraber o tefecinin gelmesi an meselesiydi.

"Çık kız odandan. Sabahtandır bir şey demiyorum. Sen de bunu fırsata çevirdi. Çık kız odadan, yoksa seni o odaya gömerim."

Keşke gömsen baba keşke bunu yapabilecek cesaret olsaydı sen de. Önceden olsaydı gözünü kırpmadan yapardın. Ama şimdi yapamazsın çünkü para ediyorum senin hayatta kalman için benim de hayatta olmam gerekiyor. Kapıyı tekmelemeye başlayınca daha fazla ilerlemesine izin vermeden kapıyı açtım.

Beni görünce "Vay Devrim hanım vay. Kendine bakınca güzel kızsın bunu kocana da kullan. Kullan ki kölen olsun."

"Baba. Sen ne diyorsun zaten kızı zorla veriyorsun bir de üstüne dediğin şeye bak."

"Sen karışma Mustafa, ben sana evde olamayacaksın demedim mi?"

"Bir şey yapmayacam baba. Hem ne yapabilirim ki?"

"Onu bilmem artık Mustafa Bey aklınızda bir çok tilki var onları zaptedemiyoruz. İnşallah aklından bir şeyler geçmiyordur."

"Hadi geçin içeri."

Herkes babamın dediğini ikilettirmeden yaptı. Tekli koltuklardan birine oturup ellerimle oynaya başladım. Yavaştan streslenmeye başladım. Nefesim daralıyordu, yüzümün yandığını hissediyordum. Alpaslan gelmezse cenaze kıyafetimle yeni hapishaneme gidecektim. ama gelirse de her şey değişir başına bela alır. O bunu göze alıyordu ama ben alamıyordum.

Kapının sesiyle herkes ayaklandı. Gelen onlardı,ayakları merdivende takılıp yuvarlansalardı ne olurdu acaba? Tefeci, adamları ve imam hepsi oturma odasına geldiler.

"İmam Efendi bir an önce şu nikahı kıyda sen yoluna bizde yolumuza gidelim."

"Şahitler kim olacak?"

"Arkanda gördüğün adamlar olacak İmam Efendi."

İmam Efendi bir bana baktı bir tefeciye içinden sabır geçirdiğine eminim. Daha fazla göz göze gelmemek için başımı eğdim.

"Gelin hanım ve damat şu sandalyelere otursunlar."

Hazırladığımız sandalyelere oturduk imam da tam karşımıza oturdu. Adamlarda koltuğa bizimkilerde boş buldukları yere oturdular. İmam dualar ve ayetler okumaya başladı, okumayı bitirdikten sonra "Kızım mehir olarak ne istersin?" diye sordu.

Mehir olarak ne isteyecektim? Duydum ki bu adam silahını çok severmiş. Benden nefret etmesi için ve kendimi koruma amaçlı silahını mı istesem? Olabilirdi hem tepkisini de ölçerdim. Herkesin gözü benim üstümdeydi bunu iliklerime kadar hissediyordum. Tüm cesaretimi toplayıp tefeciye bakıp "Mehir olarak belindeki silahı istiyorum."

Adam öfkeyle karışık gülümsedi ve tereddüt etmeden belindeki ince işleme silahını ellerimin arasına tutuşturdu.

"Var mıdır başka bir isteğin ormanım?"

"Yok." dedim.

Bakışlarımı elimde duran silaha çevirdim. Ağırdı silah, taşıyamıyordum. Silah mı ağırdı ben mi güçsüzdüm anlamıyorum.

"Kızım, sana soruyorum."

"Neyi imam efendi?"

"Mehmet oğlu Osman'ı zevceliğe kabul ettin mi?"

"Hı,o soru." Sertçe yutkundum. Yetişemedi galiba ya da son dakika vazgeçti. Umarım öyledir, ben zaten en başından kaderimi kabul etmiştim. Değişmesini beklemem hataydı. Tam imama cevap vereceği sırada kapı çaldı.

Yoksa o mu? Alpaslan... Gerçekten de geldi mi? Sözünde durdu mu? Kalbim hızla atmaya başladı.Nefesim kesilmeye başladı.

"Kimdi şimdi bu saatte boş ver çalar çalar gider."

"Murat, abicim git kapıyı aç. kim olacak komşu falandır."

İmam "Kızım cevap vermeyecek misin?" diye sorunca ne diyeceğimi bilemedim.

Salondan Murat'ın sesi geldi.

"Buyurun, kimsiniz?" durdu yine devam etti "Abi ne istemiştiniz?"

Gelmişti, Alpaslan gelmişti ve kapıdaydı. Ağlamak istiyordum. Bakışlarımı abime çevirdim, gülümsüyordu. Bende ona eşlik ettim. Yanımda varlığını belli etmek isteyen tefeci kolumdan tutup kulağıma doğru "Ne oluyor, eğer bir oyun oynuyorsanız hepinizi buraya gömerim." diye fısıldadı.

Eyvah, şimdi ne yapacaktım...

Bölüm sonu:)

Nasıldı?

Bir sonraki bölümü Alpaslan'dan okuyacaz.

Sağlıkla kalın...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

168okunma 14beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18